Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi

Eski 11-04-2012   #11
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi



H Harfi

HAŞ f Süprüntü, kırıntı, döküntü * Kızgınlık, hiddet
HAŞ Kalb
HÂŞÂ Aslâ Kat´iyyen Öyle değil Allah korusun(mânasına söylenir)
HAŞÂ´ (C: Ehşâ) Nefes tutukluğu * Nefesin tutulması * Nâhiye * Kalb
HAŞÂ-İ BATIN Bağırsaklar
HAŞAFET Kin ve düşmanlık, haset ve adavet
HAŞAHİŞ (Haşhâş C) Haşhaşlar
HAŞAİŞ (Haşiş C) Kuru otlar
HAŞAK f Süprüntü, çöp Yonga
HAŞAN Kokmuş tuluk
HAŞARI Yaramaz, rahat durmaz, hırçın
HAŞAS Arz haşereleri
HAŞB Hayırsızlık * Haşinlik
HAŞBA´ Kuru, yâbis
HAŞEB Kereste imâlinde kullanılan kalın ve kuru ağaç
HAŞEBE (C: Haşebât) Odun, ağaç Yonga
HAŞEBİYET Odunluk, odun niteliği
HAŞEB-PARE f Tahta parçası Yonga
HAŞED İnsan topluluğu, cemaat
HAŞEF Hurmanın yaramazı * Eski elbise diken * Devenin sütünün çok olması
HAŞEFE (C: Haşef-Haşefât) Sünnet mevziine varana kadar olan zeker başı * Yaşlanmış kuru kadın * Kuru hamur * Yumuşak taş
HAŞEFE Hiss * Harekete ve yürüyüş sesine derler
HAŞEL Bayağılaşma, rezil olma Bayağılık, rezillik, âdilik * Her nesnenin kötüsü
HAŞEM Taraftarlar ve hizmetçiler Düşmanlarına karşı koruyanlar Aile
HAŞEM Burun içinde olan bir illettir ve kokuyu değiştirir * Genzin tıkanıp burnun koku almaması* Etin kokması
HAŞEME (C: Haşem) Kol Kollukçu Hizmetkâr
HAŞEM-NİŞİN f Göçebe
HAŞENE (Haşin C) Sert, katı ve kalb kırıcı olanlar
HAŞERAT (Haşere C) Küçük zararlı böcek, akrep ve yılan gibi hayvanlar * Mc: Zararlı ve kıymetsiz kimseler
HAŞERE Yabani arı, böcek, akrep ve yılan gibi zararlı mahluk
HAŞHAŞ Kapsüllerinden uyuşturucu bir madde olan afyon; tohumlarından da yağı çıkarılan bir bitki * Hazırlıklı * Silâhlı ve zırhlı topluluk
HAŞHAŞA Silah sesi, yüksek ses * Silâh * Kuru ot * Yeni kaftan
HAŞIR Toplayan, cem´eden, haşreden
HAŞİ Kuru, yâbis
HAŞİ´ Huşu içinde olan, alçak gönüllülük eden * Kusurlarını düşünerek, ürpererek Cenâb-ı Hakka niyâz edip yalvaran
HÂŞİAN Tevazu ve mahviyetle Alçakgönüllülük göstererek
HÂŞİANE f Hâşi´ olarak
HAŞİB Yoğun, kalın * Tam düzelmemiş olan kılıç * Süslü, zinetli
HAŞİBE Tabiat, mizaç, huy
HAŞİF Eskimiş ve yıpranmış elbise
HAŞİF Keskin kılıç * Damdan aşağı asılmış olan karpuz
HAŞİFE Adâvet, düşmanlık, kin
HAŞİÎN Huşu´ içinde olanlar
HAŞİM Haşmetli, gösterişli, muhteşem
HAŞİM Kuru ekmek kırıntısı doğruyan Ezen, yaran, kıran, parçalayan
HAŞİME Kemiği kırılmış olan baş yarığı
HAŞİMÎ Peygamberimiz Hz Muhammed´in (ASM) kabilesinden, O´nun sülâlesinden gelen * Bir tarikat şubesinde olan
HAŞİN Kırıcı, kalb kırıcı Sert, katı
HAŞİN Korkak, korkan
HAŞİN Kokmuş tuluk
HÂŞİR Haşreden, toplayan Cem´eden * Hz Peygamber´in (ASM) bir ismi Haşir meydanında bütün insanlar mübarek izlerinde haşr olup toplanacaklarından Delâil-i Hayrat´ta bu isimle mezkurdur (Bak: Haşr)
HAŞİŞ Esrar adı verilen "Hint keneviri"nin yaprağı * Kuru ot
HAŞİŞE Ot
HAŞİV (Bak: Haşv)
HAŞİYE Sahife kenarına veya altına yazılan izah Bir kitabın izah ve şerhini yapan yazı Kenar, pervaz
HAŞİYY Kuru, yâbis
HAŞİYYE (C: Haşâyâ) İçi dolmuş döşek * Nihalî adı verilen sofra altı
HAŞL Herşeyin âdisi, bayağısı
HAŞM İncitmek * Gadaplandırmak, hiddetlendirmek
HAŞMET (Hışmet) Kendisine tabi olanlardan dolayı, "haşem" den olan, büyüklük ve heybet Tantana-i azamet Hürmetten gelen çekinme * Hiddet, kızgınlık * Alçak gönüllülük
HAŞMETLİ (Haşmetlü) Tar: Haşmet sâhibi mânâsına gelir ve ecnebi hükümdarlarına verilen bir ünvandır
HAŞMETMEAB Haşmetli, haşmet sahibi mânâlarına gelir ve eskiden padişahlara karşı hürmet bildirmek için kullanılırdı
HAŞNA´ Saliha kadın
HAŞR (Haşir) Toplanmak, bir yere birikmek * Toplama, cem´etmek * Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları Allahın, ölüleri diriltip mahşere çıkarması Kıyamet * Bir tohumun içinden büyük ağaçlar çıktığı gibi, her bir insanın acb-üz zeneb denilen bir nevi çekirdeğinden diriltilerek bütün insanların Haşir Meydanında toplanmaları (Bak: Acb-üz Zeneb)(Surenin başında, küffar, Haşri inkâr ettiklerinden Kur´ân onları Haşrin kabulüne mecbur etmek için şöylece bast-ı mukaddemât eder; der: "Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki: Biz ne keyfiyyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir surette bina etmişiz Hem görmüyor musunuz ki; nasıl yıldızlarla, Ay ve Güneş ile tezyin etmişiz, hiç bir kusur ve noksaniyet bırakmamışız Hem görmüyor musunuz ki; zemini size ne keyfiyyette sermişiz, ne kadar hikmetle tefriş etmişiz O yerde dağları tesbit etmişiz, denizin istilâsından muhafaza etmişiz Hem görmüyor musunuz o yerde ne kadar güzel, rengâ-renk her bir cinsten çift hadrevâtı, nebâtâtı halkettik Yerin her tarafını o güzellerle güzelleştirdik Hem görmüyor musunuz, ne keyfiyyette sema cânibinden bereketli bir suyu gönderiyoruz O su ile bağ ve bostanları, hububatı, yüksek leziz meyveli hurma gibi ağaçları halkedip ibâdıma rızkı onunla gönderiyorum, yetiştiriyorum Hem görmüyor musunuz, o su ile, ölmüş memleketi ihya ediyorum Binler dünyevî haşirleri icad ediyorum Nasıl bu nebâtatı, kudretimle bu ölmüş memleketten çıkarıyorum; sizin haşirdeki hurucunuz da böyledir Kıyamette arz ölüp, siz sağ olarak çıkacaksınız" İşte şu âyetin isbat-ı haşirde gösterdiği cezalet-i beyaniye-ki, binden birisine ancak işaret edebildik - nerede, insanların bir dâva için serdettikleri kelimat nerede S) (Bak: Hudus)
HAŞR-İ A´ZAM Kıyamet koptuktan sonraki en büyük haşir, içtimâ
HAŞR-İ CİSMANÎ Cisimle, cesedle dirilme Bedenlerin ve vücudların haşri (Sual: Kusurlu, noksaniyetli, mütegayyir, kararsız, elemli cismaniyetin ebediyetle ve cennetle ne alâkası var Madem, ruhun âli lezaizi vardır; ona kâfidir Lezaiz-i cismaniyye için bir haşr-ı cismanî neden icabediyor Elcevab: Çünki: Nasıl, toprak; suya, havaya, ziyaya nisbeten kesafetli, karanlıklıdır fakat, masnuat-ı İlâhiyyenin bütün envaına menşe´ ve medar olduğundan bütün anâsır-ı sairenin mânen fevkine çıktığı gibi hem kesafetli olan nefs-i insaniyye: sırr-ı câmiiyyet itibariyle, tezekki etmek şartiyle bütün letâif-i insaniyyenin fevkine çıktığı gibi öyle de, cismaniyyet en câmi´, en muhit, en zengin bir âyine-i tecelliyat-ı Esmâ-i İlâhiyyedir Bütün hazâin-i rahmetin müddeharatını tartacak ve mizana çekecek âletler, cismaniyettedir Meselâ: Dildeki kuvve-i zâika, rızk zevkinde envâ-i mat´umat adedince mizanlara menşe´ olmasaydı; herbirini ayrı ayrı hissedip tanımazdı, tadıp tartamazdı Hem, ekser Esmâ-i İlâhiyyenin tecelliyatını hissedip bilmek, zevkedip tanımak cihazatı, yine cismaniyettedir Hem, gayet mütenevvi ve nihayet derecede ayrı ayrı lezzetleri hissedecek istidatlar, yine cismaniyettedir Madem şu kainatın Sânii, şu kâinatta bütün hazâin-i rahmetini tanıttırmak ve bütün tecelliyat-ı esmâsını bildirmek ve bütün enva-ı ihsânatını tattırmak istediğini; kâinatın gidişatından ve insanın câmiiyyetinden, Onbirinci Söz´de isbat edildiği gibi kat´i anlaşılıyor Elbette şu seyl-i kâinatın bir havz-ı ekberi ve bu kâinat tezgâhının işlediği mahsulâtın bir meşher-ı a´zamı ve şu mezraa-i dünyanın bir mahzen-i ebedisi olan dar-ı saadet, şu kâinata bir derece benziyecektir Hem cismanî, hem ruhanî bütün esasatını muhafaza edecektir Ve O Sâni-i Hakîm ve o Âdil-i Rahim; elbette cismanî âletlerin vezaifine ücret olarak ve hidematına mükâfat olarak ve ibadat-ı mahsusalarına sevab olarak, onlara lâyık lezaizi verecektir Yoksa hikmet ve adalet ve rahmetine zıt bir hâlet olur ki, hiç bir cihetle Onun cemal-i rahmetine ve kemal-i adaletine uygun değildir; kabil-i tevfik olamaz S)
HAŞR-İ EMVÂT Ölenlerin dirilerek bir araya toplanmaları
HAŞR SURESİ Kur´an-ı Kerim´in 59 suresi olup Medine-i Münevvere´de nâzil olmuştur
HAŞRECE Ölüm anında can çekişmekte olan bir kimsenin çıkardığı hırıltı
HAŞREM Kireç taşı * Alçak dağ * Arı
HAŞRÎ Haşre âit Öldükten sonraki dirilişe ve toplanmaya dair
HAŞR U NEŞR Toplanıp dağılmak, yayılmak
HAŞŞ Kat´etmek, kesmek * Toplamak, cem´etmek * Davara ot vermek * Ateş yakmak
HAŞŞ Girmek, dühul etmek
HAŞŞAB Ağaçtan anlayan * Ağaç satan
HAŞŞAK Bir nehir ismi
HAŞŞAŞ Esrar, eroin gibi uyuşturucu maddeler kullanan Esrarcı, esrar içen
HAŞUR Her malın değerini bilip aldanmayan tâcir
HAŞUŞ Abdesthane, helâ, tuvalet
HAŞV (Haşiv) (C: Ahşâ) Tıb: Vücudun içindeki uzuvlardan her birisi * Minder, yastık gibi şeylerin içini dolduran pamuk, kuru ot * Kırılması ihtimali olan eşyanın arasına konan yumuşak, ot gibi şey * Edb: İbarede lüzumsuz söz bulunması, aynı mânada iki kelimeyi yanyana söylemek: Ahd ü peymân, vakt ü zaman, ferid ü yektâ gibi
HAŞV-İ KABİH Edb: Söze çirkinlik veren kelime fazlalığı
HAŞV-İ MELİH Söz arasında ikinci bir kelime veya cümle ile ikinci derecede bir mâna ifade etmek
HAŞV-İ MÜFSİD Edb: İbarede yalnız kalabalık etmekle kalmayıp mânâyı da anlaşılmaz hale getiren söz
HAŞV Hurmanın kötüsü
HAŞVÎ Mânâsız sözler söyleyen, saçma sapan konuşan * Haşve benziyen
HAŞVİYYAT Söz arasında, lüzumsuz, fazladan olan sözler
HAŞYET Korku ve dehşet
HAŞYETEN Ürkerek, korku ile
HAŞYETEN LİLLAH Allah için korku
HAŞYETULLAH Allah korkusu

Alıntı Yaparak Cevapla