|
Prof. Dr. Sinsi
|
Cumhuriyet Döneminde Din Siyaset İliskisi
———————
1- Bernard Lewis, Modern Türkiye Dogusu, (Çev Metin Kiratli), TTKY , Ankara 1996, s 263
2- Kemal Karpat, “Türkler (Cumhuriyet Devri)”, Islâm Ansiklopedisi (MEB); c XII/II , Istanbul 1988, s 395
3- Gotthard Juschke, Yeni Türkiye’de Islâmlik, (Çev H Örs), Bilgi Y , Ankara 1972, S 21
4- Bkz Çetin Özek, Devlet ve Din, Ada Y , Istanbul, ts , s 475
(IV)
(Hilafetin ilgasi  )
Geleneksel olarak Türk Kamu vicdaninda çok önemli bir yere sahip bulunan “Halifelik” müessesesi, saltanatin ilgasindan sonra islevsiz bir hale gelmisti Buna karsin yine de “Hilafet”, Ankara hükümetince büyük bir sorun olarak görülüyor, dahasi, bu “dini makamin” muhalefet merkezi olmasindan endise ediliyordu
Diger taraftan Mustafa Kemal, her ne kadar Halk Firkasi’ni kurarak Meclisin denetimini ele geçirmek için büyük bir girisim baslatmis ve Meclisin kontrolünü kismî olarak basarmissa da (1), Cumhuriyetin ilâni ve Mustafa Kemal’in Cumhurbaskani seçilmesi, Halifeyi devlet baskani durumuna getirmek amacini tasiyanlarda umut kirikligina yolaçmisti Özellikle de Refet Bey, Rauf Bey, Kazim Karabekir, Adnan Bey, Ali Fuat Pasa gibi Millî Mücadelede önemli görevler ifa etmis kisilerden bazilarinin Halk Firkasi içinde yer almalarina karsin yine de Hilafeti savunmalari, Halk Firkasi’nin bölünmesine yol açacak bir boyuta ulasmisti (2) Bunlarla birlikte, Meclis tarafindan Halife olarak seçilen Abdülmecid Efendi’nin varligi ve hareket tarzi ve Islâm dünyasinin ona gösterdigi ilgi ve teveccüh, “Ankara’nin “Hilafet Müessesini” büyük bir “engel olarak görmesine” sebeb teskil ediyordu
Cumhuriyet hükümetinin Hilafet taraftarlarina karsi ilk önlemi, Istanbul’a bir Istiklâl Mahkemesi kurulu göndermek oldu Bunu, Halife Abdülmecid Efendi’nin baskatibi ile Basvekil Ismet Pasa’dan ödenegi artirmasini istemesi üzerine Mustafa Kemal Pasa’nin Inönü’ye gönderdigi sifreli bir mesaj izledi Söz konusu mesajda Mustafa Kemal, Inönü’ye; “Halife ve bütün cihan bilmelidir ki, halife ve hilafet makaminin gerçekte din ve siyaset bakimindan hiçbir anlami ve hikmeti yoktur” diyor ve Abdülmecid Efendi’nin Istanbul’da yasamasi için Cumhurbaskani ödeneginden az bir ödenegin yetecegini, belirtiyordu (3) Ayrica yine Mustafa Kemal, “Halife kendisinin ve makaminin ne oldugunu sarih olarak bilmeli ve bununla iktifa etmelidir” diyordu Fakat Ankara, “hilafet” konusundaki bu tavrini açikça dillendiremiyor, hilafet yanlilarinin tepkisinden endise ediyor ve hilafetin kaldirilmasina yönelik bir “vesile” araniyordu
1- Bkz: Kemal H Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, Afa Y Istanbul 1996, s 313
2- Bkz: Çetin Özek, Devlet ve Din, Ada Y , Istanbul, ts , s 476
3- Bkz: Necdet Sakaoglu, “Abdülmecid Efendi”, Istanbul Ans , C I, Istanbul 1993, s 49-50 SÜRECEK
Bu noktada, TBMM’deki kimi üyelerin “Hilafet hükümettir” savi, “Hilafetin ilgasina yönelik atilmis bir adimdi Bu adimi hilafetin ilgasina yönelik bir baska girisim takip etti -Dünkü yazimizda da belirttigimiz üzere -Abdülmecid Efendi’nin TBMM tarafindan halife olarak seçilmesi, Islâm dünyasinda büyük bir sevinç ve istiyakla karsilanmis, pek çok “müslüman topluluk” tarafindan Halife Abdülmecid Efendi’ye çekilen telgraflarla “baglilik” bildirilmisti Iste “Halifelige karsi harekete geçmek için; Hindli Müslümanlarin liderlerinden Aga Han ile Emir Ali’nin, halifeligin muhafazasina dair Türk Hükümetine yazdiklari bir mektubun, Istanbul’da rejim muhalifi bir gazetede yayinlanmasiyla, aranan vesile bulundu Söz konusu mektup, “Hilafet makaminin dis devletlerin Türkiye’nin içislerine karisma vesilesi olacagi iddiasiyla”, Hilafetin ilgasi için çabalar yogunlasti
Bu çabalar çerçevesinde, 3 Mart 1340 (1924) günü aralarinda Seyh Efendilerin de yer aldigi elli üç mebustan olusan bir grup, TBMM Baskanligina “Hilafetin ilgasini” içeren bir önerge verdi Isin ilginç tarafi ise, “bir din müessesesi” olarak görülen “Hilafetin” ilgasina yönelik önergenin gerekçesinde de dini dayanaklarin ileri sürülmüs olmasiydi (4)
Hilafetin ilgasini içeren takrir’in Meclis Bakanligina verilmesinden sonra, saltanatin kaldirilmasina benzer bir sekilde uzun müzakerelere gerek duyulmaksizin 631 sayili kanun ile halifeligin kaldirilmasina ve Osmanli Soyunun (kadinlar da dahil) Türkiye Cumhuriyeti sinirlari disina çikarilmasina karar verildi
“Ertesi sabah safakta, üzgün Abdülmecid bir arabaya konup Dogu Ekspresi (Orient Express)’ne bildirilmek üzere bir tren istasyonuna -gidisinin gösterilere sebeb olabilecegi gerekçesiyle Büyük Sirkeci Gari’na degil- sehir disinda küçük bir istasyon olan Çatalca istasyonuna götürüldü (5) ”
“Halifelerin sonuncusu, sürgündeki Sultanlarin sonuncusunu izledi  ”
|