Konu
:
Osmanlı Arşivinin Bulgaristan'a Neden Satıldı!
Yalnız Mesajı Göster
Osmanlı Arşivinin Bulgaristan'a Neden Satıldı!
11-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Osmanlı Arşivinin Bulgaristan'a Neden Satıldı!
Mayıs 1931 tarihi içinde İstanbul Defterdarlığı
”Evrakı metrukeyi tasfiye etme” düşüncesi kapsamında Osmanlı döneminden kalan 1
5 milyon tarih belgesini okkası 3 kuruş 10 paraya kuru ot ve saman fiatına Bulgaristan’a sattı
-Türk Tarihi Arşiv belgelerini satma işini M
Tekfuryan adındaki bir ermeni şirket sonuçlandırdı
-Türkiye’nin her yerinde (il
ilçe
Köy) Osmanlı’dan kalan arşiv belgeleri yakıldı veya yok edildi
elden çıkarıldı
Yakılanlar arasında Arap harfleri ile yazılmış el yazması kuranı kerimler bile vardı
-Arşiv belgelerini satma işinin sorumlusu 1920’li yılların başlarından 1946 yılına gelinceye kadar devlet yönetiminin tepesinde bu
lunan Mustafa Abdülhalik Renda ve arkadaşlarının onayı ile gerçekleştirilmişti
-Ve Abdülhalik Renda
“ünlü bir masondu”
Tarihin gündeminde gerçekleştirilenler “Türk milletinin tarihini ihanet idi” ama bu suçlamayı yakıştırmayı hiç kimse üzerine almadı
-Tarih boyunca vilayet/ sancak merkezi olan SİS (Kozan) Arşavi de yakılarak yok edild
Mayıs ayı 1931 tarihi gelende İstanbul’un hali bir b
aşk
aydı
Kış aylarından yeni çıkılmış
parklarda lale çiçeklerinin kımızıdan sarıya her türlü rengi boy atıp serpilmişti
Karaköy’dan vapura binenlerin adalara doğru gidişi esnasında martıların süzülerek uçması
boğazın beyaz köpüklü dalgaları arasından yunusların birbiri ardı sıra fırlayarak atlamaları görenleri derin derin düşündürüyordu
Sirkeci sahillerinde ise insanlar bir koşturmaca ve telaş içindeydi
Köprü üzerinde oltalarını haliç’in sularına atarak kısmetlerine avlayacakları balıkların sayısı ile kendilerini avutanların durumu görülmeye değerdi
Sirkeci tren istasyonunda ise bir b
aşk
a telaş vardı o günlerde…Cağaloğlu yokuşundan aşağı doğru inerek tren istasyonuz önünde duran kamyonların üzerindeki yüklerdi boşaltmaya çalışan hamalların alınlarındaki terlerden anlaşılıyordu ki çok zahmetli ve ve yorucu bir yük taşıdıkları… O sırada Babıali yokuşunda yürümekte olan genç gazeteci İbrahim Konya’nın gözleri faltaşı gibi açıldı
Az önce Sirkeci’ye doğru giden kamyonların üzerindeki balyalardan kopan kağıt parcaları etrafa saçılmıştı
Altın sarısı kağıtların bir kısmı yerlerde sürünüyordu
Parçalanan ve ezilenler de vrdı
Onca telaş ve koşturmaca arasında sadeve İbranhim Hakkı efendi’nin dikkatini çekmişti kağıtlar…
… 4 Haziran günü sabahleyin Son Posta gazetesinin ilk sayfasında yer alan şu haber okuyucuların kaşlarını çatmasına neden oldu: “…Mayısın on ikinci Salı günü Sultanahmetteki Maliye evrak hazinesinin önünde (20–30) kadar araba sıralanmış kapının önüne büyük bir baskül konmuş
bir takım çemberlenmiş kâğıtlar tartılıyor ve hamallarla bu arabalara konuluyor ve Sirkeci istasyonuna taşınıyordu
Bu ameliye esnasında bunlardan birçokları da sokaklara dökülüp saçılıyordu
" Aslında gazetenin yazdıkları bir konuya parmak basmaktı
Sirkeciye doğru giden kamyonlardan savrularak yere düşen kağıt parçaları Osmanlı Arşiv belgeleri idi
Haberin yayınlanması üzerine Hükümetin haberi olmuş sevkiyat durdurulmuştu
Muallim Cevdet’in zamanın başbakanı İsmat Paşa’ya yazdığı duygusal mektup ve konunun TBMM’de gündeme getirilmesi üzerine Arşiv belgelerinin taşınması ve satılması konusu tartışmalara neden oldu
İnsanları dehşete düşüren çelişkili gelişme ise Arşiv belgeleri M
Halim ve M
Tekfuryan adındaki bir Ermeni’nin sahibi olduğu şirket tarafından satıl alınmış ve Bulgaristan’a satılmıştı
Bu durumda şu soru akla geliyor:-Neden bir Ermeni şirket Arşiv belgelerini alıyor
ve neden Bulgaristan’a satılıyor! Aslında Arşiv belgelerinin satılması olayının aylar önce başlayan gelişmesi yaşanmıştı
İsmet İnönü Hükümeti’nin Maliye Bakanı Abdülhalik Renda’nın emirleri çerçevesinde “Evrakı Metruke’nin Tasfiyesi” (işe yaramaz evrakların/belgelerin elden çıkarılması) düşüncesi kapsamında İstanbul valiliğine bağlı Defterdarlık bünyesinde çalışma gösteren bir komisyon kurularak depolarda ve dolaplarda yer bulunamıyan ve artık “işe yaramaz” olan kağıt parçası evrakları ortadan kaldırmak gerekiyordu
Satış işi için 13 mayıs (1931) tarihinde gazeteleri ilan verilmiş
kısa bir zaman sonra 21 Mayıs (1931) tarihinde de sonuçlandırılmıştı
Satılan evrakların tutarının 120 balya ve 400 sandık civarında olduğu anlaşıldı
Satış işi mayıs 1931 de gerçekleşmişti ama bu olaydan 9 ay önce Ankara’dan gelen bir yazı üzerine komisyon kurularak ve işe yaramaz belgeler ayıklanarak satılması istenmişti
İstenmişti ama kurulan komisyon bir türlü hangi evrakların elden çıkarılacağına karar verememişti
Gelişmeler sonrası TBMM’de Arşiv belgelerinin satılması konusundaki tartışmaya cevap veren Maliye Bakanı’nın şu sözleri sözleri tutanaklara yansımıştı: “Yeni harflerin kabulü münasebetiyle bu evrakın kıymeti tarihiyeye haiz olmayanlarını yakmak mevzubahis oldu
Vekalette düşünüldü ki bunlar imha edileceğine
memleket dahilinde şuraya buraya atılacağına kağıt fabrikalarına satalım dendi”
Güya burada Maliye Bakanı kendini savunuyor
İstenirse Bulgaristan evrakların hepsini olduğu gibi gönderebilirmiş
Ve satış işlemi sonrası anlaşıldı ki evraklar/belgeler Defterdarlık önünde kurulan baskül/kantar ile tartılmış ve okkasına 3 kuruş 10 para değer biçilmişti
Ve de satılan evrakların miktarı ise 120 balya ve 400 sandık civarında idi
Ağırlığı kantar ölçümleri sonucu 40 ton civarında idi
Özetli Osmanlı döneminden kalan tarih evrakları “kuru ot ve saman fiatına” elden çıkarılmıştı
Bahanesi de hazırdı “Yeni harflerin kabulü münasebetiyle”
TBMM’deki tartışmalar sonrasında kendisini savunan Maliye Bakanı “ mevcut evrak tetkik edilmiş işe yarayanlar ayrılarak yukarı kata konulmuş ve mütebaki (geride kalan) işe yaramayanlar da satımlık için ayrılmıştır”… Sirkeci’den yola çıkan kara trenin “çuf çuf” sesleri istim üzerinde etrafına dağıttığı kara bulutlar bir bir savruldu
Güzergah belliydi
önce Edirne ve daha sonra da Bulgaristan sınırı…Daha da ilerde Bulgaristan’ın orta yerindeki Sofya
Türkiye’den gelen arşiv evrakları vagonlardan dikkatle indirildi
Bulgar yetkililer “Cyril ve Methodist” adı verilen tarihi binanın veya kütüphanenin deposuna taşıdılar Türkiye’den gelen evrakları
Balyaların çemberleri açıldı
Dosyaları tutan ipler çözüldü ve zarflar veya dosyalar içindeki evraklar bir bir çıkarılmaya başlandı
“Türkler kendi arşiv belgelerini kuru ot fiatına satarak elden çıkarmışlardı
Benzer şekilde Türkiyenin her yerinde yerel arşiv belgelerinin elden cıkarılması calışmaları başladı
Sis-Kozan şehir arşivi de yakıldı
Türk Ermeni ilişkileri aile kökenleri hakkındaki belgeler yok edilmiş oldu
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul