Konu
:
Türkler'in İlk Sahte Parası..
Yalnız Mesajı Göster
Türkler'in İlk Sahte Parası..
11-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Türkler'in İlk Sahte Parası..
tahoma">
Türklerin ilk sahte parası Çanakkale Savaşı sırasında "Muzaffer" isimli bir zabit tarafından yapılmıştır
tahoma">
Gönüllü olarak Çanakkale cephesine giden zabit (subay) adayı Mehmet Muzaffer Bey;in alayının otomobillerine lastik satın almak için bir gecede (1916 yılı baharı) yaptığı sahte 100 liranın ön yüzünü ekte gönderiyorum
tahoma">
evrak-ı nakdiyelerin basımında kullanılan kağıtın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş bütün gece oturmuş çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmıştı
Tüccara verdiği ve yutturduğu para buydu
O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arsında bir de şu ibare bulunuyordu: " Bedeli Dersaadet;te altın olarak tesviye olunacaktır
"
tahoma">
Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı: "Bedeli Çanakkale ;de altın olarak tesviye olunacaktır
" Onun burada altın dediği Çanakkale;de Mehmetçiğin akıttığı
altından daha kıymetli kanı idi
tahoma">
Olayın gelişimi
sahte paraya daha sonra ne olduğu vs
ile ilgili tamamını okumaya vakti olanlarınız için :
tahoma">
Alayın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı
Bunlar ise ancak İstanbul;dan sağlanabilirdi
O devirlerde bu gibi basit mübayalar için arttırma yapmak ilanlarda bulunmak ne adetti
ne de bunları kaybedilecek vakit vardı
Her şey "itimat" ile yürürdü
Muzaffer açıkgözlü ve becerikli İstanbul çocuğu olduğundan Karargah
gerekli malzemenin temin ve mübayaasına onu memur etti
İcabeden paranın kendisine itası içinde Erkan-ı Harbiye Riyaseti;ne hitaben yazılı bir tezkereyi eline verdiler
tahoma">
O yıllarda İstanbul;da otomobil ve kamyon nadir rastlanan vasıtalardı
Bunların lastikleri de yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı
Muzaffer aradı
uğraştı
nihayet Karaköy; de bir Yahudi de istediklerini buldu
Fiyatlar pek fahişti
ama yapacak b
aşk
a bir şey yoktu
Anlaşmaya vardı
Lazım gelen parayı almak üzere Erkan-ı Harbiye;ye gitti
Elindeki tezkereyi tediye merciine havale ettiler
Muzaffer az sonra yaşlı bir kaymakam Yarbayın huzurundadır
Kaymakam uzatılan tezkereyi okudu
Karşısında hazırol da duran ihtiyat zabitine baktı
İsteyeceği paranın miktarını sormadan
"Ne alınacak" dedi
" Oto kamyon lastiği" cevabını verilince bir an durdu
Sonra Muzaffer;e dik dik baktı :
tahoma">
" bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum
Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun
Haydi yürü git
insanı günaha sokma para mara yok!
tahoma">
Muzaffer selamı çaktı dışarı çıktı
Harbiye Nezareti;nin ( bugünkü hukuk fakültesi binası) bahçesinden dışarıya ağır ağır yürürken ne yapacağını düşünüyordu
Malzemelere Alay ;ın ihtiyacı vardı
Elindeki( Almanların verdiği) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi
Diğer malzemelerde mutlaka lazımdı
Kendisi bulur alır diye görevlendirilmişti
Malzemeyi bulmuştu fakat para yoktu
Eli boş dönemezdi
bir çaresini bulmak lazımdı
tahoma">
Muzaffer bunları düşüne düşüne Beyazıt Meydanı;na vardı birden durdu
Kendi kendine gülmüştü aradığı çareyi bulmuştu
tahoma">
Doğru tüccar Yahudi; nin yanına gitti:
tahoma">
" Paranın tediye muamelesi akşamüstü bitecek
ezandan sonra gelip malları alamam
gece kaldıracak yerim yok
Yarın öğleden evvel vapur Çanakkale;ye kalkıyor
yetiştirmem lazım
Onun için sabah ezanında geleceğim malları mutlaka hazır edin
"
tahoma">
Tüccar "peki" dedi
Muzaffer tam ayrılırken ilave etti
tahoma">
"Altın para vermiyorlar kağıt para verecekler"
tahoma">
Yahudi yine "peki" dedi
tahoma">
Ertesi sabah Muzaffer Merkez Kumandanlığından sağladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi;nin kapısındaydı
Ortalık henüz ışıyordu
Tüccar malları hazırlamıştı
Hava gazı fenerinin yarım yamalık aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi
Muzaffer bir yüzlük kaime ( yüz liralık kağıt para) verdi
Araba dörtnal Sirkeci;ye yollandı
Malzeme şat;a oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı
Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu
tahoma">
Üç gün sonra Yahudi elindeki yüzlük kaimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası;na gitti
Bozmadılar zira elindeki para sahte idi
tahoma">
Muzaffer
evrak-ı nakdiyelerin basımında kullanılan kağıtın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş bütün gece oturmuş çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmıştı
Tüccara verdiği ve yutturduğu para buydu
O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arsında bir de şu ibare bulunuyordu: " Bedeli Dersaadet'te altın olarak tesviye olunacaktır
"Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı:
tahoma">
" Bedeli Çanakkale ;de altın olarak tesviye olunacaktır
"
tahoma">
Onun burada altın dediği Çanakkale'de Mehmetçiğin akıttığı
altından daha kıymetli kanı idi
tahoma">
Sahte paraya gelince
tahoma">
Yahudi tüccar bunu mesele yapmadı
Yapmak mı istemedi
yapmaktan mı çekindi bilinemez
Ancak olay bütün İstanbul;da yayıldı
Dünyada emsali olmayan ve olmayacak olan bu hadise Şehzade Halim Efendinin kulağına kadar gitti
Şehzade hemen lalasını göndererek Yahudi tüccarı buldurdu
Yüzlük taklit evrak-ı nakdiyeyi bedelini altın olarak ödeyip aldı
Çok zarif sedef kakmalı
içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip
İstanbul polis okulundaki emniyet müzesine hediye etti
Bu emsalsiz parça müzede şeref mevkiinde muhafaza olundu
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul