Konu
:
İstanbul'un Fethinde Açık Kapı Efsanesi
Yalnız Mesajı Göster
İstanbul'un Fethinde Açık Kapı Efsanesi
11-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
İstanbul'un Fethinde Açık Kapı Efsanesi
Tarihçi Erhan Afyoncu
İstanbul fethinin bilinmeyenlerini yazdı
Bu yıl İstanbul'un fethinin 555
Yıldönümü
İstanbul'un fethi dünya tarihinin en büyük olaylarından biridir
Ancak Batılılar fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türkler'in eline geçmesini küçümsemek için İstanbul'un açık unutulan bir kapı yüzünden düştüğünü uydurup
kendilerini teselli etmişlerdi
Bu yıl İstanbul'un fethinin 555
yıldönümü
Ancak Batı hâlâ bu fethi unutamadı
Son Roma İmparatorluğu'nun b
aşk
entinin elimize geçmesini hiçbir zaman hazmedemediler
Batılılar fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türkler'in eline geçmesini küçümsemek için fetihten hemen sonra İstanbul'un açık unutulan bir kapı yüzünden düştüğünü uydurup
kendilerini teselli etmişlerdi
Kuşatma Başlıyor
Uzun bir hazırlık döneminden sonra 6 Nisan 1453'te Osmanlı ordusu Bizans surlarının önündeydi
6 Nisan gecesinden başlanarak surlar top ateşi ile dövülmeye başlandı
Surlarda yıkılan yerler
müdafiler tarafından hemen dolduruluyordu
7 ve 12 Mayıs tarihlerinde iki büyük saldırı gerçekleştirildiyse de
bir netice alınamadı
Bunun üzerine Osmanlı toplarının çoğu Topkapı-Edirnekapı arasına kaydırıldı ve saldırılar şehrin en zayıf bölgesinde yoğunlaştırıldı
Kuşatmanın uzaması
Avrupa'dan gelebilecek yardım yüzünden Osmanlı ordusunu zor duruma sokmuştu
Bu sırada Venedik donanması Ege'ye gelmişti
25 Mayıs'ta Bizans'a son kez teslim ol çağrısı yapıldı
Bizanslılar'dan şehri teslim etmek isteyenler oldu
Ancak İtalyanlar buna şiddetle karşı çıktılar
Bu sırada Macarlar'ın
yardıma geldiği haberleri Osmanlı ordusunun moralini bozmuştu
Tehlike büyüktü
Vezirizam Çandarlı Halil Paşa
baştan beri savunduğu kuşatmayı kaldırma fikrinde ısrar etti
Ancak Zağanos Paşa
Şehabeddin Paşa
Turahan Bey ve Akşemseddin saldırıya devam edilmesi gerektiğini söylediler
Büyük bir saldırıya geçilmesi için karar alındı
Askere şehir alındığında üç gün yağma izni verildiği duyurusu yapıldı
28 Mayıs 1453'te bütün orduya İstanbul'a yapılacak son saldırı için hazırlanmaları emri verildi
29 Mayıs sabahı gün ağarmadan genç padişahın emriyle savaş naraları atarak saldıran askerlerin sesleriyle son hücum başladı
Hiç durmadan çalan mehter askeri coşturuyordu
Bizanslılar bu seslere karşılık vermek için şehirdeki bütün kiliselerin çanlarını çaldılar
Son Hücum
Osmanlı askerleri şehre dur-durak bilmeden saldırıyorlardı
Fatih ilk olarak azapları ve ordusundaki Hıristiyanlar'ı surlara saldırttı
Osmanlı ordusunun en seçkin birlikleri surlara saldıran askerlerin arkasında düşmanın yorulmasını ve sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlardı
Saatler süren çatışmaların ardından II
Mehmed son darbeyi vurmak üzere yeniçerileri savaşa soktu
Binlerce askerini arka arkaya şehit veren Osmanlı ordusu karşısında Bizans'ın dayanma direnci kalmamıştı
Şehre her taraftan saldırılıyordu
Ancak asıl savaş Topkapı-Edirnekapı arasındaki surlarda oluyordu
Fatih
şehrin en zayıf kısmı olduğunu anladığı Topkapı-Edirnekapı arasındaki surları günlerce süren top ateşiyle ve lağım patlatarak tahrip ettirmişti
Bu yüzden asıl hücum bu bölgeden yapılmaktaydı
Bir gülle parçası şehrin en büyük savunucularından olan Cenevizli Giustiniani'yi yaraladı
Adamlarının komutanlarını alarak Haliç'teki gemilerine gitmeleri
Bizanslılar'ın son direncini de kırdı
Bu sırada Topkapı civarındaki surlara çıkan Türk askerlerini gören Bizanslılar haykırarak şehrin iç kısımlarına doğru kaçmaya başladılar
Topkapı surlarında ardı ardına Türk bayrakları dalgalanmaya başladı
İstanbul bir anda "Şehir düştü
şehir düştü" sesleriyle çalkalanmaya başladı
Surlarda dalgalanan Bizans Kartalı ve Aziz Markos'un aslanı bulunan bayrakların yerini Türk sancakları almıştı
Şehrin savunması çökmüştü
Binlerce Türk askeri içeriye girmeye başladı
Bizanslılar evlerine
ailelerinin yanına giderken
bir kısım ahali ile yabancılar Haliç'teki gemilere kaçıyorlardı
Öğlen olduğunda şehir tamamen Türkler'in eline geçmişti
Açık Unutulan Kapı
İlk büyük Osmanlı tarihçisi
Hammer
'den
Romancı Stefan Zweig
'e kadar birçok Batılı tarihçi ve edebiyatçı İstanbul'un fethinin son safhasını şu şekilde anlatırlar;
"Surların arasında dolaşan birkaç Türk askeri Edirnekapı ile Eğrikapı arasında bulunan Kerkoporta (Cambazhâne) denilen yayalara ayrılmış küçük kapılardan birisinin aklın alamayacağı bir unutkanlık yüzünden açık kaldığını görürler
Diğer askerlere de haber verilir ve Türkler bu kapıdan girerek İstanbul'u fethederler
Herkesin unuttuğu bir kapı olan Kerkoporta
küçücük bir rastlantı
dünya tarihinin gidişini değiştirmiştir"
Bu bilgi sadece o sırada Midilli'de olan
yani şehrin fethini bizzat görmeyen
Dukas Tarihi
'nde vardır ve dönemin diğer kaynakları ile uyuşmaz
Dönemin Türk kaynakları ile Barbaro
Dolfin ve dönemin diğer Latin ve Bizans kaynakları incelendiğinde fethin son aşamasının hiç de bu şekilde olmadığı anlaşılmaktadır
Açık kapı söylentilerinin gerçekle alakası yoktur
Fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türklerin eline geçmesini küçümsemek için çıkarılmıştır
Bu rivayet Batı'da çok yaygındır
Ancak yerli ve yabancı tarihlerin çoğuna göre Türk askerleri bugünkü Topkapı'ya yakın bir yerden savaşarak şehre girmişlerdir
Nitekim bu bölgenin ismi de
surların gördüğü tahribat sebebiyle
fetihten sonra Top Yıkığu Mahallesi olarak anılmıştır
İstanbul'un Fethi Bize Büyük Bir İmparatorluğun Yolunu Açtı
İstanbul'un fethi genç padişaha sonsuz bir kudret ve otorite sağlamıştı
Fetih öncesi büyük karışıklıklar içerisinde çalkalanan Osmanlı Devleti bu fethin getirdiği büyük prestijle hem İslâm dünyasının en parlak devleti haline geldi
hem de düşmanları üzerinde psikolojik yılgınlık yarattı
Fatih fetihten hemen sonra iktidarını sınırlayan
Çandarlı
'yı görevden aldı ve bir müddet sonra öldürttü
Aynı şekilde hükümdarlığı üzerinde bir tehdit olarak gördüğü Osmanlı şehzadesi
Orhan Çelebi
de fetih sırasında ortadan kalkmıştı
Fatih'in veziriazamlarının sonuncusu hariç hepsi kapıkulu kökenlidir
Bu durum hükümdara aristokrat Türk ailelerinin nüfuzundan kurtulması imkânını vermiştir
Ancak her şey devşirmelere bırakılmamış
dinî
idarî ve malî bürokrasi Türk kökenlilerden teşkil edilmiştir
Böylelikle kapıkulları ile Türkler arasında bir denge kurularak devlet yönetiminde tek söz sahibinin padişah olması sağlanmıştır
Osmanlı tarihçilerinin en önemli ismi
Prof
Dr
Halil İnalcık
fetret devrinin gerçek bitişinin İstanbul'un fethi ile olduğunu söyler
İstanbul'un fethi öncesinde sallanan imparatorluk
fetihle kazandığı büyük itibar sayesinde dünya siyasetine yön verecek bir imparatorluk olma yoluna girdi
Halil İnalcık
fetih sayesinde II
Mehmed'in kendisini cihanşümul bir imparatorluğun temsilcisi olarak gördüğünü
mutlak ve hudutsuz bir iktidar kazandığını söyler
Bu durum merkeziyetçi devletin kurulabilmesini ve devamlı fütuhat faaliyetlerinde bulunulabilmesini sağladı
Fatih'in cihanşümul hakimiyet fikrinin temelleri geniş bir yelpazeden oluşuyordu: Türk-Moğol hükümdarlık geleneği
İslâmî hilafet telakkisi ve Roma imparatorluk fikri
Fatih
fetihten sonra kendisini Roma İmparatorluğu'nun yegâne varisi sayarak
Bizans İmparatorları ile akraba bütün sülaleleri (Trabzon Rum İmparatorluğu
Mora Despotları vs) ortadan kaldırmak için faaliyete geçmişti
Fatih'in şahsında Türk-İran-İslâm ve Roma hükümdarlık geleneklerini birleştiren Osmanlı padişahı tipinin doğmuştu
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul