|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk Ülküsü(Kavramlarıyla Birlikte)
GENÇLİK VE AHLAK
Milletlerin temeli ahlâktır Ordu, bilgi, teşkilât gibi şeyler ahlâktan sonra gelir Gerek Türk milleti olsun, gerek başka milletler olsun, ahlâkça yüksek oldukları zaman büyümüşler, ahlâk sağlamlıkları bozulduğu zaman da çürüyüp dağılmışlardır Roma, Îran, Bizans, Îspanya'daki Gotlar, Araplar ahlâklarının bozukluğu yüzünden battılar Dünkü Fransa, ahlâk bozukluğu yüzünden devrildi Türk tarihinde geçirilen sarsıntıların baş sebebi de ahlâkın gevşemesidir Her ne kadar bu gevşeme Türkümsüler, Dönmeler ve Devşirmeler yüzünden olmuşsa da, yine aynı sebepler ve aynı sonuçlar apaçık görülmektedir
Bir milletin, özellikle gençliğin ahlâkı önemlidir Çünkü milletin mukadderatı söz konusu olduğu yerlerde, onlar iş görecekler, kan dökeceklerdir Gençlik, kendini saran maddî ve manevî çevrede ahlâk disiplini, ahlâk örnekleri görürse, ahlâksızlığın dâima ezileceğinden gençlik, kendisine sözle ahlâkî telkin yapıldığı halde rüşvet, iltimas, dalkavukluk, haksızlığın hâkim olduğunu görürse, işte o zaman onda ahlâk buhranı başlar
Gençler, en çok öğretmenlerini örnek diye alırlar Öğretmen gevşek veya ahlâksız oldu mu, gençte ilk tepkiler başlar ve bu tepkiler her şeyi inkâra kadar gider
Öğretmen, ahlâk bakımından mükemmel bir insan olmalıdır Yani seçkin bir zümreden olmalıdır Halbuki bizde herkes öğretmen olmuştur Ne ilkokul öğretmenleri için, ne de ortaokul ve lise öğretmenleri için bir karakter seçimi yapılmamıştır Yalnız gerektiği zaman bir yoklama yapılmış, onda da çok kere haksızlık olmuştur Kim daha çok veya kuvvetli tavsiye mektubu getirmişse, sınavı o kazanmıştır Öğretmen olacak gençleri soy, karakter, aile bakımından gözden geçirmek gerekmez mi? Hattâ öğretmen olacak bir gencin soyu, bilgisinden daha önce gelmez mi? İşte bu önemli nokta tamamıyla ihmâl olunmaktadır Askerî okullara girecek öğrencilerin nasıl Türk soyundan olması şartsa, öğretmenlerin de Türk soyundan olması öylece şart olmalıdır Bundan başka, ahlâki özellikleri nedir, bazı zayıf tarafları var mıdır, öğrenci gözünde gülünç bir tip midir, bütün bunlara da dikkat edilmelidir Halbuki bunlara hiç dikkat olunmuyor ki, sonucun ne olduğu meydandadır
Gençlik, ahlâki bir çevre içinde yaşamalıdır, dedim Gençlik okulda, hayatta, sinemada, kitapta, plajda, sokakta, vapurda, tramvayda daima ahlâkın hâkim olduğunu görmelidir Gevşek bir öğretmen, kötü bir filim, zararlı bir kitap, bir plaj kepazeliği, sinsi bir yazı bazan herhangi bir gencin bu toplum için kaybolmasına sebep olabilir
Türk gençleri, millete kötülük edenlerin tepelendiğini, büyüklere heykel dikildiğini görmelidir Türk gençliği ata yâdigârı olan sebillerde rakı satıldığını, sinemalarda şehvet uyandıran filimler gösterildiğini, sağlık koruma yeri olan plajlarda türlü kepazelikler yapıldığını görmemelidir Mefahiri inkâr eden, yalancı ülkülerin propagandasını yapan, aileyi baltalayan yazı, roman, makale okumamalıdır Yoksa yalnız telkin vermekle, öğüt vermekle iş bitmez
Millî ahlâkın mezbahası olan bar, meyhane, balo gibi yerler ve güzellik kraliçesi seçimi gibi rezaletler Türkiye'de yasak edilmelidir Medeniyet bunlar değildir Bunlar medeniyetin kanalizasyonlarıdır
İstanbul'un seyyah şehri olmasını isteyenler, bunun ahlâkımızı da açacağı yaraları düşünemiyorlar Seyyah şehri demek, bir alay yabancı ve ahlâksız zenginin keyfini yapmak için açılmış sefahat ve fuhuş yuvaları ile dolu şehir demektir İstanbul'a para vermek, sefahat ve ahlâksızlık yapmak için bir sürü budala milyoner değil, eski tarih eserlerini görmek için ciddi bilim adamları gelmelidir Yabancı milyoner sefahat yaparken kaç tane Türk genci onları kıskanarak kendisini girdaba atacaktır, hiç düşünülüyor mu?
Sözün kısası: Kendimize dönelim Ahlâk, edebiyat, musiki, giyim, zevk, yemek, eğlence, hukuk, aile, görenek, gelenek ve her şeyde millî olalım
Milliyetçi dergiler ortalığı kapladıktan sonra, o paçavra gibi komünist şiirleri (!) ortalıkta azaldı Bir de şu caz denilen zenci musikisi, balo denilen Avrupa rezaleti, bar denilen Amerikan kepazeliği kalksa, hele şu tercüme kanunlar yerine millî örf ve ahlâkımızdan alınmış yasalar yapılsa, yâni tam manasıyla millî olsak ne olur biliyor musunuz?
Yine dünyanın birinci milleti oluruz
(Bozkurt, 7 sayı, 2 Temmuz 1942)
|