Yalnız Mesajı Göster

Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )

Eski 11-04-2012   #66
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )



252- İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; onları sana hak olarak okuyoruz Sen de gönderilen elçilerdensin
253- İşte bu peygamberler; bir kısmını bir kısmına üstün kıldık Onlardan, Allah'ın kendileriyle konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudûs'le destekledik Şayet Allah dileseydi, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, onların peşinden gelen (ümmet) ler, birbirlerini öldürmezdi Ancak ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi de küfretti Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi Ama Allah dilediğini yapandır(275)
254- Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin(276) Kâfirler, onlar zulmedenlerdir(277)
255- Allah O'ndan başka ilah yoktur Diridir, kaimdir(278) O'nu uyuklama ve uyku tutmaz(279) Göklerde de, yerde de ne varsa hepsi O'nundur(280) İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir?(281) O, önlerindekini ve, arkalarındakini bilir Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç bir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar(282) O'nun kürsüsü,(283) bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır Onların korunması O'na güç gelmez O, pek yücedir, pek büyüktür(284)

AÇIKLAMA

275 Tabiî olarak akla şu soru gelir: Peki neden Allah bunu dilemiyor? Neden hatalarla, hatta savaşla sonuçlanan ayrılıklara izin veriyor? O, bunları durdurmaktan aciz midir? Elbette O her şeye gücü yetendir Bunları istese durdurabilir ve hiç kimse O'nun rasûlleri aracılığıyla gönderdiği hidayetten yüz çeviremez Fakat insanları belirlenmiş bir yoldan gitmeye zorlamak O'nun dileği değildir Çünkü O, insanı yeryüzüne denemek için göndermiştir Eğer O, insandan davranış özgürlüğünü kaldırırsa, imtihan anlamını yitirir O, peygamberlerini insanları doğru yola davet etmeleri ve onları ayetler ve tartışmalarla ikna etmeleri için göndermiştir Peygamberler insanları Allah'a imana ve itaate zorlamak üzere gönderilmemişlerdir İhtilâflar ve savaşlar ortaya çıkmaktadır; çünkü, insanlar Allah tarafından kendilerine verilen sınırlı düşünce ve eylem özgürlüğünü kötüye kullanmışlar ve Allah tarafından belirlenen hayat tarzından bambaşka hayat tarzları icat etmişlerdir O halde farklılık ve ihtilâf-ların, Allah'ın insanları doğru yola zorlamaya (istediği halde) gücü yetmediği için ortaya çıkmadığı meydandadır Elbette Allah, dilediğini yapmaya gücü yetendir
276 Müminler, inandıkları gayeye ulaşabilmeleri için mâlî fedakârlıkta bulunmaya teşvik ediliyorlar
277 "Küfür yolunu benimseyenler", Allah'ın emirlerine uymayı reddedenlerin ve servet biriktirmeyi Allah rızasını kazanmaya tercih edenleri veya burada uyarılan kıyamet gününe inanmayan ya da ahiret'te şu veya bu şekilde bir kimsenin dostluğu ya da şefaati sayesinde kurtuluşa ereceklerini sananları kastetmektedir
278 Her ne kadar cahil insanlar birçok tanrılar ve mâbudlar icat etmişlerse de, bütün yaratıkların, hiçbir ortağı olmayan Ezelî ve Ebedî olan Allah'a ait olduğu gerçeği değişmez O, bütün evrenin hâkimi olan diri (Hayy) Allah'tır O, bütün mülkün tek sahibidir Sıfatlarında, özelliklerinde, güçlerinde ve haklarında hiç kimse O'na ortak değildir Bu nedenle yerde veya gökte ne zaman Allah'tan başka bir ilâh icat edilse yalan söylenmiş ve Hakk'a karşı savaş açılmış olur
279 Bu, eksik ve muhtaç insanoğulları gibi bazı zayıflık ve sınırlılıklara sahip bir Allah fikrini reddetmektedir Örneğin Kitab-ı Mukaddes şöyle der: "Ve yedinci gün Allah yaptığı işi bitirdi Ve yaptığı işlerin hepsini bırakarak yedinci günde dinlendi" (Tekvin, 2:2) , "Rab sanki uykudan uyanır gibi ve güçlü bir adamın şarap nedeniyle nara atması gibi uyandı" (Psalms 78:65) Elbette Allah tüm bu zayıflıklardan uzaktır
280 O, yerde, gökte ve ikisi arasıda olan her şeyin Sahibi ve Mâliki'dir Ve hiç kimse hakimiyetinde, otoritesinde, mülkünde ve yönetiminde O'na ortak değildir İlâh olarak kabul edilen her şey ve herkes mutlaka evrenin bir parçasıdır ve evrenin her parçası da Allah'ındır; o halde hiçbir şey O'na rakip veya eş olamaz
281 Bu, peygamberlerin, meleklerin vs Allah'tan şefaat dileyeceklerini ve O'nu bağışlamaya zorlayacaklarını sanan kimselerin yanlış fikirlerini reddederler Bu tür kimseler, yaratıklarının hiçbirinin, değil O'nu bağışlamaya zorlamak, O'nun önünde duramayacağı ve şefaat edemeyeceği konusunda uyarılmaktadırlar Evrenin Hakimi'nin izni olmaksızın hiçbir peygamber, hiçbir melek ve hiçbir aziz (velî) O'nun önünde bir tek söz bile söyleyemeyecektir
282 Kur'an'a göre, Allah'a ortak veya eş koşmak veya O'nun hak veya sıfatlarını herhangi bir şekilde kendininmiş gibi benimsemek, bağışlanamayacak bir günahtır Bu olaya şirk adı verilir Bir önceki ayette Kur'an, Allah'ın hakimiyetinin sınırsız ve gücünün mutlak olduğunu ilân ederek şirki kökünden kesmektedir
Bu ayette de aynı şey başka bir yönden ele alınmaktadır: Gerekli olan bilgiye hiç kimse sahip olmadığı halde kim evrenin yönetiminde ortaklık iddia edebilir? İnsanların ve meleklerin bilgisi o kadar yetersizdir ki, hiçbirisi evrenin sistemini anlayamaz ve bu nedenle onun yönetilmesine yapılan herhangi bir müdahale karışıklık ve kaosa neden olur Evrenin yönetimi bir yana, insanlar kendileri için neyin iyi olup, neyin kötü olduğunu bile ayırdedemezler Bu nedenle insanlar, her tür bilginin kaynağı olan ve insanlar için hayırlı olanı bilen Allah'ın hidayetine inanmalıdırlar
283 Arapça "kürsî" (sandalye) kelimesi burada iktidar ve otorite olarak çevrilmiştir; çünkü kürsî burada iktidarın sembolü olarak kulanılmıştır Dilimizdeki koltuk kelimesi bile iktidar yerine kullanılmaktadır
284 Bu ayet, ayet'el-kürsî olarak bilinir Bu ayet Allah hakkında öyle yetkin bir bilgi verir ki, buna hiçbir yerde rastlanamaz İşte bu nedenle hadisler bunu, Kur'an'ın en üstün ayeti olarak tanımlar
Burada şöyle bir soru akla gelmektedir: Allah ve sıfatları burada hangi bağlamda anılmıştır? Bu soruyu cevaplayabilmek için 243 ayet ile başlayan bölümü baştan ele almamız gerekir İlk önce müminler Allah yolunda ellerinden gelen çabayı sarfetmeye ve bu yolda canlarını ve mallarını feda etmeye teşvik edilmişlerdi Aynı zamanda İsrailoğulları'nın düştükleri zayıflıklara karşı da uyarılmışlardı Daha sonra başarının sadece sayıya, silahlara ve teçhizata dayanmadığı, bilâkis, iman, sabır, disiplin ve kararlılığa bağlı olduğu vurgulanmıştı Daha sonra Allah'ın, savaşı, bir grubu diğer bir gurupla ortadan kaldırma aracı olarak kullanmasındaki hikmete değinilmişti Yani eğer sadece bir grup veya bölük hakimiyeti elinde tutmaya devam ederse, karşıtları ve muhalifleri için hayat çekilmez olurdu Daha sonra Allah'ın insanlar arasındaki ihtilâfları gidermekten aciz olmadığı, fakat bunları zorla yok etmenin O'nun dileği olmadığı bildirilmişti Bu amaçla, O, peygamberini Hakk'a davet etmek üzere gönderir; fakat, insanları kabul edip etmeme konusunda serbest bırakır Bu bölümün başında olduğu gibi müslümanlara yine Allah yolunda harcamaları emredilmişti En sonunda bu ayete insanların inançlarındaki ve dinlerindeki farklılıklara rağmen Allah'ın tüm evrenin hâkimi ve sahibi olduğu gerçeği ilân edilmektedir Elbette, insanları kendisine inanmaya zorlamak O'nun dileği değildir Fakat O sadece, peygamberleri aracılığıyla, kendisine inanan, O'nu razı etmek için canlarını ve mallarını O'nun yolunda feda edenlerin kazançlı çıkacaklarını ve kendisine inanmayanların zarara uğrayacaklarını bildirir

Alıntı Yaparak Cevapla