|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat Z Harfi
Z Harfi
ZE´T Boğmak
ZETT Ziynet, süs
ZEUM Yağlı mıdır değil midir bilinmeyen koyun
ZEUR Korkak kimse
ZEV´ Ölüm sebebiyle gelen sıkıntı, keder
ZE´V Sürmek ve sulamak
ZEVABE (C : Zevâib) Saç bölüğü * Zülüf * Kılıç tasması
ZEVABİ´ Musibetler Büyük belâlar (Bak: Devâhi)
ZEVACİR (Zâcire C ) Yasak edenler, men´edenler, önleyenler
ZEVAD Azıklar, yiyecekler
ZEVADE Ziyadelik, çokluk
ZEVAH Gitmek
ZEVAHİF (Zâhife C ) Yerde sürünerek yürüyen hayvanlar, sürüngenler
ZEVAHİR (Bk: Zavahir)
ZEVAHİR Dolu, taşkın, coşkun denizler * Mc: Yüksek şan ve şerefler
ZEVAHİR (Zühre C ) Çiçekler * Parlak yıldızlar * Ziynetli, parlak ve berrak olanlar
ZEVAİB (Zâib C ) Erimiş şeyler, eriyenler
ZEVAİD (Zâide C ) Fazlalıklar, fazla şeyler Faydasız şeyler
ZEVAİL (Zail C ) Zeval bulanlar Zail olan şeyler * Mc: Yıldızlar
ZEVAL Zâil olma, sona erme * Gitmek Yerinden ayrılıp gitmek * Güneşin tam ortada gibi, baş ucunda bulunduğu zaman * Güneşin nısf-ı nehar dairesinden batmaya doğru dönmesi Seyrinin sonuna yaklaşması (Gafletten kurtulan evvelki adam, o şedit şefkatin elemine karşı ulvi bir tiryak bulur ki; acıdığı bütün zihayatların mevt ve zevâlinde bir Zât-ı Bâki´nin bâki esmasının daimî cilvelerini temsil eden âyine-i ervahları bâki görür; şefkatı, bir sürura inkılâb eder Hem zevâl ve fenâya mâruz bütün güzel mahlukatın arkasında bir cemâl-i münezzeh ve hüsn-ü mukaddes ihsas eden bir nakış ve tahsin ve san´at ve tezyin ve ihsan ve tenvir-i dâimîyi görür O zevâl ve fenâyı, tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san´at için bir tazelendirmek şeklinde görüp lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir M )
ZEVAL-İ ELEM Elemin sona ermesi (Zeval-i elem lezzet olduğu gibi, zeval-i lezzet dahi elemdir S )
ZEVAL-İ LEZZET Lezzetin bitmesi, lezzetin sona ermesi
ZEVALÎ Zevale mensub, zevale ait ve müteallik * Çok yaşlı
ZEVALNÂPEZİR f Geçici ve muvakkat olmayan Zeval bulmayan Sona ermeyen
ZEVALPEZİR f Geçici olan Muvakkat Sona eren
ZEVAMİL (Zâmile C ) Küçük yükler * Yük hayvanları
ZEVANİ (Zâniye C ) Zâniyeler Zina yapan kadınlar
ZEVARİ´ Küçük tuluklar
ZEVAT (Zât C ) Zatlar, şahıslar, kimseler * Üzüm, buğday gibi şeylerin kabuğu
ZEVAT-I KİRAM Şerefli, temiz, büyük zatlar
ZEVAT-I MA´DUDE Sayılı zevât Sayılı kimseler
ZEVATA İki zat * İki sahib * Çift
ZEVAYA (Zâviye C ) Zaviyeler Açılar Köşeler Tekyeler
ZEVB Erime
ZEVC Çift İki şeyden meydana gelen * Sınıf, cins, nev´ * Karı ve kocanın herbiri * Koca, eş
ZEVCAT (Zevce C ) Zevceler Karılar Kadın eşler
ZEVCE Kadın eş Nikâhlı kadın, eş
ZEVCEYN Karı ile koca Kadın ile erkek çift
ZEVCİYYET Kocalık, karılık Eşlik Karı ve koca oluş
ZEVD Ayırmak * Uzaklaştırmka, ırak etmek * Defetmek, menetmek
ZEVD Koyunu su yerinden sürmek * Sevk
ZE´VE (C: Ze´vât) Zayıf koyun
ZEVEBAN Erime
ZEVEBAN ETMEK Fiz: Sıcaklığını artırarak bir cismin, katı hâlden sıvı hâline geçmesi Erimiş olması
ZEVEL Hafif, zeyrek, zarif kimse (Müe: Zevle)
ZEVER Meyl, eğrilik
ZEVF Adımını birbirine yakın atmak
ZEVG Bir şeyi bir tarafa eğme, bir yana meyillendirme
ZEVH şiddetle yürümek
ZEVH Develeri dağıtıp toplamak
ZEVİ (Zû C ) Sahipler
ZEVİ-L EHSAS Duygu sahibi olanlar, duyanlar, hissedenler
ZEVİ-L ERHAM Yakın akraba
ZEVİ-L ERVAH Ruh sahipleri Hayatlılar, ruhlular Can sahibi olanlar
ZEVİ-L İDRAK İdrak sahipleri Anlayış ve akıl ile kavrayışlı olan
ZEVİ-L UKUL Akıl sahipleri Aklı olanlar * Tas: Halkı zâhiren, Hakkı bâtınen görenler
ZEVK Lezzet alma, hoşa gitme, tatma * Hoş, hoşa giden Mânevi haz * Boş vakit geçirmek Eğlenmek * Alay etmek Güzeli çirkinden ayırma kabiliyeti (Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz  S )
ZEVK-İ SELİM En temiz, nezih ve en yüksek derecedeki zevk Selâmette olan zevk Meşru dairedeki zevk * Sezme kabiliyeti
ZEVK-ÂLUD f Zevkli, zevk karışık
ZEVK-BAHŞ f Zevk veren, eğlendiren, neşelendiren * Meşhur bir cins lâle
ZEVK-CÛ (C : Zevkcuyân) f Zevkine düşkün Zevk arıyan
ZEVKİYYAT Zevk ve eğlenceye dair hususlar
ZEVKÎ Zevkle alâkalı Zevke âit
ZEVK-YÂB f Lezzet alan, zevklenen
ZEVL (C : Ezvâl) Acib nesne * Zâil olmak, geçici olmak
ZEVLAK Taraf, cânib
ZEVR Yalan, kizb * Bâtıl mâbud * Ziyaret etmek * Göğüs üstü
ZEVR Göğüs altı
ZEVRA´ Bağdat * Dicle nehri * Eğri ve eğilmiş nesne Yay * Derin kuyu * Uzak yer
ZEVRAK Kayık, sandal * Mekke´de yapılan ve içine zemzem koymaya mahsus olan kap, ibrik
ZEVRAKÇE f Ufak kayık Ufak sandal
ZEVRAKSÜVÂR f Kayığa binen Sandala binmiş olan
ZEVRE Uzaklık * Ziyaret etmek
ZEVREKA (C : Zevrak-Zevârik) Ölçek * Küçük gemi
ZEVT Boğmak
ZEVV Irak diyarında bir dağın adı * Kadr, kıymet * Miktar
ZEVVAK Bir şeyi fazlasıyla deneyen * Bir şeyi çok fazla tadan
ZEVY (Zevey) Döndürmek Cem etmek, dürülmek Tutmak
ZEVY Solmak * Değişmek, mütegayyer olmak
ZEVZAT Doğurmak * Sür´atle gitmek * Reddedip uzaklaştırmak
ZEVZEK t Geveze Münasebetsiz, temkinsiz Ağzı ve eli durmayan Hoppa
|