|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat H Harfi
H Harfi
HAY f Eyvah! Vay!
HAYA Hicab, utanma, edeb, ar, namus Allah korkusu ile günahtan kaçınmak
HAYA Yağmur * Ucuzluk
HAYADAR f Utangaç, çekingen, mahcub
HAYADİD (Haydud C ) Haydutlar, eşkiyalar
HAYA-HUY f Çığlık, vâveyla * Çalıp eğlenmeden çıkan gürültü, ses
HAYAL (C : Hayâlât) Zihnen tasarlanan şey Hakikatı bilinmeyip akılla tasarlanan veya gölgeli görünen şey * Asıl olmayan ve akıldan geçen fikir
HAYAL-İ BEŞER İnsan hayali
HAYAL-İ FENER Sihirbaz feneri denilen ve resimli camları olan ve bu resimleri duvara aksettiren fenere benzer bir âlet * Mc: Son derece vücutça zayıf olan kimseler için kullanılır
HAYAL-İ HÂİL Korku ve dehşet veren hayal
HAYAL-İ SEFİD f Beyaz hayal
HAY´AL Yakasız gömlek
HAYALÂT (Hayal C ) Hayaller, hülyalar
HAYALÂT-I ÂLİYYE Yüksek ve âli hayaller
HAYALEN Hayal olarak Zihinde tasarlayıp canlandırarak
HAYALET Göze görünen hayal, karaltı
HAYALÎ Hayale âit Hayale mensub ve müteallik * Hayal, yahut halk dili ile "Karagöz" oynatanlar
HAYALİYYUN (Hayalî C ) Romantik şâirler, hayalî yazarlar
HAYALİYYUN MEZHEBİ Aslı olmayan ve hayalde tasavvur edilen şeyleri, gerçek olduğunu vehm edenlerin mesleği
HAYAL-PEREST f Hayalî şeylerle çok uğraşan Çok hayal kuran Dalgın Olmayacak şeylerle avunan
HAYAL-PERESTLİK Kelâmda hakikatı rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek
HAYAL-PERVER f Hayale düşkün
HAY´AME Yaramaz huylu, kötü mizaçlı
HAYAT Dirilik Canlılık Yaşama Sağlık * Fık: Allah (C C ) kendi Zât-ı Ehadiyyetine mahsus bir hayat sıfatı ile muttasıftır Bu, Hak Teâlâ´nın ilmi ile, irade ve kudret ile ittisafına hâs bir sıfattır (Bak: Meratib-i hayat) (Hayat, şu kâinatın en ehemmiyetli gayesi hem en büyük neticesi hem en parlak nuru hem en lâtif mâyesi hem gayet süzülmüş bir hülâsası hem en mükemmel meyvesi hem en güzel zineti hem sırr-ı vahdeti hem rabıta-i ittihadı hem en yüksek kemali hem en güzel cemali hem kemalatın menşei hem san´at ve mahiyetçe en hârika bir ziruhu, hem en küçük bir mahluku bir kâinat hükmüne getiren mu´cizekâr bir hakikatı, hem güya kâinatın küçük bir zihayatta yerleşmesine vesile oluyor gibi; koca kâinatın bir nevi fihristesini o zihayatta göstermekle beraber, o zihayatı ekser mevcudatla münâsebettar ve küçük bir kâinat hükmüne getiren en harika bir mu´cize-i kudrettir Hem hayatın hakikatı altı erkân-ı imaniyeye bakıp, mânen ve remzen isbat eder Yâni, hem Vâcib-ül Vücud´un vücub-u vücudunu ve hayat-ı sermediyesini hem dar-ı âhireti hem hayat-ı bâkiyesini hem vücud-u melâike hem sâir erkân-ı imaniyyeye pek kuvvetli bakıp iktiza eden bir hakikat-ı nuraniyyedir Hem hayat, bütün kâinattan süzülmüş en sâfi bir hülâsası olduğu gibi, kâinattaki en mühim bir maksad-ı İlahî ve hilkat-ı âlemin en mühim neticesi olan şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbeti netice veren bir sırr-ı azamdır  Evet bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediyye olduğu gibi, bir meyvesi de hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyi´ye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki; bu şükür ve muhabbet ve ibadet ve hamd ise hayatın meyvesi olduğu gibi kâinatın gayesidir Ve bundan anla ki; bu hayatın gayesini "rahatça yaşamak ve gafletli lezzetlenmek ve heveskârâne nimetlenmektir" diyenler, gayet çirkin bir cehaletle, münkirâne, belki de kâfirâne, bu pek çok kıymettar olan hayat nimetini ve şuur hediyesi ve akıl ihsanını istihfaf ve tahkir edip, dehşetli bir küfran-ı nimet ederler L )(Ziya ile mevcudat görünür, hayat ile mevcudatın varlığı bilinir Her birisi birer keşşaftır M )(Ey nefis! Eğer şu dünya hayatına müştaksan, mevtten kaçarsan; kat´iyyen bil ki: Hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır O dakikadan evvel, bütün zamanın ve o zaman içindeki eşya-yı dünyeviye, o dakikada meyyittir, ölmüştür O dakikadan sonra, bütün zamanın ve onun mazrufu o dakikada ademdir, hiçtir Demek güvendiğin hayat-ı maddiye, yalnız bir dakikadır Hattâ bir kısım ehl-i tedkik "Bir âşiredir, belki ân-ı seyyaledir" demişler İşte şu sırdandır ki; bazı ehl-i velâyet, dünyanın dünya cihetiyle ademine hükmetmişler Madem böyledir; hayat-ı maddiye-i nefsiyeyi bırak Kalb ve ruh ve sırrın derece-i hayatlarına çık, bak; ne kadar geniş bir daire-i hayatları var Senin için meyyit olan mâzi, müstakbel, onlar için hayydır, hayatdar ve mevcuttur S )(Vücudun kemali hayat iledir Belki vücudun hakiki vücudu hayat iledir Hayat vücudun nurudur S )(Hayatı veren O´dur Ve hayatı rızık ile idame eden de odur M )
HAYAT-I ALİL Hasta ömür, hastalıklı hayat
HAYAT-I ASKERİYYE Askerlik hayatı
HAYAT-I HUSUSİYYE Hususi hayat, özel hayat Şahsa ait hayat
HAYAT-I İNSANÎ İnsana ait hayat
HAYAT-I TAKDİRİYYE Huk: Ana rahminde bulunan çocuğun hayatı
HAYAT Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa * Avlu
HAYAT-BAHŞ f Hayat bağışlayan, hayat veren, zindelik veren
HAYAT-ENGİZ f Yaşamaya zorlayan, yaşatan
HAYAT-FEZA (EFZA) f Hayat artırıcı, hayat bahşedici (Bak: Fezâ)
HAYATÎ Hayata ve yaşamağa ait Hayatla alâkalı Hayat için mecburi olan * Mc: Çok önemli bir şeyin bağlı bulunduğu başka bir şey Temel
HAYATİYET Canlılık Hayat işaretinin, alâmetinin görünür olması
HAYATİYYUN Biyoloji âlimleri
HAYAVİYE Hayatla alâkalı âza (Hayeviye diye de okunur)
HAYBER Arap Yarımadasında Hicaz bölgesinin doğu sınırında ve Medine-i Münevvere´nin 170 km kuzeyinde bir kasabadır Evleri, yüksek bir kayanın üzerinde kurulmuş olan bir kalenin etrafında bulunur Hicretin yedinci senesinde vuku bulan Hayber Gazası ile meşhur olmuştur Aynı sene içinde Hz Resulullah Efendimiz, Hudeybiyeden döndükten sonra binikiyüz piyâde ve ikiyüz süvari ile Hayberin fethine gitmiştir Hayberin eski ahalisi yahudi olup, fetihten sonra haraca bağlanarak vatanlarında bırakılmışlar ise de, Hz Ömer (R A ) Peygamberimizin son hastalıklarında "Arap Yarımadasında iki din birleşemez " dediğini işittiğinden, daha sonra halifeliği zamanında bu hadise istinaden bütün yahudileri çıkarıp Şam´a naklettirmiştir
HAYBET Mahrumiyyet İsteğine erememek Me´yus ve mahrum olmak
HAYBET-ZEDE f Sıkıntıya uğrayan, kedere düşen, kederli olan
HAYD (C : Hayud-Ahyâd) Uzanmış büyük dağ burnu
HAYDA´ Sıcak günlerde uzaktan görenin su sandığı serap
HAYDAR Yiğit, cesur, kahraman * Hz Ali´nin (R A ) bir nâmı, * Arslan, gazanfer
HAYDAR-I KERRÂR Hz Ali * Kahramanca döne döne düşmana saldıran
HAYDARANE f Hz Ali gibi Kahramanca, yiğitçe, cesurca
HAYDARÎ Kahramanlık, cesurluk, yiğitlik Arslanlık * Eskiden bazı esnaf ve köylülerin giydikleri kolsuz aba, hırka
HAYDARİYYE Hırkanın altına giyilen kısa ve kolsuz elbise
HAYDE Meyletmek, yönelmek, eğilmek * Hakdan ve doğru yoldan ayrılmak
HAYDEB Ulu ve yüce yol
HAYDO (Kürdçede ism-i tasgirdir) Haydar demektir (Ali´ye Alo denmesi gibi)
HAYDUD (Haydut) Yol kesici Dağ hırsızı Eşkiya
HAYE f Yumurta * Haya, husye
HAYED Gölgesinden ürken eşek
HAYENDE f Ağızda çiğneyen
HAYESAN Doğru yoldan dönmek, udul etmek * Nefret etmek
HAYEVAN (Bak: Hayvan)
HAYEVÎ Canlı (Bak: Hayaviye)
HAYF (Hayfâ) Emansızlık Haksızlık Zulüm Cevr (Vah vah, yazık, eyvah, yazıklar olsun meâlinde söylenir )
HAYF Gözün birisi birine muhalif olmak
HAYFANE (C: Hayfân) Alacalı çekirge * Ayakları uzun olan at
HAYFES Kısa adam
HAYHAY t Baş üstüne, seve seve yaparım, öyle ya!, şüphesiz, elbette (gibi mânâlara gelir )
HAYIFLANMAK Acınmak, üzülmek Esef etmek
HAYIR Hayrette kalan, mütehayyir Şaşıran * Birikmiş su
HAYIRSEVER İyilik ve yardım etmesini seven
HAYİA Şiddetli ses
HAYİC Âşık, hayran * Mest olmuş deve
HAYİDE f Çiğnenmiş * Ağızdan ağıza dolaşmış, bayat söz
HAYİDE-GÛ f Değersiz sözler söyleyen kimse * Değersiz şiirler yazan kimse
HAYİH Lâzım olduğu halde mevcud olmayan nesne
HAYİL Kısır olan hayvan * Engel, mâni * Hicâb
HAYİM Suyu, tahmin ettiği yerlerde arayıp bulamamak * Susuz, atşân
HAYİR Mütehayyir kimse * Toplanmış su
HAYİŞ Sık bitmiş olan hurma ağaçları
HAYİZE Aybaşısı olan kadın (Bak: Hayz)
HAYK Kaplamak
HAYK Sallanmak * Dokumak * Tesir etmek, etkilemek
HAYKAN Büyük ve kalın olan * Kısa boylu bir kimsenin yürümesi * Omuzunu oynatmak
HAYKATAN Türraç kuşunun erkeği
HAYL At At sürüsü * Atlı sürüsü * Zümre, güruh * Düşünmek, hıfzetmek
HAYL-İ ADÜV Düşman sürüsü, düşman güruhu
HAYL Kuvvet Havl
HAYLA´ Cin taifesinden bir nesne * Sırtlan * Korku
HAYLE Keçi sürüsü
HAYLE Zannetmek, sanmak
HAYLİ f Oldukça Epeyce Çok Bir takım Kesir Bol
HAYLULET Kibir * Taazzum Gurur * Su-i zan * Korkmak Tevehhüm etmek
HAYLULET Yolu kapamak * Araya girme İki şey arasına girip hicab olmak
HAYLULET-İ ARZ Ay tutulması Dünyanın güneşle ay arasına girerek güneş ışığına perde olması
HAYM Yaramazlık yapmak
HAYMANA Başıboş hayvanları haylayıp salıverdikleri çayırlık yer * Ankara´nın bir kazası
HAYME Çadır
HAYME-İ KEBUD Mavi çadır * Mc: Sema, gök
HAYME-GÂH (Haymegeh) f Çadır kurulan yer
HAYME-NİŞİN Çadırda oturan Göçebe
HAYMÎ Çadır biçiminde olan
HAYMUME Korkaklık, cübün
HAYN Helâk olmak
HAYNUNET Yakın olmak, yaklaşmak
HAYR Meşru iş Faydalı, nurlu ve sevablı amel Halkın rağbet ettiği akıl, ilim İbadet, adalet, ihsan, mal gibi nimet (Bak: Hayrat)
HAYR-UL BERİYYE Halkın hayırlısı Hz Muhammed (A S M )
HAYR-UL BEŞER İnsanların en hayırlısı olan Hz Muhammed (A S M )
HAYR-UL ENAM (Bak: Hayr-ül Vera)
HAYR-UL FÂSİLÎN Âdil olanların, hâkimlerin en hayırlısı
HAYR-UL HALEF Hayırlı evlâd Babasını hayırla andıracak evlâd
HAYR-İ MUKAYYED Bir kimseye hayırlı olduğu halde, diğer bir kimseye göre zararlı ve şer olan şey
HAYR-UL UMUR İşlerin en hayırlısı
HAYR-UL VERA (Hayr-ül Enam) Halkın hayırlısı Mahlukatın en hayırlısı olan Hz Muhammed (A S M )
HAYR Sakınmak * Büyük avlu
HAYRAN Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış Çok takdir etmiş Çok beğenmiş
HAYRAT (Hayr C ) Sevap için Allah rızâsı yolunda yapılan iyilikler Haseneler Hayır iki çeşittir Birincisi: Mutlak hayırdır; her halde, herkes için rağbet edilir ve sevilir, herkes için iyidir İkincisi: Mukayyed olan hayırdır; birisinin yanında hayır olan, başkası için şer olabilir İsraf ve sefâhette kullanılan çok mal gibi İlmî, imanî, dinî, manevî ve maddî çok hayır ve menfaat verenlere de ehl-i hayır denir
HAYRE (C : Hayrât) İyilik, kerem * Her nesnenin iyisi
HAYR-ENDİŞ f İyilik düşünen, hayırlı iş düşünen
HAYRET Hiçbir cihete teveccüh edemeyip kalmak Şaşkınlık Ne yapacağını bilememek
HAYRET-İ SIRFE Tam bir şaşkınlık
HAYRET-BAHŞ f Hayret veren, şaşırtan
HAYRET-BAHŞÂ f Hayret veren, şaşkınlık veren, hayrete düşüren
HAYRET-ENGİZ f Hayret veren Hayret içinde bırakan
HAYRET-FEZÂ f Hayret veren, hayreti artıran
HAYRET-NÜMÂ f Hayret gösteren, hayret veren
HAYRET-ZEDE f Hayrete düşmüş ve şaşırmış olan
HAYR-HAH f Hayır sâhibi Herkesin manevî ve maddî iyiliğini isteyen Allah rızası için ilm-i Kur´an ve imanla, manen ve maddeten hayırlı hizmetler etmeyi ve hayırlı işler işlemeyi seven
HAYR-HAHÎ f İyilikseverlik, hayırhahlık
HAYRİ (Hayriye) Hayra âit Hayırla alâkadar
HAYRİYET Hayırlılık Hayırlı olmak
HAYS Saygı, hürmet, itibar * Alâka, ilgi Cihet, itibar
HAYS Darlık * Udûl etmek, doğru yoldan çıkmak
HAYS Hayvan leşinin kokması * Bir kimseyi aldatmak * Sözde durmamak, ahid bozmak * Fâsid olmak
HAYS Az, kalil
HAYS Karıştırmak, halt
HAYSAL Patlıcan
HAYSE Hurmayı yağla ve keşle karıştırmak
HAYSE-BEYSE İleri gidip geri gelmek, bir halde durmak * Karışıklık * Şiddet ve darlık
HAYSEFUCE Gemi dümeni
HAYSİYET İtibar Şeref Değer Kıymet Derece Câh Mesned Mertebe
HAYSİYET-ŞİKEN f Haysiyet kıran
HAYSÜ İtibariyle, bakımından * Hangi yerde Hangi
HAYSÜ LÂYEŞ´UR Hissedilmeksizin Bilinmedik, duyulmadık cihetten
HAYŞ Nefret etmek
HAYŞE (C : Huyuş) Yaramaz keten ipliğinden dokunmuş bez
HAYŞUM Geniz (burun) kovuğu Nunlu sesler, gunne buradan çıkar (Tecvidde bahsedilmiştir )
HAYŞUMÎ Genizden gelen
HAYT İp Kalın ip * İplik Bağ * İki şeyi birbirine bağlayan * Dikiş dikmek * Tanyeri ağarması
HAYT-UL EBYAZ Fecir zuhurunda ufukta ip şeklinde görülen beyazlık
HAYT-UL ESVED Güneş battıktan sonra ufakta görülen siyahlık
HAYT-I NURANÎ Nurlu bağlantı Nurâni râbıta
HAYTA Serseri, serkeş kimse * Ask: Osmanlılarda görevli bir sınıf askere verilen ad Hayta birlikleri, üstün savaş kabiliyeti olan askerlerden kurulur, lüzumunda düşman topraklarına akın yapmak için de kullanılırdı Sonraları düzenleri bozulduğunda eşkiyalığa başladılar; bundan dolayı "hayta" kelimesi haydut ve haylaz anlamında kullanıldı
HAYTA şefkat
HAYTA´ Deve kuşlarının uzun boyunlu olanı
HAYTA Kazık
HAYTEL Kedi
HAYTEUR Bir vaziyette durmayan * Arslan * Kurt * Belâ * Cin tâifesinden bir nesne * Bir su böceği
HAYTÎ Tel şeklinde olan
HAYU f Salya, tükrük
HAYUNET Vakit yaklaşma
HAYVAN Canlı şey, insanla beraber her canlı * İnsan olmayan idraksiz canlı yaratık * Yük kaldıran, araba çeken ve binilen hayvan, beygir, katır v s * Mc: Akılsız ve idraksız insan, ahmak (Aslı "Hayevan"dır)
HAYVAN-I BERRÎ Karada yaşayan hayvan
HAYVAN-I NÂTIK Konuşan hayvan (İnsan)
HAYVANAT (Hayvan C ) Hayvanlar
HAYVANAT-I BAHRİYYE Deniz hayvanları, denizde yaşayan hayvanlar
HAYVANAT-I BERRİYYE Kara hayvanları, karada yaşıyan hayvanlar
HAYVANAT-I EHLİYYE İnsanlara alışık olan hayvanlar, evcil hayvanlar
HAYVANAT-I VAHŞİYYE Vahşi hayvanlar, yabani hayvanlar
HAYVANÎ Hayvana, diriye âit ve ona müteallik
HAYVANİYYET Hayvanlık, canlılık, zihayat olmak Akıl ve idrakten mahrumiyet
HAYY Diri, canlı, sağ * Bir şeyi cem´ ve ihraz eylemek
HAYY-ÜL KAYYUM Varlığı, diriliği her an için olup, gökleri, yerleri her an için tutan, daimî her şeye her hususta iktidarı yeten Allah (C C ) (Bak: İsm-i A´zam)
HAYY-I MEYYİT Ölü halinde canlı * Mc: Hiçbir işe yaramayan, hakiki vazifelerini yapmayan insan
HAYYÂKALLAH Allah seni yaşatsın Allah ömrünü uzun etsin, meâlinde ve dua makamında söylenen bir tâbirdir
HAYYAL (Hayl den) At terbiyecisi, at yetiştiren
HAYYAL Dalavereci, hileci, hilekâr
HAYYALE Fikir sahipleri
HAYYAM Çadırcı
HAYYAT Terzi Dikiş diken sanatkâr
HAYYAT-I MÂHİR Usta terzi Terzi ustası
HAYYAT (Hayye C ) Yılanlar
HAYYATÎN (Hayyat C ) Terziler, dikiciler
HAYYE Gel  Haydi 
HAYYE (C : Hayyât) Yılan
HAYYE-ALEL-FELAH Felaha gelin Toplanın hayır ve ni´metlere, ebedi selâmete  Allah huzuruna gel Refah ve itmi´nana mucib olacak namaza yetiş (Bak: Felah)
HAYYEHELE Acele et (mânasınadır)
HAYYEN Diri olarak Diri, canlı olarak canlı olduğu halde
HAYYEN MEYYİTEN Ölü ve diri olarak
HAYYİR (C : Ahyâr) Çok hayırlı * Her zaman iyilik yapan kimse Hayırsever, iyiliksever
HAYYİZ Yer * Cihet, yön * Mekân Vüs´at (Cismin kapladığı hacim)
HAYYUT Erkek yılan
HAYZ (C : Hiyaz) Kadınlara mahsus aybaşı Kadının âdet hâli Böyle bir kadına hayize denir (Kadını döl yatağı denen rahminden, bir hastalık veya çocuk doğurma sebebi olmaksızın, muayyen müddetlerde kan gelmesine o kadının "aybaşısı" denir Buna ve kan geldiği müddete de hayız müddeti denir İslâmiyetçe, bu halde bulunan bir kadın, namaz kılamaz, oruç tutamaz ve cinsî münasebette bulunamaz, haramdır )
HAYZA Tıb: Kolera denilen hastalık
HAYZERAN Halk dilinde hezâren denilen bir cins sıcak iklim kamışı ki, sandalye vs yapımında kullanılır
HAYZERANE Gemi durak yeri, iskele, liman
HAYZERÎ (HAYZELÎ) Dura dura yürümek
HAYZEYUN Yaşlı, acûz, ihtiyar
HAYZUM (C : Hayazim) Göğüs tahtası
HAZ´ Muhalefet etmek * Taksim etmek, bölmek, paylaştırmak
HAZA Bu Şu O * Gr: İşaret zamiri
HAZA´ Asmacık denilen otun tohumu (Sara hastalarına iyi gelir )
HAZA´ Kesme, yarma, ameliyat
HAZAB Odun * Yakacak nesne
HAZABÎ (Hizbâ C ) Arızalı topraklar, engebeli yerler
HAZAD Yaş ağaçtan kesilmiş budak ve diken
HAZAFİR (Hizfâr - Hazfur C ) Cânibler * Bir kavmin meşhurları, ileri gelenleri, şereflileri * Hepsi Tümü Mecmu´u
HAZAİN (Hazine C ) Hazineler
HAZAİN-İ MEDFUNE Gömülü hazineler
HAZAİR (Hazire C ) Duvar veya çitle çevrilmiş ağıl * Etrafı duvarla çevrili olan mezarlıklar
HAZAKAT İhtisas Meharet peyda etmek Üstad olmak Bir san´atta, hususan tıbda gereği gibi öğrenip mâhir ve mütehassısı olmak
HAZAL Selem ağacının kökünden çıkan bir nesne ki, suda ıslatıp yerler
HAZALAN (Bak: Hizlân)
HAZAM Sür´atle yürümek, hızla yürümek
HAZAMA´ Kulağı enine yarılmış keçi
HAZAMİ Güzel kokulu bir ot
HAZAN Güz Sonbahar * Solgun
HAZANDİDE f Güz mevsimini görmüş, yaprakları sararmış solmuş
HAZANE Mc: Gönül, kalb, yürek
HAZANGÂH f Hazan yeri * Dünya Göçecek âlem
HAZANÎ f Sonbahar ile alâkalı, güz mevsimine ait
HAZANİSTAN f Sonbahar görmüş, sararıp solmuş yer
HAZANLİKA f Soluk yüzlü, sararmış, solmuş Hazân yüzlü
HAZANNÜMA f Sonbahar görünüşlü * Mc: Hüzün ve keder verici
HAZANRESİDE f Sonbahara erişmiş, solup sararmış
HAZAR Bir şeyi bir kimseye vermeyip men ve hacr etmek
HAZAR Tahta ve kereste kesmeğe mahsus su ile işler büyük bıçkı
HAZAR Sulh zamanı Barış zamanı * Bir kimsenin huzuru, yakını * Mukim olmak Yolcu olmamak
HAZAR VE SEFER Barış ve muharebe zamanı * Evde mukim olma ve yolculuk
HAZARET (Bak: Hadâret)
HAZARÎ Köyde ve kasabalarda yaşayanların yaşayış şekli ve tarzlarına ait Şehirli * Sulh ve asâyiş, sükun ve istirahat zamanlarına mensub ve müteallik Barış ve güvenle alâkalı
HAZAZ Yosun
HAZAZE Tıb: Bulaşıcı, müzmin bir cilt hastalığı olup sonradan bağırsaklara geçerse öldürücü olur
HAZB Hayvanın memesi şişip emziğinin deliklerinin dar olması * Ucuz olmak
HAZB Boyamak
HAZB Yetişmek
HAZBAZ Sinek * Bir ot adı
HAZD Ağaçtan diken koparmak * Ağacın kabuğunu soymak * Çok hızlı ve şiddetle yemek yemek
HAZEF Çamurdan yapılmış olup ateşte pişirilen şeyler Çanak, çömlek
HAZEF Eski yazıda hepsi noktasız harflerden müteşekkil olarak yazılan şiirler ve nesirler Hüner göstermek için bu şekilde yüz beyitlik kasideler yazan şairler vardı
HAZEFE (C : Huzef) Hicaz vilayetinde olan siyah renkli bir cins küçük koyun
HAZEFÎ Çanak çömlek ile alâkalı
HAZEFİYYE Çanak çömlek gibi topraktan yapılan şeyler ve bunları yapma san´atı
HAZEF-PARE f Çanak çömlek parçası, kırığı
HAZEF-RÎZE f Çanak çömlek parçası
HAZEL Gayret * Men etmek, engel olmak
HAZEL Göz kapaklarında olan kabarcıklar
HAZELAN Kızgın kimsenin yürümesi
HAZELAT (Hazele C ) Alçaklar, âdiler, kalleşler
HAZELE (Hâzil C ) Alçaklar, kalleşler, yüzsüzler
HAZEM Göğüs kemiği * Davarın karnının ve böğrünün dolu olması
HAZEM Dizme, sıralama * Edb: İlk beytin ortasına birden dörde kadar harf ilâve etme
HAZEME Kısa boylu kadın
HAZEME (C : Huzem) Kabuğundan ip ve urgan yapılan bir ağaç cinsi
HAZEN (Hüzn) Keder Tasa Gam
HAZEN f Baldız
HAZEN (C: Hızân) Etin kokması * Toplamak, cem´edip yığmak * Gizlemek, saklamak
HAZER Çekinme Zarar verebilecek şeyden kaçınma Korunma
HAZER Vahşi hayvanların yediği et
HAZER Gözün dar ve küçük olması * Kabile * Cemaat
HAZERAT (Hazret C ) (Bak: Hazret)
HAZEVAN Eti birbiri üstüne yığılıp cem´olmuş olan etli nesne
HAZEVVER Kısa boylu kimse
HAZF Aradan çıkarma, çıkarılma Yok etme, silme, ortadan kaldırma, giderme, düşürme * Selâm ve tahiyyatı uzatmayıp kısa kesmek * Mahvetmek * Vurmak * Atmak
HAZF Parmağıyla taş atma
HAZHAZ Seri, sür´atli, hızlı
HAZHAZ Kavi, sağlam
HAZHAZ Sütü çoğaltır nesne * Bir nevi katran
HAZHAZA Sallama, el ile harekete getirme
HÂZI´ (Huzu dan) Alçak gönüllü, mütevâzi olan
HÂZIÂNE Mütevâzi olarak, alçak gönüllülükle
HÂZIK Mehâretli, işinin ehli, mütehassıs (Bak: Hazâkat)
HÂZIK-I MÜTEDEYYİN Dindar ve iyi mütehassıs (Dindar ve iyi mütehassıs doktor için söylenir)
HAZIK Süngü demiri
HAZIK (C: Havâzik) Mesti dar olan * Cânip, taraf
HAZIKANE Mâhirâne, mâhir ve usta olan bir kimseye yakışacak şekil ve surette
HAZIKIYYET Mâhirlik, ehillik, ustalık, hâzıklık
HAZIM Hazmettirici, sindirici
HAZIM Kesici, kesen
HÂZIM İhtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık olan
HÂZIMÂNE İhtiyatlı davranan adama yakışır şekilde
HAZIMLI Mc: Tahammüllü, müsamahalı, tolerans sahibi
HAZINA Emzirici, emziren Dadı
HAZIR Huzurda olan, göz önünde olan Amade ve müheyya olan Gaib olmayan * Müstaid olan
HAZIR Hazer eden Korkup çekinen
HAZIRA şehirli, medeni * Bir yerde mukim olmuş, bir yere yerleşmiş
HAZIRBAHŞ f Hazırlanmış, hazır olmuş * Hazır ol! emri
HAZIR Bİ-L-MECLİS Mecliste hazır olan adam
HAZIRCEVAP Her söze derhal ve düşünmeden münasib cevap veren kimse
HAZİRÎN (Hâzır C ) Meydanda, gözönünde olanlar, huzurda bulunanlar
HAZIRLÖP Kabuğu içinde suda pişip katılaşmış yumurta * Mc: Emek sarfetmeden elde edilen kazanç
HAZIRÛN Meydanda olanlar, gözönünde olanlar Mevcut ve hazır olanlar
HAZIR U NAZIR Her yerde hazır olup, bilen ve gören, yardım eden veya herkese lâyık cezasını veren Allah (C C )
HAZÎ Kâhin, keşiş, papaz
HAZÎ Sarkıklık
HAZÎ Ateş yakmak
HAZÎK Kesilmiş olan
HAZİL Yüzsüz, alçak, âdi, dönek, kalleş
HAZİLE Kenarlarında kirpik bulunmayan kırmızımsı gözkapağı
HAZİM Basiretli, tedbirli * Göğüs Göğüs ortası
HAZÎM Sarhoş İçki içip akli müvazenesini kaybetmiş olan
HAZİM Sür´atle kesen * Çok çabuk yeyip bitiren * Düşmanı hezimete uğratan
HAZÎM Keskin kılıç
HAZİMANE f Tedbirli ve basiretli hareket eden
HAZÎN Hüzünlü Keder meydana getiren Acı uyandıran
HAZİN (Hızane den) Hazine nâzırı Bekçi
HAZİNE Define * Kıymetli şeyleri saklayacak sağlam yer
HAZİNE-İ ÂMİRE Tar: Para işlerini yönetmek üzere kurulmuş olan müesseselerden birinin adı Osmanlı Devleti´nin kuruluş devrelerinde para işleri "Beytülmal" denilen ve "Defterdar" adı verilen bir memurun idaresinde iken, sonraları teşkil olunan yeni idarelere göre çeşitli adlar verilmiştir Hazine-i âmire, devlet kasası yerinde de kullanılırdı
HAZİNE-İ DEVLET Devlet hazinesi Maliye idaresi
HAZİNE-İ EMİRİYE Maliye dairesi
HAZİNE-İ EVRAK Evrak hazinesi Arşiv
HAZİNE-İ HÂSSA Osmanlı İmparatorluğu zamanında devlet bütçesinden padişaha maaş sağlayan ve saraya ait gelirlerin toplandığı malî bir müessese
HAZİNE-İ HÜMAYUN Hazine-i Hümayun´da bulunan savaş eşyasından bir kısmının manevî değeri büyüktü Diğer kısmının ise maddî değeri fazla idi (Savaşlarda ele geçirilen kıymetli ganimet, padişahlardan kalmış olan değerli eşyalar gibi ) (O T D S )
HAZİNE-İ MİLLET Millet hazinesi * Maliye idaresi
HAZİNE-İ TECEDDÜD Yenilik hazinesi Çok yeniliklere sebeb olan
HAZİNEDAR f Malı muhafazaya me´mur olan
HAZİNEDARÎ f Hazinedarlık
HAZİNE KETHUDASI Tar: Yavuz Sultan Selim Han zamanında kurulan hazine kethudâlığı, saraya girip çıkan demirbaş eşyanın korunup saklanmasıyla mes´ul idi Bu müessesenin başında bulunan memura da hazine kethudâsı denilirdi
HAZİNE-MÂNDE f Şahıs üzerinden kaydı silinerek devlet hazinesine kalan mal veya para
HAZÎR Su sesi, su şırıltısı
HAZİR Korkan, korkak,
HAZİR Takdir eden * Ekşimiş süt
HAZÎRE Etrafında duvar veya çit bulunan ağıl, bahçe * Mezarlık
HAZÎRET-ÜL KUDS Cennet bahçesi Peygamber ve evliyanın ruhlarının toplandığı yer
HAZÎRE Az cemaat * Asker bölüğü * Yara içinde toplanan kan ve irin
HAZÎRE Eti ufak ufak doğrayıp, çok su ile çömlek içinde pişirip erimeye yakın olduğu anda üzerine un koyup karıştırarak yapılan yemek (İçinde et olmayınca "aside" derler )
HAZİYY Mertebeli, değerli kişi * Yarış atlarının sekizincisi
HAZÎZ Bahtiyar Mes´ud Saâdetli Nasibi olan
HAZİZ (Bak: Hadıyd)
HAZK Hapsetme * Darlık * Men´etme
HAZK Nişan vurmak * Kuşun terslemesi
HAZK Bağlamak
HAZKA Mahâret, ustalık, mâhirlik
HAZL Badruç adı verilen ot
HAZL Kat´etmek, kesmek
HAZL Terk etmek * Rezil, rüsvay etmek
HAZM Midedeki yenen şeyleri eritmek, sindirmek Vücuda yarayacak hale getirmek * Birisine ansızın hücum etmek * Ansızın bir şey üzerine inmek * Birisinin hakkını, malını gasb ile alıp zulmeylemek * Münasebetsiz bir hale, güce gidecek bir vaziyete düşenin kendi nefsini zaptedip tahammül etmesi ve sabreylemesi * Taze olmak * Kırmak (İslâm hükemasının Eflâtun´u ve hekimlerin şeyhi ve feylesofların üstadı, dâhi-i meşhur Ebu Ali İbn-i Sina, yalnız Tıp noktasında, $ âyetini şöyle tefsir etmiş Demiş: $Yâni "İlm-i Tıbbı iki satırla topluyorum Sözün güzelliği kısalığındadır Yediğin vakit az ye Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme Şifa, hazımdadır Yâni, kolayca hazmedeceğin miktarı ye Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir " L )
HAZM-I NEFS f Tahammül etmek Nefsini kırmak Meydana gelen kendi ile alâkalı gördüğü bir kusuru kendi üzerine almak Sabreylemek Sindirmek
HAZM Cem´etmek, toplamak * Zaptetmek * Kast etmek * Bağlamak * Yumuşak yüksek yer * Sağlam re´y Doğru ve kat´i karar * Basiretle hareket etmek
HAZM Kat etmek, kesmek * Yab yab yürümek * Hızlandırmak
HAZN Sağlam yer * Kabile ismi * Arap beldeleri
HAZNE Hazine * Depo
HAZR Bir şeyi takdir ve tahmin etmek, nazar ile tahmin etmek * Çehresini ekşitip çirkin olmak
HAZRA´ Küçük ve dar gözlü kadın (Müz: Ahzer)
HAZREC Sert rüzgâr * Güney rüzgârı
HAZREKA Darlık
HAZRET (Huzur dan) Ön Kurb Pişgâh * Hürmet maksadı ile büyüklere verilen ünvan; "Hazret-i Kur´an, Hazret-i Peygamber, Hazret-i Üstad, Paşa Hazretleri" gibi
HAZRET-İ RİSALET Peygamberimiz Hz Muhammed´in (A S M ) bir ismi
HAZREVAT (Hadravat, Hadrâ) Yeşillik * Gökyüzü, felek Asuman
HAZUF Sür´atle yürüdüğünden ayağı altından taşlar atılan eşek
HAZUL Kimsesiz Yardımsız olarak her şeyden mahrum sürünmek
HAZUME Sığır, bakar
HAZUN Yaramaz huylu kimse
HAZUR (Hazer den) Çok dikkatli, çok çekingen
HAZV Sarkık olmak
HAZV Kat´etmek, kesmek * Takdir etmek
HAZVA´ Sarkık kulaklı eşek
HAZVE (C: Hazavât-Hızâ) Küçük ok
HAZY Kat´etmek, kesmek
HAZY Birbiri üzerine yığılıp toplanmak
HAZZ Sevinç duyma Hoşlanma Zevklenme Saadet Tali´ Nasib Nimet ve süruru mucib şey
HAZZ Kesme Kısaltma * Kazmak * Yırtmak * Silmek
HAZZ Hafif gövdeli * Bir cins ot
HAZZ (C : Huzuz) Deniz koyunu (denizde olur) * "Vurmak" mânâsına masdar * Duvar üstüne direk koymak
HAZZ Kandırmak
HAZZ Yün
HAZZA´ Nâlin yapıcı, nalcı
HAZZAF Çanak çömlek yapan veya satan
HAZZAL Ehline ve ailesine sarfedecek birşey bulamayan fakir
HAZZETMEK Hoşlanmak, zevk ve lezzet almak
|