|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi
H Harfi
HAV Çuha ve buna benzer kumaşların ters yüzlerinde bulunan tüy * Şeftâli gibi bazı meyvelerin üzerlerinde bulunan ince tüy
HAVA (Hevâ) Hava Dünyayı çeviren atmosfer Cevv Yer ile gök arası * Hafif yel * Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı * Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu * Müzikte ezgili ses, sadâ
HAVA-İ NESİMÎ Sabahki hava Temiz hava
HAVA´ Hâli olmak, boş olmak * Düşmek, sâkıt olmak
HAVABAT (Bak: Havbâvât)
HAVACİB Hicablar, perdeler, örtüler
HAVADİS (Hâdise C ) Yeni hâdiseler, yeni sözler * Alâka ile karşılanan haberler
HAVAFİ Kuş kanadında ebâhir yeleklerinden sonra olan dört kısacık yelekler
HAVAFİR (Hâfir C ) Kazanlar, yeri kazıcılar * Hayvan, dâbbe tırnakları
HAVAGAZI t Isı veya ışık temin etmek maksadıyla yakılarak kullanılan bir gaz
HAVAÎ (C : Havâiyât) Havaya âit ve müteallik Hava ile alâkalı * Heves ve nefis hesabına olan, boşuna veya çirkin Günahlı iş Nefsâni hâl ve hareketler
HAVAİC (Havâyic) İhtiyaçlar Hâcetler Gerekli ve lüzumlu şeyler
HAVAİC-İ ASLİYE Fık: Mesken ile, eve lüzumlu eşyadan ve kışlık, yazlık elbise ile lüzumlu silâhtan, âletten, kitaptan ve binek (hayvan) ile hizmetçi ve bir aylık - sahih görülen diğer bir kavle göre; bir senelik - nafakaya mahsus erzaktan ibârettir
HAVAİC-İ ZARURİYYE Zaruri ihtiyaçlar Giderilmesi lüzumlu olan ihtiyaçlar
HAVAİYYAT Havâi şeyler ve sözler
HAVAK (HAVKA´) Geniş yer, vâsi
HAVAKÎN (Hâkan C ) Hükümdarlar, hakanlar, padişahlar, başbuğlar
HAVALE Bir işi veya bir şeyi başka birine bırakma Ismarlama * Görmeyi önleyen duvar gibi perde * Tıb: Küçük çocuklarda veya gebe kadınlarda bazan meydana gelen, baygınlık veren bir hastalık * Postadan gelen emanet kâğıdı
HAVALE-İ MUACCELE Huk: Havale konusunun, behemehal ödenmesi lâzım geldiği şekilde yapılan havale
HAVALE-İ MÜBHEME Huk: Havale konusunun, ta´cil veya te´cili beyan olunmadan yapılan havale
HAVALE-İ MÜECCELE Huk: Havale edilen şeyin vadesi geldiğinde ödenmesi şeklinde yapılan havale
HAVALENAME f Posta gibi vasıtalarla para göndermek üzere yazılan havale mektubu
HAVALETEN Havale suretiyle, havale olarak
HAVALİ Çevre, civar, etraf, yöre
HAVAMİS-İ SÜLEYMANİYE Tar: Süleymaniye Medresesini teşkil eden medreselerden beşinin müderrisine verilen ünvan İlk zamanlarda havamis namı altında beş medrese ve beş aded de müderris bulunurken daha sonraları müderrislerin sayıları arttırılmış ve bundan dolayı "havamis" kelimesi de "hamise"ye kalbolunmuştur Havamis medreseleri sonraları "Hâmise-i Süleymaniye" ismini almıştır
HAVAN İçinde çeşitli şeylerin dövülüp ufalandığı ağaç, mâden veya taştan yapılmış çukurca kap * Tütün kesmekte kullanılan makine * Başkalarına destek olacak gücü bulunmadığı halde, yardakçılık eden kimse * Elektrikî bir boşalmanın ısı değerini gösteren âlet * İçine çukur delikler oyulmuş büyük ağaç kütüğü (XlX yy dan önce bu deliklerin içinde, kara barutun bileşimine giren maddeler tokmak vasıtasıyla dövülerek ufalanırdı ) * Ask: Namlusu çapına oranla kısa olan ve aşırma atış yapmak için kullanılan top cinsinden bir ateşli silâh
HAVAN Arslan, esed
HAVANIK (Hânkah C ) Tekkeler
HAVANİT (Hânut C ) Dükkânlar * Meyhaneler, işrethâneler
HAVARE f Yiyecek, azık
HAVARIK (Hârika C ) Acib ve garip olan hâdise İnsanda hayret ve hayranlık uyandıran şeyler * Okun nişanı delerek öbür tarafından çıkıp gitmesi
HAVARIK-I ÂDE Fevkalâde olaylar, hârika hâdiseler
HAVARİ Yardımcı * Hz İsa´nın (A S ) yardımcı ve sahabeleri olan 12 zâttan her biri
HAVARİC (Hâric ve Hârice C ) Asiler, zorbalar, isyankârlar * Hâricîler Hâriçte kalanlar (Bak: Hâricî)
HAVARİYYUN Hz İsa´nın (A S ) yardımcı ve sahabeleri olan 12 kişinin hepsine birden verilen isim Bunlar: İsa´nın (A S ) Petrus adını verdiği Yunus´un oğlu Simun, kardeşi Andreas, Yakub, Zebedi´nin oğlu Yuhanna, Filipus ve Bartholomaeus, Matta ve Tomas, Alte´nin oğlu Küçük Yakub, Gayur Simdeu, Yakub´un oğlu Yahuda, hain Yahuda İskariyot´tur
HAVAS (C : Ahvâs) Çukur ve kısık gözlü olmak
HAVASIB (Hâsıb C ) Şiddetli rüzgârlar, fırtınalar
HAVASIN (Hâsına C ) Namuslu kadınlar
HAVÂSS (Hâss - Hâssa C ) Hâslar Hâssalar Keyfiyetler Hususlar * Dindarlık ve doğruluğu ile, ilmiyle âmil olup mâneviyat mertebelerinde yükselmekle makbul ve muteber olan zatlar * Zenginler sınıfı * Kur´anî ve manevî sırlara ve hususlara vâkıf bulunan, ilim, ibadet, tâat ve takva yolunda yükselerek mümtaz olan Evliyâullah Herkesin hürmet ettiği büyük zevât * Manevî te´sir için okunan duâlar
HAVÂSS-I HÜMAYUN Tar: Osmanlı İmparatorluğunun fütuhat devirlerinde (yükselme devri) fethedilen araziden devlet hazinesine ayrılan kısım Her yer zaptedildikçe, arazi: timar, zeamet ve has namıyla üç sınıfa ayrılırdı Meselâ 250 köyden müteşekkil bir sancağın 100-150 köyü ikişer üçer köy olarak 40-50 tımara ayrılır, harpte başarı gösteren askerlere dağıtılırdı Kalanı zeamet ve has itibar edilerek bundan vezirlere, sancak beylerine, beylerbeyilere ve sâir devlet büyüklerine hisse ifraz edildikten sonra geri kalan kısım, "Hass-ı Hümâyun" namıyle devlete bırakılırdı (O T D S )
HAVÂSS-I REFİA Tar: Eyüp Kadılığı eskiden Çatalca´ya kadar uzanır ve Çatalca´da kadının bir vekili bulunurdu İkinci meşrutiyete kadar bütün mahkeme işleri, kadının tayin ettiği bir naib tarafından idare edilirdi Meşrutiyet devrinde diğer kadılara yapıldığı gibi, Eyüp Kadılığına da maaş bağlandı Şer´î ve nizamî mahkemeler birleştirilince havâss-ı refia ortadan kaldırıldı
HAVÂSS U AVÂM İleri gelen kimseler ve halk
HAVASS (Hasse C ) Hasseler Duygular
HAVASS-I (HAMSE-İ) BÂTINA Kalbe bağlı beş duyğu: Hiss-i müşterek (hayâl kuvveti), müdrike (akıl), vehim (vâhime), hâfıza, mutasarrıfa (meydana getirici hayal kuvveti)
HAVASS-I (HAMSE-İ) ZÂHİRE Zâhirî beş duygu: Tatmak, görmek, işitmek, koklamak, dokunup duymak
HAVAŞİ (Hâşiye C ) Bir yazının kenarına eklenen not veya açıklamalar Hâşiyeler, derkenarlar * Maiyet adamları
HAVAT Tavşancıl kanadının fısıltısı * Ses, sadâ
HAVATIF Göz kamaştırıcı şeyler (Bak: Hâtıf)
HAVATIR Hâtıralar Fikirler Düşünceler
HAVATIR-I RABBANİYE Rabbanî telkinler İlâhî ilhamlar
HAVATIR-I ŞEYTANİYE Şeytanî vesvese ve düşünceler
HAVATÎM (Hatime C ) Sonlar, nihayetler
HAVATİM (Hâtem C ) Mühürler, hâtemler
HAVÂTİM-İ RESMİYYE Resmî mühürler
HAVATİN (Hâtun C ) Şerefli kadınlar, hâtunlar
HAVAYİC (Bak: Havâic)
HAVAZ Kalbde olan gam ve tasa
HAVAZE (C : Havâzât) Ziyafet
HAVB (Hub - Havbet) Günah, ma´siyet * Fakirlik * Meşakkat * Maraz, ağrı, dert * Ana, baba
HAVB Fakir ve muhtaç olmak
HAVBA´ Zât, nefs
HAVBAVAT Nefsler Zâtlar
HAVBET (Havb) Açlık, hâcet, meskenet * Çayırı, otlağı olmayan kır yer
HAVC (Havcâ´) Hâcet, ihtiyaç
HAVCEB (C : Havâcib) Kırmızı gül
HAVCELE Ağzı büyük, kendisi küçük şişe
HAVCEME (C : Havâcim) Kırmızı gül
HAVD Güzel ahlâk * Güzel ve yumuşak vücutlu câriye
HAV´EB Basra yakınında bir mevkinin adı * Çeşme * Geniş dere * Pek büyük kova
HAVEBE Zayıf adam
HAVEL Eğrilik * Şaşılık Bir şeyin yerinden ayrılması
HAVEL Mülk * Haşmet
HAVELÂN Dönme, dolaşma * Değişme
HAVELAN-ÜL HAVL Senenin geçmesi Senenin değişmesi
HAVEME Büyük, ulu, yüce
HAVENE (Hâin C ) Hâinler, hıyânet edenler
HAVER f Doğu, şark
HAVER Zayıf olmak * Yumuşak, çukur yer * Denize suyun akıp döküldüğü yer
HAVER Gözün beyazının çok beyaz ve karasının da çok kara olması
HAVERAN f Doğu ile batı Şark ile garp
HAVERNAK Irak´ta bulunan Numân-ı Ekber denen biri tarafından binâ edilmiş olan bir köşk
HAVERVER Şey mânasına gelir bir isim
HAVF Korku, korkutmak
HAVF-I ÂR Utanma korkusu
HAVF-I BÂRİ Allah korkusu
HAVF Kavim, kabile
HAVFEN Çekinerek, korkarak, havf ederek, korku ile
HAVFEZAN Tarhun otu
HAVFNAK f Korkulu, korkutan, korkunç
HAVF VE RECA Korku ve ümid (Hem yaşama ümidi, hem de ölüm korkusu Yahut, affedilmesi ümidi veya cehenneme gitmek korkusu ) (Bak: Celâl)
HAVIT Deve semeri Devenin hörgücüne takılan küçük semer
HAVİ İçine alan, ihtiva eden, kaplayan Câmi´ * Biriktirici * Kuşatan
HAVÎ Çekirge
HAVİL (C : Huvel) Hizmetkâr
HAVİYE Şenliksiz olan yer Harabe Issız, boş yer * Sâkıt Göçük, çökük
HAVİYE (Sukut mânasından) Cehennem´in 7 tabakası En korkunç yer
HAVİYYE Çocuk doğuran kadına loğusa yemeği yedirmek * Namaz kılan kimsenin, secde halinde iken, karnını uyluğundan yukarı tutması
HAVİYYE (C : Havâyâ) Yağlı bağırsak * Bağırsak * Deve palanı
HAVK "Halka" denilen yuvarlak
HAVK Bâdruç otu * Bez dokumak
HAVK Ev süpürmek * İhâta etmek, kaplamak
HAVKALE (C : Havâkıl) İhtiyar, zayıf, kuvvetsiz ve çelimsiz adam * Hızlı yürüme
HAVL Güç Kuvvet * Muhit, etraf * Yıl, sene * Tahavvül, inkılâb * Geçmek * Bir hâlden bir hâle dönmek * Rücu etmek * Sıçramak * Hile
HAVL-İ HAVELÂN Zekâtın lüzumu için; bir mal üzerinden, bir sene geçmiş olması
HAVLA´ Gözü şaşı olan kadın (Müz: Ahvel)
HAVLE (HAVÂL) Çok fazla döndürmek veya dönmek
HAVLEKA "La havle velâ kuvvete illâ billah" demek
HAVLÎ Bir yıllık
HAVM Deve sürüsü * Devretmek
HAVMANE (C : Havâmin) Çok sağlam yer
HAVME Tasarruf dâiresi
HAVN Hıyanet etmek, hâinlik yapmak
HAVR Rücu etmek, dönmek * Eksiltmek, noksan etmek
HAVRA Yahudi mâbedi, sinagog * Mc: Pek gürültülü yer
HAVRA (Ahver´in müennesidir ) Çok beyaz veya çok beyaz gözlü Ahu gözlü kadın
HAVRAN Şam diyarından bir yerin adı * Balıkesir´in bir ilçesi
HAVREM Ayak ovup kir gidermekte kullanılan, kırmızı renkli delikli taş
HAVREME Burun ucu
HAVS Geceleyin istemek
HAVS Ayrılmak * "Haysü" mânâsına zarf-ı mekân için lügattır
HAVSA Bağır * Bağırın yanındakiler
HAVSA´ Bir gözü beyaz, bir gözü siyah olan koyun
HAVSA´ Karnı sarkık olan kadın (Müz: Ahves)
HAVSAL Havuzun kenarında suyun durulduğu yer
HAVSALA Zihnin bir şeyi kavrama derecesi Anlayış Akıl * Tıb: Kuş kursağı Karın boşluğu Cevf * Mide
HAVSALA-SUZ f Takati kaldıran, tahammülü mahveden
HAVSERE Araptan bir kabile
HAVŞEB Köstek yeri
HAVTA´ Tavşan yavrusu * Bir nevi sinek * Delil
HAVTEK(Î) (C : Havâtik) Kısa boylu
HAVTEL Büluğa eren oğlan * Bağırtlak yavrusu
HAVV (HUVV) Bal, asel
HAVVA Hz Adem´in (A S ) muhterem zevcesi, eşi * Rengi esmere mâil kadın * Yalancı, kezzab
HAVVAS Hurma yaprağı satan kişi * Hurma yaprağından zenbil yapıp satan kişi
HAVVAT Bahadır, çeri, kahraman, öncü
HAVYA Madenlerle yapılan kaynak işlerinde, lehimin eritilmesinde kullanılan âlet Lehimi eritebilmesi için sıcak olarak kullanılması gereken bu havyaların çoğu elektrikle ısıtılır
HAVYAR Balık yumurtası Mersin balığı yumurtasından yapılan siyah, mugaddi ve leziz bir madde
HAVYE Tıb: Yaranın etrafındaki kabarık etler
HAVZ Suya girme * Sakınılacak işe girişmek * Başlamak
HAVZ Seri sevk, yeynilik, sür´atli oluş, hızlılık
HAVZ Cem´ etmek Bir şey ilâve etmek
HAVZ (C : Hıyâz) Hususi suretle yapılan su havuzu
HAVZ-I HAYAL Hayal havuzu
HAVZ-I KEBİR Fık: Büyüklüğü 45 - 50 metre kare genişliğinde olan akmayan, durgun su bulunan havuzdur Genişliği bu ölçüden küçük olursa ona havz-ı sagir denilir
HAVZ-I KEVSER Kevser havuzu (Bak: Kevser)
HAVZA Coğ: Açık ve düz deniz kıyısı Kenar * Memleket * Taraf * Sınır için: Bir şeyin çevresi içinde olan
HAVZA Bir hükümetin idaresi altında bulunan bütün ülkeler
HAVZAA Kumluktan alınmış bir miktar kum
HAVZAN Sarı çiçekli, güzel kokulu bir çiçek Nilüfer çiçeği * Tarhun otu
HAVZE Nâhiye * Cemaat, topluluk
HAVZERÎ Birbirinden ayrılmayı istemek
|