|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi
H Harfi
HAS´ Reddetme * Uzak olmak Uzaklaştırmak
HASA´ Saman parçası * Hurma kabı
HASA Toprak saçmak
HASA Sığır terslemek
HASA´ Bulamaç aşı * Kavun
HASA Saymak * Taş atıp vurmak
HASA´ Suya kanmak ve kandırmak * Dolmak * Doymak * Ufak taş
HASAB Odun
HASEBE Hurması çok olan hurma ağacı
HASAD Ekin biçmek Ekin biçme mevsimi
HASADET Hasedcilik, kıskançlık Çekememezlik
HASAFE (C : Hasif) Hurma yaprağından örülen kap * Hurma yaprağı
HASAFET Rey sağlamlığı Hükümde kuvvet ve olgunluk
HAS AHUR Tar: Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır
HASAİL (Haslet C ) Hasletler (Bak: Haslet)
HASÂİS Bir şeye, birine has olan keyfiyetler
HASÂİS-İ İNSÂNİYYE İnsanlık hassaları
HASAİS (Hasîse C ) Kötü huylar, fena tabiatlar
HASAK Büyük bir kuşun adı (Çin´de, Babil´de ve Türk vilâyetlerinde olur )
HASAL Yüreğin ağrıması
HASAL Ağacın, zeminde yanlara sarkmış uçları * Bir işte ortaya konulan ödül
HAS´AM Yemen diyarında bir kabilenin adı
HASAN Nâmahremden korunur üzere olmak, korunmak
HASAN Güzel (Bak: Hasen)
HZ HASAN Hz Ali´nin (R A ) oğludur Hz Peygamber´in (A S M ) sevgili torunudur Cennet´le tebşir olunmuştur Hz Peygamber (A S M ) kendisi için cennet gençlerinin seyyidi buyurmuştur (Hi: 3-49)(Hazret-i Hasan ve Hüseyin´in Emevilere karşı mücadeleleri ise, din ile milliyet muharebesi idi Yâni, Emeviler, Devlet-i İslâmiyeyi, Arab milliyeti üzerine istinad ettirip râbıta-i İslâmiyeti, râbıta-i milliyetten geri bıraktıklarından, iki cihetle zarar verdiler:Birisi: Milel-i sâireyi rencide ederek tevhiş ettiler Diğeri : Unsuriyet ve milliyet esasları, adâleti ve hakkı tâkip etmediğinden zulmeder Adalet üzerine gitmez Çünki: Unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez $ferman-ı kat´isiyle: Râbıta-i diniye yerine râbıta-i milliye ikame edilmez; edilse, adalet edilmez; hakkaniyet gider İşte Hazret-i Hüseyin, râbıta-i diniyeyi esas tutup muhik olarak onlara karşı mücadele etmiş, tâ makam-ı şehadeti ihraz etmiş M )
HASAN İyilik Güzel muamelede bulunmak
HASANET Bir yerin çok sağlam ve korunulacak tarzda olması * Kadının kendisini haramdan koruması
HASAN-I BASRİ (Hi: 21-110) En ileri Tâbiînden olup hadis ve fıkıhta büyük âlimlerdendir Basra´da medfundur Mezheb sahibi bir müçtehiddir Sahabe-i Kiram´dan 130 zat ile görüşmüş, Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Neseî, İbn-i Mace kendisinden hadis nakletmişlerdir
HASAR (C : Hasâret) Ziyan, zarar
HASAR Soğuk, berd
HASARAT (Hasâret C ) Ziyan ve zararlar Hasaretler
HASAR-DİDE f Zarara uğramış, hasar görmüş
HASARET Hasar Alış-verişte zarar, ziyan Yoldan sapmak Sapıtmak Dalâlete düşmek
HASARET Cıvık ve sulu şeyin koyulaşıp katılaşması * Dahâmet peyda etme, irileşme
HASAS Başta saçın az olması
HASASA (C : Hasâs) Fakirlik * Hali yaramaz olmak * Küçük delik * İki kişinin arasındaki açıklık
HASASE(T) Tamahkârlık Cimrilik Alçaklık Hasislik
HASASET İhtiyaç Yoksulluk Züğürtlük * Rahne * Kalbur ve elek gibi şeylerdeki küçük delik, gedik
HASÂT Küçük taş parçası Çakıl * Tıb: Sidik yolunda taş peyda olmak
HASÂT-I BEVLİYYE Tıb: Sidik yollarında ve böbreklerde meydana gelen taş
HASÂT-I MESANE Tıb: Sidik kesesinde meydana gelen taş
HASB (Haseb) Birisinin sülâlesi cihetinden iftihar yolu ile saydığı iyilik Mal, din, millet Kerem, fiil ve amelde yüksek şeref, iyi iş, sâlih amel Şeref, asalet, şan, kadr ve haysiyet * Dolayı, cihetiyle, gereğince
HASB-EL BEŞERİYYE İnsanlık hali olarak, insanlık dolayısıyla
HASB-EL KADER (Bak: HASBEL KADER)
HASB-EL LÜZUM İcabettiği için
HASB (C : Havâsıb) Taş atmak * Ufak taşları savuran rüzgâr
HASBA Hafif tahkir yerinde kullanılan bir tabirdir Halk dilinde "haspa" şeklinde kullanılır
HASBA´ (C : Hasubâ) Ufak taş
HASBE Kızamık hastalığı Tane tane gövdede çıkan bir hastalıktır (Hasta kişiye "mahsub" derler )
HASBE Re´y Tedbir (Aslı: Ecir ve sevab mânasına gelen "hisbe" dir)
HASBEL HAMİYYE (Hasb-el hamiyye) Hamiyet icabı, hamiyet için
HASBEL İCAB (Hasb-el icâb) Durum icabı olarak, hâl ve durum iktiza ettiği için, durum dolayısıyla
HASBEL İKTİZA (Hasb-el iktizâ) İktiza ettiği için, gerektiğinden dolayı
HASBEL KADER (Hasb-el kader) Kader cihetiyle
HASBEL MEVSİM (Hasb-el mevsim) Mevsime göre
HASBETEN LİLLAH Allah rızası için Allah yoluna Karşılık istemeksizin
HASBÎ Karşılıksız Allah rızası için (Hakiki mürşid âlim, koyun olur; kuş olmaz Hasbî verir ilmini Koyun verir kuzusuna hazmolmuş musaffâ sütünü Kuş veriyor ferhine lüâb-âlud kayyını S )
HASB-İ HAL Halleşme Görüşüp konuşma
HASBİYE $ âyetinin kısaca ismidir
HASBÜNA Bize yeter Bize kâfidir (meâlinde)
HASDA´ Yaprağı çok olan ağaç
HASEB (Bak: Hasb)
HASED Başkasının iyi hallerini veya zenginliğini istemeyip, kendisinin o hallere veya zenginliğe kavuşmasını istemek Çekememezlik Kıskançlık Kıskanmak (Hasedin çaresi: Hâsid adam, hased ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevi hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet; fânidir, muvakkattır Faidesi az; zahmeti çoktur Eğer, uhrevi meziyetler ise; zâten onlarda hased olamaz Eğer onlarda dahi hased yapsa, ya kendisi riyakârdır; âhiret malını dünyada mahvetmek ister Veyahut mahsudu riyakâr zanneder, haksızlık eder zulmeder Hem ona gelen musibetlerden memnun ve ni´metlerden mahzun olup kader ve rahmet-i İlâhiyeye onun hakkında ettiği iyiliklerden küsüyor Adeta kaderi tenkid ve rahmete itiraz ediyor Kaderi tenkid eden başını örse vurur kırar Rahmete itiraz eden rahmetten mahrum kalır M )
HASEDE (Hâsid C ) Kıskananlar, hased edenler, çekememezlik edenler
HASEK Kin, adavet, hased * Savaş âletlerinden, üç köşeli diken şeklinde bir silâh
HASEKE (C : Husek) Kin tutmak, adavet etmek * Demir dikeni denilen üç köşeli diken * Demirden yapılan üç köşeli "bıtırak" denilen harp âletleri
HASEKİ Tar: Vaktiyle sarayda görevli bazı subaylara verilen isim
HASELE Tıb: Karnın göbek ile kasık arasındaki kısmı
HASEM Burnun yassı ve geniş olması
HASEN Güzel Hüsünlü Güzellik * Güzel olmak
HASEN-ÜL HULK Huyu ve tabiatı güzel
HASEN-ÜS SAVT Güzel sesli
HASENAT Güzellikler İyi ameller İyilikler (Hasenât da ya kalb ile olur veya kalb ve beden ile olur; veyahut mal ile olur A´mâl-i kalbinin şemsi imândır A´mal-i bedeniyenin fihristesi namazdır A´mâl-i mâliyenin kutbu zekâttır İ İ )
HASENE İyilik Güzellik Hayırlı amel Allah rızasına çok uygun iş * Eski altun paralardan biri
HASER Gözün tam görmemesi, göz nurunun zayıf olması
HASF Ay tutulması * Işığı sönmek
HASFOLMAK Parlaklığı gitmek
HASF Ayakkabı dikmek * Birbirine yapıştırmak * Tasmalı nâlin * Ağacın yaprağının dökülmesi
HASHAS Zâhir olma, açık ve âşikâr olma, görünme
HASHAS Koparılmış olmak
HASHAS Cömert kimse
HASHAS Toprak * Ufak taş
HASHAS Seri, çabuk, hızlı
HASHASA Açık ve âşikâr olma * Bir şeyi diğer bir şey içinde "iyice birleşmesi için" karıştırıp sallama
HASHASE Anlaşılmayan ses * Hınzır avazı
HASHASE Ateş üzerinde eti pişirip kebap yapmak * Bir şeyi döndürmek
HASHASE Kandırmak * Koparmak * Çok fazla deprenmek
HASIB Tipi Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr
HASID Ekin biçen
HASIF Zayıf
HASIK Süngü demiri
HÂSIL Peyda olan Husule gelen Çıkan, meydana gelen
HÂSIL-I BİLMASDAR Hakiki müessirden hâsıl olan fiildir Kendi sebeb ve şartlarından meydana gelen şey Meselâ: Bir şeye vurmak, masdardır; o vurmaktan hâsıl olan ses çıkmak, hâsıl-ı bilmasdır´dır Tüfek atarak bir adamı öldürmekte tüfek atmak fiili, masdar: adamın ölmesi ve tüfeğin sesi çıkması da hâsıl-ı bilmasdar´dır
HÂSIL-I CEM´ Mat: Toplam Bir kaç sayının birlikte toplanmasından meydana gelen yekûn
HÂSIL-I DARB Mat: Çarpım Çarpmak işinin neticesi 5 sayısı 2 sayısıyla çarpılırsa, çıkan 10 sayısı, hâsıl-ı darbdır
HÂSILAT Gelirler Kazançlar Elde edilenler Kâr Mahsul Îrad
HÂSILAT-I SÂFİYE Sâfi kazanç Net kâr Bütün masraflar çıktıktan sonra kazanç olarak geri kalan hâsılat
HÂSILAT-I SENEVİYYE Senelik kazançlar, yıllık gelirler
HÂSILI KELÂM (Hâsıl-ı kelâm) Sözün kısacası, sözün kısası
HASIM (Bak: Hasm)
HASIN(E) (C : Hâsınât) İffetli, namuslu ve şerefli kadın
HASIR (Hasr dan) Muhâsara eden, etrafını çeviren, hasreden
HASIRALTI ETMEK Ist: Unutmak, saklamak, gizlemek, terviç etmemek manasında kulanılan bir tâbirdir Hasır, eskiden halı ve kilim yerinde kullanıldığı ve onun altında kalan şeyler unutulup gittiği için bu tâbir meydana gelmiştir
HASÎ (Has´ den) Herkes tarafından kovulan Sürülüp tardedilen
HASÎ Kuru
HASİB Hesab eden, hesab edici
HASÎB Cömert kimse Hayır sahibi ve eli açık adam * Bolluk yer, ucuzluk
HASÎB Muhterem, itibarlı, değerli ve soyu temiz kimse şahsi meziyet sâhibi insan * Muhâsebeci
HÂSİD Hased eden, kıskanan
HÂSİDANE f Kıskanarak, kıskançlıkla Hased edercesine
HASÎD (C : Hasâyıd) Tarlada kalan ekin
HÂSİF (Husuf dan) Sararmış Rengi, parlaklığı kalmamış Husufa uğramış
HASÎF (C : Husef) Suyu hiç kesilmeyen su kuyusu * Yağmuru çok olan bulut
HASÎF Ak ile kara, alaca renkli urgan * İki çeşit renkten meydana gelen
HASÎF Aklı başında, kâmil ve olgun adam
HASÎFANE Aklı başında ve olgun olan bir adama yakışacak suretde
HASÎFE Gizlenen kin, hased ve düşmanlık
HASÎL(E) Sığır buzağısı
HASÎL Ot
HASÎLE İyeği arasında olan et
HASÎLE (C : Hasâyil) Bakiyye, artan, geri kalan
HASÎM Hasım olan, husumet eden, düşmanlık eden
HÂSİM Kat´eden, hasmeden, kesip atan
HASÎN Sağlam Metin Mustahkem * Sağlam muhafaza eden
HASÎN Küçük balta
HASÎR Bir şey söyler veya okurken dili tutulan kimse Kekeme insan * Hasır
HÂSİR Hasarete uğrayan Zarara, ziyana uğrayan
HASÎR Feri gitmiş, donuklaşmış göz * Hasret çeken Meramına nail olamayan * Yorulmuş * Açılmış * Zayıf
HASÎR Hüsranda olan Sapıtan, dalâlete giden Azgın * Eli boş Müdafaasız Çaresiz
HÂSİREN Ziyana uğrayarak, zarar gördüğü halde
HÂSİRÎN (Hâsir C ) Zarar görmüş olanlar, ziyana uğramış kimseler
HÂSİRUN Zarar ve ziyana uğrayanlar Eli boş kalanlar
HASİS Çabuk Çok aceleci * Ayartılan, tergib ve teşvik edilen
HASİS Gizli ses Ateş gürültüsü * Fitil
HASİS(E) (Hisset den) Kötü huy, fena tabiat * Ufak, değersiz * Tamahkâr, cimri
HASİSA Bir şeye mahsus hal Kendine mahsus olup başkasında bulunmayan keyfiyet, karakter
HASİYY Hayası çıkarılmış, hadım edilmiş, burulmuş (insan veya hayvan)
HASİYYET (Hassiyet) Hususi fayda, kuvvet ve menfaat, tesir, keyfiyet
HASL Fena huylu olma Kötü haslet sahibi olma
HASL Zayıflık
HAS LAFIZLAR Bir mânaya mahsus olan lafızdır Hasan, Mehmed, insan, erkek lafızları gibi
HASLE Göbekle kasık arası
HASLE (C : Husul) Hurma koruğu
HASLET Huy Ahlâk Yaradılıştan olan tabiat
HASLET-İ CEMİLE Güzel ve iyi huy
HASLET-İ HAMİDE Medih ve senâ edilmeğe, övülmeğe lâyık olan güzel ahlâk ve haslet
HASLET-İ HAMRÂ Hamiyet, gayret veya mahcubiyetten gelen ve yüz kızarması suretinde görünen güzel haslet
HASM Kesip atma, kesme, kat´etme * Kat´i olarak bir mes´eleyi hâlledip neticeye varma
HASM-I DA´VÂ Dâvânın halledilmesi
HASM (Hasım) Muhâlif Karşı taraf Düşman (Eğer hasmını mağlub etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder, zâhiren mağlub bile olsa, kalben kin bağlar, adaveti idame eder Eğer iyilikle mukabele etsen nedâmet eder, sana dost olur M )
HASM-I BÎAMAN Amansız düşman Merhamet bilmeyen düşman
HASM-I CA´LÎ Huk: Hakikatta hasım olmadığı halde, hasım imiş gibi hâkim önünde husumeti kabul eden kimse
HASM-I EKBER En büyük düşman olan şeytan
HASM-I ELEDD İnatçı düşman, muannid hasım
HASM-I MÜTEVARÎ Huk: Mahkemeye gelmekten ve vekil göndermekten çekinen kimse
HASM Atâ etmek, hediye vermek * Ovmak
HASMANE f Düşmancasına Düşman gibi Hasma mahsus halde
HASME Kırmızı meşe
HASMEN Bir mes´eleyi kesin bir karar ile halledip bitirmek suretiyle
HASMÎ Düşmanlık, husumet, adavet
HASNÂ Çok fazlasıyla kendini haramdan saklayan kadın Çok iffetli, çok nâmuslu kadın
HASNÂ-YI HÜSNÂ Hem güzel ve hem de namuslu olan kadın
HASNA Güzel kadın Hüsün ve cemal sâhibesi
HASPUŞ f Hilekâr, hileci, iki yüzlü, mürai
HASPUŞÎ Hile, riyâ
HASR Bir şeyin içine alma Yalnız bir şeye mahsus kılma * Bir çember içine almak Askerle etrafını kuşatmak * Sıkıştırma Kısaltma * Okurken tutulup kalmak * Vakfetmek * Zaman ayırmak
HASR-I FİKİR Bir şeye bütün fikrini vermek ve başka şeyle meşgul olmamak tarzı ve düsturu ile o şeyde veya meslekte mütehassıs ve muvaffak olmaya çalışmak Bütün fikri çalışmayı bir şey üzerinde toplamak
HASR-I İŞTİGAL Bütün çalışmaları bir şeye hasretme
HASR-I NAZAR Sadece bir şeye bakıp dikkat etmek * Yalnız bir mevzu veya meslek üzerinde çalışıp onda mütehassıs ve muvaffak olmaya çalışmak
HASR-I ÖRFÎ Herkesçe bilinen belli bir şey Böyle meşhur bir şeye mahsus olmak
HASR Noksan olmak * Sermayesini zayi edip ziyân etmek
HASR Göz kapağında sivilce çıkmak
HASR Keşfetmek * Yorulmak
HASR Böğür * Bel
HASREME Üst dudağın alt dudak üzerine taşması
HASRET Özleyiş İç çekme Bir şeyi çok isteyip, arzulayıp ona kavuşamamaktan gelen üzüntü (Bak: Husr)
HASRET-FİKEN f Hasret düşüren, hasret döken
HASRET-KEŞ f Özlemiş, özleyen, hasret çeken
HASRET-KEŞANE f Hasret çekene yakışır surette Özleyenler gibi
HASRETMEK Kısaltmak Sadece bir şeye mahsus kılmak Bir şey için vakfetmek
HASRET-NAME Edb: Ayrılık münasebetiyle yazılan mektub Hasreti belirten yazı, hasret mektubu
HASRET-ZEDE (C : Hasret-zedegân) f Hasrete düşmüş, hasrete uğramış
HASS Tergib Teşvik Bir kimseyi bir şey için iknâ etmek
HASS Duyan Hisseden Duyucu * Duygu
HASS Alçak, bayağı, âdi * Marul
HÂSS (C : Havass) Hususi Hâlis Kıymetli ve ileri gelen mühim yakınların topluluğu * Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan Umumi olmayıp mahsus olan * Tam ayar olan, yabancı maddelerle karışık olmayan ve içinde bozuk bulunmayan Tek, münferid * Saf * Tar: Osmanlı İmparatorluğunun ilk zamanlarında, devletin büyüklerine ayrılan yıllık geliri yüzbin akçadan fazla olan arazi
HÂSS-ÜL HÂSS En güzel, en has
HÂSS Ü ÂMM Herkes, bütün herkes
HASS Azlık, kıllet
HASS Zannetmek * Silkmek * Davarı kaşağılamak * Közün üstünde birşey pişirmek * Katletmek, öldürmek
HASSA (C : Havass) İnsanın kendisine tahsis ettiği şey Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan şey Bir şeye mahsus kuvvet Te´sir Menfaat * Adet ve alâmet Ekâbir, kavmin ileri geleni
HASSA-İ FARİKA Ayırıcı özellik Vasf-ı fârık Bir şeyi diğerinden ayıran hususiyet
HASSA Saç ve sakalı döken bir hastalık
HASSA´ Hayırsız kadın
HASSA Fil gözü
HASSAD Orakçı, ekin biçen
HASSAS Duygulu, içli * Alıngan Çok ve çabuk hisseden Hissi galib olan kimse
HASSASANE f Hassas ve duygulu olana yakışacak şekil ve surette
HASSAS BÖLGELER t Sivil savunmada düşmanın hedef tutacağı bölgeler Her hassas bölgenin ehemmiyeti aynı değildir Hava savunması bakımından eldeki imkanlar ve hassas bölgeler arasında öncelik tesbitine ihtiyaç vardır Hassas bölgeler, sırasıyla:1) Atomik vurucu üslerin bulunduğu bölgeler 2) Yüzeyden yüzeye füze üsleri 3) Darbe karargahları 4) Özel cephane depoları 5) Uçaksavar birlikleri 6) Radar mevzileri´dir
HASSASE Hissedici kuvve Hisseden, duyan
HASSASİYET Hassaslık Duygulu olmak İhtimamlılık Dikkatlilik
HÂSSE Duygu uzvu Bir şeye mahsus kuvvet Hâl (Bak: Kuvve)
HÂSSE-İ LEMS Elle dokunma kuvveti Dokunma duyusu
HÂSSE-İ RÜ´YET Görme kuvveti
HÂSSE-İ SEM´ İşitme kuvveti, duyma duygusu
HÂSSE-İ ŞEMM Koklama duygusu
HASSETEN Hususi olarak, özellikle Yalnız, ayrıca
HASSİYET (Bak: Hâsiyyet)
HASTE f Uzanmış * Ayağa kalkmış
HASTE f İstenilen, matlub, taleb edilmiş, istenilmiş
HASTE (C : Hastegân) f Rahatsız, hasta
HASTE-GÂN (Haste C ) f Hastalar, rahatsızlar, marizlar
HASTE-GÎ f Rahatsızlık, hastalık, maraz, illet
HÂST-GÂR f İsteyen, talep eden, isteyici
HÂST-GÂRÎ f Tâliplik, isteyicilik
HASUB Kirişini atan yay
HASUD Çok hased eden
HASUDANE f Kıskançlıkla, hasetçilikle, hasud olan kimseye benzer surette
HASUDÎ Kıskançlık, çekememezlik, hasetçilik
HASUN Serçe gibi küçük ve alaca renkli bir kuş
HASUR Mânevi mücahededen dolayı kadınlara yaklaşmaya rağbet etmeyen * Sır saklayan Keder ve üzüntüden gönlü daralan, tasadan içi sıkılan * Çok bahil kimse (Halkla yer ve içer, birşey vermez) * Oğlu ve kızı olmayan * Avrete cimâ edemeyen * İhlili dar olan deve
HASUS Katı, şedid, şiddetli
HASV Men etmek, engel olmak
HASV Toprak saçmak * Az birşey vermek
HASVA´ Toprak parçası
HASVE (C : Husvât) Yudum yudum, azar azar içme
|