Yalnız Mesajı Göster

Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )

Eski 11-04-2012   #67
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tefhimu'l Kuran Tefsiri - Bakara Suresi Tefsiri ( Mevdudi )



256- Dinde zorlama (ve baskı) yoktur(285) Gerçek şu ki, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır Artık kim tağutu(286) tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur Allah, işitendir, bilendir
257- Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi) dir Onları karanlıklardan(287) nura çıkarır; küfredenlerin velileri ise tağut'tur(288) Onları da nurdan karanlıklara çıkarırlar İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süreki olarak kalacaklardır
258- Allah, kendisine mülk(289) verdi, diye rabbi konusunda İbrahim'le(290) tartışmaya gireni görmedin mi?(291) Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah güneşi doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o küfre sapan böylece afallayıp kalmıştı(292) Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez

AÇIKLAMA

285 Arapça "din" kelimesi hem inancı, hem de bu inanç üzerine kurulan hayat tarzını ifade eder Burada, önceki ayetlerde ortaya konulan inanç ifade edilmektedir Bu ayete göre İslâm, iman ve onun hayat tarzı hiç kimseye zorla kabul ettirilemez demektir
286 Arapça "tağut" kelimesi sözlük anlamıyla sınırları aşan herkes için kullanılır Kur'an bu kelimeyi Allah'a isyan eden, Allah'ın kullarının hâkimi ve mâliki olduğunu iddia eden ve onları kendi kulu olmaya zorlayan kimse için kullanır
Allah'a isyan üç derecede olabilir: 1) Eğer bir kimse Alah'ın kulu olduğunu kabul eder, fakat pratikte O'nun emirlerinin aksini yaparsa buna fasık denir 2) Bir kimse Allah ile irtibatı koparır ve başka birisine bağlanırsa o zaman kâfir olur 3) Eğer bir kimse Allah'a isyan eder ve O'nun kullarını kendisine boyun eğmeye zorlarsa, o zaman tağut'tur Böyle bir kimse şeytan, rahip, dinî veya politik lider, kral veya bir devlet olabilir Bu nedenle bir kimse tağut'u reddetmedikçe Allah'a inanmış sayılamaz
287 Burada karanlık, kişinin doğru yoldan sapmasına tüm çaba ve enerjisini yanlış yollarda kullanmasına neden olan cahiliye karanlığı anlamında kullanılmıştır Bunun tersine ışık, kişinin gerçeği apaçık görmesini, hayatın gerçek anlamının farkına varmasını ve bilinçli bir şekilde, kararlı olarak doğru yolu takip etmesini sağlayan Hakk'ı görmeye yarayan ışık anlamında kullanılmıştır
288 Tağut kelime olarak tekil olmasına rağmen burada anlamı çoğuldur Çünkü Allah'ı inkâr eden kimse, sadece bir tek değil binlerce tağut'un kölesi olur Bunlardan birisi kişiyi sürekli yanlış yapmaya teşvik eden ve ayağını kaydıran şeytandır Diğeri ise kişiyi kendi arzu ve şehvetlerinin kölesi yapan ve sapık yollara yönelten nefsidir Daha sonra başkaları, karısı, çocukları, akrabaları, kabilesi, ailesi, arkadaşları, milleti, politik ve dinî liderleri ve hükümeti gelir Bütün bunlar o kimse için tağut'tur ve onu kendi istek ve arzularının esiri yapmak isterler Bütün bu efendilerin kölesi olan kimse, bütün hayatını imkânsız olan bir şey için, yani tüm bu efendilerin hepsini de teker teker hoşnut etmek uğruna harcar
289 Bir önceki ayette Allah'ın müminlerin yardımcısı ve koruyucusu olduğu, onları karanlıklardan çıkardığı; tağut'un ise kâfirlerin yardımcısı olduğu ve onları karanlığa yönelttiği bildirilmişti Burada ise buna delil olacak nitelikte üç olay ele alınmaktadır: Birincisi, Hakk'ın apaçık gösterildiği ve buna karşı hiçbir şey söyleyecek halde olmayan bir kimsenin hikâyesidir Bu kimse Hakk'ın kendisine apaçık gösterilmesine rağmen O'nu kabul etmemiştir Çünkü o tağut tarafından saptırılmış ve karanlıklar içinde başıboş gezinmeye bırakılmıştır Diğer iki olay ise, kendilerini sadece karanlıktan kurtarmakla kalmayıp, onlara görünmeyen gerçeklikleri de müşahede ettiren Allah'a tam anlamıyla ve yakinen inanan iki kimsenin hikâyesidir
290 Burada değinilen kimse Hz İbrahim'in (as) doğduğu ülke olan Irak'ın kralı Nemrud'dur Kitab-ı Mukaddes bu tartışmadan bahsetmez; fakat Talmud, ayrıntılarıyla ele alır ve özde Kur'andaki pasaja çok benzemektedir Talmud, Hz İbrahim'in (as) babasının Nemrud'un baş memurlarından biri ve efendisinin gözde kulu olduğunu bildirmektedir Oğlu Hz İbrahim (as) ise çok küçük yaşından beri derin bir Allah sevgisi taşımaktaydı Büyüdüğünde açıktan Allah'ın "Birliğini" ilân etmeye ve Allah'a koşulan ortak ve eşleri kötülemeye başladı Bu inancını göstermek amacıyla putları kırdı Babası aceleyle kralın huzuruna çıktı ve Hz İbrahim'i (as) ihbar etti: "O şöyle şöyle yaptı, hüküm vermen için senin huzuruna çıkarılsın" dedi Hz ibrahim (as) , kralın huzuruna çıkarıldı ve aralarında burada bahsedilen tartışma geçti
291 Tartışmanın asıl konusu şuydu: Hz İbrahim (as) Rab olarak kimi kabul ediyordu: Allah'ı mı, Nemrud'u mu? Bu tartışma, tebaasını Rab olarak Allah'ı değil de, kendisini kabul etmeye zorlayan Nemrud'un zorbalığından kaynaklanıyordu Tabiî onun bu iddiası yanlıştı Kendisine bu mülkü veren Allah'a şükreden bir kul olarak, Rab diye Allah'ı kabul etmeliydi Şükreden bir kul olmak yerine o, öyle nankör oldu ki, tebaasının Rabbi olduğunu iddia etmeye başladı Hz İbrahim (as) bu durumu kabul edemeyeceği için aralarında bir tartışma meydana geldi
Bu tartışmanın asıl mahiyetini anlayabilmek için aşağıdaki noktaları gözönünde bulundurmalıyız
1) Allah'ı ilâhlar ilahı ve rabler rabbi olarak kabul edip, bununla birlikte O'nu tek Rab ve Mâbud olarak kabul etmediklerini gösterir bir şekilde O'na başka ilâhlar ve rableri ortak koşmak, hemen hemen tüm müşrik toplumların özelliğidir
2) Onlar her zaman ilâhlığı ikiye ayırmışlardır: Tabiatüstü ilâhlık ve hükümde ilâhlık Bir sonuç doğuran her tür sebebi kontrol eden tabiatüstü ilâhlığı, Allah'a atfetmişlerdir Bu nedenle ihtiyaç duyduklarında veya zorluk anlarında O'ndan yardım dilerler; fakat cahillikleri nedeniyle ruhları, melekleri, cinleri, yıldızları ve daha bir çok şeyi Yüce Allah'a eş koşarlar ve onlara dua ederler, onlara ibadet ederler ve onlar için yapılmış tapınaklara adaklar sunarlar
Sadece Allah'a ait olan ve hayat tarzını belirleme emirlerine uyulmasını isteme ve dünyadaki bütün işler üzerinde mutlak otorite sahibi olma hakkını sadece O'na veren hakimiyette ilâhlığa gelince, her çağdaki müşrikler bu hakkı Allah'tan alıp, kral soyundan gelenlere veya gruplara vermişler veya Allah'la diğer putlar arasında paylaştırmışlardır Kral soyundan gelenlerin ikinci kategorideki anlamıyla ilâhlık iddia etmelerin nedeni budur Bu soylular grubu, iddialarına destek bulabilmek için birinci anlamda ilâhların soyundan geldiklerini iddia etmişlerdir Rahipleri ve din adamları ise onları bu konuda destekleyip savunmuşlardır
3) Nemrud, hakimiyete sahip olduğu anlamında ilâhlık iddiasında bulunmuştur O ne Allah'ın varlığını reddetmiş ne göklerin ve yerin yaratıcısı ne de evrenin yöneticisi olduğunu iddia etmiştir O sadece Irak'ın ve Irak'ta yaşayanların mutlak efendisi ve hâkimi olduğunu iddia ediyordu O'nun iddiası şuydu: Ben ne dersem kanundur ve ben, söylediklerim nedeniyle benden başka hiç kimseye karşı sorumlu değilim Bu nedenle beni efendi (rab) olarak kabul etmeyen her Irak'lı asîdir
4) Burada değinilen tartışma, Hz İbrahim (as) : "Ben Alemlerin Rabbini Rab olarak ve ibadet edilecek ilâh olarak kabul ediyorum O'ndan başka her şeyin rabliğini ve ilâhlığını reddediyorum" deyince ortaya çıkmıştır Bu açıklama sadece kutsal din ve ulusal ilâhları kökünden reddetmekle kalmıyor, aynı zamanda ulusal devletin ve onun merkezî gücü olup, Irak'ın tek efendisi olduğunu iddia eden Nemrud'un varlığını tehdit ediyordu Buna müsamaha gösterilmemesinin ve Hz İbrahim'in (as) sorguya çekilmek üzere Nemrud'un önüne getirilmesinin nedeni işte bu tehdittir
292 Hz İbrahim (as) ilk cümlesinden itibaren Allah'tan başka Rab olamayacağını apaçık ortaya koyduysa da, Nemrud yine de O'nun iddiasını çürütmeye çalıştı Fakat ikinci delilden sonra Nemrud o denli köşeye sıkıştırılmıştı ki, başka bir sebep öne sürecek gücü kalmamıştı Çünkü kendisi de, güneşin Hz İbrahim'in (as) Rab olarak kabul ettiği Allah'ın emrinde olduğunu biliyordu Fakat buna rağmen O, bu apaçık gerçeği kabul edemezdi; çünkü bunu kabul etmesi, despotluk yönetiminden vazgeçmesi demek olurdu İçindeki isyan buna hazır olmadığı için, apaçık farkına vardığı halde Nemrud, nefse tapınmanın karanlığından Hakk'ın aydınlığına çıkmadı Eğer nefsi yerine, Allah'ı ilâh olarak kabul etseydi, Hz İbrahim'in (as) davetiyle doğru yolu bulurdu
Talmud'da bu tartışmadan sonra Nemrud'un Hz İbrahim'i (as) hapse gönderdiği ve Hz İbrahim'in (as) orada on gün kaldığı yazılıdır Daha sonra kral ve adamları O'na canlı canlı yanma cezası verdiler Bu olaya Kur'an'da da değinilmektedir (Bkz Enbiya: 51-74, Ankebut: 16-24, Saffat: 85-98)

Alıntı Yaparak Cevapla