Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük Lügat K Harfi

Eski 11-04-2012   #14
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük Lügat K Harfi



K Harfi

KEŞ f (Keşiden) Çekmek fiilinin emir kökü Birleşik kelimeler de yapılır Meselâ: Cefâ-keş $ : Cefâ çeken Esrar-keş $ : Esrar çeken, esrar içen serseri
KEŞ Yoğurt peyniri, yağsız âdi peynir
KEŞ Akılsız, kolay aldanır Ahmak
KEŞ´ Kalb sıkıntısına uğrayıp huzursuz olmak
KEŞAH Bir hastalık (İnsanın böğrüne vâki olur da dağlarlar)
KEŞAKEŞ f Münâkaşa, çekişme * Keder, hüzün, tasa, gam* Sıkıntı, felâket, ıztırab * Tereddüt, kararsızlık * Pehlivanların birbirleriyle mücâdeleleri * İki kişinin, bir şeyi birer uçlarından tutup, her birinin kendine doğru çekmesi
KEŞAN (Keş C) f Çekenler, çekiciler * Çeken, çekerek Çeke çeke
KEŞAN Zincirden yular
KEŞAN BER KEŞAN Çeke çeke, zorla sürükleye sürükleye götürerek
KEŞAN KEŞAN f Sürükleye sürükleye, zorla çekerek götürerek
KEŞAVERZ f Ekinci, çiftçi Ekinlik
KEŞE´ Kebap yapmak * Yemek * Çok dolu olmak
KEŞEF f Kaplumbağa
KEŞEF Alın saçının ve kâkülün dâire şeklinde yukarı doğru devrik olması
KEŞENDE f "Çeken, çekici" mânalarına gelir ve birleşik kelimeler yapmakta kullanılır Meselâ: (Mihnet-keşende: Mihnet çeken) * Dayanan, tahammül eden, mütehammil
KEŞF Açmak * Olacak bir şeyi evvelden anlamak Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması
KEŞF-ÜL KUBUR Kabirdeki ölünün hâlinden anlamak Ölünün azab çekip çekmediği ve sair bazı hususların bâzı veli kimselerce bilinmesi
KEŞF-İ RÂZ f Gizli bir şeyi meydana çıkarmak, açıklamak * Sır toplamak, casusluk etmek
KEŞFÎ Keşifle alâkalı
KEŞFİYAT (Keşf C) Keşifler Bulup meydana çıkarılan şeyler * Cenâb-ı Hakkın ihsan ve ilhamı ile evliyâullahın, hususan evliya-ı izâm hazeratının ve hasseten Kur´ân-ı Hakimin irşadı ile ve feyzi ile Rüesâ-i Evliyâ ve Server-i Kâinat olan Peygamberimiz Resul-i Ekrem (ASM) Efendimizin dersi ile ferd-i ferid-i a´zam makamının zirve-i âlisine yükselen büyük hâdinin vâkıf oldukları mâziye, hâle, istikbale müteallik, kevni, mânevi sırlar, keşifler (Z Gündüzalp)(S - "Keşfiyat-ı fenniye ve fünun-u hâzıra eski insanlara meçhul ve gayr-i me´luf olduğundan, onları onlara ders vermek hatadır" diyorsun Bilhassa âhirete ait ahval gibi müstakbeldeki nazariyat da böyle değil midir Onlar da bize meçhul ve gayr-i me´lufdurlar Onlardan bahsetmek ne için hata olmuyor C - Müstakbeldeki nazariyat, bilhassa âhirete ait ahvale hiç bir cihetle hiss-i zâhiri taalluk etmemiştir ki, o hissin hilâfını söylemek şaşırtma olsun Binaenaleyh, o gibi şeyler, dâire-i imkândadırlar Öyle ise, onlara itikad ve onlar ile itmi´nan peyda etmek mümkündür Öyle ise, o gibi şeylerin hakk-ı sarihi, onları tasrih etmektir Lâkin keşfiyat-ı fenniye; eski insanlara göre, imkân ve ihtimal dairesinden çıkıp, muhal ve imtina derecesine girmişlerdir Çünkü gözleriyle gördükleri şeyler, onlarca bedahet derecesine girmekle, onun hilâfı onlarca muhaldir Öyle ise, onların hissiyatına hürmeten, o gibi mes´elelerde belâgatın iktizası, ibham ve ıtlaktır ki, onlara bir şaşırtma olmasın Fakat Kur´ân-ı Kerim, irşadını noksan bırakmamıştır Bu zamanın fencilerini de istifadeden mahrum etmemek üzere, çok karine ve emareleri vaz´iyle, hakikatlara işaretler yapmıştırEy insafsız! Seni insafa davet ediyorum Bir kere $ olan meşhur düsturu nazara almakla, zamanlariyle muhitlerinin müsaadesizliğini düşünerek, telâhuk eden binlerce efkârın neticelerinden doğan şu keşfiyat-ı fenniyeyi o zamanlardaki insanların kafa mideleri alıp hazmedemediklerine dikkat edersen anlayacaksın ki; Kur´an-ı Kerim´in o gibi meselelerde ihtiyar ettiği ibham ve ıtlak yolu, ayn-ı belâgat olduğu gibi, yüksek i´cazını da isbata âşikâr bir delil olduğunu gözün kör değilse göreceksin İİ)
KEŞFİYAT-I FENNİYE Fen ve ilmin keşifleri (Telefon, radyo, uçak gibi)
KEŞHAN (KİŞHÂN) Deyyus
KEŞİDE f Çekilen, çekilmiş Çekmek * Tartılmış Dizilmiş Tertibedilmiş Yazılmış
KEŞİDE-KAMET f Uzun boylu
KEŞİH (C: Küşuh) Perâkende olmak, parça parça dağılmak * Böğür * Cânip, taraf
KEŞİŞ Ayı avazı * Deve avazı
KEŞİŞ f Papaz Manastır rahibi (Arabçası: Kıssis)
KEŞİŞÂN (Keşiş C) Papazlar, manastır rahibleri
KEŞİŞÂNE f Keşişe yakışır yolda Papaza uygun şekil ve surette
KEŞİŞHÂNE f Kilise, manastır
KEŞK Kavi, kuvvetli, sağlam * Kabuğu çıkmış arpa * Arpa suyu * Yoğurt keşi
KEŞKEK Haşlandıktan sonra kurutulmuş buğday
KEŞKEŞE Şin harfini kef gibi okumak * Yılan ötüşü
KEŞMEKEŞ f Kararsızlık Karışıklık Tereddüd Kavga Çekişme
KEŞNİ f Koruluk, orman
KEŞR Gülünce dişlerin görünmesi
KEŞŞAF Keşfeden Gizli şeyleri bulup meydana çıkaran * Meşhur bir tefsir ismi * İzci
KEŞT Seyir ve temâşâ etmek Gezmek * Hanzale
KEŞT Soymak * Keşfetmek * Fazlalığı kesmek Koparmak * Açmak Deriyi yüzmek * Yüzden perdeyi kaldırmak
KEŞTÎ f Gemi, sefine
KEŞTÎ-İ GAM Gam gemisi * Mc: Bu dünya
KEŞTÎBAN f Gemici, kaptan
KEŞTÎGÂH f Liman Gemilerin barındığı yer
KEŞTÎGER f Gemi yapan veya tamir eden kimse
KEŞTÎNİŞİN f Gemide oturan Gemide bulunan kimse
KEŞTİTE Yuvarlak karpuz
KETAİB (Ketibe C) Askerler, neferler, erler Alaylar, birlikler
KETB Yazma * Toplama, cem´etme * Dikme
KETD (KİTD) Bir yıldız adı * Omuzlar ile sırt arası
KETEBE Kâtibler Yazıcılar * Bir hattatın yazdığı eserinde imza yerinde "Ketebehu; Onu yazdı" mânasında kulllanılır
KETER (C: Ektâr) Kadr, mertebe, derece
KETF Omuz Omuz kemiği * Parça parça kesmek ve bağlamak
KETH Kesbetmek Çalışmak, kazanmak Amel ve sa´yetmek
KETİB Dikici, diken
KETİBE Asker bölüğü Ordudan ayrılmış toplu alay Düşmana çapul eden birkaçyüz kişilik süvari kolu
KETİBEPERVER f Askeri koruyan ve seven Asker yetiştiren
KETİF (Kitf-Ketef) (C: Ektâf) Omuz * Kürek kemiği, omuz küreği
KETİFE Hased * Kapıya çakılan yassı büyük demir kilit
KETİT Deve avazı * Sığır avazı
KETİTE Sinir
KETİZ Yemeği çok yeyip karnını iyice dolduran kişi
KETKAT Kelâmı çok olan, sözü çok olan, fazla konuşan
KETKETE Kahkaha derecesinden azca gülmek * Toy kuşunun sesi
KETM Saklamak Gizlemek Sır tutmak Söylememek
KETM-İ ESRÂR Sırları saklama
KETM-İ NÜFUS Kendini göstermeme Saklama
KETN Kir, pas
KETT Zayıf vücutlu kimse * Mal kazanıp yığan
KETTAN Keten
KETUM Sır saklayan Herkese her şeyi konuşmayıp sırrını belli etmiyen * Her şeyi gizleyen
KETUMANE f Ketum olup ağzı sıkı olan, herşeyi söylemiyen kimseye yakışır surette
KETUMİYYET Ketumluk Ağız sıkılığı Sır vermemeklik
KEU´ Korkak olmak
KEÛD Meşakkatli sarp yokuş
KEV´ Vurmak * Korkmak
KEVA´ Bileğin çıkması * Bilek kemiği
KEV´A Eli bileğinden eğri olan kadın (Müz: Ekvâ)
KEVAHİL (Kâhil C) Sırtlar, arkalar * Gayretsizler, uyuşuklar, tembeller
KEVAHİN (Kâhin C) Kâhinler Falcılar Gaibten haber verenler * Alimler
KEVAİB (Kâib C) Yeni yetişmiş turunç memeli kızlar
KEVAKİB (Kevkeb C) Yıldızlar
KEVAKİB-ŞİNÂS f Müneccim
KEVALİK Kısa boylu
KEVAR(E) f Meyve veya üzüm küfesi * Bal arısı gömeci, petek * Geceleri havada peyda olan bulut Sis
KEVD Yakın olmak
KEVDEN (C: Kevâdân) Semerli at * Akılsız, ahmak, düşüncesiz
KEVH Gâlip olmak
KEVKEB Yıldız * Parıldamak
KEVKEB-İ DERRÎ Parlak yıldız
KEVKEBE f Fevkalâde tantana İhtişam, debdebe, şöhret
KEVKEBE Necim, yıldız * İnsan cemaatı Süvari alayı
KEVKEBÎ Yıldıza ait, yıldızla ilgili
KEVLAN Kandıra adı verilen ot
KEVLEM Fülfül denilen karabiber cinsi
KEVMA Büyük ökçeli dişi deve
KEVMAH Dübürü büyük kimse
KEVME Küme
KEVN Hudus Varlık, var olmak Vücud, âlem, kâinat Mevcudiyet
KEVNEYN İki âlem Dünya ve Ahiret
KEVNÎ Oluşa ait ve müteallik Kâinat ilmine dair Varlıkla alâkalı
KEVNİYYAT Kâinat ilmi, kozmoloji * Mevcudat, varlıklar Vücuda gelmeler
KEVN Ü FESÂD Var olup sonra bozulmak
KEVN Ü MEKÂN Kâinat, âlem, dünya
KEVR Devretmek, dönmek * Sarık sarmak Tülbend sarmak * Bir yerde toplanmış olan develer * Çokluk, bolluk, ziyadelik * Mukül dedikleri darı cinsi
KEVS (C: Ekvâs) Pabuç
KEVSEC Köse kişi * Testere gibi hortumu olan bir balık cinsi
KEVSEL Geminin kıç tarafı
KEVSER Kıyamete kadar gelecek Âl, Ashâb, Etbâ´ ve onların iyilikleri, hayırları * Bereket * Kesretten mübâlağa Çokluğun gayesine varan şey Gayet çok şey * Pek çok hayır Hikmet, ilim Kur´an, İslâm, tevhid İlm-i Ledün Ma´rifetullah * Cennet ırmaklarının kaynakları * Cennet´te bir havuz veya nehir
KEVSER SURESİ Kur´an-ı Kerim´in 108 Suresi
KEVTER Fülfül dedikleri karabiber cinsi
KEY Eski Acem pâdişahlarının nâmıdır
KEY f Ne vakit, ne zaman (Soru için kullanılır)
KEY Arapçada muzari fiilini nasbeden (son harfini üstün okutan) ve "İçin, tâ ki, hangi, nasıl " yerinde kullanılan harf (Bak: Huruf-i nâsibe)
KEY´ Yaramaz gönüllü olmak
KEYAN (Key C) f şahlar, hükümdarlar, keyler, hakanlar
KEYANÎ f Şaha ait Hükümdarla alâkalı
KEYD Tuzak Kötülük, hile * Men´etmek * Kusmak * Çakmağın tezce ateşi çıkmayıp geçmek * Cenk etmek, dövüşmek * Karganın ötmesi
KEYF Afiyet, sağlık, sıhhat * Memnunluk, hoşlanma * Neş´e, sevinç, sürur * Mizaç, tabiat * İstek, taleb, arzu, heves* Gönül açıklığı
KEYFE Arabçada sual cümlesinin başına gelir "Nasıl Nice " mânalarınadır
KEYFE HÂLÜK Hâlin nasıl Nasılsın
KEYFEMÂ Her nasıl
KEYFEM YEŞÂ´ Nasıl isterse, istediği gibi
KEYFE METTEFAK Hangisi olursa Nasıl rast gelirse
KEYFER f Karşılık, mukabil * Mükâfat veya ceza
KEYFÎ (KEYFİYYE) Keyfe, arzuya bağlı İsteğe âid ve müteallik
KEYFİYYET Bir şeyin esâsı ve iç yüzü Nasıl olduğu ciheti * Kalite Madde (Kemmiyetin zıddıdır)
KEYHAN f Dünya, arz
KEYL Ölçme * Kile Hububat ölçüsü Ölçek
KEYLEKAN Bir pırasa cinsi
KEYLÎ Kile ile ölçülen şeyler
KEYLUS Hazmı kolay olan gıda
KEYMUS yun Yiyecek ve içecek maddelerin midede hazmolunup erimesinden hâsıl olan bir sıvıdır ve kana karışır
KEYNUNET Varlık, var olma
KEYS Zekâ, kavrayış, anlayış, idrâk
KEYS Yaramaz huylu kişi
KEYSAN Ayakla bir kimsenin dübürüne vurmak * Özür, mâzeret
KEYSANİYYE Revâfiz tâifesinden bir sınıf
KEYSUM Çok miktar olan kuru ot
KEYUL Muharebe gününde dizilen safların son safı
KEYT (Keyte) şöyle, şöylece, kezâ
KEYVAN f Satürn (Zuhal) gezegeni
KEYY (KEYYE) Adama veya davara yapılan nişan * Yarayı dağlama
KEYYAL Kile ile ölçen kimse Kileci
KEYYEFE (Tekyif den mâzi fiili) İnceleyip iç yüzünü bildi, idrak etti manasınadır
KEYYİS (Keyyise) Akıllı, anlayışlı, kiyasetli, idrakli, zeki * Zarif
KEZA Böyle, böylece Bu dahi öyle
KEZALİK Bunun gibi Böylece Bu da böyle
KEZAME (C: Kezâyim) İki kuyu arasındaki yarıklar ve delikler (Su birinden birene akar) * Terazi iplerinin kendinde toplandığı halka
KEZAN Küfeki taşı
KEZAZ (Kezazet) Hadden tecavüz etmek, haddini aşmak * Tıb: Nefes alamıyacak derecede mide dolgunluğu
KEZAZE Kuruluk, münkabız olmak, kabızlık
KEZB Tırnakta görünen beyazca yer
KEZBERE Kanbel otu * Baldırıkara otu
KEZEB (Kezub C) Yalancılar
KEZÎM Öfke ve kızgınlığını yenen
KEZKAZ Tez tez yürümek, hızlı hızlı gitmek
KEZKEZ Kenger otu zamkı
KEZKEZA Kırbanın dolu olması
KEZKEZE Çok fazla kırmızılık
KEZM Kızgınlığı yenme Öfke ve hiddeti meydana çıkarmama * Men´etmek, engel olmak * Hapsetmek * Nefesin çıktığı yer
KEZM Bir şeyi ağzına alıp ön dişiyle kırmak * Burnun kısa ve yüksek olması * Parmakları kısacık olmak * Atın dudaklarının kaba ve kısa olması
KEZMA Parmakları kısacık olan kadın
KEZMAZİC (KEZMÂZİL) İlgın ağacının koruğu
KEZUB Çok yalancı, aldatıcı Daima yalan söyleyen
KEZUM Sükut etmek Susmak
KEZV Çok olmak
KEZV Çokluk, kesret, fazlalık
KEZZ Boğazına çıkana kadar yemek * Çok yemekten dolayı ağırlaşmak
KEZZ Dar * Münkabız, katı
KEZZAB Yalancı Çok yalan söyleyen
KEZZAB-I BÎ-HİCAB Utanmaz ve hayâ etmez yalancı
KEZZE Katı sesli * Kısa

Alıntı Yaparak Cevapla