Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi

Eski 11-04-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi



H Harfi

HAM f Olmamış, pişmemiş, çiğ * Nâfile, beyhude, boşuboşuna * İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış * Acemi kimse, tecrübesiz Terbiye görmemiş kişi
HAM f Bükülmüş, kıvrılmış, eğrilmiş
HAM-I ZÜLF Saç lülesinin kıvrımı
HAM´ (HIM´) (C: Ahmâ´) : Kaynata Zevc tarafından olan kimseler
HAM´ (HUMU´) Eğrilik, aksaklık
HAMA Hıfzetmek, korumak * Kovmak, defetmek
HAMA´ Kara balçık
HAMAİD (Hamîde C) Bir kimsenin medhedilmeğe lâyık olan işleri
HAMAİL (Himâle C) Tılsım, muska * Kılıç kayışı, kılıcı bele bağlamaya yarayan kayış
HAMAİM (Hamâme C) Güvercinler
HAMAK İki ağaç veya direk arasına asılarak içine yatılan ağyatak
HAMAKAT Ahmaklık Budalalık Bönlük Anlayışsızlık
HAMALE Bir mala kefil olma
HAMAM(E) (C: Hamâim) Güvercin kuşu
HAMAN Peygamber Hz Musa (AS) zamanındaki Mısır Fir´avununun vezirinin ismi
HAMARAT Becerikli, elinden iş gelir, cerbezeli
HAMAS Verem * Yumuşaklıkla ve kolaylıkla bir şeyi çıkarmak
HAMASET Yaradılıştan olan cesâret Bahadırlık Cesurluk Kahramanlık Yiğitlik
HAMASÎ Hamâsetle alâkalı Fıtrî cesarete âit ve müteallik
HAMASİYYAT Kahramanlık destanları
HAMAT Kaynana
HAMATA Katılık * Yanmak * Boğaz ağrısı * Darı samanı * Kalbin ortası
HAM-BE-HAM f Kıvrım kıvrım Büklüm büklüm
HAMD Medih, övmekCenab-ı Hakk´a karşı kulların memnuniyet ve sevinçlerini ve O´na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, senâ etmeleri (Bak: Elhamdülillah) (Hamd´in en meşhur mânası; sıfat-ı kemaliyeyi izhar etmektir Şöyle ki: Cenab-ı Hak insanı, kâinata câmi´ bir nüsha ve onsekizbin âlemi hâvi şu büyük alemin kitabına bir fihriste olarak yaratmıştır Ve Esmâ-i Hüsnâ´dan her birisinin tecelligahı olan her bir âlemden bir örnek, bir nümune insanın cevherinde vedia bırakmıştır Eğer insan, maddi ve manevi her bir uzvunu Allah´ın emrettiği yere sarfetmekle hamdin şubelerinden olan "şükr-ü örfi"yi ifâ ve şeriata imtisal ederse, insanın cevherinde vedi´a bırakılan o örneklerin her birisi kendi âlemine bir pencere olur İnsan o pencereden o âleme bakar Ve o âleme tecelli eden sıfatla, o âlemden tezahür eden isme bir mir´at ve bir âyine olur O vakit insan; ruhu ile, cismi ile, âlem-i şehadet ve âlem-i gayba bir hülâsa olur Ve her iki âleme tecelli eden, insana da tecelli eder İşte bu cihetle insan, sıfat-ı kemaliye-i İlâhiyyeye hem mazhar olur, hem müzhir olur İİ)(Hamd ü senâ, medih ve minnet O´na mahsustur, O´na lâyıktır Demek nimetler O´nundur ve O´nun hazinesinden çıkar Hazine ise dâimîdir M)
HAMDE Ateş gürültüsü
HAMDELE "Elhamdülillah" demenin kısaca ismi Bu sözün masdar haline getirilip kısaltılması
HAMD Ü SENA Cenab-ı Hakk´a hamd ve O´nu isimleriyle medhetmek
HAME Kafatası, başın üst kısmı
HAME´ Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur Balçık
HAME Yaş ot demeti, taze ekin destesi, bir sap üzere bitmiş taze ekin * Havası bozuk hastalıklı yer
HÂME f Yontulmuş kalem
HÂME-İ EDEB Edebiyat kalemi
HÂME-İ ŞEKVÂ şikâyet kalemi şikâyet yazan kalem
HÂME-İ ZERRİN Altın kalem, altından yapılmış kalem
HÂME VÜ ŞEMŞİR Kalem ve kılıç
HAMEC Zayıflık
HÂMEGÜZAR f Kalemle yazılmış
HAMEK Her şeyin küçükleri * Siyah bulut
HAMEL Kuzu * Ast: Burçlardan birinin adıdır Bu burcu teşkil eden yıldızlar kuzuya benzediği için arapça kuzu demek olan hamel denilmiştir Güneş bu burca 21 Mart´ta girer ve gece ile gündüz bir olur
HAMELAT (Hamle C) Saldırışlar, saldırmalar * Atılmalar, atılışlar
HAMELE Taşıyanlar, yüklenenler, kaldıranlar
HAMELE-İ ARŞ İsrâfil, Cebrâil, Mikâil, Azrâil (AS)lar
HAMELE-İ HÜCCET Günah ve sevabları yazan melekler
HAMELE-İ KUR´AN Hâfızlar Kur´anı ezbere okuyup ilmi ile amel eden mes´ud kimseler
HAMELE-İ MÜMTESİL Aldığı emri imtisal edip yüklenen, mes´uliyeti üzerine alan
HAM-ENDER-HAM f Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm
HAMER Davarın arpa yemekten dolayı içinin ve ağzının kokması
HÂME-RÂN f Kalem yürüten, yazan
HAME-ZEN f Üzerinde kalem kesilecek âlet
HAMH Fahirlenmek, büyüklenmek, kibirlenmek
HAMHAMA Hımhımlık, sözü genizden söyleyerek konuşma
HAMHAMA Atın yulaf ve su gördüğünde çıkardığı ses
HÂMIZ Sirke gibi ekşi olan Ekşiliği fazla olan, asit
HÂMIZ-I FAHİM Kim: Karbonik asit
HÂMIZ-I HALL Kim: Sirke asidi
HÂMIZ-I KARBON Kim: Karbonik asit
HÂMIZAT (Hâmız C) Asitler Sirke gibi ekşi olan şeyler
HÂMIZAT-I ŞAHMİYE Yağ asitleri
HÂMIZİYYET Ekşilik, kekrelik
HAMÎ f Gevşeklik, hamlık
HAMÎ Himaye edici, himaye eden Koruyucu, koruyan Kayıran
HÂMİD Cenab-ı Hakk´a hamd ü sena eden Allah´a şükreden * Hz Peygamber´in (ASM) isimlerindendir
HAMÎD Sena edilmeğe, medhedilmeğe elyak olan Dünya ve âhirette hamd kendisine mahsus olan Allah (CC) * Isparta Vilâyetinin Osmanlılar devrindeki adı
HAMİD Alevi sönen ateş * Ölü, ölmüş Sönmüş idrâksiz Sâkit ve sessiz Ölü gibi halsiz olan
HAMİDE f Kambur, eğrilmiş, kemerli
HÂMİDE Uzun müddet geçmesi sebebi ile rengine tegayyür ve siyahlık gelip eskimiş olan * Nebatsız kuru yer * Yanmış kül olmuş
HAMİDEGÎ f Kamburluk, eğri büğrü olmaklık
HÂMİDÎN (Hâmid C) Hamdedenler, hâmidler
HÂMİDÛN (Hâmid C) Hamdedenler, hâmidler
HAMİE Hararetli, çamurlu, volkanlı, alevli, dumanlı
HÂMİL (Hâmile) Yüklü yüklenmiş * Gebe * Taşıyan, götüren * Hâiz * Mâlik, sahib * Uhdesinde bir poliçe bulunan
HÂMİL-İ VAHY Vahyi Peygamberimize (ASM) getiren Cebrail (AS)
HAMİL Kötü tanınmış olan kimse
HAMÎL Kefil * Başka yerden getirilen oğlan
HAMÎLE Sıklığından dolayı birbirine girmiş olan ağaçlar * Ağaç ve ot bitmiş kumlu yer * Döşek çarşafı
HAMİLEN Hâmil olarak Taşıyarak, götürerek * Hâmil olduğu halde
HAMİM Sıcak ve kızgın su * Yakın hısım, soy sop * Samimi arkadaş
HAMÎME (C: Hamâyim) Her nesnenin iyisi
HAMİNNE Hanım nine sözünün bozulmuş şekli, büyük anne
HAMÎR (Hımâr C) Eşekler Hımarlar
HAMÎR(E) Eyer yapmada kullanılan tüysüz beyaz deri
HAMÎR Hamur
HAMÎR-İ MÂYE Mayanın hamuru
HAMÎRE Hamur içine katılan maya
HAMÎR-GÂR f Hamurcu, hamur yoğurucu
HAMÎS Beşinci Hamis günü Perşembe günü
HÂMİSEN Beşinci olarak, beşinci olmak üzere
HAMİŞ Mektubun altına sonradan yazılan sözler Hâşiye
HAMİT Şiddetli, sağlam * Üzerinde kıl olmıyan yağ tulumu
HAMİT (HÂMİT) Yanmış ve pörsümüş süt
HAMİYE Tırnak kenarı * Kızmış, kızgın
HAMİYET Gayret * Nâmustan gelen gayretle utanma veya kızma * İstinkâf etmek * Mukaddesatı ve milletin haklarını, mâmus ve haysiyeti korumak hususlarında gösterilen gayret ve ihtimam hasleti İman ve İslâmiyeti ve Hz Peygamber´in (ASM) Sünnet-i Seniyyesini ve din ve mücahede kardeşlerini muhafaza ve müdafaa etmek gayreti
HAMİYET-İ CÂHİLİYE f Câhillikten gelen ırkçılık gibi bâtıl inanışları koruma gayreti * Cenab-ı Hakk´ın ve Resul-ü Ekrem´in (ASM) nehyettiği ve hak dine uymayan eski ve kötü inançları muhafaza gayreti
HAMİYET-FÜRUŞ f Kendini beğenip hamiyetli olduğunu iddia eden Hamiyetli olduğunu göstermeğe çalışan
HAMİYET-KÂR f Hamiyetli Haysiyet ve şeref sahibi
HAMİYET-MEND (C: Hamiyyet-mendân) f Hamiyetli
HAMİYET-MENDÂNE f Hamiyetlicesine Hamiyetli olan bir kimseye yakışacak şekil ve surette
HAMİYET-MENDÎ f Hamiyetlilik, hamiyetli oluş
HAMKA Ahmak ve budala kadın
HAMKE (C: Humuk) Bit
HAML Yük * Sırtına yük alıp getirmek * Kadının karnındaki çocuk * İsnad Yüklenme
HAML Saçak * Büyük saçaklı halı
HAMLE Hücum etme Atılış, saldırış Savlet
HAMLEC Bükmek
HAMLETMEK Yüklemek, zannetmek
HAMM Çok sıcaklık, şiddetli hararet
HAMM Kuyuyu temizlemek * Evi süpürmek * Etin kokması
HAM MADDE Bir şeyin meydana getirilmesi için işlenilen ana maddelerden her biri
HAMMADUN Çok hamdedenler Çok çok şükür ve duâ edenler
HAMMAL (Haml den) Bir ücret karşılığında eliyle veya sırtıyla yük taşıyan adam * Mc: Kaba, görgüsüz, terbiyesiz
HAMMALİYYE Hamal ücreti
HAMMAM Banyo, hamam
HAMMAMÎ Hamam idare eden adam veya kadın Hamamcı
HAMMAMİYYE Edb: Divan Edebiyatında giriş kısmı hamam eğlencesi tasvirine tahsis olunan kaside
HAMMAR (Hamr den) Şarap yapan veya satan kimse Meyhaneci, şarapcı * Tas: Mc: Mürşid, şeyh, kılavuz
HAMMAR Eşekçi
HÂMME (C: Hevâmm) Haşerât-ı muzırra, zararlı böcekler * Binek hayvanı
HÂMME Bir kişinin akrabası, yakınları (Hâssa mânâsına da gelir, mukabili âmme´dir)
HAMME (C: Humm) Kaplıcanın sıcak suyu * Kuyruk yağının kıkırdağı * Kızdırmak mânasına mastar da olur
HAMMURABİ (Bak: Nemrud)
HAMNANE Kene
HAMR Ekşi Şarap İçki olup sarhoşluk veren şey * Birine bâde içirmek * Bir hususu söylemeyip setreylemek Ketmeylemek (LR)
HAMR Yüzmek
HAMRA (Müennes) Çok kırmızı, kızıl renk * Şiddet ve meşakkatli geçen yıl * Şiddetle olan ölüm * Arap olmayan cinsten * Yüzü kızarmış kadın
HAMS(E) Açlık * Yaradaki şişin inmesi
HAMSE Beş (sayısı)
HAMSE-İ ÂL-İ ABÂ (Bak: Âl-i Abâ)
HAMSE Mesnevi şekliyle yazılmış beş kitabdan ibaret bir takım demektir ki, böyle eser meydana getirmiş olanlara "Hamsenüvîs", yâhut "Hamseci" denilir XII yüzyıla kadar hamse-nüvîslik mutâd değildi 1195´de vefat etmiş olan Genceli Şeyh Nizamî, manzum olarak beş kitab yazmış ve hepsine birden "penc genç", yâni "beş hazine" "ünvanını vermişti Ondan sonra o yolda mesnevîler vücuda getirmek İran şâirlerince moda oldu İran´ın Hüsrev-i Dehlevî, Mevlânâ Câmi gibi şâirleri hamse yazdılar Çağatay şâiri Ali Şir Nevaî de Çağatay lehçesinde hamse tanzim etmiştir Bizim lehçede ilk hamse yazan, daha doğrusu Şeyh Nizamî´nin hamsesini terceme eden Behiştî´dir Bu Behiştî, İkinci Bayezid´in adamlarındandı Yine bizim lehçemizle yazılmış birçok hamseler vardır Ak Şemseddin´in oğlu Hamdullah Çelebi (Vefatı: M: 1508) Yusuf ve Züleyha, Leylâ ve Mecnun, Muhammediye, Mevlid-ün Nebi adlı hamseleri yazmıştır (Edb L)
HAMSENÜVIS f Hamseci, hamse yazan Mesnevi tarzıyla beş kitabdan ibâret bir takım yazan kimse
HAMSÎN Elli * Erbaîn denen kırk günlük kara kıştan sonra gelen elli günlük kış
HAMSUN Elli sayısı
HAMŞ Baldırı ince olan
HAMŞ Kaşımak * Tırmalamak
HAMŞEK Mestin üstüne vurulan parça
HAMŞÜDE f Bükülmüş, eğrilmiş
HAMT Misvak ağacı * Ekşimiş süt * Koyunun derisini yüzüp kebap yapmak * Gadap etmek, kızmak * Kibirlenmek, tekebbürlenmek
HAMT Şiddetli ve zahmetli olmak * Çürümek * Mütegayyer olmak, değişmek
HAMTA Üzüm çiçeğinin kokusu
HAMTAR Dolu kırba * Yay kirişi
HAMUL (Haml den) Sabırlı, metanetli, tahammüllü, dayanıklı kimse
HAMULANE f Tahammüllü kimseye yakışır şekilde
HAMULE f Yük Yük taşıyan nakil vasıtalarının yükü
HAMULÎ Tahammüllülük, sabırlılık, dayanıklılık
HAMUM İç yağı
HAMUN f Bozkır Büyük sahra, düz ova
HAMUS Sâkin olmak, susmak
HAMUŞ f Susmuş Sessiz Sâkit
HAMUŞ Sivrisinek
HAMUŞAN Mevlevi tâbirlerindendir Konya´da Mevlâna´nın türbesi haricinde ve kıble cihetindeki büyük kabristana verilen isimdir * Sessizler, susmuş olanlar, uykuda olanlar
HAMUŞANE f Sessizce, ses çıkarmadan Sessizliği andırır bir şekilde
HAMUŞÎ f Susma, sükut etme Sessizlik, sükunet
HAMVÎ Sıcaklık
HAMYAZE f Esnek, elâstik, esneme * Kötü hareket, fenâ iş
HAMYE İçine yağ ve zeytin konulan kap
HAMZ Keskinlik, katılık, şiddet Metinlik, sağlamlık
HAMZ Ekşilik Kekrelik
HAMZA (RA) Abdulmuttalib´in oğlu olup, Resulüllah´ın (ASM) amcasıdır Önceleri, İslâm dinine karşı olanlarla beraberdi Ebucehil´in İslâm düşmanlığını çok ileri götürmesi karşısında, imana girip Ebucehil ve din düşmanlarına karşı çıktı ve İslâm´a büyük hizmetleri oldu Uhud Gazası´nda 57 yaşında iken şehid edildi
HAMZA İstemek Arzu etmek * Ekşi olan her ota derler
HAMZE Baklaya benzer bir bitki

Alıntı Yaparak Cevapla