|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )
192- Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin) : şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (203)
193- (Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın (204) Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur (205)
194- Haram ay, haram aya karşılıktır206) hürmetler (de) karşılıklıdır Öyleyse kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki muhakkak Allah, korkup-sakınanlarla beraberdir
195- Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın (207) İyilik edin Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever (208)
AÇIKLAMA
203 Yani, "Siz kendinizle, Allah'ta varolan sıfatlara benzer nitelikler geliştirmeye çalışmalısınız O, en azılı günahkârları ve suçluları bile bağışlar ve onlara merhamet eder Siz de kendinizi bu modele göre biçimlendirmeye çalışmalısınız Yaptığınız savaş kana susamışlığınızdan değil, Allah rızasından kaynaklanmalı
Onlar, Allah'ın yoluna engel oldukları müddetçe onlarla savaşın Fakat onlar savaşı bırakıp, düşmanca tutumlarından vazgeçer vazgeçmez, siz de savaşı bırakın "
204 Bu ayetteki fitne kelimesi 191 ayettekinden farklı bir anlamda kulanılmıştır Burada kelime, Allah yolu'na tâbi olmak için gerekli olan özgürlük ve güven gibi şartlara sahip olunamayan bir toplum durumunu anlatmaktadır Bu nedenle, müslümanlara bu durumu düzeltmeleri, tekrar Allah yolunda barış ve özgürlüğü sağlamaları için savaşa devam etmeleri emredilmektedir Arapça din kelimesinin orijinal anlamının "teslimiyet" olduğuna ve teknik olarak bir kimsenin emir ve düzenlemelerinin geçerli olduğu hayat tarzını anlatmak için kullandığına dikkat edilmelidir Bu nedenle, insanın insana hükmettiği ve Allah yolu'na tâbi olmanın imkânsız olduğu bir toplumda, fitne hüküm sürüyor demektir İslâm'ın savaşmaktan amacı, fitneyi ortadan kaldırmak ve insanları İlâhi tebliğe uygun bir şekilde Allah'ın kulları olarak yaşayabilmeleri için, Allah'ın yolunu tesis etmektir
205 Bu, İslâm'ın müminlere kâfirleri kılıç zoruyla küfür ve şirkten vazgeçirip, bunun yerine Allah'a ibadete yöneltmek için savaşmalarını emrettiği anlamına gelmez Savaşın amacı, sadece, onları fitneden vazgeçirmektir Gerçekte İslâm, tüm gayri müslimlere inanç özgürlüğü verir Kişi istediği yaşama tarzını seçebilir ve istediği şeye tapıp tapmamakta özgürdür İslâm müminlere, kâfir ve müşrikleri yanlış inanç ve alışkanlıklarından ikna yoluyla vazgeçirmeye çalışmalarını tavsiye eder; fakat, bu amaçla savaş yapmaya izin vermez Diğer taraftan kimseye, insanları Allah'a kulluktan vazgeçirip başka bir şeye kul etme hakkı da vermez Böyle adalete aykırı bir durumu ortadan kaldırmak için, şartların gerektirdiği şekilde tebliğe ve savaşa izin verir Bu nedenle fitne, yani kâfirlerin hakimiyeti ve politik üstünlükleri ortadan kaldırılmadıkça ve Allah'ın dini için gerekli özgürlük sağlanmadıkça müminlere dinlenme yoktur
"Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur" ayetinden çıkarılan anlam şudur: İslâm yönetimi küfür yönetiminin yerine geçerse, Hakk'a karşı çıkma konusunda zulüm işleyenden başkaları için genel bir af ilân edilmelidir Bu ayet, zafer anında müminlerin merhamet göstermesine izin vermesine rağmen, İslâm'a düşmanlıkta tüm sınırları aşan zalimleri cezalandırmasını da yasaklamaz
Çok merhamet ve af taraftarı olan Hz Peygamber (s a) bile bu haktan yararlanmış ve Bedir'de savaş esiri olarak alınan iki kâfiri ölüm cezasına çarptırmıştı Bu bağlamda, Mekke'nin fethinden sonra genel bir af ilân edilmesine rağmen, İslâm düşmanlarından on yedisi bu aftan hariç tutulmuş ve dördü ölüm cezasına çarptırılmıştır
206 Bu ayet, ay takvimine göre haram aylar olan Zilka'de, Zilhicce, Muharrem (hac ayları) ve Recep (umre ayı) aylarında savaşmakla ilgili soruya bir cevap niteliğindedir Bu aylar haram aylar olarak adlandırılmıştır; çünkü Hz İbrahim'in (a s) zamanından beri, hacıların Kâbe'ye barış ve güven içinde gidip gelebilmeleri için bu aylarda cinayet, hırsızlık ve her türlü kanuna karşı davranış şekli yasaklanmıştır
Fakat zamanla Araplar, hile ile bu yasağı çiğnemeye başladılar Kendi isteklerine uydurmak için ayların normal sırasını değiştirdiler Eğer hırsızlık yapmak veya kan dökmek isterlerse haram bir ayı çiğniyorlar ve onun yerine başka bir haram ay tayin ediyorlardı Bu nedenle müslümanlar, bu hileyi kullanarak kendilerine haram bir ayda saldırmaları mümkün olan müşriklere karşı savunmasız durumdaydılar
Bu ayet, onlara eğer kâfirler haram ayda saldırırlarsa, kendilerini savunabileceklerini söyleyerek bu zorluğu ortadan kaldırmaktadır Fakat müminler kendileri hiçbir şekilde kutsal aylara tecavüz etmemelidirler Eğer kâfirler haram ayların kudsiyetine saygı gösterir ve saldırmazlarsa, müminler de aynısını yapmalıdırlar Fakat kâfirler haram aylara tecavüz eder ve müminlere saldırırlarsa, müminler de onlara karşılık vermelidir
207 "Allah yolunda infak etmek", Allah tarafından emredilen hayat nizamını kurmak için malî fedâkârlıkta bulunmaktır Ayet şu anlama gelir: "Eğer bencil davranır ve Allah yolunda harcamada bulunmazsanız, bu dünyada aşağılık bir hayat sürer ve ahiret'te de en büyük azaba uğrarsınız Bunun sonucunda Allah, bu dünyada kâfirleri size hâkim kılar ve ahiret'te de O'nun verdiği serveti yine O'nun yolunda harcamadığınız için sizi cezalandırır "
208 Gerçek bir müslüman Allah sevgisi ile çalışır Eğer bir kimse Allah'ı gerçekten samimiyetle severse, bütün kalbini, aklını, nefsini, bedenini ve her şeyini O'nun yolunda çalıştırır Böyle bir kimse, sadece, Allah korkusu nedeniyle yapılan bir ibadetle yetinmez; fakat, Allah yolunda çalışmak için tüm gücünü sarfeder
|