|
Prof. Dr. Sinsi
|
İbn-İ Arabi Den Tavsiyeler Sözler
İbn-i Arabi den Tavsiyeler Sözler
1) Bütün Müslümanlara, dinlerinde devamlı birlik ve bir gibi olmalarını, hiçbir suretle dinde ayrılık yapmamalarını vasiyet ederim
Allah´ın yardımı birliktedir Müslümanlar ayrılığa düşmezlerse onları kimse mağlup edemez
Dinin hükümlerini nefsinde ihlâs ile tatbik edeni kimse aldatamaz Cin ve Şeytan o insana galebe edemez
Allah, Esmâ-i hüsnâsıyla bilinir Cenabı Hak´kın asarından Kudret ve azametini düşün, Zât ve mahiyetini düşünme
Esmâ-i hüsnânın çokluğu, bir merkezde düşünülürse Tevlıid olur Tevhid, kuvvettir
Daima Allah´tan başkasını unut Zâkir olursun Böyle olan kimse her yerde zâkir´dir Kal ve lisaniyle Allah´ın zikrine devam edenlerin kalbine Allah Zâti Ahadiyetine karşı iştiyak nuru ilka eder Gözü açılana ilâya gelir 
Haya makamında Fetih başlar Fetih, kalb gözünün Tevfık-ı Rabbani ile açılmasıdır Bu göz açıldı mı Ahlâk, Fazilet, Doğruluk o kimse için asla değişmeyen, değiştirilemeyen bir haslet olur, Onsuz yaşayamaz
2) Bir yerde bir günah işlemiş isen oradan ayrılmadan bir de iyilik, ibadet işle, bir elbise üzerinde iken işlemiş isen O elbiseyi çıkarmadan evvel bir de ibadet yap
Vücudundan ayrılan sakal, bıyık, saç, tırnak , kir gibi şeylerde, senden ayrılırken tahir bulun Ve Allah´ı zikret Çünkü onlara sahibini nasıl terk ettin diye sorarlar
"Tırnak ve saçta sinir vardır Fakat keserken duymaz
Vücutta bâzı kısımların Ruhla alâkası vardır Duyarlar
Bâzı kısımlar da cesede, cana aiddir, duygu yoktur"
Hiç olmazsa Allah´tan mağfiret İste Allah´tan af ve mağfiret istemen bir duadır Dua da İbadettir unutma
Abdestsiz kat´iyyen tırnak, saç, sakal kesme Abdest almadan yıkanma Cünub iken su içme, yemek yeme, hatta kelâm etme, konuşma Niçinİni sorma Bana yanaşamazsın Vasiyetimi tut Sonun hayırlı olur
Geçmiş günahlarından birini hatırlayınca hemen tevbe, istiğfar et Ve Allah´ı zikret Çünkü Resulü Ekrem (Her işlediğin suçun peşinden bir de iyilik yap ki onu mahvetsin, zira Hasenat Seyyiati yok eder) buyurmuşlardır
3) Nerede öleceğini, ne vakit ruhunu vereceğini bilemezsin  Onun için Rabbine her hâlinde hüsnü zan et Sui zan etme Tâ ki Rabbine hüsnü zan ile kavuşasın
Hadis-i Kudsi´de buyurur: Ben kulumun zannı üzereyim Bana karşı hayır zan´da bulunsun Bu haber bir vakit ile takyîd buyrulmamıştır Hatta zannın ilim derecesine çıkar 
De ki: Rabbim affeder, mağfiret eder Günahlarımdan beni temizler
Günahkârlara rahmetinden ümidinizi kesmeyin; çünkü Rabbiniz bütün günahları yargılar Bu âyet´tir
Bir kavli şerifte hiçbir günah tahdid edilmeden mağfiret beyan buyrulmuş, bir de cenıian ile te´kid edilmiştir
Allah´ın Rahmeti gazabına galiptir Günahkârlara da kulum diye şeref bahşetmesi ne büyük lütf-u İlâhidir (Kul) kelimesi Hak namına kelâm eden, konuşan demektir
Allah´ımıza hudutsuz şükürler olsun  
4) Gizli, aşikâr, tenhada, kalabalıkta Allah´ın zikrine devam et Allah, "siz beni anın ben de sizi anayım" der
Allah´ı çok zikreden erkeklerle, Allah´ı çok zikreden kadınlara pek büyük mükâfatlar hazırlanmıştır, buyrulur
Zikir, dil ile olduğu gibi kalb ile de olur Hatta bütün azalarla olur Zikir, zikrettiği Zâttan başkasını tamamen unutmaktadır
Daha doğrusu zikir, Maliki ceseden ve ruhan talep etmektir
Zikir çok büyük bîr ihsandır mü´minlere 
"VE LE ZlKRULLAHÜ EKBER"
Allah daima kendi Zat-ı Ecel-li Âlâlarını teşbih ve zikreder
En büyük zikir Allah´ın zikridir Buradaki âyette en büyük zikir Hak İle zikre iştiraktir Sana senden yakın olanla 
Gafil olma Gafillerin sözüne bakma Onlar bana yetişemezler  
Zikir:
l- Kalben
2- Suren
3- Fiilen
l- Kalben, esmayı sükûn ve huzur içinde dil ile zikirle elde
edilir
2- Sırren, Esmada erimektir 
3- Fiilen, ki en kıymetli zikirdir Bu zikir Allah´ın emirlerinde gizlidir Resulün sünnetlerinde yaptığı hareketlerde görünür Zekât, sadaka el Rezzak esmasını Hilen zikirdir Merhamet ve şefkat; El Rahim, El Rahman esmalarının fiili
zikridir
Muzır diye telâkki ettiğimiz hayvanlara bile şefkat ve merhamet şâmildir
Resulü Ekrem fiili zikrin tam kendisi idi Ahlâkı ve bütün sünnetleriyle  
Bu zikre giren büyük bir tahdidat altındadır Resul´e abdestli bulunmak, yerde yatmak, Teheccüd namazı kılmak, misvak kullanmak farzdı Fiili zikir olmasa diğerleri bir şey
ifade etmez
Namaz da bir zikirdir Miraca gitmektir, ibadet bundan dolayı farzdır "Farz" demek mecburi demek değildir Hak´ka yanaşmak için muhakkak şarttır Hak´ka yanaşmanın edebidir, usulüdür bunsuz olmaz
demektir
5) işlenilen günahın günah olduğuna inanmak ve onun bir kabahat olduğunu bilmek tâattir Daha günahı işlerken içine ibâdet karışıyor demektir Bu ibâdetin karışması affa sebebtir Bir de o günaha istiğfar ve tevbe edilirse, tâat tarafı kuvvetleniyor günaha galebe ediyor Günahı günah bilmek ve işlerken günah olduğuna inanmak işlemenin sonunda nedamete (için yanmasına) sebep olur işte bu haller günahları yıkayan en İyi hallerdir
Allah´ın affı ve Rahmeti çok vâsidir Allah´a doğru bir kanş gidene Allah´ın rahmeti bir arşın gelir Bir arşın gidene bir kulaç gelir Yürüyerek gidene koşarak gelir mealinde Hadis-i Kudsi vardır
Allah´tan bize gelen feyizler, Ahkâm-ı İlâhiye´ye imân ile mütenasiptir, imânın ne kadar kuvvetlenirse feyz o kadar fazlalaşır  
6) Daima hayra ve hayırlı işlere niyetli ol O hayrı işlemeğe muvaffak olamazsan dahî mükâfatını görürsün
Yine hatama gelen bütün serleri de terk etmeğe azimli ol
Yine hatırına gelen fenalıkları da terk etmeğe azmet
Kader galebe eder de o şerri işlersen zararını görmezsin Hatıra gelen şerleri terk etmeğe azimli olan, her fena hatıradan dolayı sevap kazanır
Sevap: Allah´ın ve Peygamberin yapılmasını istediği ve yapılmamasından hoşnut oldukları şeylere denir
Bir Hadis-i Kudsî´de: Kulum bir sevap, bir iyilik işlemeyi düşünürse, hemen bir sevap yazarım Eğer onu işlerse en az on misli sevap yazarım Bir fenalık düşünürse, onu işlemezse affederim, işlerse bir misli günah yazarını Buyrulur
Günahlarda adalet var Sevaplarda fazlalık var İyi iş, güzel âmel yapanlara daha güzel bir de ziyadesi var
"Burada Allah yazarım diyor" Hakk´ın kudretiyle yazıldığı için "yazarım" buyuruyor, tahdid etmiyor
7) İslâm kelimesi (LA İLAHE İLLALLAH) dır, ona devam et
Bu, zikirlerin efdâlidir
Hadis-i şerifte Ben ve benden evvel geçen bütün Peygamberlerin söylediği en efdâl zikir {LA İ L Â H E l L L A L L A H)dır buyrulmuştur
Bİr Hadis-i Kudsi´de: Benden gayri yedi gökler ve onlarda bulunanlar ve yine benden gayri yedi kat yerler ve içinde bulunanlar terazinin bir gözünde olsa, (LA İ L A H E İLLALLAH) da diğer kefesinde olsa, Kelime-i islâm ağır gelir 
Sözün inceliğini düşün Düşün de ona göre devam et Bu zikrin feyzini ancak buna devam eden ve bunu kalbe muhkem yerleştiren anlar Bu kelimede hem nefi hem de ispat vardır (LA İLA - H E ) İle aynını nefi ederken (I L L A L L A H) ile de varlığını ispat ediyor
Sen de ilmen değil hükmen aynını nefi eder Hak´kın varlığını hem ilmen hem de hükmen ısbat, edersen, Tevhid´in zevkine erersin
(LA İLAHE İLLALLAH) lâfzı, mübarekinin nefi ve ısbat İle birlikte bulunması ve böyle olmasında büyük bir hikmet ve büyük bir sırrın Hak tarafından ilânı vardır Ona da devam et ve ehlini bulursan ondan tâlim eyle  
8) Sakın (LA l L Â H E İL L A L L A H) ´ın ehline düşman olma, onun Allah dostları ile dostluğu vardır
Kelimei tevhidin ehli olanların bilfarz yer dolusu günahları olsa yalnız şirk bulunmasa, Allah onları kadar mağfiretle karşılar Allah´a düşman olan müşriktir Ondan uzaklaşmalı
Bilmeyerek veya te´vile müsait ağzından bozuk şeyler çıkmış ise, bununla Allah´ın kullarına düşman olunmaz  
Allah´a düşman olduğu belli olmayan kimselere düşmanlık etme  
Allah´a düşman, müşriktir, dedik Fiilini söylemeyen de âsi, günahkâr (mü´min) veya daha akıbeti belli olmayandır
Allah, kendi dostuna düşmanlık edene ilânı harb eder
Allah´ın kullarına daima şefkât ve merhametle muamele et
Allah, gâvuruna da dinsizine de rızık veriyor Hattâ şefkât ve merhametini bütün hayvanat ve mahlukata teşmil et
Onları yaradanın hatırı büyüktür, de
9 ) Allah´ın, üzerine farz kıldığı ibadetlere devam et Farzlar arasındaki nafileleri de kıl, işle Amelinden hiçbir şeyi küçük görme Allah o ameli yaratırken hakir görmedi Allah, her emrini itinâ ve inayetle vermiştir
Farzların edasına itinâ eden, Allah´a en sevgili ibadetlerle kulluk etmiş ve yaklaşmıştır
Farzları kendisine vazifei asliye kabul eden ve nefsinde tatbik eden Hak´kın gözü ve kulağı olur Seninle işitir, seninle görür, Hak´kın eli senin elindir Sana hakkıyle biâd edenler, ancak Allah´a biâd etmiş olurlar Allah´ın eli onların elleri üzerindedir Onların elleri Allah´ın eli olduğu surette onların elleri üstündedir Mubayaa ismi faildir Fail Allah´tır Onların elleri Allah´ın elidir Onların elleriyle Ailah-ü Tealâ mubayaa etmiştir Halbuki mubavaa edenler de onlardır Nafilelere devam eden, Allah´ın sevgisine nail olur
O kadar ki, Hak onun işitir kulağı, görür gözü olur Farzları eda eden de bunun aksi olduğu gibi farzlarda mecburi kulluk vardır O asıldır Nafilelerde kulluk ihtiyaridir Nafileye nafile denmesi zait olduğu içindir
Sen de vücudda zaidsin Çünkü Allah vardı sen yoktun Sonra sen oldun Vücud hades zaid oldu demek, sen vücud hakkında nafilesin, binaenaleyh senin için nafile denilen ameli yapmak lâzımdır Zira o, senin aslındır Farz olan amelleri de yapmak lâzımdır Çünkü onlar da vücudun aslıdır ki, Hakk´ın vücududur Farzların edası ile sen onun için oldun Nafileyi eda ile de sen, senin için oldun Sen onun için olmaklığın bakımından Onun sana muhabbeti, sen, senin için olduğun cihetteki muhabbetinden çok üstündür
Kudsi Hadis: Kulum, farz kıldığını ibadetlerle bana yaklaştığı gibi hiçbir şeyle yaklaşamadı Kulum, nafilelerle de bana yaklaşır O kadar ki, onu severim Sevince de işitir kulağı, görür gözü, tutar eli, yürür ayağı olurum Benden isteyince mutlaka veririm Bana sığınınca mutlaka onu korurum, işlediğim işler içinde,Mümin kulumun ruhunu kabzetmekteki tereddüdüm kadar, hiçbir şeyde tereddüt etmedim O, ölümden hoşlanmaz Ben de onu müteessir etmek istemem
Allah muhabbetinin verdiği neticeye bak; kulun nafilesi de ancak, farzları ikmal ettikten sonra sahih olur
Nafilelerin içinde de birçok farzlar ve nafileler vardır Kıraet, Rüku, Sücud ve benzerleri farzlar gibi Nafilelerde farzlann bulunması, farzları ikmâl ediyor
Bir Hadis-î sahihde: Cenabı Hak, kulumun namazına bakın Taınam mı, noksan mı Tam İse, tam yazılır, eğer bir şey noksan ise, bakın kulumun nafilesi var mı Eğer nafilesi varsa, farzını onlardan ikmâl ediniz Buyurur, işte, ameller böylece zabta geçer
Nafilenin mutlaka farzlardan aslı bulunmalı Farzlarda aslı bulunmayan, yeni uydurulmuş bir ibadet demektir Zahir buna bid´at der Ruhbaniyyet icad ettiler buyurur Resul-ü Ekrem Bunlardan bir kısmına, güzel adetlerdir der Ve bunları icad edenler, kıyamete kadar sevap kazanırlar Bunlar, Şeriatın aslına, ruhuna uygun olan bid´atler ki, bid´ati hasene tâbir edilmiştir
Şeriate uymayan ve şer olanlar, bid´ati seyyie´dir Kötü âdetlerdir, iyi âdetlere uyup, amel etmekte sevap vardır, lâkin, o iyi olan bir şeyi, Resulullah´dan sadır olmamıştır diye terk etmekde daha ziyade ecir vardır
Resulullah´a sünnetlerde tabi olmaktan, sünnet olmayan şeylerde Resulullah terk ettiği içüı terkine uymak, şeriatin ruhuna daha uygundur Çünkü Resulullh, ümmetine birçok şeylerin teklifinden hoşlanmaz Bu da güzeldir diye bir çok ibadetten ibda doğru değildir
Kolaylaştırın güçleştirmeyin, müjdeleyin nefret ettirmeyin "Hadis"
Allah size kolaylık murad eder, güçlük murat; etmez "Ayet"
Ahmet ibni Hanbel, kavun yemedi Niçin , dediler Resulallah nasıl yedi bilemiyorum da ondan, dedi Radiyallalı-ü anh
[Muhiddin-i Arabî hazretleri, bu dokuzuncu vasiyetinde çok büyük bir bahse temas etmiştir Hülâsa bid´atlerin iyi olmadığı neticesine varıyor
O halde, Resulüllah´ın yapmadığı şeylerden kat´i surette kaçmak, yaptığı şeyleri nasıl yaptığını bilmeden, yapmaktan uzak durmak en emin tarikdir]
10) işlerine riayet ettiğin gibi, sözlerine de riayet et Sözlerin de amellerin cumlesindendir Ağızdan çıkan her sözün, mutlaka yanında gözcüler vardır
Allah-ü Zül Celâl Allah yolunda şehid olanlara ölü diyenleri yalancılıkla itham ediyor Onlar, Ölü değil diridir buyuruyor
"Şehid" insanda Nur-u [M] di bulunduğundan Hak, Şehid´e kıymet vermiştir "
Sözüne dikkat et Allah, çirkin lâkırdıların aşikâre söylenmesini sevmez Şeriat´ın ölçüsüyle konuş, aşırı siline Meselâ Burç değişti, yıldız şöyle oldu da yağmur yağdı diyenler, Allah´a küfür, yıldıza imân ettiler
Hadîs-İ Şerifte: insanları yüzükoyun Cehennesn´e sürükleyen, dillerinin söylediği sözlerdir Buyruldu Yine Hadis-i Şerifte: Bir adam Allah´ın gazabını celbeden bir kelime söyler, ona da ehemmiyet vermez halbuki o kelime onu Cehennemin yetmiş yıllık derinliklerine
uçurur
Bir kimse de, Allah´ın razı olacağı bir kelime söyler de onun götüreceği yeri bilmez Halbuki o kelime, ona yükseklerin yükseğine çıkarır buyrulmuştur
|