Yalnız Mesajı Göster

Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )

Eski 11-04-2012   #26
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )



102- Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvvet) aleyhinde şeytanların uyduklarına uydular(104) Süleyman ise küfretmedi; ancak şeytanlar küfretti(104/a) Onlar, insanlara sihiri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir fitne (denemeden geçiren kimse) yiz, sakın küfretme" demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi(105) Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı(106) Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi Onlar ise, kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kadar kötü; bir bilselerdi
103- Doğrusu eğer onlar, iman edip sakınsalardı, sevab(ları) Allah katında gerçekten daha hayırlı olurdu; bir bilselerdi
104- Ey iman edenler,(107) "Raina-Bizi güt, bize bak" demeyin, "Unzurna-Bizi gözet" deyin ve dinleyin(108) Kâfirler için acıklı bir azab vardır
105- Kitap Ehlinden olan kafirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder Allah büyük fazl sahibidir

AÇIKLAMA

104 Şeytan'ın çoğulu olan Şeyatin kelimesi, insanlardan ve cinlerden sapık ve kötü olanlara delâlet eder
Burada iki anlam da kastedilmektedir Yahudiler, esaretleri, cahillikleri, fakirlikleri ve yurtsuz dolaşmaları gibi nedenlerle ahlâken ve maddî yönden çok bozulup tüm iyi niteliklerini kaybettiklerinde, sihir, büyü, tılsım ve buna benzer diğer sanatlarla ilgilenmeye başladılar Hiçbir çaba sarfetmeksizin bu tür tılsım ve büyülerle kendi geleceklerini kazanabilecekleri konusunda kendilerini aldatmaya başladılar Daha sonra kötülükler onları her taraflarından sardı ve büyücülük ilmini Süleyman Peygamber'e (as) bağladılar Süleyman Peygamber'in (as) büyük saltanatını ve muhteşem güçlerini bu büyülerle elde ettiğini iddia ettiler Yahudiler sihir ve büyü gibi bu tür sanatları büyük bir nimet olarak kabul ettiler; hatta, Yahudi din adamları (haham) bile sihirle uğraşmaya başladılar Sonuç olarak, kutsal kitaplara olan tüm ilgilerini kaybettiler ve kendilerini Allah'ın Hidayet'ine çağıranlara kulak asmadılar
104/a Kur'an burada sadece Süleyman Peygamber'e (as) atfedilen büyücülük suçunu değil, ona Kitab-ı Mukaddes'te atfedilen diğer suçları da reddeder (I Krallar: 11)
Kitab-ı Mukaddes'e göre "Süleyman kadınlardan çok hoşlanırdı; kadınları, onu başka ilâhlara tapması için kandırdılar O da Allah katında kötü olanı yaptı; onların ilâhlarının put ve timsallerini yaptı" Kur'an bunu reddeder ve şöyle der: "Süleyman hiçbir zaman küfredenlerden olmadı ve sadece bir kâfir, kadına düşkünlük, putlara tapma ve Allah katında kötü olan şeyler gibi suçları işleyebilir"
105 Bu ayette değinilen olay çeşitli şekillerde yorumlanmıştır; fakat benim anlayabildiğim kadarıyla olay şudur: Hz Lut'a iki yakışıklı delikanlı şeklinde iki meleği gönderdiği gibi, İsrailoğulları Babil'de esir iken Allah onları sınamak için insan kılığında iki melek göndermişti Bu amaçla o iki melek insanlara sihir öğretmeye başlamışlardı Fakat melekler, "Bu şeyleri sadece sizi sınamak için öğretiyoruz Bu sanat'tan yardım ve ümit bekleyerek bu dünya hayatınızı ve ahiretinizi mahvetmeyin" diyerek kendilerine gelenleri uyarıyorlardı Fakat tüm bu uyarılara rağmen onlar sihirler, tılsımlar, muskalar için büyük gruplar halinde geliyorlardı
Meleklerin insan kılığında gelmelerinde garipsenecek bir yön yoktur Onlar, Allah'ın vekilleri olarak olağanüstü güçlere sahiptirler İnsanlara neden sihri öğrettiklerine gelince, bunu bir örnekle açıklayabiliriz Bu, polisin rüşvet alan memurları suçüstü yakalayabilmek için işaretlenmiş paraları suçlulara teslim etmek gibi mizansenler hazırlamasına benzemektedir Nasıl bunda garipsenecek bir şey yoksa, dejenere olmuş Yahudileri sınamak için meleklerin yaptığı şeyde de bir tuhaflık yoktur
106 Büyü ilimlerinde en büyük dilek, kadını ayartabilmek için kocasından ayıran bir muska veya tılsım elde etmek idi Bu, onların ne kadar bozulduklarını göstermektedir Onların en büyük zevki başkalarının kadınlarıyla ilişki kurmak ve onları kocalarından ayırmaktı Bu bozulmanın en kötüsü idi Çünkü toplumun temel taşını oluşturan ailenin köklerini yıkmak demekti Eğer karı ile koca arasındaki ilişki sağlam olursa, toplum da sağlam ve güçlü olur Fakat ikisi arasındaki ilişki kötü olursa, bütün toplum bozulur Bu nedenle onlar, en büyük kötülüğü yapıyorlardı; çünkü, kendi dayanışmalarının ve tüm toplumun bağlı olduğu bu önemli ilişkiyi kökünden kesiyorlardı
Bir hadiste Hz Peygamber (sa) Şeytan'ın dünyanın dört bir tarafına vekilerini gönderdiğini söyler Vekiller geri döndüğünde O'na ne yaptıklarını anlatırlar Birisi kavga çıkardığını, ötekisi karışıklık ve kargaşa yarattığını söyler; fakat, Şeytan "Hiçbir şey yapmadınız" der
Daha sonra biri gelir ve: "Bir adamla karısının arasını ayırdım" der Şeytan onu kucaklar ve: "Gerçekten büyük bir iş yaptığını" söyler Bu hadisin ışığında, neden iki meleğin İsrailoğulları'na karı ve kocayı ayıran bilgi ile gittikleri açığa çıkmaktadır Sadece böyle bir şey, onların ahlâkî geriliklerini tam anlamıyla ölçebilirdi
107 Bu ayetten itibaren müminler, Yahudilerin İslâm ve İslâm toplumuna kurdukları tuzaklara karşı dikkatli olmaları konusunda uyarılıyorlar Bunun yanısıra onlar tarafından mümirlerin kalbinde uyandırılan şüphe ve tereddütler ortadan kaldırılıyor ve müslümanlarla Yahudiler arasında yapılan tartışmalar sırasında ortaya çıkan özel problemler ele alınıyor
Burada, Hz Peygamber (sa) Medine'ye hicret edip, İslâm çevreye hızla yayılmaya başladığında, Yahudilerin müslümanları çeşitli dinî tartışmalar ve teolojik meselelerle meşgul etmeye çalıştıkları gözönünde bulundurulmalıdır Kendilerine musallat olan kötü alışkanlığı, yani kılı kırk yarma, saçma ve anlamsız sorular sorma hastalığını basit ve samimi müslümanlara da bulaştırmak istiyorlardı Bu amaçla Hz Peygamber'in (sa) sohbetlerine katılıyor ve ne kadar dejenere olduklarını gösterecek şekilde gizli gizli konuşup hileler kuruyorlardı
108 Yahudiler ne zaman Hz Peygamber'i (sa) görmeye gelseler, dış görünüşte O'na her tür saygıyı gösteriyorlar; fakat, O'na gizlice zarar vermek ve safdışı bırakmak için ellerinden geleni de yapıyorlardı Kaypak sözler kullanıyorlar veya sözü hakaret anlamı taşıyacak şekilde yanlış telaffuz ederek anlamını değiştiriyorlardı Örneğin O'nun dikkatini bir şeye çekmek istediklerinde "Lütfen bir dakika bakar mısın?" anlamına gelen, fakat başka anlamlara da gelebilen "Ra-ina" kelimesini kullanırlardı İbranice'de buna benzer "Dinle, işitmez olasıca!" anlamına gelen bir kelime vardır Ayrıca Arapça'da aynı kelime "kibirli ve cahil insan" anlamına geliyordu Bundan başka, konuşma dilinde "Sen bizi dinlersen, biz de seni dinleriz" anlamına da gelebiliyordu Yine ufak bir dil sürçmesi ile "Bizim çobanımız" anlamına gelen "Ra'ine'na"ya da dönüştürülebiliyordu Övme niteliğinde olan; fakat, bazı insanlar tarafından kötü anlamlara çekilebilen kaypak kelimeleri kullanmamaları için, müminlere, "Bize bak" anlanıma gelen ve "ra-ina" gibi ikinci ve kötü bir anlama sahip olmayan "unzurna" kelimesini kullanmaları tavsiye ediliyor Aynı zamanda onlara Hz Peygamber'i (sa) dikkatle dinlemeleri ve bu şekilde O'nun dikkatini bir tarafa çekmeye gerek duymamaları öğütleniyor

Alıntı Yaparak Cevapla