|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )
132- Bunu İbrahim, oğlullarına vasiyet etti, Yakup da131) "Oğullarım, şüphesiz Allah sizlere bu dini(132) seçti, siz de ancak müslüman olarak can verin" (diye benzer vasiyette bulundu )
133- Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada şahidler miydiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" demişti de, onlar: "Senin ilahına ve babaların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz; bizler ona teslim olmuşuz "(133) demişlerdi
134- Onlar bir ümmetti; gelip geçti Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız (134)
135- Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz " De ki: "Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini (üzereyiz) ; o müşriklerden değildi "(135)
136- Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik Onlardan hiç birini diğerinden ayırdetmeyiz(136) ve biz O'na teslim olmuşlarız "
137- Şayet onlar da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır; yok eğer yüz çevirirlerse, onlar elbette bir (çelişki ve) aykırılık içindedirler Sana ise, onlara karşı Allah yeter O, işitendir, bilendir
138- Allah'ın boyası;(137) Allah(ın boyasın) dan daha güzel boyası olan kim? Biz (yalnızca) O'na kulluk edenleriz
AÇIKLAMA
131 İsrailoğulları doğrudan Hz Yakub'un (a s ) torunları olduğu için özellikle O'nun adı anılıyor
132 Arapça "din" kelimesi, İngilizce'deki "religion" kelimesinden daha geniş kapsamlı bir kelimedir O hayatın tümünü kapsar, fert ve toplum hayatının hiçbir yönü onun sınırları dışında kalmaz
133 Kitab-ı Mukkaddes'te Hz Yakub'un (a s ) ölümüyle ilgili tüm ayrıntıların anlatılmasına rağmen, Onun bu son isteğine değinilmemektedir Talmud'da ise ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır ve özü hemen hemen Kur'an'dakiyle aynıdır:
"Yakub dünyadan ayrılacağı zaman oğullarını çağırdı ve onlara dedi ki: Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin; O atalarınızı kurtardığı gibi, sizi de bütün zorluklardan kurtaracaktır  Çocuklarınıza Allah'ı sevmeyi ve O'nun emirlerine uymayı öğretin; çünkü Allah âdil olanları ve her işinde doğru yolda yürüyeni korur  " Yakub'un oğulları cevap verdiler "Babamız, bize emrettiklerinin hepsini yapacağız Allah, bizim yardımcımız olsun " Yakub şöyle dedi: "Eğer O'nun yolundan sağa ve sola sapmazsanız, Allah sizinle olacaktır "
Hz Yakub (a s ) Rodwell'de "Midr Rabbah"dan naklen aynı şeyi zikretmektedir: "Bir tek olan Kutsal Varlık hakkında kalbinizde hiç şüphe var mı?" Onlar şöyle dediler: "Ey İsrail babamız, dinle Senin kalbinde şüphe bulunmadığı gibi bizimkinde de şüphe yoktur Çünkü Rab, bizim Allah'ımızdır ve O tektir "
134 Yani, "Siz onların torunları olmanıza rağmen, onlarla aranızda gerçek bir bağ yoktur Onların yolundan saptıktan sonra, onlarla aranızda bir bağ olduğunu iddia etmeye hakkınız da yoktur Alah size atalarınızın ne yaptığını değil, kendinizin ne yaptığını soracaktır "
Bizim "amel ve iş" dediğimiz şeyler, Kur'an'a göre, bizim kazançlarımızdır Çünkü her hareket, her iş, ya iyi ya da kötü bir sonuç doğurur Eğer yaptığımız iş iyi ise, Allah bizden razı olacak ve bize bunun karşılığı olan mükâfatı verecektir Eğer yaptığımız iş kötü ise, Allah buna denk gelen cezayı bize verecektir Kur'an sonuçlarının ciddiyetine dikkat çekmek için yapılan iş ve hareketleri kazanç olarak niteliyor
135 Bu cevabın önemini kavrayabilmek için iki şey gözönünde bulundurulmalıdır: 1) Yahudilik ve Hıristiyanlık, Hz İbrahim'in (a s ) ölümünden çok sonra ortaya çıkmıştır Özel âyinleri, düzenlemeleri vs ile birlikte Yahudilik, Hz İsa'dan (a s ) dört yüz yıl kadar önce doğmuş ve bu adı almıştır Hıristiyanlık ise, Hz İsa'nın (a s ) göğe yükselmesinden çok sonra bu adı almış ve bu özel inanç ve şekle girmiştir Bu nedenle doğru yolda olmak için Hıristiyan veya Yahudi olunması gerektiği iddiası tarihsel olarak uygulanamaz bir iddiadır Çünkü bu durumda Hz İbrahim (a s ) , Hz İsa (a s ) ve diğer bütün peygamberler, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortaya çıkmasından önce yaşayan tüm iyi insanlar, sadece onların yaşadıkları dönemde bu dinler olmadığı için doğru yolda sayılmayacaklardır Bu nedenle Yahudi ve Hıristiyanlar ne Peygamberlerin doğru yolda olmadığını, ne de onların Hıristiyan veya Yahudi olduklarını iddia edemezlerdi Bunun aksine, onlara göre, gerçek hidayet, onları ayrı dinlere bölen belirli özellikler değil, Allah'ın bütün peygamberleri tarafından gösterilen ve tüm çağlardaki iyi insanların uyduğu evrensel bir yoldur
2) Bu cevap aynı zamanda şirk işleyen ve böylece ibadette, teslimiyette, saygıda ve itaatte Allah'a ortak koşmayan Hz İbrahim'in (a s ) yolundan sapan Yahudi ve Hıristiyanları uyarmayı amaçlıyor Onlar bunu inkâr edemezler; çünkü, kendi ellerindeki kitaplar buna şahitlik etmektedir
136 "Onlar arasında hiçbir ayrım yapmayız" ifadesi Allah'ın gönderdiği bütün peygamberlere inanırız ve hiçbirini inkâr etmeyiz anlamına gelir Allah'tan gelen bütün peygamberlerin aynı Hakk'ı (gerçek) getirdikleri ve insanları aynı Hidayet'e (Doğru Yol) çağırdıkları bir gerçektir Bu nedenle Hakk'a (Doğru Yol) uyan herkes, bütün peygamberleri kabul etmelidir Bir peygamberi kabul edip de diğerini inkâr eden kişi, gerçekte kendi kabul ettiği peygamberi de reddetmektedir Onlar Hz Musa, Hz İsa ve diğer peygamberlerin (Allah'ın selamı üzerlerine olsun) öğrettiği evrensel davete uymuş olsalardı, diğer peygamberleri (Örn Hz Muhammed'i (s a ) ) inkâr etmezlerdi Gerçekte onlar hiçbir peygamberin öğretisine uymamaktadırlar Onlar sadece kendi peygamberlerine uyduklarını iddia ederler, çünkü babaları öyle yapmıştır Bu nedenle onların gerçek dini, önyargı, ırkçılık ve gözü kapalı bir şekilde atalarına uymaktır
137 "Biz rengi Allah'tan alırız" anlamına da gelebilir
Hıristiyanlıktan önce, Yahudiler arasında, Yahudiliği kabul eden kimseleri yıkamak bir âdet olmuştu Yıkanan (vaftiz edilen) kimsenin bütün günahlarının temizleneceği ve onun yeni bir hayat rengine kavuşacağı ifade edilmek üzere böyle yapılırdı Daha sonra bu âdet Hıristiyanlar tarafından benimsendi ve "vaftiz" adını aldı Vaftiz, suya batırma ve su ile ıslatma şeklinde yerine getirilen bir başlangıç ayini veya kilise'nin kutsama törenidir Sadece dine yeni girenlere değil, yeni doğan bebeklere de uygulanır
Kur'an, bu "renk verme" töreninin kurtuluş için gerekli olmadığından, özünde zaruri bir şeylerin bulunmadığını söyler Bu amaçla kişi, O'nun yolundan gidip, O'nun kanunlarına uyarak Allah'ın rengine boyanmalıdır
|