Yalnız Mesajı Göster

El Değmemiş Bahar

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

El Değmemiş Bahar



El değmemiş bahar

Göründü ufku şûh tepelerin, mor dağların,
Yüzerken uyuyanlar en derin uykularda;

Mor, pembe şafaklar tülleniyordu ard arda;

Kuğuların süzülüp gittiği dem sularda,
Duyduk ürperten soluklarını nevbaharın

Bir mavi sükûn sarmıştı hülyâlarımızı,

Gökyüzü ümitle göz kırpıyordu uzaktan,

Tam yapayalnız kaldığımız an dayanaktan;

İnâyetin, azimle birleştiği kuşaktan,

Tülpembe kıldı Yaradan rüyâlarımızı

Suyu gürül ürül çeşme coşmuştu yeniden,

Esiyordu her yörede ikbâl meltemleri

Bir nûrlu neş'e sarıyordu hemen her yeri

Ve ömrün gönlümce geçen en mutlu günleri,

Yaşanıyordu bir kere daha en derinden

O zümrüt rengiyle el değmemiş taze bahar,

Tıpkı mâzinin deseni ve mâzinin rengi

Bulmuştu millet yitirdiği eski mihengi,

Hasretle aradığı büyük kaybın tam dengi;

Firdevsî tepeler üstünde mor erguvanlar

Şimdi esen meltemle çemenler ürperiyor,

Hazana uğrayan yerlerde dipdiri güller

Sûr sesi duymuş gibi diriliyor ölüler;

Bu hülyâlı mavilikte onlarla beraber,

Hicranla yanan sîneler vuslata eriyor

ZAMAN

Alıntı Yaparak Cevapla