Yalnız Mesajı Göster

Arzı Kız ,Arzı Kız Kimdir ,Arzı Kız Hakkında

Eski 11-25-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Arzı Kız ,Arzı Kız Kimdir ,Arzı Kız Hakkında



Arzı’nın çığlığını duyan Abiy Aga, Asan ve bütün düğün halkı ile birlikte endişe ve telaş içinde derhal yalıya (deniz kenarına) koşup geldiklerinde maalesef artık Ali babanın gemisi Karadeniz’in dalgalan arasında ufka doğru yelken açmış, uzaklaşmaya başlamıştı bile Ne olup bittiğini gayet iyi anlayan halk şaşkınlık, çaresizlik, keder ve üzüntü içinde ufukta kaybolan yelkenlinin arkasından bakmaktan başka bir şey yapamamış, donakalmış zavallı ihtiyar Abiy Aga da, bu felaket karşısında yığılıp kalmıştı
Arzı’nın her zaman şen türküleriyle coşkun akan çeşme bile bu korkunç olaydan sonra yavaş yavaş suyunu azaltmış sanki Mishor halkının kederine Arzım kaderine ağlarcasına suyu göz yaşı gibi damla damla akmaya başlamıştı
Mishor’da çeşme başından kaçırılan bahtsız Arzı’yı Ali baba İstanbul’a getiriyor… O devirde dünyanın her tarafından zorla, kaçırılıp getirilen kızların büyük paralar karşılığında satıldığı esir pazarları varmış Beyler, paşalar haremleri için buralardan cariyeler satın alırlarmış Zaman zaman padişahın harem ağaları da bu pazarı yoklar, saraya lâyık dilber cariyeler ararlarmış
İşte, güzel Arzı’da haydut Ali baba tarafından bu pazara getiriliyor Onu gören bir harem ağası tarafından çok beğenilerek ağırlığınca altın karşılığı satın alınıp, sarayda padişahın huzuruna çıkarılıyor, padişahın büyük hayranlığını kazanan Arzı derhal emrine bakıcılar tahsis edilerek hareme alınıyor Çok memnun kalan padişah Ali babaya ayrıca hazineden büyük ihsan ve bağışlarda bulunuyor
Altınlar, ipekler, nimetler içinde padişahın özel lütfuna mazhar olan Arzı’yı ise hiçbir şey memnun edemiyor, gönlünü alamıyor O yurduna, ana, babasına ve sevdiğine olan hasretinden her geçen gün daha fazla sararıp soluyor Haremde herkesten, her şeyden uzak içine kapanık yaşamayı yeğliyor Bir yıl içinde padişahtan olan oğulcuğu bile onun kederini, üzüntüsünü dağıtamıyor
Nihayet günlerden bir gün bahtsız Arzı yine büyük bir yeis ve üzüntü içinde kucağındaki minik oğlu ile sarayın denize bakan kulelerinden birine çıkıp kendini yavrusu ile birlikte denizin soğuk sularına atıyor Boğazın gümüş renkli dalgalan arasında kaybolup gidiyor…
İşte o akşam: Arzı kız kucağında yavrusu ile ” Deniz anası” olup Mishor yalısındaki çeşmesine çıkıyor Susuzluktan içi yanmışçasına kana kana su içiyor Çeşmesinin taşlarını hasret, muhabbet ve sevgi ile okşuyor Eski zamanlarda olduğu gibi yine deniz kenarında oturup derin düşüncelere dalıyor, neden sonra güzel yüzünü köyüne, evine doğru çevirip derinden, yürekten yanık bir ” ahh…”çekerek tekrar denizin dalgaları arasında kaybolup gidiyor…
O günden beri derelerden az mI sular aktı, az mı yıllar, asırlar geçti Lakin dilber Arzı hakkındaki bu efsane hatırdan hiç çıkmadı, unutulmadı, dillerde destan olup kaldı

Alıntı Yaparak Cevapla