Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi

Eski 11-04-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi



H Harfi

HAPİS (Bak: Habs)
HÂR f Diken
HÂR-I FİRKAT Ayrılık acısı
HAR´ Yarmak
HAR (Her) f Merkep, himar, eşek * Çay ve havuz diplerinde olan balçık * Mc: İdraksiz kimse * Kargaşa
HAR-İ DEŞTÎ Yaban eşeği
HAR Yıkılmış, hedmolmuş
HAR f Hor, hakir, âdi Aşağı (Dinsiz, imansız ve din düşmanı ahlaksızların ve sefihlerin vasıfları)
HARA´ Süstlük, zayıflık
HARA Deve kuşu yumurtasının yeri * Ev ortası
HARAB Viran Issız Yıkık Perişan
HARAB-ABAD f Harabiyetle dolu olan yer Tam harabe
HARABAT Harabeler Viraneler Meyhâneler
HARABE Harab yer Şehir veya ev yıkıntısı Perişan yerler
HAR´ABE İnce kemikli, genç ve güzel kadın * Uzun * Yeşil üzüm çubuğu
HARABENİŞİN f Viranelerde, harabelerde oturan
HARABEZAR f Viranelik Yıkıntı yeri
HARABİYET (Harabî) Yıkılma Yıkılış Parçalanıp dağılış Zillet ve sefalet içinde
HARAC Vaktiyle müslüman olmayan vatandaşlardan alınan vergiye denirdi Arazi hasılatından veya çalışanların emeğinden elde edilirdi Reşit ve vücudu sağlam olan gayr-ı müslim erkek verirdi Buna harac-ı rüus veya cizye denirdi Topraktan alınan vergiye de harac-ı araziye denilirdi
HARAC-I MUKASSEME Arazinin hâsılatından yerin tahammülüne göre alınacak bir vergidir bu harac, hâsılata taallûk eder Bir sene içinde hâsılat tekerrür ederse bu harac da tekerrür der Fakat mahsulât mevcud olmayınca bu vergi de alınmazdı
HARAC-I MUVAZZAF Tar: Arazi üzerine her dönüm başına senevi maktuan muayyen bir miktar meblağ olarak alınacak bir vergidir Buna "harac-ı vazife" adı da verilir Bu vergi, zimmete taalluk eder ve araziden yalnız bilfi´l intifa edilmekle değil, intifaa temekkün ile de tahakkuk eder Binaenaleyh, böyle bir araziyi sahibi kasden muattal bırakacak olsa, vergisini yine vermek mecburiyetindedir (OT DS)
HARAC (Bak: Harec)
HARAC Beyazdan ve siyahtan meydana gelen, iki renk olan
HARAC-GÜZAR f Haraç verici
HARAFE Aklın bozulması Delilik
HARAFET Hararetiyle dili yakan tad
HARAHİR (Harhara C) Tıb: Akciğerden gelen hırıltılar * Uykuda iken horlamalar
HARAİB (Harîbe C) Bir kimsenin geçineceği şeyler
HARAİD (Harîde C) Kızlar, bâkireler * Delinmemiş inciler
HARAİF (Harife C) Ev için yapılan güz hazırlıkları
HARAİT Haritalar
HARAK Ateş, nâr
HARAK Korkudan veya utanmaktan dolayı dehşet içinde kalmak
HARAM Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller Allah´ın izin vermediği, men´ettiği şeyler Helâlin zıddı olan şey
HARAMİ Katı-üt tarik, yol kesen Haydut
HARAMİLİK Tar: Akıncı kumandanının iştirak etmediği ufak kuvvetler tarafından düşman memleketlerine yapılan akınlar Bu akınlara yüz ve daha fazla akıncı iştirak ederdi Akıncı kuvvetleri yüzden az olduğu takdirde "çete" ismini alırlardı Büyük akınlarda olduğu gibi haramilik suretiyle yapılan akınlarda da alınan esirlerden "pencik" denilen beştebir vergi alındığı halde, çeteden bu vergi alınmazdı
HARAM-ZADE Gayr-ı meşru münasebetten doğmuş çocuk Piç
HARARET Sıcaklık
HARARET-İ GARÎZİYE Vücudun normal harareti
HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHABI ZAMANI İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi
HARARET-İ HEVÂ Havanın harareti Havanın sıcaklığı
HARARET-BİN f Termometre Sıcaklık derecesini gösteren âlet
HARÂS f Hayvanla döndürülen değirmen
HARÂS-I HARÂB Harap olmuş değirmen * Mc: Dünya
HARAS f Dilsizlik, dilsiz olma
HARASET Çift sürme * Sürülen yer Tarla * Ekincilik, çiftçilik
HARAŞ f Hayvan ile döndürülen değirmen
HARAŞİF (Harşef C) Balık pulları Pul pul olan şeyler * Yaprakları balık puluna benzeyen bitkiler
HARAT Davarın memesinde olan bir hastalık (Sütün parça parça, ufanmış gibi çıkmasına sebep olur)
HARATÎN-İ HASSA Osmanlılar zamanında Topkapı Sarayı´ndaki bir sınıf san´atkârın adı idi Bunlar demir ve ağaç eşyayı tesviye ederlerdi Bugünkü tâbirle tornacı demekti Bileziklerden çarklara ve silâh yivlerine kadar her çeşit şey yaparlardı (OTDS)
HARAZ Tasadan veya aşktan dolayı zayıflayan
HARAZET Hastalığın uzaması, derdin müzminleşmesi
HARB İki veya daha çok devletin birbirleriyle siyasi alâkaları keserek silahlı kuvvetlerle çarpışmaları, vuruşmaları
HARB-İ UMUMÎ Genel harp, umumî savaş 1914 senesinde başlayan Birinci Cihan Harbi
HARB (C: Hırbân) Toy kuşunun erkeği * Yarmak * "Delmek" mânasına mastar
HARBA´ Kulağı delik koyun
HARBAK Yarmak * Kat´etmek, kesmek * İfsad etmek, bozmak * Deva, ilâç
HAR-BAN f Eşekçi
HARBAT f Ahmak, bön, ebleh * İri yapılı kaz * Kalıp ve kıyafeti yerinde olduğu halde ahmak olan kimse
HARBCU Kavga çıkarmaya istekli olan, savaş arzu eden
HARBE Tar: Kısa mızrak tarzında bir nevi silâhın adıdır Eskiden "Köylü" adı verilen yangın habercisinin taşıdığı ucu demirli değneğe de harbe denilirdi Eski tüfekleri doldurmağa mahsus demirden yapılmış âlete de "tüfek harbisi" adı verilirdi (OTDS)
HARBELE f Kuyulardan su çekmeğe mahsus dolap Bostan dolabı
HARBEN Savaşarak, harbederek, döğüşerek Muharebe etmek suretiyle
HAR-BENDE f Seyis Eşek ve katır gibi yük hayvanlarına bakan kimse * Tar: Saray katırcıları
HARBES Bir ot cinsi
HARBESİSA "Şey" mânasına kullanılan bir isimdir
HARBEŞ Fesâd vermek, ifsad etmek, bozmak
HARB-GÂH f Harp meydanı, savaş alanı, muharebe yeri
HARB-GİR f Harp yapan Harpçi
HARBÎ Dâr-ül harbde bulunan ve müslim olmayan kimse Arada anlaşma yapılmamış düşman * Harbe mensub ve müteallik * Tüfek temizliği için kullanılan demir çubuk
HARBİYE Harb işlerine ait Harb okulunun adı Harbiye mektebi
HARBİYE NAZIRI
HARBÜŞ Yırtıcı bir kuş * Alaca yılan
HARBÜZ(E) f Karpuz, kavun
HARBÜZE-İ RUBAH Ebucehil karpuzu
HARBÜZE-FÜRUŞ f Karpuz kavun satan adam
HARBÜZE-ZAR Karpuz kavun bostanı
HARC Gider, sarfiyat, bir iş için kullanılan madde * Vergi * Çıkmak * Yeni çıkan bulut * Yemâme vilayetinde bir yer * Ecir * Buğday (Dinimizde lüzumsuz harcamak, israf haramdır Zillet ve fakirliğe sebeptir)
HARC-I ÂLEM Herkese elverişli, her keseye münasib
HARC-I RAH Yol harcı, yol parası Yol masrafı, yol için verilen para
HARCA´ Ayakları beline varana kadar beyaz olan koyun
HARCE (C: Hurc-Haracât) Deve sürüsü * Sık bitmiş ağaç
HARCEF Soğuk rüzgâr
HARDAL Çok küçük tohumları olan ve yaprakları yenen bir nebat ismi Döğülerek macun haline getirilir ve sofrada iştah açmak için kullanılır
HARDALE Hardal tanesi * Nesneyi ufak edip kesmek
HARDAN Kızgın, hiddetli, gadaplı * Kast ve men´edici, engel olan
HARE f Kaya, sert taş * Bir cins dalgalı kumaş
HARE f Yiyecek
HAREC Darlık, zorluk, sıkıntı * Dar yer, sık ağaçlı yer * Günâh
HARED Hışım etmek * Menetmek, engel olmak
HAREKÂT (Hareket C) Hareketler
HAREKÂT-I HARBİYE Harp harekâtı
HAREKÂT-I MÜŞTEREKE Müşterek hareketler, beraber davranışlar
HAREKE Arapça harflerin u, e, i şeklinde okunacağını gösteren işaretler (Zamme "ötre" fetha "üstün" kesre "esre" (gibi) * Hareket lafzının Arapça terkibde aldığı şekil
HAREKET Kımıldanma Davranış Yola çıkmak Bir cismin sabit bir noktaya göre yerinin veya durumunun değişmesi Sarsıntı
HAREKET-İ ARZ Zelzele, deprem, yer sarsıntısı
HAREKET-İ DÂHİL Tar: Kanuni Sultan Süleyman zamanında Süleymaniye medreselerinin binasından sonra onikiye çıkarılan tarik-i tedris (okutma yolu) silsilesinin dördüncü mertebesindeki müderrislerine verilen bir ünvandır
HAREKET-İ MER´İYYE Gerçekte olmadığı halde, var imiş gibi görünen hareket
HAREKET-İ MİHVERİYE Mihver, eksen etrafındaki muntazam hareket(Şems, hareket-i mihveriyesi ile silkinse, meyveleri düşmez, silkinmezse yemişleri olan seyyarat düşüp dağılacaktır M)
HAREKET-İ MÜSTAKİME Fiz: Doğru bir çizgi üzerinde olan hareket
HAREM Herkesin girmesine müsaade edilmeyen yer Kadınlara mahsus oda (Misafirlere ve erkeklerin girmesine müsaade edilen yere de"selâmlık" denir)(Tesettür kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktiza ediyor Çünkü, kadınlar hilkaten zaife ve nâzik olduklarından kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan; kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var L)
HAREM-İ ŞERİF Kâfir ve müşriklerin girmesi yasak olan ve canlı mahlukun öldürülmesi men´edilen Mukaddes Kâbe ve civârı
HAREMEYN İki mukaddes harem Müşrik ve kâfirlere yasak olan mukaddes Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere
HAREMEYN-İ ŞERİFEYN Mekke´deki Kâbe ile Medine´deki Ravza-i Mutahhara
HAREM-SERAY Sarayların kadınlara mahsus olan kısımları Buna "Harem-i Hümayun" da denilir * Câmi içi
HARES (Haris C) Bekçiler, muhafızlar
HARES Dilsizlik, ebkemiyyet
HAREŞE Sinek
HAR´ET Terslemek
HAREZ (C: Ehrâz) Çocukların oynadıkları ceviz
HAREZE (C: Harez-Harezât) Boncuk
HARF Ağızdan çıkan her bir sese âit verilen işaret Alfabeyi meydana getiren şekilli çizgilerden herbiri * Müstakil bir mânâya değil de başka harflerle birleşerek, başka muayyen ve müstakil çok mânaların ifadesi için kullanılan şekil Başkasının mânalarını gösteren işaret * Vecih, üslub * Her şeyin ucu, kenarı, sivri ve keskin kıyısı
HARF-İ ÂB-DÂR Güzel ve mânidar söz
HARF-İ ASLÎ Gr: Arabça bir kelimenin kökünü teşkil eden harften olan (Ekserisi üç harften ibaret olur)
HARF-İ ATIF Gr: İki kelime veya cümleyi birbirine bağlayan harf Vav ve fe gibi Arabçada on şekilde harf-i atıf şunlardır: $Bunlar bir kelimeyi veya cümleyi diğer bir kelime veya cümle üzerine atıf ve rabtederler Bu harflerden evvelkine: ma´tufun aleyh, sonrakine ise, ma´tuf denir (Bak: Atf)
HARF-İ CERR Gr: Kelimenin sonunu esre ile (i diye) okutan harf Bunlar arabçada şu şekil altında toplanmıştır $ (Vav-ı kasem), (Ta-yı kasem)
HARF-İ İLLET Gr: Elif, vav, ya harfleri
HARF-İ MASDARÎ Fiil mânasında olan bir kelimeyi, masdar mânâsına çeviren harf
HARF-İ MEDD Kendinden evvel gelen harflerin uzun sesli okunmasına vesile olan "elif, vav, yâ" harfleri
HARF-İ MEZİD Arabçada masdar olan kelimeye harf ilâvesi ile başka masdar yapılır Bu ilâve edilen harflere "Harf-i mezid" denir Meselâ: kelimesinde harf-i aslî üçtür $ (mükâtebe) dendiği zaman, "Müfâale masdarı şekline göre, mim ve elif harfleri, harf-i meziddendir" denir
HARF-İ NÂSIB Muzari fiilinin sonunu üstün (e, a diye) okutan harf (Bak: Huruf-i nâsibe)
HARF-İ NİD´ Ya, ey, â gibi harflerle çağırılanın ismine eklenen harf Ünlem
HARF-İ TÂRİF Arabçada, elif lâm harflerinin ismin başına gelmesi hali (Bak: Lâm-ı ta´rif)
HARF-İ ZÂİD Gr: Kelimenin bazı tasrifinde düşen harf Fazla, zâid harf Te´kid için yazılan harf Sonradan ilâve olan harf
HARF Yemiş toplama
HARF-AŞİNA Harfleri birbirinden ayırdedebilen * Mc: Sözden anlayan
HARF BE HARF Aynen, aslı gibi, olduğu gibi
HARFECE Güzel gıda
HARF-ENDAZ Söz atan; dokunaklı, haysiyete ilişen söz söyleyen
HARF-GİR f Her işte ayıp ve noksan arayan
HARFÎ Harfe âit * Sahibi tanıtmak için olan * Başkasının mânası için yazılan (Bak: Mâna-yı harfî)
HARFİYE Kendi başına müstakilen bir mânası ve te´siri olmadığı halde, kendi cinsinden bir topluluğun içinde olduğu zaman ancak bir vazife gören şeylere denir
HARFİYEN (HARFİYYEN) Harfi harfine Hiçbir değişiklik yapmadan
HARGÂH f Otağ Büyük çadır
HARGAR(E) f Hakaret eden, hakaret edici
HARGELE f Eşek sürüsü * Terbiyesiz, görgüsüz ve azılı kimseler
HARGUŞ Tavşan
HARHAR f Devamlı arzu, sürekli istek * Gönül üzüntüsü, iç sıkıntısı * Devamlı kaşıntı
HARHARA Uykuda horlamak * Kedinin mırıldayışı * İki dere arasındaki düzlük
HARHİŞE f Kavga, gürültü, patırtı
HARIK Muhalefet eden, aykırı olan, karşı gelen * Yırtıcı, yırtan
HÂRIK-I ÂDE Âdeti yırtan, âdetin dışarısında, hârikulâde
HARIK Yakan, yakıcı Yanan, tutuşmuş Ateş, od
HARIS Hırslı olan, haris
HARISA İnsanın başında veya yüzünde kan çıkmaksızın yalnız deri yırtılmış olarak peyda olan yara
HARÎ Müstehak, lâyık
HARÎ f Hakirlik, horluk
HARδ Kimseden çekinmeyen, fâcire kadın * Çok gülen, gülegen
HARİB Yıkan, harab eden * Haydut
HARİB Kaçan, firar eden
HARÎB Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş
HARÎBE (C: Harâib) Bir kimsenin geçineceği şey
HARÎC Dar, ensiz * Kuşatılmış
HÂRİC Bir şeyin veya mahallin veya memleketin dışında kalan * Ecnebi
HÂRİC-İ VATAN Vatanın harici
HARİC Günahkâr, günah işlemiş Allahın emrini dinlememiş olan
HARİCEN Dışardan, dıştan Hariçten
HARİCE TEMESSÜL Zihnî olan kelâmın hâricî âlemdeki kanunlara uygun şekilde tanzim edilişi
HARİCÎ Dışarıya âit olan İçeriye âit olmayan Dış ile alâkalı Ecnebiye âit * Zorba ve âsi olan * Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia eden * Vaktiyle Hazret-i Ali Kerremallâhü veche´ye âsi olan fırka-i dâlle ashabından herbiri (Bak: Havaric Vak´ası)
HARİCİYYE Hariçle alâkalı Dış işleri * Ameliyatla tedavi edilebilen hastalıklar * Haricilik (Bak: Havâric vak´ası)
HARİD Satın alma
HARİD Öfkeli, hidetli, kızgın
HARÎD Tek, ayrı
HARİDAR Satın alıcı, satın alan
HARİD(E) (C: Harâid) Kız, evlenmemiş kız * Delinmemiş inci
HARİDE Satın alınmış
HARİF (Hırfet den) Meslekdaş, san´at arkadaşı Teklifsiz dost * Herif, âdi insan
HARİF Güz mevsimi, sonbahar * Meyve toplama zamanı
HARİF Yemiş toplayan
HARİFANE f Esnafça Herkes kendi masrafını, hissesine düşeni vermek suretiyle, ortaklıkla yapılan
HARİFE (C: Harâif) Ev için sonbahar hazırlığı
HARİFÎ Sonbaharla alâkalı
HARİK Omuz küreklerinin arası
HARÎK Yangın, ateş
HARÎK-I KEBİR Büyük yangın * Büyük Cihan Harbi
HARÎK Erkekliği olmayan adam
HARİK Zeyrek akıllı kimse
HÂRİKA İmkânların üstünde olan şey, hayret uyandıran, hayranlık vren Büyük ve görülmedik eser Görülmedik derecede kıymetli
HÂRİKA Ateş, nâr, od
HÂRİKA-İ SEVDÂ Aşk ateşi
HARÎKA Acı, sızı * Bulâmaç Yulaf lâpası
HÂRİKA-PİŞE f Hârikalı Hârika işler yapan
HÂRİKAT (Hârika C) Şaşılacak şeyler, hârikalar İnsanda hayret uyandıran şeyler
HÂRİKAVÎ Harika cinsinden, harika gibi
HÂRİKULÂDE Fevkalâde, âdetin hâricinde bulunan şey, eser Görülmedik derecede Son derece kıymet ve ehemmiyeti hâiz olan şey
HARÎK-ZEDE (C: Harikzedegân) f Yangından zarar görmüş kişi Evi ve eşyaları yanmış kimse
HÂRİM Fakir
HARÎM Herkesin giremiyeceği, dokunmıyacağı şey Haram dairesi * Şerik * Bir kişinin olup, başkasının duhul ve taarruzundan masun yer * Hacıların Mekke-i Mükerreme´de giydikleri libas
HARÎM-İ HÂSS Büyük bir kimsenin kendi dairesi
HARÎM-İ İSMET Namus ocağı, mukaddes ocak Kudsi âile yuvası
HARÎM Saygısız, çekinmez Kayıtsız kimse
HARÎME Bir kimsenin, istediği gibi kulanabilecek hakka sahib olduğu malı
HARİR İpek İpekten yapılmış * Harâretli Sıcak
HARÎR Su akarken çağlamak * Yel eserken fışıldamak * Horuldamak
HARİRÎ İpek eşya * İpek tüccarı * Bir nevi kâğıt
HARİRÎ (Kasım bin Ali) (Mi: 1054-1122) Irak´ta doğdu İnhitat (çöküş) devrinin ediblerindendir "Makamat" adlı eseriyle şöhret bulmuştur Bediüzzaman-ı Hemedanî´nin Makamları misal alınarak yazılmış elli makameyi (nutukları) ihtiva eder
HARİRİYE Un ve süt ile yapılan bulamaç
HARİS Süngü demiri * Soğuk olan şey
HÂRİS Eken, ekici Çiftçi
HÂRİS-İ GAYUR Çalışkan ve gayretli çiftçi
HÂRİS Muhafız Bekçi * Gözcü Himaye eden Bekleyen
HÂRİS-İ VATAN Vatanın koruyucusu, vatanın bekçisi
HARİS Son derece hırslı olan
HARÎS Bir şeye fazlası ile düşkün Hırslı
HARÎS-İ CÂH Mevki, makam ve rütbe düşkünü
HARÎS-İ ŞÖHRET şöhret ve nam düşkünü
HARÎSA (HÂRİSA) Yağmuruyla yer yüzünü süpürüp gideren bulut * Kan çıkmayan azıcık baş yarığı
HARÎSANE f Hırslıcasına Çok haris olarak Hırslılara mahsus bir tavırla
HARÎSET (C: Harâyis) Zayıf deve
HARİSTAN f Çalılık, dikenlik
HARÎSUN ALEYKÜM Tevbe Suresi´nin bir âyetinde geçen bu ifade, birinci derecede Peygamberimiz (ASM) hakkında olup ümmetini ve bütün insanları doğru yola irşadda yılmadan, büyük bir sebat ve azim ve gayretle devam etmesine işaret edilerek böylece tavsif edilmiştir
HARİŞ f Kaşınma, kaşıma
HARÎŞ Bir cins yılan
HARİTA yun Yeryüzünün veya bir parçasının belli bir ölçüye göre küçültülerek muvafık bir yere çizilen taslağı * Dağarcık, kulplu kese
HARİYE Yavuz bir yılan
HARÎZ Tâkatsiz kimse, güçsüz ve kuvvetsiz insan
HARÎZ Mahfuz, hıfzolunmuş, saklanılmış
HARİZME Azgın hayvanların ağzına ve ayının dudağının üstüne geçirilen demir halka
HARK Yakmak Yanmak Yangın
HARK-I KEBİR Büyük yangın * Cihan Harbi (daha ziyade ihrak olarak kullanılır)
HARK Yarma Yırtma * Su akacak yarık yer
HARKA´ Kulağı delik koyun * Çeşitli yönlerden esen rüzgâr
HARKAFA (C: Harâkıf) Kalça kemiği Uyluk kemiğinin baş tarafı
HARKAHE Koyuncuların kara evi
HARKEKET (C: Harâkîk) Uyluk başı
HARKÜRRE f Eşek yavrusu, sıpa
HARK VE İLTİYAM Yarmak ve yapıştırmak Yırtılmak ve iyileşmek
HARM Muhkem etmek, sağlamlaştırmak * Davara yük vurmak * İşinde çabuk çabuk olmak * Udul etmek * Kat´etmek
HARMED Kokusu ve rengi değişen * Kara balçık
HARMEL Üzerlik otu
HAR-MENİŞ f Eşek huylu, eşek tabiatlı
HARMEŞ İfsad etmek, bozmak
HARNUB Keçiboynuzu adı verilen bir cins yemiş
HARP (Bak: Harb)
HAR-PÜŞT f Diken sırtlı * Mc: Kirpi
HARPÜŞTE f Balıksırtı şeklinde olan, harpuşta
HARR Hararet, sıcaklık Sıcak
HARR-I ŞEDİD Şiddetli hararet, fazla sıcaklık
HARR Yarmak
HARR(E) Hararetli Kızgın Çok sıcak Yakıcı
HARRA (Hurur) Yüksekten aşağı düşmek
HARRAKA Eskiden düşman gemilerini veya düşman şehirlerini ateşlemek için, yakıcı âletlerle donatılmış olan harp gemisi
HARRAN Susuz
HARRARE Gürleyerek, çağlayarak akan su
HARRAS (Harâset den) Çiftçi, ekinci Toprağı işleyip ekin eken
HARRAS Yalancı
HARRAS Küp yapan
HARRAT Doğramacı, çıkrıkçı Tornacı
HARRAZ Terzi
HARRE (C: Hurer) Değirmenin buğday konulan deliği
HARRE (C: Hırâr-Hırârât-Harrun) Kara taşlı yer
HARRUB "Keçiboynuzu" adı verilen bir yemiş cinsi
HARS Yarmak, yırtmak
HARS Koruma Muhafaza etmek Hırz mânasınadır
HARS (C: Hırâs) Küp
HARS Tahmin etmek * Yalan söylemek * Acıkmak
HARS Tarla sürmek * Maarif * Mal toplamak, kazanmak * Teftiş ve tedbir eylemek
HARS-I IRKÎ Milli maarif, ırkî hars
HARSA´ Dilsiz kadın * Gürlemeyen bulut * Belâ (Müz: Ahrâs)
HARSEK Küçük cisim
HARSİNÎ Tunç
HARŞ Avlamak * Kaşımak
HARŞ Kesbetmek, almak * Tırmalamak
HARŞA Bir cins ot
HARŞEF (C: Harâşif) Kalkan balığı * Balık pulu * Enginar bitkisi
HARŞUF Enginar bitkisi
HART El ile ağacın yaprağını sağmak * Ağaç kabuğu soymak, yaprak toplamak * Nikâh
HART Katı katı ovmak * Davarın yulaf yerken çıkardığı ses
HARTAVÎ Tar: Sipahilerin yeniçeri keçesine mümasil olarak giydikleri toparlak keçe külâh
HARTUC f Topa merminin ardından sürülen barut kesesi
HARUF Küçük kuzu, hamel * Tâze et
HARUN Musa Peygamber´in (AS) yardımcısı ve büyük kardeşi * Bağdad Abbasî Halifelerinden Harun-ür Reşid
HARUN İlerleyeceği yerde duran veya geri giden hayvan
HARUNÎ Hayvanın ilerlemeyip durması veya gerilemesi Hayvanın huysuzluğu
HARUR Sıcaklık Güneşin kızgınlığı * Gece esen sıcak rüzgâr
HARUR Yüksekten düşmek * Akla gelmedik cihetten hücum etmek
HARUS Sütü az olan kadın * Evlenip hâmile olan kız
HARUT Mukaddes kimse * İpini sahibi elinden çekip kaçan davar
HARUT VE MARUT Kur´an-ı Kerim´de ismi geçen iki meleğin ismidir
HARVA Büyük kumlu tepe * Yüce, yüksek * Bir dağın adı
HAR-VAR f Eşek yükü
HARY Noksan etmek, noksanlaştırmak, eksiltmek
HARZ Dikmek
HAR-ZAR f Çalılık, dikenlik
HARZE Yaban şalgamı
HARZEM (HAREZM) Türkistan´da Aral gölünün güneyindeki delta ve çevresindeki ülke

Alıntı Yaparak Cevapla