|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )
187- Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsüsünüz (190) Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını dileyin (191) Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar(192) yiyin, için,(193) sonra geceye kadar orucu tamamlayın (194) Mescidlerde itikafta olduğunuz zamanlarda da onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın (195) Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın (196) İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar
AÇIKLAMA
190 Karı ile koca arasındaki ilişki, elbiselerle beden arasındaki ilişki gibidir Nasıl bu ikisi birbirine çok yakın, uygun ve aralarında hiçbir şey yoksa, aynı şekilde karı ve koca birbirleriyle çok yakın ilişki içindedirler ve birbirleri için karşılıklı birer sükûnet ve mutluluk kaynağıdırlar
191 Daha önceden Ramazan gecelerinde karı ile koca arasındaki cinsel ilişkiyi yasaklayan açık bir emir olmamasına rağmen, müslümanlar arasında bunun helâl olmadığı konusunda belirsiz bir inanç vardı ve bazıları hanımlarının yanına vicdanen tedirginlik içinde yatıyorlardı Bu devam ederse, suç ve günah teşkil eden zihni bir tavrın gelişme tehlikesi vardı Bu nedenle Allah, onları, vicdanlarına karşı kötü davranmamaları konusunda uyardı ve vicdanları rahat olarak bu fiili işleyebilmeleri için onu helâl kıldı
192 Ramazan'da yeme ve içme zamanı ile ilgili de bir yanlış anlama vardı Bazıları yatsı namazından, ertesi gün güneş batıncaya dek yeme ve içmenin haram olduğu görüşündeydi Bazıları yatsı namazından sonra uyanık kalındığı sürece yenilip içilebileceğini, fakat uyunursa, yenilip içilmeyeceğini savunuyorlardı Bu kendi uydurdukları fikirler nedeniyle, çoğu zaman kendileri zahmet çekiyorlardı Bu ayette onların yanlış anlamaları ortadan kaldırılıyor ve yeme-içme yasağının günün ilk şafağından güneşin batışına; yeme, içme ve cinsel ilişki serbestisinin de güneşin batışından, günün ilk şafağına dek olacağı belirleniyor
Hz Peygamber (s a) oruca hazırlık olarak imsak vaktinde bir şeyler yemeyi bizzat emretmiştir
193 İslâm, ibadetler için her medeniyet çağında ve dünyanın her tarafındaki insanlarca uygulanabilecek zamanlar belirlemiştir Bu nedenle ibadeterin zamanını saat birimleri şeklinde değil de, gökteki apaçık alâmetlerle tâyin etmiştir Bu, her çağ ve ülke insanına uyabilecek bir ölçüttür ve bilinen sınırlar içinde şartlarına uygun olarak saatle de ifade edilebilir Fakat bunun hikmetini anlamayan kişiler saçma fikirler öne sürerler Örneğin, bu ölçütün kutuplarda işlemeyeceğini, çünkü oralarda gün ve gecenin aylarca sürdüğünü söylerler Fakat onlar, kutup bölgelerinde bile sabah, akşam, gün ortası ve geceyarısı alâmetlerinin, aynen diğer yerlerdeki gibi ortaya çıktığını ve oralarda yaşayanların çalışma, uyuma, dinlenme gibi faaliyetlerini bu belirtilere göre düzenlediklerini unutmaktadırlar Saat ve zaman bildiren diğer aletler yokken, Atlantik çevresinde yaşayanlar zamanı bu işaretlere göre belirliyorlardı
194 "Orucunuzu akşam oluncaya kadar tamamlayın" demek "Orucunuz akşamın başlangıcı ile biter" anlamına gelir
Gecenin, güneşin batışıyla başladığı ise açıktır O halde oruç, doğu ufkunda gözleyeceğimiz güneşin batış zamanı ile sona erer Oradan yükselen bir karanlık gördüğümüzde, bu orucu açmamız için bir işarettir Aynı şekilde doğu ufkunda sabahın ilk şafağının görülmesi, oruca başlama işaretidir
İslâm fıkhında orucun süresi konusunda dakika ve saniye gibi kesin ölçütler olmadığına dikkat edilmelidir İki sınırda da geniş bir serbestlik vardır Bir saniye veya bir dakikalık farklar orucu bozmaz Doğuda akşamın karanlığı yükselmeye başlar başlamaz oruç tamam olur O halde güneş battığında iftar edilmelidir Aynı şekilde, doğu ufkunda sabahın ilk şafağı görüldüğünde, oruç başlar, yeme ve içme kesilir Fakat kişi eğer zamanında uyanamamışsa, sabahın ilk şafağı göründüğü halde başlamış olduğu yemeği bitirebilir Bu konuda Hz Peygamber'in (s a) bir hadisi vardır: "Eğer bir kimse yemeğini yerken orucun başladığını bildiren sabah ezanını duyarsa, yemeğini bitirsin " Hz Peygamber (s a) akşamın ilk karanlığı görüldüğünde, orucu açmakta acele edilmesini de emretmiştir
195 İtikaf Ramazan'ın son on gününde yapılan özel bir nafile ibadettir İtikafta olan kişi bir mescide kapanır ve farz ibadetlerin yanısıra, tüm vaktini dua, tefekkür gibi başka ibadetlerle geçirir Tüm dünyevî arzu, istek ve şehvetlerden uzak olması ve tabiî ihtiyaçlarını karşılama dışında mescidden dışarı çıkmaması gerekir
196 Uç sınırlarla ilgili emrin ifade tarzı çok dikkat çekicidir Bu emir sadece bu sınırları aşmayı değil, bu sınırlara yaklaşmayı da yasaklar Yasak bir bölgenin sınırları etrafında dolaşmak çok tehlikelidir; çünkü, yanlışlıkla bu sınırları aşmak muhtemeldir Bu nedenle bu sınırlara yaklaşmak da yasaklanmıştır Hz Peygamber (s a) de aynı noktayı vurgulayarak şöyle buyurmuştur: "Her mâlikin sınırlı bir bölgesi vardır Allah'ın 'sınırlı' bölgesi ise haram, helâl, iyi ve kötü diye belirlenen sınırlardır Bu 'sınırlı' bölgenin yakınlarında otlayan bir hayvan, bir gün o bölgeye girebilir " Ne yazık ki bu apaçık uyarıya rağmen, İslâm Hukuku'nu bilmeyen bazı kimseler aşırı uçlara gidip, sınırlara yaklaşma üzerinde ısrarla durmakta ve "âlimler", bu sınırlara yaklaşmanın yasak olduğunu bildiren aynı İslâm Hukuku'ndan bu konuda fetva bulmaya çalışmaktadırlar İşte bu nedenle birçok kimse doğru yoldan sapmaktadır Bu sınırlar etrafında dolaşıldığında, ince sınırları belirlemek ve onları aşmamak çok zor bir durumdur
|