Yalnız Mesajı Göster

Hz. Hafsa (R.Anha)

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Hz. Hafsa (R.Anha)



HZ HAFSA (ranha)

Hazret-i Hafsa radıyallahu anhâ Hz Ömer (ra)in kızı Bilgili ve kültürlü, irâdesi kuvvetli, sadakat sahibi bir islâm hanımefendisi O devirde okuma-yazma bilen pek ender, kültürlü kadınlardan Üçüncü hicri yılda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin aileleri arasına katılarak müminlerin annesi olma şerefini elde eden bahtiyarlardan

O, Mekkede Peygamberlik gelmezden (Bisetten) beş sene önce doğdu Babası, islâm tarihinde adâletiyle ün salan, ikinci halife Hz Ömer (ra)dir Annesi Zeynep, Osman İbni Mazûn (ra)ın kız kardeşidir Babası ile birlikte Mekkede müslüman oldu Ashabtan Huneys İbni Huzâfe (ra) ile evlendi ilk müslümanların safında yer alan bu bahtiyar karı-koca birlikte önce Habeşistana, daha sonra Medineye hicret etti

Huneys (ra), Abdullah İbni Huzâfe (ra)ın kardeşidir Bedir ve Uhud gazvelerine iştirak etmiştir Her iki gazvede de kahramanca çarpıştı Uhud savaşında ciddi şekilde yaralandı Medineye dönüldüğünde şehadet şerbetini içti Hazreti Hafsa (ranhâ) genç yaşta dul kaldıHz Ömer (ra) kızının dul olarak kalmasına gönlü râzı değildi Biran önce onu evlendirmeliydi O devirde iddetini tamamlayan kadınların fazla beklemeden evlenmesi daha uygun görülüyordu Bir baba olarak Hz Ömer (ra) da kızının iyi bir kimse ile evlenmesini arzu ediyordu Bunun için düşündü, taşındı ve onu Hz Osman (ra)a nikâhlamaya karar verdi Hz Osman da o sırada dul kalmıştı Hanımı Peygamberimizin kızı Rukiyye (ranhâ) vefat etmişti Rahatlıkla teklif yapılabilirdi Vakit kaybetmeden Osmana gitti Kızı Hafsayı nikâhlıyabileceğini söyledi Bu konudaki görüşmeleri Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bizzat babasından şöyle nakletmektedir : Osman İbni Affana gittim Onu hüzünlü gördüm Üzüntüsünü gidermek ve teselli etmek için ona Hafsadan bahsettim İstersen Hafsayı sana nikâhlıyayım dedim Osman birden cevap veremedi Hemen evet diyemedi Biraz düşünmek için zaman istedi ve Hele bir düşüneyim dedi Aradan bir kaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, şimdilik evlenemiyeceğim diye özür diledi

Hz Ömer aynı teklifi Hz Ebûbekir (ra)a yapmayı düşündü Onunla karşılaştığında:
istersen sana kızım Hafsayı nikahlıyayım dedi Hz Ebûbekir de sustu Ağzını açıp da bir söz söylemedi Hiçbir cevap vermedi Bu sebeple ona, Osmana gücendiğinden daha fazla kızdı
Hz Ömer (ra) iki samimi arkadaşından müsbet bir cevap alamayınca canı sıkıldı, içerledi Üzüntülü bir şekilde Rasûlullah (sa)in huzuruna girdi ve şöyle dedi: Yâ Rasûlallah! Ben Osmana şaşıyorum Hafsayı ona nikâhlamak istedim de yanaşmadı
Ebûbekir de öyle
İki Cihan Güneşi Efendimiz Ömere tebessüm ederek: Yâ Ömer! Hafsa, Osmandan, Osman da Hafsadan daha hayırlı birisiyle evlenecektir buyurdu
Hz Ömer büsbütün merak içerisinde kalmıştı Osmandan daha hayırlı damât kim olabilirdi? Merak içerisinde aradan yine birkaç gün geçti Nebiyy-i Ekrem (sa) Efendimiz Hafsaya tâlib oldu Hz Ömer (ra)a: Sen kızın Hafsayı bana nikâhlarsın Ben de kızım Ümmü Gülsümü Osmana nikâhlarım, buyurdu
Hz Ömer bu müjdeye çok sevindi İki Cihan Güneşi Efendimiz bu haberle Hafsayı kendisine Allahın nikâhladığını anlatmak istiyordu Bunun üzerine kısa zamanda düğün hazırlıkları tamamlandı Hicretin üçüncü yılında şaban ayı içerisinde Hz Hafsa, Resûl-i Ekrem (sa) Efendimizle nikâhlanarak müminlerin annesi olma şerefine erdi
Fahr-i Kâinat (sa) efendimiz bu nâzikâne teşebbüsü ile üç büyük sahâbîsi arasındaki dostluğu, kardeşliği, din bağını hısımlıkla, akrabalıkla daha da kuvvetlendirmiş oldu Âişeyi nikahlayarak Hz Ebûbekir (ra)i Hafsayı nikahlayarak da Hz Ömer (ra)i taltif etti Onları kendine kayınpeder, kızlarını da müminlerin anneleri olma bahtiyarlığına kavuşturdu

Hz Ebûbekir (ra) kendine teklifte bulunan Hz Ömere müsbet-menfi bir cevap veremediği için üzülüyordu Fakat başka çaresi de yoktu Çünki bir sırrı muhafaza etmesi gerekiyordu Hz Hafsa ile Fahr-i Kâinat (sa)in evleneceğini biliyordu Bunu söylemek emanete hıyanet olacaktı Bu sebepten sükût etti Nikâh kıyıldıktan sonra Hz Ömer (ra)a gelerek özür diledi ve durumu şöyle izah etti:
Hafsayla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir dedi Hz Ömer de: Evet diye cevap verdi Bunun üzerine Ebûbekir (ra) şunları söyledi:
Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Rasûlullah (sa)in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir Elbette onun sırrını ifşâ edemezdim, şayet Nebiyy-i Muhterem, Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim diyerek onu teselli etti

Ne nezâket! Ne edeb! Ne sır saklayıcılık! İşte islâm edebi! Emanet bir sır Sükût bir hazinedir Emanete riâyet ve sükûtu ihtiyar etmek ise insanın emniyeti ve süsüdür
Hz Hafsa (ranhâ), Rasûlullah (sa)ın evine Sevde ve Aişe (ranhümâ) annelerimiz varken gelin olarak geldi O, İki Cihan Güneşi Efendimizin saâdethânelerine geldiğinde yirmi yaşlarındaydı Sevde (ranhâ) annemiz Âişe (ranhâ) gibi onu da büyük bir gönül rahatlığı içinde karşıladı Her ikisine de hizmet etti Hafsa (ranha) da gençti Bilgili ve onurluydu Özü sözü birdi, iradesi kuvvetliydi Hâne-i seâdette iki genç annemiz olmuştu, ikisi de Efendimize hizmet etme yarısında gayretlerini esirgemiyorlardı Son derece nâzik davranıyorlardı Sevgi ve hürmette kusur etmemeye çalışıyorlardı Fahr-i Kâinat (sa) efendimiz de iki aziz arkadaşlarının kızları olmaları sebebiyle gücünün yettiğince onlara müsâmaha ile davranıyordu Kadınlık zaafiyetlerini, gençliklerini göz önüne alarak daha merhametli, daha şefkatli muâmele ediyordu Fakat beşer olarak sıkıntılı zamanlar da geçiriyordu, şöyle ki: Bir gün Resûl-i Ekrem (sa) efendimiz Zeynep binti Cahş (ranhâ) annemizin evinde bal şerbeti içmişti Biraz da yanında fazla kalmıştı Bu durum iki genç annemizin dikkatlerini çekti ve aralarında anlaşarak Efendimizin yanına vardıkları zaman kendisinden megâfir kokusu geldiğini söylediler Efendimiz megâfir yemediğini, bal şerbeti, içtiğini söyledi ve : Demek ki balı yapan arı megâfir yalamış diyerek bir daha bal şerbeti içmemeğe yemin etti
Bunun üzerine Allah Teâlâ Tahrim sûresini nâzil buyurdu Meâli şöyledir:
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allahın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir

Fahr-i Kâinat (sa) efendimiz bir ara hanımlarından ayrılarak uzlete çekilmişti Genç ailelerini eğitmek istiyordu Ashab arasında bu durum, Rasûlullah hanımlarını boşadı, diye yayıldı Hz Ömer (ra) bu haberi işitince doğruca Efendimizin odasına yöneldi Kızı Hafsanın bir hatası olabileceğini düşünerek Efendimizden içeri girmeye izin istedi ve huzura girerek Efendimizin gönlünü rahatlatacak şu sözleri söyledi : Ya Rasûlallah! Kadınlardan dolayı ne kadar sıkıntı çekiyorsun, şayet onları boşarsan Allah da melekleri de seninle beraberdir Ben de, Ebûbekir de, müminler de seninle beraberiz dedi
İki Cihan Güneşi Efendimiz tebessüm etti Gül yüzünden nurlar saçıldı Ömerin kalbine huzur verecek ve müminleri sevindirecek şu cevabı verdi Hanımlarını boşamadığını, sadece uzlete çekildiğini söyledi Hz Ömer mescide geldi ve durumu müslümanlara izah etti

Hz Hafsa (ranhâ) yaratılış icâbı biraz celâlli idi Hz Âişe (ranhâ) annemiz onu şöyle tavsif ediyor: Hafsa tam manasıyla babasının kızıdır Kuvvetli bir iradesi vardır Özü sözü birdir
Birgün Resûl-i Ekrem (sa) Efendimiz Hafsa annemizin yanında Hudeybiyede biat eden ashabını anarak: inşaallah, Hudeybiyede biat eden ashâbım Cehenneme girmez, buyurdu Hafsa (ranhâ) da : içinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür (Meryem sûresi; 71) âyetini okuyarak hatırlatmada bulundu Efendimiz de ona: Sonra, biz Allahtan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız (Meryem sûresi; 72) ayetini okuyarak cevap verdi
Hz Hafsa (ranhâ) annemiz ibadete düşkündü Çok namaz kılar, çokca nâfile oruç tutardı Onun hayatı da diğer annelerimiz gibi fakirlik içinde geçti Yatak olarak kullandığı bir şiltesi vardı Yazın onu altına sererdi Kışın da bir tarafını altına serip, bir tarafını da üzerine örterdi Çoğu zaman yemek için ekmek bulamazdı Buna rağmen şikâyetçi olmadı Hep haline şükretti

O, Resûl-i Ekrem (sa) efendimize son derece sadakat ve muhabbetle bağlıydı Kendisine hediye edilen şeyleri yemez içmez, Resûlullaha ikram ederdi Onu daima nefsine tercih ederdi Bir defasında kendisine bir tulum bal hediye etmişlerdi Resûl-i Ekrem (sa) efendimiz odasına uğradığında ondan şerbet yapar ve ikram ederdi
Hz Hafsa (ranha) Fahr-i Kâinat (sa) efendimizin dâr-ı bekâya irtihalinden sonra da önemli hizmetlerde bulundu Hz Ebûbekir (ra) devrinde Kurân âyetleri bir araya toplanarak Mushaf haline getirilmişti Bu tek nüsha idi Hz Ebûbekir (ra)in nezdinde kalıyordu Vefatından sonra Hz Ömer (ra)in nezaretine verildi Hz Ömer (ra) da yaralanıp şehid olacağı zaman kızı Hz Hafsa (ranhâ) annemize teslim etti O da itina ile muhafaza etti Hz Osman (ra) devrinde bu nüshadan çoğaltıldı

Hz Hafsa (ranhâ) vâlidemiz 60a yakın hadis-i şerif rivayet etti Bir tanesi şudur Rasûlullah (sa) yatağına girdiğinde sağ elini başının altına koyar şöyle duâ ederdi: Yâ Rabbi! Kullarını dirilttiğin gün beni azabından koru Bunu üç defa tekrar ederdi
Hicretin 45 yılında Hz Muaviyenin halifeliği döneminde altmış yaşında iken vefat eden Hz Hafsa (ranhâ) annemizin cenâze namazını Medine valisi Mervan İbni Hakem kıldırdı Cennet-i Bakîada müminlerin annelerinin yanına; ebedî istirahatgâhına tevdi edildi Cenab-ı haktan şefaatlerini niyaz ederiz Amin

Alıntı Yaparak Cevapla