Yalnız Mesajı Göster

Fizilal-İl Kuran Tefsiri - Kaf Suresi Tefsiri ( Seyyid Kutub )

Eski 11-04-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Fizilal-İl Kuran Tefsiri - Kaf Suresi Tefsiri ( Seyyid Kutub )



12- Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semud kavmi de yalanlamıştı

13- Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri de

14- Eyke halkı ve Tubba' kavmi de Bütün bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da üzerlerine tehdidim hak oldu

15- İlk yaratma ile yorulup aciz mi kaldık ki yeniden yaratamayalım? Doğrusu onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler

Ayet metninde geçen "Ress" duvarı örülmemiş kör bir kuyu demektir "Eyke" ise, dalları sık ve birbirine sarılmış gür ağaçlardır Eykeliler -ağır basan tercihe göre- Hz Şuayb'ın kavmidir Ress (kuyu) sahiplerine gelince, onlar hakkında şu kısa ifadeden başka hiçbir açıklama yoktur Tübba' kavmi de böyledir Onlar hakkında da hiçbir açıklama yoktur Tübba' Yemendeki Himyer krallarının lakabıdır Yalnız burada sözkonusu edilen kavimler o zamanlar bu Kur'an'ı okuyanlarca bilinmekteydi

Zaten açıkça belli ki bu kısa işaretten maksat bu kavimlerin hikayelerini ayrıntıları ile anlatmak değildir Sadece, Peygamberlerini yalanlamış geçmiş kavimlerin akıbetlerini anlatarak kalplere etki etmektir Burada dikkati çeken şey bütün bu kavimlerin kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamış olmalarının ifade edilmesidir

"Bütün bunların hepsi peygamberleri yalanladılarda üzerlerine tehdidim hak oldu: '

Bu kısa ifade inanç birliği ile peygamberlik kurumunun özdeşliğini vurgulamak için getirilmiştir Buna göre bir peygamberi yalanlayan kimse tüm peygamberleri yalanlamış gibi olur Çünkü bütün peygamberlerin getirmiş olduğu peygamberlik kurumunu yalanlamış olmaktadır Tüm peygamberler kardeştirler, tek bir toplulukturlar ve zamanın derinliklerine kök salmış bir ağaç gibidirler Bu ağacın her bir dalı ağacın özelliklerini özet olarak ifade etmekte ve ana ağacın bir resmi olmaktadır Dolayısı ile, bu ağacın bir dalını zedeleyen ağacın gövdesini ve diğer dallarını da zedelemiş demektir "Üzerlerine tehdidim hak oldu" Ve dinleyenlerin bildikleri acı akıbet başlarına gelip çatmıştı

Bu kötü akıbetlerin ışığı altında yüce Allah tekrar onların yalanladıkları yeniden dirilme konusuna dönüyor ve soruyor:

"İlk yaratma ile yorulup aciz mi kaldık?"

Canlıların yaratılması olayı onların gözleri önünde gerçekleşmiştir Dolayısı ile onların cevap vermesine gerek yoktur "Doğrusu onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler" Mevcut olan yaratıkların şahitliklerini dikkate almamaktadırlar O halde önlerindeki bu şahidi de olayı da yalanlayan kimseler neleri hak etmezler ki!

Surenin ikinci bölümü de birinci bölümün ele aldığı yeniden dirilme konusunu işlemeye devam etmektedir Bu bölüm aynı zamanda yalanlayan kalplere yeni yeni dokunuşlarla şifa sunmaktadır Fakat bu dokunuşlar ürpertici ve korkunçtur Bu dokunuşlar, sureyi sunarken sözünü ettiğimiz ilahi kontroldür Sonra, bu kontrolü canlandıran ve somutlaştıran ilahi kontrolün sahneleridir Ardından ölüm ve ölüm sarhoşluğu manzaraları Sonra hesaba çekilme ve amel defterlerinin herkese gösterilmesi sahneleri Sonra ağzını iştahla açmış kendisine yakıtı olan insanlar atıldıkça tadına varan ve zevkle "Daha yok mu?" diyen bir cehennem tablosu Ve bunun yanıbaşında cennet, nimet ve ikram tabloları İşte yeni dokunuşlar bunlardır

Doğrusu, doğumdan başlayan ölüm istasyonuna uğrayan ve yeniden dirilme ve hesaba çekilme ile son bulan tek bir yolculuktur bu Durmadan, dinlenmeden devam edip giden tek bir yolculuktur Bu yolculuk, insan oğlunun gönlüne kendisinden kopulup sapılmaz biricik yolu çizmektedir İnsanoğlu yolun başından sonuna kadar, yüce Allah'ın kutsal kudret elinin avucundadır, ordan kayıp kaçması veya kurtulması mümkün değildir Ve onun hiçbir şeyi dikkatten kaçırmaz ve asla gevşemez kutsal kontrolü altındadır Ve yine doğruyu söylemek gerekirse bu yolculuk insanın duygularını korku ve ürperti ile dolduran korkunç bir yolculuktur Kalplerden geçeni bilen, dilediğini zorla yaptırmaya kadir (Cebbar) olan Allah'ın kudret elinin avucunda olduğunu hisseden bir insan nasıl olur da ürpermez? Ve yine, hiçbir şeyi unutmayan, hiçbir şeyi dikkatten kaçırmayan ve asla uyumayan herkese yaptıklarının karşılığını vermeye kadir olan bir tek yaratıcı tarafından çağırıldığını hisseden bir kimse nasıl olur da ürpermez?

Doğrusunu söylemek gerekirse, insanoğlu yeryüzündeki hükümdarların kendisini, casusları ve gözcüleri vasıtası ile izlediğini, her hareket ve davranışını gözetlediğini bilip hissederse, korkusundan tir tir titrer, sarsılıp, dengesini yitirir ve kendinden geçer Oysa yeryüzündeki hükümdarların gözcüleri ne olursa olsunlar o insanın ancak dışa vuran hareketlerini gözetleyebilir İnsan evine sığınınca, kapısını kapatınca, ağzını sıkı tutunca bu gözcülerden ve hükümdardan kendisini korur Oysa Cebbar olan Allah'ın kudret elinin avucu böyle mi? İnsan nereye kapanırsa kapansın nereye giderse gitsin ilahi kudret elinin altındadır Allah'ın kontrolü vicdanlara ve kalpleredir Şimdi düşünelim Bir insan bu ilahi avuçda ve şu kontrol altında olduğunu hissettiği zaman ne hale gelir? Nasıl olur da titremez?

Alıntı Yaparak Cevapla