11-04-2012
|
#14
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Fizilal-İl Kuran Tefsiri - Yasin Suresi Tefsiri ( Seyyid Kutub )
69- Biz Muhammed'e şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi Bu bir öğüt ve apaçık Kur'an'dır
70- Diri olanları uyarsın ve inkâr edenlere de azab hak olsun
Vahy konusu surenin başında geçmişti: "Yasin" "Hikmetli Kur'an'a andolsun" "Sen elbette gönderilmiş peygamberlerdensin" "Dosdoğru bir yol üzerinde" "Bu Kur'an üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir " "O Kitap sana, ataları uyarılmamış, bu yüzden kentlileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir " (Yasin Suresi, 1-6)
Şimdi ise surenin başındaki ayetlerin benzeri olan bu ayetler gelmektedir Kureyşli müşriklerin bir kısımının peygamberi şair ve getirmiş olduğu Kur'an'ı "Şiir" diye nitelemelerine karşılık vermektedir Oysa Kureyş'in büyükleri için, durumun hiç de öyle olmadığı ve Muhammed'in getirdiği mesajın onların dillerinde alışık olduklarından başka bir şey olduğu aşikârdı Oysa Kur'an ile şiiri birbirinden ayırd edemeyecek kadar gafil değillerdi Ancak bu yaptıkları bu yeni dine ve onu getirene karşı halkın arasında açmış oldukları propaganda savaşından başka bir şey değildi Onlar, bu mücadelerinde ki, propagandası belki halk Kur'an'ı şiirle birbirine karıştırabilirler diye Kur'an'ın etkileyici, edebi üslubuna dayanmakta idi
Yüce Allah burada, Resulullaha şiir öğrettiği iddiasını reddetmektedir O öğretmediğine göre, kim öğretebilir şiiri ona? Hiç kimse Allah'ın kendisine öğrettiğinden başka bir şey bilemez
Sonrada yüce Allah "Zaten ona gerekmezdi" diyerek ona şiirin yakışmadığını ifade ediyor
Şiirin kendine özgü, peygamberlikten ayrı bir yolu vardır Şiir duygusal bir tepkidir Ve bu tepkiyi ifade etmektir Tepki ise şekil değiştirir, durumdan duruma değişebilir, peygamberlik ise sabit, değişmez bir yol, sırat-ı müstakim üzere bir çizgidir Peygamberlik, yüce Allah'ın şu varlık alemine hakim olan değişmez kanunlarına uyar Bu yol, şiirin bir hal üzere kalmayan yenilenip duran iç tepkilerine göre değişmesi gibi gelip geçici duygulara göre değişmez
Peygamberlik, sürekli yüce Allah ile irtibat, onun vahyini direkt olarak almak ve hayatı Allah'a yöneltmek için sürekli bir gayrettir Oysa şiirin -en yüksek mertebesinde bilen- insanın anlayışı yetenekleri ile sınırlı olan düşünceleri ve insan olması sebebiyle nisbi güzellik ve olgunluğa yönelik özlemleridir Şiir bu, en yüksek mertebesinden daha aşağı basamaklara düşünce artık duygusal tepkiler ve iç güdülerden öteye gidemez Bu tepkiler öylesine alçalır ki, artık bir vücut çığlığı ve kanın kaynaması şeklini alır Peygamberlik ile şiirin niteliği temelde birbirinden farklıdır, Bu şiir en yüksek mertebesinde yeryüzünden yükselen özlemler iken peygamberlik özünde gökten inen bir hidayettir
"Bu bir öğüt ve apaçık Kur'an'dır " Zikir ve Kur'an  Bunlar aynı şeyin iki niteliğidir Kur'an görev açısından "Zikir" dir Okunması bakımından "Kur'an"dır O yüce Allah'ı zikirdir Kalb bununla meşgul olur O, aynı zamanda okunan ve insanın dilinin kendisi ile meşgul olduğu Kur'an'dır Belli bir görevi yerine getirmek için indirilmiştir O
"Diri olanları uyarsın ve inkâr edenlere de azab sözü hak olsun "
Kur'an'ın ifadesi, küfürü "hayat"ın karşısına koymakta ve onun ölüm olarak değerlendirmekte ve kalbin iman etmeye yetenekli olmasını "hayat" kabul etmektedir Ve Kutsal ifadeler, bu Kur'an'ın görevini, peygambere indirilerek kendilerinde "Hayat" olanları uyarmak ve uyarını da yarar sağlaması olarak açıklamaktadır
Kâfirlere gelince, uyarıcının sesini duymayan "ölü"lerdir Onlar, açısından Kur'an'ın görevi azabı hak ettiklerini tescil etmekten ibarettir Çünkü yüce Allah, peygamberlik mesajı kendisine ulaşıp da sonra o kişi delile rağmen küfre girip bu küfrü için elinde geçerli bir gerekçe ya da delil olmaksızın helak olmayı hak etmedikçe hiçbir kimseye azab etmez
İşte insanları, bu Kur'an karşısında iki zümre olduklarını böylece öğrenmiş olmaktadırlar Bir grup çağrıya uymakta, onlar "diri"dirler, bir grup uymamakta, onlar ise "ölü"dürler Bu iki grup cezayı ve azabı hak ettiklerini öğrenmiş oluyorlar
Bu bölümün ikinci kesitinde Allah'ın birliği ilkesi, insanların özlemleri ve yaratıcının onlar şükretmediği halde onlara verdiği nimetler açısından ele alınmaktadır
|
|
|
|