|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sularla Alakalı Hükümler
Sularla Alakalı Hükümler
Kuyular Üzerindeki Hükümler
Kuyular, suları ne kadar çok olursa olsun, yüzeyleri yüz arşın (takriben altmış beş) metre kareye ulaşmadıkça yahut daima akıp giden bir su yolu üzerinde bulunmadıkça küçük sular (küçük havuzlar) hükmündedirler Bu esasa göre, içlerine düşecek şeylerden dolayı haklarında aşağıdaki hükümler uygulanır
Üzerlerinde pislik bulunmadığı bilinen insan veya eti yenen koyun ve deve benzeri hayvanların içlerine düşüp de diri olarak çıkmış oldukları kuyuların suyu pis olmaz
Yine katırın ve merkebin, atmaca, şahin, çaylak gibi yırtıcı kuşların, köpek, kurt, kaplan benzeri canavarların içine düşüp de diri olarak çıktıkları kuyuların da suyu pis olmaz; ancak ağızlarının salyasının düştükleri suya bulaşmaması lâzım Bulaştığı takdirde su, salyanın hükmüne bağlıdır Hayvanın salyası temiz ise, artığı gibi su da temizdir [Bütün bu bahisde sözü geçen temizlikten din bakımından ibadetlerin yapılmasına engel olan hades ve habesin giderilmesinin kasdedildiğini, yoksa tıbbi ve fennî temizlik kasdedilmediğini önemle kaydetmek gerekir ] Salyası pis ise, su da pis olur Bu durum daha önce de bildirilmişti
Bir kuyunun içine fare, serçe veya bunlardan birinin büyüklüğünde başka bir hayvan düşüp ölse, o hayvan henüz şişmemişse, bu hayvan kuyudan çıkarıldıktan sonra yirmi kova su kuyudan çekilip dökülür Bu miktar suyun çıkarılması vacibdir Bu miktar su çıkarılmadıkça kuyunun suyu temiz olmaz Böyle bir kuyudan otuz kova çıkarılması müstahab olur
Bir kuyunun içine kedi, tavuk, güvercin veya bunlardan biri büyüklüğünde başka bir hayvan düşüp ölse de, henüz şişmeden çıkarılsa, o kuyudan kırk kova su çekilir ki, bu miktar su çıkarmak vacibdir Elli veya altmış kova su çıkarılması müstahab olur
Bir kuyunun suyuna, bir damla dahi olsa, kan, şarab, sidik gibi akıcı bir pislik karışsa, o su pis olur Yine bir kuyunun içine domuz düşse yahut koyun, keçi ve bunlar büyüklüğünde bir hayvan düşüp öldükten sonra şişmiş olsa, yahut serçe ve fare büyüklüğünde küçük bir hayvan düşüp ölerek dağılsa veya tüyleri dökülse, o kuyunun dibinde bir kova su kalmayacak şekilde suyunun tümünü çıkarmak icab eder Ancak kuyunun suyu çok olup devamlı olarak kaynamakta ise, iki yüz kova su çekmek yeterlidir; bu vacibdir Üç yüz kova çıkarılması müstahabdır Daha sağlamı, kuyunun içindeki su miktarının kaç kova olduğu hesaplanarak o miktar suyun çıkarılmasıdır Bazı alimlere göre fetva, bu şekilde işlem yapmaktır
Bir kedi köpekten korkarak yahut bir fare kediden veya bir koyun kurttan korkarak kaçıp da ölmeyecek şekilde kuyuya düşse, kuyunun bütün suyu pis sayılır Çünkü bu hallerde hayvanların işemiş olmaları ihtimali kuvvetlidir Fakat geçerli sayılan diğer bir görüşe göre, bu halde kuyu pis olmuş sayılmaz Zaruret bakımından bu hal bağışlanmıştır
Tavuktan çıkan taze bir yumurtanın ve yeni doğmuş bir kuzunun içine düştüğü su pis olmaz; ancak bunların üzerinde pislik bulunduğu bilinirse, su pis olur
Tercih edilen görüşe göre, bir kuyuya devenin, koyunun, keçinin, atın, katırın, merkebin, sığırın ve mandanın tersleri düşmekle o kuyunun suyu pis olmaz Bu terslerin yaş yahut kuru, sağlam veya kınk olması arasında fark yoktur Çünkü bunlardan korunmak çok zordur Hele kırlardaki kuyularda bunlardan korunmak daha güçtür Ancak kuyuya düşen bu pislik parçaları adet itibariyle çoğumsanıyorsa yahut her su çekilen kovada en az bir ve iki parça görülürse, o zaman su temizliğini kaybetmiş olur Bununla beraber daha güvenilir bir görüşe göre zaruret esas alınır Şöyle ki: Evlerdeki kuyuları bu pisliklerden korumak güç olmadığı için, kuyuya düşmeleri halinde böyle kuyular pisleşir Fakat kırlardaki kuyuları korumak güç olduğundan bu pislikler o kuyuları temizlikten çıkarmaz
Kaz, tavuk, ördek gibi hayvanların tersleri suyu bozar Onun için içine düştükleri kuyunun bütün suyunu boşaltmak gerekir Çünkü bunların pislikleri galiz (ağır) necasettir
Güvercin ve serçe gibi eti yenen kuşların tersleri, kuyularda ve kaplarda olan suları bozmaz Eti yenmeyen kuşların tersleri de suyu bozmaz (İmam Şafiî´ye göre bunların tersleri suyu bozar )
İmam-ı Azam ile İmam Ebû Yusuf´dan bir rivayete göre, yırtıcı kuşların tersleri kuyuların suyunu bozmaz; çünkü bunlardan kuyuları korumak güçtür Miktarları çok olmadıkça elbiseyi pis yapmazlar Suyun vasıflarını bozmadıkça; çok olan suları da temizlikten çıkarmazlar Fakat kaplardaki sular bozulmuş olur; çünkü bu kabları korumak mümkündür
Bir kuyuda lâşeden (ölü hayvan kalıntısından) başka bir pislik görülse, pislik görüldüğü andan itibaren o kuyunun suyu pis sayılır Artık o sudan abdest de alınmaz, başka temizlik işinde de kullanılmaz Su kuyusunda fare veya kedi ölüsü gibi bir lâşe görüldüğü zaman, eğer düşüş zamanı biliniyorsa, o vakitten itibaren kuyunun suyu pis sayılır Fakat lâşenin kuyuya düştüğü zaman bilinmez de, kuyudaki ölü hayvan şişmiş, dağılmış veya tüyleri dökülmüşse, o kuyu üç gün ve üç geceden itibaren pislenmiş sayılır Eğer kuyuda bulunan ölü hayvan şişmemiş, dağılmamış veya tüyleri dökülmemiş, ise, bir gün ve bir geceden itibaren ihtiyaten o kuyu pis kabul edilir Bu esasa göre o müddetler içinde alınan abdestler ve gusüller sahih olmamış demektir Bunlarla kılınmış olan namazların kazası lâzım gelir Aynı zamanda bu sularla yıkanmış olan pis elbiselerin tekrar yıkanmaları gerekir Fakat o sularla pis olmayan çamaşırlar yıkanmışsa, onları tekrar yıkamak gerekmez Bütün bunlar, "kesinlikle bilinen şey, şübhe ile gerçekliğini kaybetmez" kuralına dayanmaktadır
Bu mesele İmam-ı Azam´a göredir İmameyn´e (Ebû Yusuf ve Muhammed´e) göre eğer inceleme sonunda kuyuda bulunan ölü hayvanın ne zaman kuyuya düştüğü anlaşılamazsa, görüldüğü andan itibaren kuyunun pis olduğu kabul edilir Ondan önce kılınan namazlar kaza edilmez ve yıkanan çamaşırlar tekrar yıkanmaz O ölü hayvan dışardan bir rüzgârla yahut başka bir sebeble kuyuya henüz düşmüş olabilir Meydana gelen bir olayın en yakın zamana nisbet edilmesi esastır
Pislenmiş bir kuyunun içinde bulunan sular kuruyup çekildikten sonra, tekrar suyu gelmeye başlasa, kuyu temizlenmiş sayılır; çünkü bu şekilde çekilip kaybolan pislik geri gelmez
Kuyuların suyunu boşaltmada kullanılacak kovalar, orta büyüklükteki kovalardır Bazı alimlere göre, yaklaşık olarak 5 kg (1400 dirhem) su alacak büyüklükte olmalıdır Bu kovaların tam ağızlarına kadar dolması gerekmez Suyu pislenen kuyudan tayin edilen miktar su çekilince, kuyunun geri kalan suyu da, çamurları ve taşları da, kova ile kovanın ipi de, kovayı çekenin elleri de temizlenmiş olur Çünkü bunların temizliği, kuyunun temizliğine bağlıdır Bir kuyudan çekilmesi icab eden suyu bir günde çekmek şart değildir, ayrı günlerde çekilerek gereken miktar tamamlanabilir
Akıcı kanı bulunmayan balık, çekirge, kurbağa, sinek, küçük yılan, akreb, su köpeği ve su hınzırı gibi hayvanların suda yahut başka bir sıvı içinde ölmesi ile o su pis olmaz Böyle bir su ile abdest alınabilir
Az su hükmünde olan bir su içine, az dahi olsa pislik düşmekle o su pis olur Fakat bir oluktan akmakta olan su, bir ölü hayvan leşine (karada yaşayan ve kanı olan bir hayvan ölüsüne) veya başka bir pisliğe dokunup geçerse hemen pis olur mu Bu konuda duruma bakılır Şöyle ki: Suyun tamamı veya çoğu o pisliğin üzerine uğrarsa, su pislenmiş olur Ancak üzerine suyun uğradığı pislik tamamen dağılarak eseri görülmez bir hale gelmiş olursa, o zaman su pislenmiş olmaz, temiz sayılır
Yine suyun az bir kısmı böyle bir pisliğe uğrasa, yine su temizliğini kaybetmiş olmaz Ancak suyun dokunduğu pislikten suda bir iz kalmış olursa, temizlikten çıkar
Pisliğin üç vasfından biri (renk, koku ve tad) kuyunun suyuna geçmeyecek şekilde, kuyu ile tuvalet arasında mesafe bulunsa, o kuyunun suyu pis sayılmaz [Bütün bu bahisde sözü geçen temizlikten din bakımından ibadetlerin yapılmasına engel olan hades ve habesin giderilmesinin kasdedildiğini, yoksa tıbbi ve fennî temizlik kasdedilmediğini önemle kaydetmek gerekir ] Fakat pisliğin üç vasfından biri suya geçmiş olursa, kuyu pis olur Tuvaletle kuyu arasında bulunan mesafe uzak bile olsa, yine budurumda kuyunun suyu pis sayılır
Din Yönünden Temiz Sayılan Şeyler
Aslen bütün yeryüzü, bütün madenler, bütün sular, bütün otlar, ağaçlar, çiçekler ve meyvalar, domuzdan başka hayvanların üzerlerinde pislik olmamak şartı ile bedenlerinin dışı temizdir Bunların dokunması ile elbiseler pislenmiş olmaz Domuzun sadece kılları, zaruret dolayısıyle badana yapmak ve ayakkabı dikmek için kullanılabilir Bunlarla yapılan badana ve dikilen ayakkabı pis sayılmaz
Yine bir su kovası, domuz kılları ile yapılmış olan bir fırça ile boyanmış olur da, boya kuruyarak suda boyadan bir iz kalmazsa, yine kova temiz sayılır; onunla kuyudan su çıkarılabilir O kıllardan az bir miktar suya düşse de, su bozulmuş olmaz Bu hüküm İmam Muhammed´e göredir Tercih edilen de bu görüştür İmam Ebû Yusuf´a göre, bu kıllar içine düştüğü suyu bozar Çünkü bu kılların kullanılışı bir zaruret sebebiyle caiz görülmüştür Bunların su içine düşmeleri zaruret dışında kalır Bu kılların fırça olarak kullanılmaları da hoş görülmemektedir Bunların yerine kullanılacak başka bir şey bulunduğu zaman, kullanılmamaları şübhesiz ki daha iyidir
Şunu da belirtelim ki, bir şeyin temiz sayılması, onun yenip içilmesinin helal olmasını gerektirmez Nice zehirli sular ve nice sarhoşluk veren otlar vardır ki, bunlar temiz oldukları halde yenip içilmeleri haram bulunmaktadır
(Malikî´lere göre, köpek ile domuz dahil, her canlı hayvanın bedeni temizdir )
Domuzdan başka olarak boğazlanıp kanları akıtılan bütün hayvanların deri, ciğer, yürek, dalak ve damarları ile etleri arasında kalıp akmayan kanları temizdir Bu boğazlamanın din usulüne göre yapılmış olması görüşü daha kuvvetlidir Bit, pire ve tahta kurusu kanları da böylece pis değildir
Su içinde yaşayan hayvanlardan suda ölen balıklar ve diğer hayvanlar temizdir Bununla beraber bu deniz hayvanlarından bir kısmının yenmesi haramdır Sekizinci kitaba bakılsın
Domuzdan başka olan hayvanların, boynuz, tırnak, kemik, kıl ve tüyleri gibi içlerine kan girmeyen organları ve tabaklanan derileri hayvanların ölümleriyle pis olmaz Sahih olan görüşe göre, sinirleri temiz değildir Çünkü bunlarda acı duyacak kadar bir canlılık bulunmuştur
Misk kedisi temizdir, yenmesi de helaldır Miskin göbeği de temizdir Zibad denilen yağ da temizdir
Henüz ot yememiş süt kuzularının kursakları temizdir Bunlar ister boğazlansın, ister boğazlanmasınlar, bunlardan peynir mayası yapılabilir
Tavuğun ölümünden sonra çıkan yumurta temizdir, yenebilir Ölmüş bir koyunun memesinden çıkan süt de temizdir Bu süt İmam-ı Azam´a göre içilebilir İki imama (Ebû Yusuf ve Muhammed´e) göre süt temiz ise de memenin pis olmasından dolayı içilmez
Kokmuş et, ekşimiş yemek, acılaşmış yağ, kokup kurtlanmış et veya peynir bu durumda temizliğini kaybetmiş olmaz Fakat bunların zararı olmaları itibariyle yenmeleri uygun olmaz
Ev kedilerinin sidiği, dokunduğu kapları ve içine düştüğü suyu pisleştirir Bir zaruret olduğu için elbiselere dokunması ile elbise pis sayılmaz
Yine farelerin de sidiği suları temizlikten çıkarır Ancak yenecek ve içilecek şeylere az miktarda dokunan fare sidikleri ve tersleri, yiyecek ve içeceklerde tadları belirmeyince bağışlanmıştır Çünkü bunlardan korunmak zordur Diğer bir görüşe göre, hem kedinin hem de farenin sidikleri suları da bozar, elbiseleri de bozar Bunun için ihtiyat yolunu seçmelidir
İğne ucu yahut iğne deliği kadar küçük olan sidik serpintileri bir bedene yahut bir yere veya elbiseye sıçrarsa o yerler pis sayılmaz Fakat böylece suya sıçrayan olursa, bu bağışlanmaz; durgun ve az olan suyu pisletir Çünkü bu gibi sıçrantılardan suyu korumak kolaydır
Akar veya durgun bir halde olan suya pisliğin düşmesinden dolayı sıçrayan damlalar temizdir Ancak damlalarda pislik izi olursa, o zaman pis sayılırlar
Helâdan, ahırdan ve hamamdan çıkan buharların oluşturduğu su damlaları temiz sayılır Fakat pis sayılan bir şeyden sıkılarak çıkarılan sıvılar temiz değildir
Caddelerin gerek sert ve gerek yumuşak olan çamurları, pislikten ari olmasa da temiz sayılır Elbiseye sıçrayan böyle çamurun tümünün pis olduğu belli değilse, bu elbise ile namaz kılmak sahihdir
Bir cenazenin üzerinde pislik yoksa, onun yıkanması halinde meydana gelen yıkantı temizdir, namaza engel olmaz Fakat ölü üzerinde pislik varsa, o halde yıkantısı da pistir; ancak yıkama işi ile uğraşılırken sıçrantılardan korunmak güç olduğu için bunlar bağışlanmıştır
Necaset yıkantısı da pistir Temizlenmesi üç kez yıkamakla olan şeylerin dördüncü kez yıkantısı temiz olur
Pis yerler üzerinden esip gelen bir rüzgârın dokunduğu elbise ve kumaşlar pis olmaz Ancak elbise veya kumaşlarda pislik eseri görülürse o zaman pislenmiş sayılırlar
Ancak sıkılmak suretiyle damlayabilecek kadar ıslak olan bir bohçaya temiz elbiseler sarılır da, bu elbiselerde pislik eseri görülmezse, elbiseler temiz sayılır
Yine kurumuş halde bulunan pis bir yer üzerine serilen çamaşırda pislik eseri bulunmazsa, o çamaşırın ıslaklığı pis yer üzerinde görülse bile pislenmiş olmaz
Bir kimse pis bir yatak veya pis bir yer üzerine yatıp uyumuş olsa, adam pislenmiş sayılmaz Ancak terinden veya ayağındaki bir yaşlıktan dolayı pisliğin eseri elbisesinde veya bedeninde görülürse, bu pisliklerin yıkanması gerekir
Keçi ve koyun benzeri hayvanların memesine yapışmış olan pisliklerin sağılan süt içine düşmesiyle süt pis olur Fakat süt sağılırken sütün içine kuru olarak düşen bir iki parça pislik henüz dağılmadan hemen çıkarılıp atılırsa ve sütte de bir iz bırakmazsa, o süt temizdir Bu miktar bağışlanmıştır; çünkü bundan korunmak güçtür
|