Yalnız Mesajı Göster

Fizilal-İl Kuran Tefsiri - Yasin Suresi Tefsiri ( Seyyid Kutub )

Eski 11-04-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Fizilal-İl Kuran Tefsiri - Yasin Suresi Tefsiri ( Seyyid Kutub )



13- İnsanlara, elçilerin geldiği şu kent halkını misal olarak anlat

14- Biz onlara iki elçi gönderdik, onları yalanladılar, biz de elçileri üçüncü biriyle destekledik Onlar "biz size gönderilen elçileriz" dediler

15- Kentliler dediler ki; "siz de bizim gibi insansınız Rahman'da bir şey indirmemiştir Siz sadece yalan söylüyorsunuz "

16- Elçiler dediler ki; "Rabb'imiz bilir ki, biz size gönderilmiş elçileriz "

17- Bizim üzerimize düşen, yalnızca açıkça duyurmaktır

18- Kentliler dediler ki; "doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur "

19- Elçiler dediler ki; "uğursuzluk kendinizdendir Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi oldu? Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz"

Kur'an kasaba sakinlerinin kimler olduğunu ve o kasabanın nasıl bir yer olduğunu belirtmiyor Bu konudaki rivayetler birbiri ile aynı değildir Dolayısı ile bu rivayetlerin arkasına takılıp da koşmanın bir yararı yoktur

Kur'an'ın o kasabayı açıklamayışı, kasabanın adını ve yerini belirtmeyişi, bunun vereceği derse ve mesaja bir güç katmayacağına delildir Bundan dolayı kasabanın adı ve yeri belirtilmemiş, doğrudan ibretin özüne ve esasına geçilmiştir Yüce Allah bu kasabaya iki elçi gönderir Tıpkı Hz Musa ve kardeşi Hz Harun'u -selâm üzerlerine olsun- Firavun ve onun burjuvasına gönderdiği gibi, bu kasaba halkı gelen elçileri yalanlarlar Bunun üzerine yüce Allah, bu iki elçiyi bir üçüncüsünü göndererek takviye etti O da kendisinin ve o iki elçinin yüce Allah'ın katından gelen elçiler olduklarını vurgular Ve üç elçi de davalarını sunarak çağrılarını yenilerler:

"Onlar; Biz size gönderilen elçileriz' derler"

Burada kasaba halkı; onlara peygamberler ve peygamberlik tarihinde tekrarlana gelen itirazların aynısı ile karşı gelirler

"Kentliler dediler ki; siz de bizim gibi insansınız Rahman da bir şey indirmemiştir Siz sadece yalan söylüyorsunuz"

Peygamberlerin insan olmasına karşı tekrarlanıp duran bu itirazda peygamberin görevini bilmemenin yanında, düşünce ve algılamanın da ne kadar sığ ve basit olduğu apaçık görülmektedir İnsanlar daima öteden beri peygamberin kişiliğinde gizemli bir sır olduğunu onun ve yaşantısının mitolojilerin ardında gizli olacağını tahmin ediyorlardı O kişi göğün yeryüzüne gönderdiği peygamber değil midir? O halde onu ütopik efsanevi perdeler nasıl olur da perdelemez? Bir peygamber nasıl olur da, sade, açık, sır ve gizemden uzak bir kişilik sahibi olur? Çarşılarda, pazarlarda ve evlerde benzerlerine hep rastlanabilen normal kişilik sahibi bir insan, nasıl olur da peygamber olabilir?

İşte düşünce basitliği ve sığlığı buna denir Sır ve muammalar peygamberlik ve elçiliğin ayrılmaz niteliği değildir ki Peygamberlik gerçeği böylesine basit ve çocukça değildir Ortada büyük ve dehşet dolu bir gerçek vardır Fakat bu korkunç gerçek, yalın ve yaşanılan hayat içinde canlanmaktadır Bu gizemli gerçek şu insanlar arasından birine -Yüce Allah kendisini bu hayret verici vahyi alması için seçtiği zaman- göğün vahyini alabilecek ilâhi yeteneğin verilmesidir Bu bir peygamberin onların teklifi gibi melek olmasından çok daha ilginçtir

Peygamberlik, insanların yaşayacağı ilâhi bir sistemdir Peygamberin hayatı, bu ilâhi sistem uyarınca yaşanacak bir hayatın somut örneğidir Peygamberin, içinde yaşadığı insanları uymaya çağırdığı örnek Bunlar insandır O halde bu peygamberlerin, onlara uyacakları örnek bir hayatı sunabilmesi için, insan olmaları kaçınılmazdır Bundan dolayı Resulullah'ın hayatı ümmetinin gözleri önüne sergilenmiş bulunuyordu Yüce Allah'ın ebedi Kitabı Kur'an bu hayatın belli başlı özelliklerini en küçük ayrıntıları ve olayları ile kaydeder Çünkü onun hayatı yüzyıllar ve çağlar boyu ümmetinin gözleri önüne serilmiş bir sayfa niteliğindedir Resulullah'ın kişisel ve aile yaşantısı sözünü ettiğimiz ayrıntılara birer örnektir Hatta Kur'an, zaman zaman onun kalbinden geçirdiği bazı duygu ve düşüncelere bile yer verir Ki, bunları gelecek nesiller öğrensinler ve bu örneklerde kendileri gibi bir insan olan şu Peygamber'in kalbini görsünler

Fakat işin tuhafı açık aynı zamanda insanın kavramasına ve mantığına uygun olan bu gerçek insanoğlu tarafından itiraza konu olmuştur

Şu kasaba halkı kendilerine gönderilen üç elçiye "Siz de bizim gibi insansınız" derler Yani siz Allah elçisi değilsiniz demek istemektedirler "Rahman da bir şey indirmemiştir" Yani size indirdiğini iddia ettiğiniz vahyin ve bizi çağırdığınız davanın asli yoktur "Siz sadece yalan söylüyorsunuz" Yalan söylüyor ve peygamber olduğunu iddia ediyorsunuz Doğru olduğuna gönülden inanan ve görevinin sınırlarını bilen peygamberlerin onlara verdiği cevap:

"Elçiler dediler ki; Rabb'imiz bilir ki, biz size gönderilmiş elçileriz" "Bizim üzerimize düşen, yalnızca açıkça duyurmaktır"

Şüphesiz Allah biliyor Ve bu yeterlidir Peygamberlerin görevi bildirmektir Onu da yerine getirmişlerdir Artık bundan sonra insanlar kendi davranışlarını diledikleri gibi belirlemede ve davranışlarıyla istedikleri kadar günahı yüklenmekte serbesttirler Peygamberlerle insanlar arasındaki ilişki sadece yüce Allah'ın emrini bildirmekten ibarettir Bildirme işlemi gerçekleşince, bundan sonrası tümüyle yüce Allah'a aittir

Fakat yolunu sapıtmış ve peygamberi yalanlayan kişiler konuya böylesine açık, sade ve kolayca yaklaşmazlar Hidayete davet edenlerin varlığına bile katlanamazlar Gururları kendilerini günah işlemeye teşvik eder Hakk'ın karşısına ona karşı koymak için kaba ve sert yöntemlere çıkarlar Çünkü batıl dayanıksızdır ve çok kabadır

"Kentliler dediler ki; "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur"

Diyorlar ki: Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık Sizin çağrınızdan dolayı kötülüğün isabet edeceğini zannediyoruz Eğer bu davanızdan vazgeçmezseniz, bizde susmayacağız ve davetinize engel olmak için her şeyi yapacağız "Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur"

İşte batıla saplananlar zulümlerini böyle açığa vurmuşlar, davetçilere tehdit savurmuşlar, güvenle sunulan bu hak çağrısına karşı böylesine azmışlar, söz ve düşüncelerinde böyle kaba olmuşlardır

Fakat peygamberlerin omuzlarına yüklenen görev yollarına devam etmelerini gerektiriyordu

"Elçiler dediler ki; uğursuzluk kendinizdendir"

Herhangi bir çağrının veya konunun uğursuz olduğunu söylemek cahiliye safsatalarından biridir Peygamberler ise gönderildikleri topluma bu anlayışın hurafe olduğunu, başlarına gelen iyilik veya kötülüğün dışlarından gelmediğini aksine bunun kaynağının içlerinde olduğunu, kendi düşüncelerinin ve davranışlarının bir sonucu olduğunu, bu sebeple uğradıkları iyilik veya kötülüğün kendi ellerinde olduğunu ifade etmektedirler Çünkü yüce Allah'ın bu konudaki iradesi kulun kendisinin, tutumunun ve davranışlarının kanalından geçer ve bu yolla gerçekleşir Şu halde kul kendi bedbahtlılığını kendisi ile birlikte taşır İşte değişmez ve sağlam temele oturan gerçek budur Bazı insanları veya birtakım yerleri, ya da sözleri uğursuz saymak Bütün bunlar anlaşılabilir bir temele dayanmayan birer hurafeden ibarettir

Peygamberler kasaba halkına "Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi oldu?"

Yani bizi taşa tutmanız ve bize işkence etmek isteyişiniz, size öğüt ve nasihatte bulunduğumuz için midir? Uyarmanın karşılığı bu mudur?

"Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz"

Siz düşüncenizde ve olayları değerlendirmenizde ölçüyü kaçırıyorsunuz Bunun için de öğüt ve uyarıya tehditle karşılık veriyor, hak yola çağrıya taşa tutma ve işkence ile cevap veriyorsunuz

DAVETTEN KESİTLER

Buraya kadar olan kesitler, kalpleri kapalı olanların peygamberlerin davetine karşı tutumlarını sergiliyordu Bu sergilenen tutumlar, surenin ilk bölümünde sözünü ettiği kalplerin canlı bir örneği ve orada çizilen insan tipinin bir görüntüsüdür

Kur'an'à uyup, görmediği halde Rahman'dan korkan öbür insan tipine gelince, onun başka bir tutumu ve bunların davranışlarından ayrı bir davranışı vardır

Alıntı Yaparak Cevapla