11-04-2012
|
#4
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Fizilal-İl Kuran Tefsiri - Fussilet Suresi Tefsiri ( Seyyid Kutub )
19- Allah'ın düşmanları ateşe sürüldükleri gün toplanıp bir araya getirilirler
20- Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhine şahitlik ettiler
21- Derilerine: Aleyhimize niçin şahidlik ettiniz?" derler Derileri: "Her şeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu İlk defa sizi O yaratmıştı, işte O'na döndürülüyorsunuz " cevabını verirler
22- Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahidlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz
23- İşte Rabb'inize karşı beslediğiniz bu zannınız, sizi helak etti, ziyana uğrayanlardan olup çıktınız
24- İster sabretsinler ister etmesinler, onların durağı ateştir Hoş tutulmalarını isteseler de artık hoş tutulmazlar
Zor bir durumda ve beklenmedik bir sırada ortaya çıkan insanın yüreğini ağzına getiren bir sürpriz Bütün organlarının itaat edip buyruğuna boyun eğdiği Allah'ın gücü  Ve Allah'ın düşmanı olarak damgalanan kendileri  Peki Allah'ın düşmanlarının akıbeti ne olacak? Bir sürü gibi başları sonlarına, sonları başlarına karıştırılarak biraraya getiriliyorlar, toplanıyorlar, sürükleniyorlar Ama nereye? Ateşe! Tam ateşin kenarına getirilip bekletildikleri sırada hesaplaşma başlıyor O da ne! Hesapta olmayan şahitler aleyhlerinde şahitlikte bulunuyorlar: Dilleri düğümlenmiş konuşmuyor Oysa bundan önce yalan söylüyor, iftira atıyor, başkalarını alaya alıyorlardı Kulakları, gözleri ve derileri isteyerek ve teslim olarak Rabb'lerinin emrini yerine getirmek amacı ile aleyhlerinde şahitlikte bulunuyorlar Onların sır sandıkları şeyleri anlatmaya başlıyorlar Bunları Allah'tan gizliyorlardı Allah'ın kendilerini görmediğini, niyetlerini ve cürümlerini O'ndan saklayabileceklerini sanıyorlardı Fakat bunları gözlerinden, kulaklarından ve derilerinden gizleyecek değillerdi Hem nasıl gizleyeceklerdi ki? Çünkü bu organlar onlarla beraberdiler Daha doğrusu onların bir parçasıydılar İşte bütün yaratıklardan ve alemlerin Rabbi olan Allah'tan gizli olduğunu sandıkları bütün sırları ortaya dökülüyor
Allah'ın gizli gücü ile bu şekilde, yürekleri korkudan titreten bir ortamda karşılaşmaları ne müthiş bir sürpriz Bu güç onların bazı organlarını etkisine alıyor, onlar da buyruğuna koşup, dediklerini yapıyorlar:
"Derilerine: Niçin aleyhimize şahidlik ettiniz?' derler "
Bunun üzerine derileri lafı evirip çevirmeden, onların göremedikleri gerçeği dile getirerek cevap veriyorlar:
"Derileri: Herşeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu' derler "
Dile konuşma yeteneğini veren Allah değil midir? O halde başka organlara da bu yeteneği verebilir Onun dışındaki herşey de konuşabilir İşte bugün konuşuyor, anlatıyor, açıklamada bulunuyor
"İlk defa sizi O yaratmıştı, işte O'na döndürülüyorsunuz "
Herşey O'ndan gelmiş, O'na dönecektir Başta da, sonda da onun kontrolünden çıkmak mümkün değildir
Onlar bu gerçeği akıllarına rağmen inkar ediyorlardı, ama derileri bugün onu dile getiriyor
Hikayenin sonundaki bu yorum cümlesi bazı organlarının onlara yönelik sözleri olabilir Bu ilginç pozisyon üzerine yapılan bir değerlendirme de olabilir: Siz gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin, aleyhlerinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz "
Bu organlarınızın birgün sizin aleyhinize dönecekleri aklınıza gelmezdi İsteseydiniz bile yaptıklarınızı onlardan gizleyemezdiniz
"Yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz "
İşte bu kötü, bu cahilce zannınız sizi aldattı ve sizi cehenneme sürükledi "İşte Rabb'inize karşı beslediğiniz bu zannınız, sizi helak etti, ziyana uğrayanlardan olup çıktınız!"
Ardından bu sahne üzerine yapılan son değerlendirme yeralıyor:
"İster sabretsinler ister etmesinler, onların durağı ateştir "
Ne dokunaklı bir olay! Burada sözkonusu olan sabır, ateşe karşı sabırdır: Peşinden kurtuluş ve güzel bir ödül gelen olumlu sabır değildir Bu karşılığı ateş olan bir sabırdır Ateş gibi kötü bir barınağa katlanmaktır
"Hoş tutulmasını isteseler de artık hoş tutulmazlar "
Burada kınanma istekleri kabul edilmez, tevbe etmelerine de imkan tanınmaz Çünkü normal olarak kendisinin kınanmasını isteyen biri, bunun sonucu olarak barışmayı, sıkıntı veren unsurların ortadan kalkması ile karşılıklı hoşnutluğu istiyor demektir Ama bugün bu kapı kapalıdır Bu isteğin ardındaki barış ve hoş geçinmeye imkanı tanınmaz
Sonra surenin akışı onlara yüce Allah'ın kalplerini kontrolünde tutan gücünü gösteriyor; onlar henüz yeryüzündeler ve Allah'a inanmaya tenezzül etmemektedirler Yüce Allah kalplerinin bozuk olduğunu bildiğinden onlara cinlerden ve insanlardan kötü arkadaşlar musallat etmiştir Bu kötü arkadaşlar kötülükleri onlara süslü gösteriyorlar, böylece onları hüsrana uğramaları ve Allah'ın azabına çarptırılmaları kaçınılmaz olan kafileye katarlar:
|
|
|
|