|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )
169- O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder (167)
170- Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler (168) (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulmamış idiyseler?
171- Küfre sapanların örneği çağırma ve bağırmadan başka bir şeyi duymayan (duyduğu şeyin anlamını bilmeyen hayvan) a haykıranın örneği gibidir (169) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler
172- Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız,(170) (yine yalnızca) Allah'a şükredin
173- O, size ölüyü (leşi) , kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan) ı kesin olarak haram kıldı (171) Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık (ve saldırı) yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir) , ona bir günah yoktur Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (172)
174- Allah'ın indirdiği Kitaptan bir şeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir (173) Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz (174) Ve onlar için acıklı bir azab vardır
AÇIKLAMA
167 Yani, "Şeytan, insanları, yiyecek ve içeceklerle ilgili bu tür hurafelerin dinin bir parçası olduğuna inandırarak kandırır Oysa bunların Allah'tan olduğunu gösteren hiç bir otorite yoktur "
168 Onların bu bâtıl gelenekleri ile ilgili tek otoriteleri bunların, atalarının da gelenekleri olmasıdır Ahmak izleyiciler bu tür bir geleneği uyulması gereken bir otorite olarak kabul ederler
169 Bu misalin iki veçhesi vardır:
1) Bu insanlar, çobanlarının nida ve çağrısını duyan ve kelimelerin anlamını anlamaksızın onların nidasına doğru giden sığır sürüleri gibidirler
2) Onlara nasihat etmek, sadece sesleri duyan, fakat kendilerine söylenen sözlerin anlamını ve ifade ettiklerini kavrayamayan bir sığıra nasihat etmek gibidir
170 İnananlara, rahipler, hahamlar, din bilginleri ve atalar tarafından konulan her tür gereksiz, yanlış ve gayri meşru yasağı kaldırmaları emredilmektedir
Eğer söyledikleri gibi gerçekten Allah'a inanıyorlarsa, Allah'ın yasakladığı şeyleri yemekten kaçınmalı ve O'nun helâl kıldıklarını, hiç tereddüt etmeksizin yemelidirler
Bir hadis-i şerifte, Hz Peygamber (s a) şöyle buyurmuştur: "Bizim kıldığımız gibi namaz kılan, yüzünü bizim kıblemize çeviren ve bizim boğazladığımızı yiyen kimseler müslümandır " Bu nedenle eğer bir kimse Allah'ın helâl ettiği şeyleri yemekte şüpheye düşerse, Kâbe'ye yönelerek namaz kılsa bile henüz gerçek bir müslüman olmamış demektir Eğer gerçekten ve samimiyetle müslüman olmuşsa, cahiliye inançlarını ve önyargılarını bir tarafa bırakmalıdır Eski âdet ve geleneklere devam etmesi o kişinin hâlâ cahiliye zehiri ile zehirlenmekte olduğuna bir delildir
171 Bu, hem Allah'tan başkası adına kesilen hayvanın eti, hem de Allah'tan başkasına sunulan yiyeceği ihtiva eder Gerçekte her şey Allah'ındır ve her şeyi veren O'dur; bu nedenle O'na şükrün bir nişanesi olarak her şey Allah'ın adı anılarak yapılmalıdır Eğer Allah'tan başkasının adı anılarak yapılırsa, bu, o kişi veya şeyin, en azından bu niteliklerle Allah'a ortak olarak kabul edilmesi anlamına gelir
172 Bu ayette temiz olmayan bir şeyin şu üç şartla kullanılmasına izin verilmektedir: 1) Aşırı bir ihtiyaç durumunda Örneğin, eğer bir kişi açlıktan veya susuzluktan ölmek üzereyse veya bir hastalık nedeniyle hayatı tehlikedeyse ve pis olan şeyden başka kullanabileceği başka şey yoksa, o zaman onu kullanmasına izin verilir 2) Kişi böyle yaparken kalbinden Allah'ın kanununu çiğnemek gibi bir istek geçirmemelidir 3) Kişi gerekli olandan bir lokma bile fazla kullanmamalıdır Meselâ böyle bir durumda, eğer haram olan şeyden bir-iki lokma veya damla hayatı kurtarmaya yetecekse, kesinlikle bundan fazlası alınmamalıdır
173 Bunlar, ilâhî kitapları bildikleri halde onları halktan gizleyen ve aralarında yaygın olan tüm bâtıl inanç, kötü gelenek ve gereksiz kısıtlamalardan sorumlu, yeni yeni kurallar uyduran bilginlerdi Ayrıca onların bir suçu daha vardı Halk arasında kasten yaygınlaştırılan cahillik nedeniyle ortaya çıkan kötü davranış ve geleneklere karşı bir tek kelime bile söylememişlerdi Sadece bununla da kalmamış, çoğunluğun bu üzücü durumunu kendileri için avantajlı bulmuş ve bu nedenle Allah'ın emirlerini halktan gizli tutmaya devam etmişlerdi
174 Burada "ruhani önderler" ve "azizler" denilen kişiler hakkındaki yanlış inanç ve iddialar reddedilmektedir Bu kimseler kendilerini halka çok dindar ve kutsal olarak göstermeye çalışmışlar ve halk da onlara her zaman inanmıştı Onlar, Allah katında, hak adına şefaat edip onların bağışlanmasını sağlayabileceklerini sanıyor, halk da bunlara inanıyordu Allah burada bu "ruhani önderler"e değil şefaat yetkisi vermek, onlarla konuşmayacağını onları dindar ve kutsal olarak kabul etmeyeceğini bildirmektedir
|