Konu
:
Türk Mitolojisinde Güneş, Ay Ve Yıldızlar
Yalnız Mesajı Göster
Türk Mitolojisinde Güneş, Ay Ve Yıldızlar
11-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Türk Mitolojisinde Güneş, Ay Ve Yıldızlar
Türk Mitolojisinde Güneş
Ay ve Yıldızlar
Güneş
Türk mitolojisinde güneş
önceleri daha büyük bir öneme sahipti
M
S
763 de Uygurlar”Mani”mezhebini kabul edince yavaş yavaş “Ay” da büyük bir önem kazanmağa başlamıştı
Bununla beraber Büyük Hun Devleti vaktinde hem güneşe hem de aya ayrı ayrı saygı gösterildikten sonra kurbanlar kesildiğini de biliyoruz
”Türklerde güneş doğunun ay da batının sembolü idiler”
Tabiî olarak zaman zaman bütün bu düşünce düzenleri değişe durmuşlardı
Meselâ Teleüt Türklerine ait bir efsane de “Ay kuzeyin ve güneş de güneyin sembolü idiler”
Bu yönleme göğün en üst katında duran”Gök kartalı”nın duruşuna göre yapılmıştı
Söylendiğine göre “Bu kartalın sol kanadı ayı sağ kanadı da güneşi örtüyordu”
Bu duruma göre kartalın başının doğuya bakması gerekiyordu
Bu duruş da Türk mitolojisine uygun bir yönleme idi
Yine aynı efsaneye göre ay karanlıklar ve geceler diyarı olan kuzeyin; güneş de aydınlığın hüküm sürdüğü ve gündüzler diyarı olan güneyin sembolü idiler
Fakat eski Türklerde “Güneş doğunun sembolü idi”
Onlara göre güneşin doğduğu yön çok önemli idi
Esasen yönlerin söylenişinde kullanılan deyimler de hep güneşle ilgili idiler
Meselâ”Gün batısı” “Gün doğusu” gibi
Göktürkler yönlerini tayin ederlerken yüzlerini doğuya yani güneşin doğduğu yöne dönerlerdi
Bunun için de doğuya”İlgerü” yani”İleri”demişlerdi
Oğuz Destanı'nda da sabaha tan ağırmasına ve gün çıkmasına büyük bir önem verilmişti
“Bütün hayat o gün ve güneşle başlıyordu
Güneş battıktan sonra ise her şey duruyordu”
Böyle bir anlayış atlı Türkler ve savaş düzeninde yaşayan kavimler için normal görülmelidir
Altay bölgesinde yaşayan Türk Şamanlarının kapıları da daima doğuya açılıyordu
Halbuki normal olarak Türk halkları güneş görebilmeleri için kapılarını güneye açarlardı
Görülüyor ki dinî ve manevî bir görevi olan Şaman bu umumî kaideyi bozuyor ve eski din düzenine uyuyordu
Gerek Yakut Türklerinde ve gerekse Altay yaratılış destanlarında “Cennet ile hayat ağacı da doğu bölgelerinde bulunuyorlardı”
Türklerde genel olarak “Güneş-Ana”ve”Ay-Baba”deyimleri kullanılıyordu
Bu sebeple bütün masal ve efsanelerde güneşin dişi ve ayın de erkek olarak rol oynadığını görüyoruz
Önasya kültürlerinde de güneş dişi ve ay da erkekti
Tabiî olarak karşılıklı tesirlerin ne zaman meydana geldiğini kestirmek çok güçtür
Mısır'daki Türklerin menşei ile ilgili olarak anlatılan efsanede de “Güneş Saratan burcuna girdiği bir sırada suyu ve toprağı ısıtmağa başlıyor
Bu sular ile balçıklar bir mağarada toplanıyorlar ve mağara da onlara bir ana rahmi vazifesi görüyor
Bu balçıklardan meydana gelen Türklerin ilk atası da Ay-Ata adını alıyor”
Burada da güneş yine anne rolünü oynar gibidir
Fakat baba ortada yoktur
Yakut Türkleri ay ile güneşi iki ayrılmaz kardeş gibi kabul ediyorlardı
Onlara göre”Güneş Tanrısı”(Kün-Toyon) daha önemli idi
Yakut efsanelerinde “Ay ile güneşin aralarında kavga ettiklerini de görüyoruz
Büyük kahramanlar ve iyi insanlar genel olarak ay ile güneşin himayesinde idiler
Kötü ruhlar ise onlarla süresiz olarak savaş halinde idiler
Bu kötü ruhların bazan güneşi kovalayıp yakaladıkları da oluyordu
Güneş tutulması olayı böyle kötü ruhların güneşi mağlûp edip de ele geçirdikleri zaman meydana geliyordu
Yakutlar ay ve güneş bayramını da ilkbaharda yaparlardı”
Altay Türklerine göre “Büyük Tanrı Ülgen” ay ile güneşe dokunan bir dağda otururdu
(Bazı hikayelere göre ise) Tanrı Ülgen ay ile güneşin daha da ötelerinde idi
onun tahtı çok uzaklardaki yıldızlar üzerinde kurulmuştu
Esasen ay ve güneşi yaratan da yine Tanrı Ülgen idi
(Altay Türklerine göre) güneşin kırıntılarından meydana gelmiş ve insanlara daima iyilik getiren bir Tanrı da vardı
Bu Tanrının adı “Suyla”idi
Bu Tanrı insanları daima korur ve onların gök altında rahat ve huzur içinde yaşamalarını sağlardı
“Güneşin oluşu” ile ilgili efsaneler:
Aşağıda özet olarak vereceğimiz bir Altay efsanesi yine Altay Türklerinin”Türeyiş”efsaneleri ile yakından ilgilidir
Altay türeyiş efsanelerinde de önceleri sonsuz bir denizden b
aşk
a bir şey yoktu
Aşağıdaki efsaneye göre ise ay ile güneş bir ayna (Toli) dan b
aşk
a bir şey değil idiler
Cengiz Han'ın en küçük oğlunun adı da”Toluy” yani”Ayna”idi
Bu inanışa göre “Ay ile güneşin kendi kendilerine sahip oldukları bir güç veya kudretleri yoktu
Bunlar yalnızca Tanrı'nın verdiği ışık ve sıcaklığı yansıtmaktan b
aşk
a bir iş yapmıyorlardı
Nihayet bir maden parçası olan aynadan b
aşk
a bir şey değil idiler
Bu sebeple Şamanların ayna ile fala bakmalarını bu inanışlarla ilgili görenler olmuştur
” Şamanlara göre dünyada ne olmuş ve ne olacaksa her şey ve her olay bu aynaya vururdu
Tabiî olarak Şaman'ın elindeki ayna da ay ile güneşin bir sembolü idi
şaman elindeki bu güneşe bakarak falını açar ve gelecek hakkında fikirlerini söylerdi
Batı Sibirya kavimlerinden Ostyak'lar ise ellerine bir ayna bile almağa lüzum görmeden güneşe ve üzerindeki lekelere bakarak fallarını açarlardı
Şamanlar elbiselerinin üzerinde ay ile güneşin resimleri bulunan madenî pil'kalar da taşırlardı
Bunlar da hep fal açma ve sihir yapmağa yarayan aynı zamanda ayna yerine de geçen aletlerdi
Artık bu eşyaların nevileri Şaman'ın zenginliğine ve büyüklüğüne göre değişirdi
Yanlarında yerli aynalar taşıyan Şamanlar olduğu gibi; Çin'den getirilmiş ve üzerinde gökteki”Oniki burcun”resimleri bulunan ithal mallarına sahip olan Şamanlar da vardı
Güneşin oluşu ile ilgili Altay efsanesi şöyledir:
“Ne ay ne güneş varmış insanlar uçarlarmış
Uçanlar ısı verir ışıklar saçarlarmış
Nasıl olmuşsa birgün bir insan hastalanmış
Tanrı bir şey göndermiş göğün içinde yanmış
Aynaya benzer şeyler büyümüş büyümüşler
Onların ışıkları gökleri bürümüşler
Bunlar göklerde yanan ayla güneş olmuşlar
Yeryüzünde yaşayan insana eş olmuşlar”
Altay Türklerinin yukarıdaki efsanelerini Kalmuk'lar biraz daha değiştirerek şöyle anlatırlar:
“İnsanoğlu yaşarmış Tanrı'nın göklerinde
Ne suç ne günah varmış insanın köklerinde
İhtiyaç duymazlarmış ne ay ne de güneşe
Tanrıyla yaşarlarmış yokmuş gerek bir eşe
Tanrı onlara kızmış insana şekil vermiş
Dünyaya gidin demiş yeryüzüne göndermiş
Ne ısı ne de sıcak insan saçamaz olmuş
Tanrıya güneş için insanoğlu yalvarmış
Tanrı güneşle aya buyurmuş hep parlamış”
Türk mitolojisine göre “Gökte bir güneş ve bir tane de ay vardı”
Kuzey-Doğu Asya ve Moğol'larına gidildikçe onların mitolojisinde güneşin sayıları daha da çoğalır
Bu daha ziyade Budizm'in ve Güney Asya kültürlerinin tesiri ile meydana gelmiş bir inanç olmalıdır
Meselâ Çin mitolojisine göre 10 ve Hint mitolojisine göre 7 güneş vardı
Asya'nın kuzey-doğu uçlarında yaşayan iptidaî kavimler önceleri genel olarak”Üç güneş”in var olduğuna inanırlardı
Bu bölgede yaşayan Gold'lara ait bir efsaneyi burada vermeden geçemeyeceğiz:
Yer ile gök imişler ta ezelden akraba
Ayla güneş demişler:
Ah bunlar da ne kaba!
Hücum edip almışlar ayla güneşi gökten
Yerde zindan yapmışlar hapse koymuşlar kökten
Zalimmiş yer nedense onları hep ezermiş
İyi kalpli gök ise kendini hep üzermiş
Gök hemen kirpi olmuş göklerden yere inmiş
Yerle bahse tutuşmuş bahiste yeri yenmiş
Demiş: “Bana bir at ver ayna gibi çok parlak
Yer aramış denemiş mızrak at bulamamış
Güneşle ayı vermiş daha çok tutamamış
Güneşin “sıcaklık” ve ayın da “soğukluk” sembolü olması:
Altay Türklerinde genel olarak güneş sıcağın ve ay da soğuğun sembolü olarak görülür
İnsanların gündüzleri sıcaktan yanarken; geceleri de soğuktan üşümeleri bu inanışın doğmasına yol açan en önemli sebeplerinden biri olsa gerekti
Aşağıya özetini çıkardığımız efsane Altay dağlarının kuzeyinde yaşayan Teleüt Türkleri tarafından anlatılmıştır:”
Yeryüzünde yaşarmış büyük güçlü bir hakan
Güzel bir kızı varmış bayılırmı her bakan
Hakan demiş: “Kızıma lâyıktır ayla güneş
İnsanoğlu neyime nasıl olsun ona eş!
Almış kızını koymuş küçük bir çöpten eve
Ayla güneşi tutmuş indirmiş gökten yere
Ayın sabrı kesilmiş az bakmış pencereden
Yemekler buz kesilmiş fırlamış tencereden
Han'ın sözüne kanan güneş kapıdan bakmış
Gökyüzüne uzanan alevler evi yakmış
Hakan demiş: “Güneş ay insanların neyine
Kendini bir insan say dön kızım sen evine!”
“Güneşin yaratılışını”anlatan ikinci Altay efsanesinde de Budist tesirleri görebiliyoruz
Esasen Hindulara göre de ay erkek ve güneş de dişi idi
bu efsane de öncekini tamamlamaktadır
Anlatışta Budist tesirlerin açık olarak görülmesine rağmen hikâye Altaylıların inanç ve üslûpları ile erimiş ve yerli bir mitoloji haline gelmiştir:
Bay Tanrı Oçirvani bir gün bir ateş bulmuş
Ateşi kılıcının hemen ucuna koymuş
Bu ateşi çevirmiş kılıcının ucunda
Güneş hemen belirmiş ta göklerin burcunda
Soğuk sulara kızan Tanrı kılıcı vurmuş
Ay gibi topraklaşan sular gökte ay olmuş
Ay
“Ay'ı kurtlar yakalar
iyice bir yolarmış
Ay
eve gidip yatar
yarası kan dolarmış!
”
Türk - Altay Efsanesinden
Ay - Dede ile Öksüz kız efsanesi Ay –
Dede ile Yedi başlı devin savaşı
Ay-Dede'yi yiyen kurtlar
Yıldızlar
“Kubbesini sert göğün
gezegenler delmişler
Soğuklar öğün öğün
Yeryüzüne gelmişler!
”
Yakut Türklerinin Efsanesi
Eski Türk dini
gerçekçi bir “Gök dini” idi
Eski Türklerde “Ülker” sözü
“Gezegen yıldızı” karşılığı idi
Sıcak ve soğuk havalar
yıldızların hareketine bağlıydı
Gezegenlerin
Kutup yıldızı etrafında dönmeleri
Dünyanin Kutup Yildizi Ekseninde Dönmesi
Diğer Yıldızlar ve Türkler
Türkler burçları da çok iyi tanırlardı
Türk Halk edebiyatında yıldızlar
KUTUP YILDIZI
“Derler Kutup Yıldızı
Gökteki bir kapıdan
“Aydınlatırmış bizi
nur verir üst yapıdan!
”
Eski Türk Efsanesi
Tanrı
dünya ile yıldızları Kutup yıldızına bağlamış
Kutup Yıldızı
”Parlaklık” sembolü
Kutup Yıldızının
bir “Demir ağaç” gibi düşünülmesi
Kutup yıldızının bir “At kazığı” gibi düşünülmesi
“At kazığı” Türkler için çok önemli bir aletti
Kutup yıldızının “Göğün kapısı” olarak düşünülmesi
Türklerin Kutup yıldızı ile ilgili inançları
yerli ve köklü idi
Gökteki Kutup yıldızına paralel olarak düşünülen
Yer altı âleminin merkezi ve Demir Kazığı”
KÜÇÜKAYI BURCU
“Ak
boz atlar çekermiş
Küçükayı burcunu
Tanrı kazığa germiş
dizginlerin ucunu!”
Eski bir Türk Efsanesi
Büyükayı
Küçükayı'nın “Yedi bekçisi”
Büyükayı
Küçükayı'nın “Yedi Düşmanı”
BÜYÜKAYI BURCU
“Büyükayı burcu da
azgın kurt imiş
Zincirlerin ucunda
gökler burca yurt imiş!
”
“Yedi Han” ve Büyükayı burcu
“Yedi aygırlar” ve Büyükayı burcu
TERAZİ BURCU
“Terazi burcu gökte
bir yay gibi durmuş
Avcıları da sözde
yılnız bu burç korurmuş!
ÜLKER BURCU
“Gör
Ülker savrulmuş
Uçukmuş tüne!
”
ZÜHRE YILDIZI
“Zühre yıldızı çıkar
çobanların korurmuş
“Tayları doğurturmuş
atlar esen dururmuş!
”
Türk Halk edebiyatında Zühre Yıldızı
Zühre yıldızı
“Atların koruyucusu”
SAMANYOLU
“Ortaasyalılara
Samanyolu yol olmuş
Rüzgardan atlılara
Avrupa hep kul olmuş!
”
Samanyolu
“Göğün dikiş yeri
Samanyolu
“Tanrının ayak izi
Samanyoluna “Ordu-yolu” denmesi
Samanyolu
avcıların “Kayak izleri”
Samanyolu “Kuş yolu”
alıntı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul