|
Prof. Dr. Sinsi
|
Esma-Ül Hüsna Manalari
el-VÂSİ'
Geniş ve müsaadekâr  
Allah'ın ilmi, rahmeti, kudreti, afv ve mağfireti geniştir ve her şey'i kaplamıştır Allah'ın ilminden hiçbir şey gizlenemez, ikram ve ihsanına bir nihayet yoktur
el-HAKÎM
Bütün işleri hikmetli  
Allah Hakîm'dir Faydasız, boş ve tesadüfî bir işi yoktur Her emir ve filinin her yönüyle sonsuz fayda ve maslahatları vardır Her yarattığı mahlûk, her yaptığı iş bütün kâinat nizamı ile alâkalıdır Kâinatın umumî nizamı ile tenâkuz teşkil eden hiçbir hâdise, bir mahlûk, bir iş yoktur
el-VEDÛD
İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya biricik lâyık olan  
Vedûd'un iki mânası vardır:
1 Seven,
2 Sevilen
Allah Teâlâ, kullarını çok sever, onları lütuf ve ihsanına garkeder Sevilmeye lâyık ve müstehak olan da ancak O'dur
el-MECÎD
Zâtı şerefli, ef'âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan  
Bu ism-i şerîfin mânasında iki mühim unsur vardır:
Biri: Azamet ve kudretinden dolayı yaklaşılamaz olmak
İkincisi: Yüksek huylarından, güzel işlerinden dolayı övülüp sevilmek  
el-BÂİS
Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran  
Allah Teâlâ insanları, onlar ölüp toprak olduktan sonra âhiret günü dirilterek kabirlerinden kaldıracak ve ruhları ile cesedleri birlikte olarak hesaplarını görecek, sonra da yine ruh ve cesedleri birlikte olarak mükâfat veya cezalarını verecektir
eş-ŞEHÎD
Her zamanda hâdiselerin dış yüzünü bilen ve her yerde hâzır ve nâzır olan  
Allah, mutlak surette herşey'i bilmesi bakımından Alîm'dir Hâdiselerin esrarını, iç yüzünü bilmesi yönünden Habîr'dir Dış yüzünü bilmesi yönünden de Şehîd'dir
el-HAKK
Varlığı hiç değişmeden duran  
Hakk, varlığı hakikî bulunan zâtın ismidir Yani, varlığı daima sâbittir Allah Teâlâ'nın zâtı, yokluğu kabûl etmediği gibi, herhangi bir değişikliği de kabûl etmez Hakikaten vâr olan yalnız Allah'tır
el-VEKÎL
Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren  
Kendisine iş ısmarlanan zâta vekîl denir Allah Teâlâ en güzel ve en mükemmel vekîl'dir İşlerin hepsini tedvîr, tedbîr ve idare eden O'dur Fakat kendisi hiçbir işinde vekîle muhtaç değildir Allah Teâlâ, kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştırır
el-KAVİYY
Çok kuvvetli  
el-METÎN
Çok sağlam  
Kuvvet, tam bir kudrete delâlet eder Metânet ise, kuvvetin şiddetini ifade eder
Allah'ın kuvveti de öteki sıfat ve isimleri gibi nâ-mütenâhîdir, tükenmez, gevşemez, hudut içine sığmaz, ölçüye gelmez Allah'ın kudreti bahsinde zorluk - kolaylık söz konusu değildir Bir yaprağı yaratmakla kâinatı yaratmak birdir
Allah Teâlâ tam bir kuvvet sahibi olmak bakımından, Kaviyy, gücünün çok şiddetli olması bakımından Metîn'dir
el-VELİYY
İyi kullarına dost olan, yardım eden  
Allah, sevdiği kullarının dostudur Onlara yardım eder Sıkıntılarını, darlıklarını kaldırır, ferahlık verir İyi işlere muvaffak kılar Her çeşit karanlıklardan kurtarır, nurlara çıkarır Artık onlara korku ve hüzün yoktur Herkesin korktuğu zaman, onlar korkmazlar
el-HAMÎD
Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen  
Hamd; ihsan sâhibi büyüğü övmek, tâzim fikri ve teşekkür kasdiyle medh ü senâ etmektir
Her mevcûd, hâl diliyle olsun, kâl diliyle olsun, Allah Teâlâ'yı tesbih ve takdîs etmektedir Bütün hamd ü senâlar O'na mahsustur Hamd ve şükürle kendisine tâzim ve ibâdet olunacak veliyy-i nimet ancak O'dur
el-MUHSÎ
Herşey'in sayısını bir bir bilen  
İlmi herşey'i ihâta eden ve herşey'in miktarını bilip eksiksiz tastamam sayabilen Allah'dır
Allah Teâlâ, herşey'i olduğu gibi görür ve bilir, yani, bütün mevcûdatı toptan bir yığın hâlinde birbirinden seçilmez karışık bir şekilde değil; cinslerini, nev'ilerini, sınıflarını, ferdlerini, zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir
el-MÜBDİ'
Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan  
Mübdi, bir mânada îcad demektir Muîd ism-i şerîfi de îcad mânasına gelir İcadın bir benzeri daha evvel yaratılmış, meydana getirilmiş ise, iâde; değilse, yani, benzeri, maddesi olmayan yeni bir şey ise ibdâ denir
el-MUÎD
Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan  
Herşey mukadder olan ömrünü tamamlayıp öldükten sonra, Allah'tan başka kimse kalmaz, fakat varken yok olan bu insanları âhiret günü Allah Teâlâ diriltip yeniden hayatlandırır, yeniden yaratır Sonra da dünya hayatlarında yaptıkları işlerden hesaba çeker
el-MUHYÎ
Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren  
Allah Teâlâ, cansız maddelere hayat ve can verir
Her gün, her saat, her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir Bütün bunlar, Allah'ın emr ü fermaniyle, yaratmasıyle ve müsaadesiyle olmaktadır Allah yoğu var edip hayat verdiği gibi, ölüyü de tekrar canlandırabilir Buna ihyâ, yani, diriltme denir Hayatı hiç yoktan veren zâtın, ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır
el-MÜMÎT
Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan  
Allah, yarattığı her canlıya muayyen bir ömür takdîr etmiştir Canlı varlıklar için ölüm mukadder ve muhakkaktır Hayatı yaratan Allah olduğu gibi, ölümü yaratan da yine O'dur
Ancak bu ölüm, yok oluş, hiçliğe gidiş değil, bil'akis fâni hayattan bâkî hayat geçiştir
el-HAYY
Diri; her şey'i bilen ve her şey'e gücü yeten  
Hayy, diri demektir, bunun zıddına meyyit denir ki, ölü mânasına gelir
Allah Teâlâ ölmez, daima hâzır ve nâzırdır Yaşayan mahlûkatın hayatını veren de O'dur O olmasaydı hayattan eser olmazdı O daima fenâdan, zevalden, hatâdan münezzehtir Her an Alîm, her an Habîr, her an Kadîr'dir
el-KAYYÛM
Gökleri, yeri, her şey'i ayakta tutan  
Kayyûm, kâim'in mübalâğasıdır "Her şey üzerinde kâim" demektir Bunun mânası "Bir şey'in kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren" demektir
Allah Teâlâ, her şey'in mukadder olan vaktine kadar durması için sebeblerini ihsân etmiştir Onun için herşey Hak ile kâimdir
el-VÂCİD
Hiçbir şey'e ihtiyacı olmayan; istediğini, istediği vakit bulan Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan  
Ulûhiyet sıfatları ve bunların kemâli hususunda kendisine gerekli olan herbir şey, şânı yüce olan Allah'ın zâtında mevcuddur
el-MÂCİD
Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol  
Allah Teâlâ'nın kendisiyle âşinalığı olan kullarına kerem ve semâhati ifadeye sığmaz, ölçüye gelmez Meselâ: Onları temiz ahlâk sâhibi olmaya, iyi işler yapmaya muvaffak kılar da, sonra yaptıkları o güzel işleri, hâiz oldukları seçkin vasıfları sebebiyle onları över, sitayişlerde bulunur Kusurlarını afveder, kötülüklerini mahveder
el-VÂHİD
Tek  
Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki (ortağı) veya nazîri (benzeri) ve dengi bulunmayan 
|