Yalnız Mesajı Göster

Kur'an Fihristi- Y

Eski 11-04-2012   #18
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kur'an Fihristi- Y



YILDIZ

Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim rabbimdir" Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti (6/76)
O, karanın ve denizin karanlıklarından yolunuzu bulmanız için size yıldızları var edendir Bilebilen bir topluluk için biz ayetleri birer birer (bölüm bölüm) açıkladık (6/97)
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir (7/54)
Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, güneşi ve ayı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti (12/4)
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır (16/12)
Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler (16/16)
Gerçekten iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapanlar (Sabii), Hıristiyanlar, ateşe tapanlar (Mecusi) ve şirk koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayıracaktır Doğrusu Allah, herşeyin üzerinde şahid olandır (22/17)
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler Birçoğu üzerine azab hak olmuştur Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur Şüphesiz Allah, dilediğini yapar (22/18)
Allah, göklerin ve yerin nurudur O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir (Bu,) Nur üstüne nurdur Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir Allah insanlar için örnekler verir Allah, herşeyi bilendir (24/35)
Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık (37/6)
Sonra yıldızlara bir göz attı (37/88)
Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et (52/49)
Battığı zaman yıldıza andolsun; (53/1)
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim (56/75)
Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman, (77/8)
Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman, (81/2)
Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman, (82/2)
(Karanlığı) Delen yıldızdır (86/3)

YİYECEK

Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği bilinen (örf)e uygun olarak, çocuk kendisinin olana (babaya) aittir Kimseye güç yetireceğinin dışında (yük ve sorumluluk) teklif edilmez Anne, çocuğu, çocuk kendisinin olan baba da çocuğu dolayısıyla zarara uğratılmasın; mirasçı üzerinde (ki sorumluluk ve görev) de bunun gibidir Eğer (anne ve baba) aralarında rıza ile ve danışarak (çocuğu iki yıl tamamlanmadan) sütten ayırmayı isterlerse, ikisi için de bir güçlük yoktur Ve eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun olarak ödedikten sonra size bir sorumluluk yoktur Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir (2/233)
Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Allah, burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi (Allah ona:) "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret-belgesi kılmamız içindir Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, herşeye güç yetirendir" (2/259)
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi (3/37)
Tevrat indirilmeden evvel, İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi De ki: "Şu halde eğer doğruysanız, Tevrat'ı getirin de onu okuyun" (3/93)
Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda and verdi," diyenlere de ki: "Şüphesiz, benden önce nice elçiler, apaçık belgeler ve söylediklerinizle geldi; eğer, siz doğru idiyseniz, o halde onları ne diye öldürdünüz?" (3/183)
Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür! (5/66)
De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği (şeyler) için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdardır- ya da Allah'tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında, haram kılınmış bir şey bulmuyorum Kim kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla- (bu sayılanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir) Şüphesiz senin Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir (6/145)
Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık Fakat onu kurt yemiş Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin" (12/17)
Ey zindan arkadaşlarım, ikinizden biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılacak, kuş onun başından yiyecek İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz iş (artık) olup bitmiştir" (12/41)
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık) İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık" Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin" (18/19)
Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar (37/66)
Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz" (43/73)
Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz (56/52)
Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur (88/6)

YOKSUL

Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın" (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır" demişti Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi (2/61)
Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hâlâ) yüz çeviriyorsunuz (2/83)
Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır) İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır (2/177)
(Oruç) Sayılı günlerdir Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun) Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır) Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır (2/184)
Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu Dikkat edin Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır (2/214)
Sana neyi infak edeceklerini sorarlar De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir" (2/215)
Yetimleri, nikaha erişecekleri çağa kadar deneyin; şayet kendilerinde bir (rüşd) olgunlaşma gördünüz mü, hemen onlara mallarını verin Büyüyecekler diye israf ile çarçabuk yemeyin Zengin olan iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da artık maruf (ihtiyaca ve örfe uygun) bir şekilde yesin Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, onlara karşı şahid bulundurun Hesap görücü olarak Allah yeter (4/6)
(Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin (4/8)
Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez (4/36)
Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar Onun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir Yeminlerinizi koruyunuz Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz (5/89)
De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin -Sizin de, onların da rızıklarını biz vermekteyiz- Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın Hakka dayalı olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz" (6/151)
Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdiğiniz' şeylerin beşte biri, muhakkak Allah'ın, Resûlün, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur Eğer Allah'a, hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği günde (Bedir'de) kulumuza indirdiğimize iman ediyorsanız (ganimeti böyle bölüşün) Allah, herşeye güç yetirendir (8/41)
Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da İsraf ederek saçıp-savurma (17/26)
Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size biz rızık veririz Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir hata (suç ve günah)dır (17/31)
Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı" (18/79)
Kendileri için birtakım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (kurban adarken) Allah'ın adını ansınlar Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun (22/28)
Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (24/22)
Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır (30/38)
Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı (51/19)
Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir); buna güç yetiremeyenler altmış yoksulu doyursun Bu (kolaylık), Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman etmeniz dolayısıyladır Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır Kafirler içinse acı bir azab vardır (58/4)
Allah'ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü'ne verdiği fey, Allah'a, Resûl'e, (ve Resûl'e) yakın akrabalığı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah'tan korkun Şüphesiz Allah, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır (59/7)
Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın" (68/24)
Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı" (69/34)
Yoksul ve yoksun olan(lar)için (70/25)
Yoksula yedirmezdik" (74/44)
Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler (76/8)
Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz (89/18)
Veya sürünen bir yoksulu (90/16)
Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi? (93/8)
Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur (107/3)

Alıntı Yaparak Cevapla