|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat K Harfi
K Harfi
KİBA Süprüntü
KİBAR (Kebir C ) İnce ve nârin yapılı Terbiyeli ve nezaket sahibi Hassas * Kebirler Büyük rütbeliler Büyükler
KİBARANE f Büyük adamlara, nâzik ve görgülü kimselere yakışır şekil ve surette
KİBARE Ululuk, büyüklük
KİBASE Bütün olan hurma salkımı
KİBAŞ (Kebş C ) Erkek koyunlar, koçlar
KİBER Ululuk Büyüklük Yaşlılık
KİBER-İ SİNN Yaşlılık, ihtiyar olmak, yaş büyüklüğü
KİBİR (Kibr) Kendisini büyük gösteriş Büyüklük Kendisini, başkalarından üstün olmadığı hâlde üstün görme ve tutma hastalığı * Şeref ve şan * Bir şeyin muazzamı Büyük
KİBRİT Kükürt * Kırmızı, yakut, altun * Ucu kibritlenmiş yakacak madde
KİBRİT-İ AHMER Kırmızı kibrit * Cisimleri altun hâline koyacak derecede te´sirli olduğu söylenen şey İksir * Tas: Mürşid Kıymeti çok yüksek olan
KİBRİTÎ Kükürtle alâkalı * Kükürt renginde olan Açık sarı rengi
KİBRİTİYET Kükürt niteliği
KİBRİYA Azamet Cenab-ı Allah´ın azameti ve kudreti, her cihetle büyüklüğü
KİBS Menzil, mekân
KİBT f Bal arısı, nahl
KİC Dağın yüksek ve yüce yeri
KİDNE Et * Yağ
KİFA Bir parça veya iki bez (ki birbirine dikip çadır eteğini yaparlar ) * Eşitlik, beraberlik, müsâvât
KİFAF (Aslı: Kefaf) Yetecek kadar olma İhtiyaca yetecek kadar azık * Bir şeyin güzide ve hayırlısı * (Keffe C ) Terazi kefeleri
KİFAF-I NEFS (Aslı: kefaf-ı nefs) Yalnız kendisi için yetecek kadar * Ölmeyecek kadar olan rızık, gıda
KİFAH Din için muharebe
KİFAT Cem´olmuş, toplanmış, biriktirilmiş * İçinde birşey toplanıp biriktirilen yer * Hızlı uçmak, gitmek * (Küfv C ) Küfüvler, benzerler, eşler, denkler
KİFAYET Lüzumlu kadar olmak Yetişmek Bir işe yetecek kadar olmak İktidar Liyâkat Yararlık
KİFFE (C : Kifef) Ağ Tuzak * Terazi kefesi * Her yuvarlak nesne
KİFL Nazir, benzer * Nasib, ecir * Oturma yeri
KİFR Büyük dağ
KİFT (C : Kifât) Küçük çömlek * Çuval ve buna benzer kap
KİG f Göz çapağı
KİH İrin, cerahat
KİH (C : Kihân) f Küçük, sagir
KİHAL (Kehl C ) Kemâlini bulmuş kimseler Kâmil insanlar Olgunluk çağında bulunanlar
KİHALET Göz için sürme yapma Sürmecilik * Göz doktorluğu Göz hastalıkları bilgisi
KİHAN (Kih C ) Küçükler
KİHAN Ü MİHAN Küçükler ve büyükler
KİHANET (Bak: Kehânet)
KİHİN f Küçük, sagir
KİHTER f Yaşça en küçük olan
KİHTERÎ f Yaşça küçüklük
KİK Uzun ve dar sandal
KÎL Söz, kelâm, denilen
KİLÂ Her ikisi, her iki (mânalarında olup dâima izâfet olur)
KİL´ Saklamak, korumak
KİLÂB (Kelb C ) Köpekler
KİLÂB-I EHLİYE Ehlî köpekler Ev, çoban ve av köpekleri
KİLAET Korumak Gözlemek Muhafaza
KİLAR f Kiler
KİLAZ Bodur, tıknaz kimse
KİLE 40 litrelik hububat ölçüsü Eski bir ağırlık ölçüsü
KİLE (C : Kilel) İnce tülbendden yapılan cibinlik
KİLECE (C : Kilecât-Keyalic) Arpa * Kile, mikyal
KİLEM (Kelime C ) Kelimeler, kelâmlar, sözler
KİLER Erzak koymağa mahsus dolap Yiyecek, içecek şeyler koyulan mahzen, anbar veya oda (Bak: Kilar)
KİLİSA f Kilise
KİLİSE Hıristiyanların mâbedi Hıristiyan mezhebi
KİLK f Kalem Kamış kalem * Kamıştan ok
KİLLE Kesmez olmak * Yorulmak Müsterâh
KİLS Kireç, kireçtaşı
KİLSÎ Kireçtaşı yapısında olan
KİLTE Deste, demet
KÎL U KAL Dedikodu
KİLVAZ Tevrat´ın mukaddes sandığı
KİLYE Böbrek
KİLYETEYN İki böbrek
KİLYEVÎ Böbrek şeklinde olan Böbrekle ilgili
KİMAD Sıcak bez ile âzâyı kızdırmak
KİMAM (Kimm C ) Tomurcuklar * Hayvan ağızlığı Boyunduruk
KİMN Saman
KİMYA Basit cisimlerin hususiyetlerini, bu cisimlerin birbirlerine olan tesirlerini ve bundan ileri gelen birleşmeyi inceleyen ilim Basit maddelerdeki değişikliği anlamağa çalışan ilim kolu * Edb: Aşk * İlâç * Tas: Mevcud olana kanaat ve elde edilmesi mümkün olmayana ait arzuyu terk etmek
KİMYA-YI AVAM Dünyanın kıymetsiz ve fâni olan şeylerini âhiret metalarına feda etmek
KİMYA-YI HAVAS Kendinden geçip Allaha tam teslim olmak ve dönmek
KİMYA-YI SAADET Rezaletlerden sakınıp nefsi tehzib ve tezkiye ve faziletleri kazanmak sureti ile nefsi tahliye etmek, süslemek, tezyin etmek * İmâm-ı Gazalinin bir eserinin ismi
KİMYAGER Kimyacı
KİMYEVÎ Kimyâ ile alâkalı
KİN f Gizli düşmanlık Garaz Buğz Adâvet
KİN-İ MUZMER Gizli kin
KİNAİYYAT (Kinâye C ) Temsillerle anlatılan imalı ve dokunaklı sözler (Mâlumdur ki, fenn-i belagatta bir lâfzın, bir kelâmın mânâ-yı hakikisi, başka bir maksud mânaya sırf bir âlet-i mülahaza olsa, ona "lâfz-ı kinâi" denilir Ve "kinâi" tabir edilen bir kelâmın mânâ-yı aslisi, medar-ı sıdk ve kizb değildir belki kinâi mânasıdır ki, medar-ı sıdk ve kizb olur Eğer o kinâi mâna doğru ise; o kelâm, sadıktır Mâna-yı asli kâzib dahi olsa sıdkını bozmaz Eğer mâna-yı kinâi, doğru değilse, mâna-yı aslisi doğru olsa, o kelâm kâzibdir Meselâ: Kinâi misâllerinden: (filânun tavil-ün-necad) denilir Yâni: "Kılıcının kayışı, bendi uzundur " Şu kelâm, o adamın kametinin uzunluğuna kinayedir Eğer o adam uzun ise, kılıncı ve kayışı ve bendi olmasa da,yine bu kelâm sâdıktır, doğrudur Eğer o adamın boyu uzun olmazsa; çendan, uzun bir kılıncı ve uzun bir kayışı ve uzun bir bendi bulunsa, yine bu kelâm kâzibdir Çünki, mâna-yı aslisi maksud değil S )
KİNAN (C : Eknan-Ekinne) Perde, örtü
KİNANE (C : Kenâin) Okluk, sadak, ok kuburu
KİNAS (C : Künüs) Geyik yatağı
KİNAYE Dolayısı ile dokunaklı söz Maksadı dolayısı ile anlatan söz Üstü örtülü dokunaklı söz Açıktan olmayıp hakiki mânâyı başka ifâde ile dokunaklı konuşmak
KİNCER f Büyük fil
KİNDAR f Kin tutan İçinde kin ve garez besliyen Öc ve intikam almağa düşkün
KİNDARANE f Kinci olarak, kindarcasına
KİNDARE Arkasında deve hörgücü gibi, hörgücü olan bir cins balık
KİNDİR Kaba eşek
KİNE f Kin, garaz Kalbde beslenen düşmanlık
KİNE-İ PELENG "Kaplan kini" : Kolay kolay sükunet bulmayan kin
KİNECU f Öc almağa uğraşan, intikam almak için çalışan
KİNEDÂR f Kindâr, kin güden, düşmanlık besliyen
KİNEGÂH f Savaş meydanı, muharebe alanı, harp sahası
KİNEHÂH f İntikam ve öc almak istiyen Müntakim, kinci
KİNEKEŞ f Düşmandan öc ve intikam alan
KİNEMEŞHUN f Kinle, intikamla dolu
KİNETİK Fr Hareketle alâkalı Hareket dolayısıyla meydana gelen, hareketli
KİNEVER f Kin besleyen, hased eden, kinci
KİNCER f Büyük fil
KİNF Zenbil * Çoban dağarcığı
KİNFİRE Burun ucu
KİNN (C : Eknân) Perde, örtü
KİNNAR Bez ve keten parçası
KİNNARAT Bir nevi elbise * Çalgılar, defler
KİNNE Erkek görmüş kadın
KÎR Katran, zift
KİRA´ Kirâ Bir eşya veya yerin, geçici bir zaman kullanılmak üzere para ile bir kimseye verilmesi * Böyle bir şey karşılığı alınan para
KİRAB (Kerübe C ) Yeri sürüp aktarmak * Yeri süpürmek * Suyun aktığı yerler
KİRABE Yeri sürüp aktarmak
KİRAM Benzetmeli, kinâyeli * (Kerim C ) Kerimler, şerefliler * Eli açık cömert kimseler
KİRAMEN KÂTİBÎN İnsanların iki tarafında bulunup, sevablarını ve günahlarını yazan meleklerin adı
KİRAR Bir daha, tekrar Tekerrür
KİRAREN Tekrar tekrar, çok sefer, tekrar suretiyle
KİRAZ Rahmin, kabul ettikten sonra yine dışarı döktüğü meni
KİRAZ Evmek, acele
KİRBAL (C : Kerâbil) Hallaç yayı * Kalbur
KİRBAN Dolu kap
KİRBAS (C : Kerâbis) Bez Kumaş, keten veya pamuk bez
KİRBASÎ Bez satıcı kimse
KİRDAR Bir kimse, tasarruf ettiği yerin bir zirâ veya iki zirâ toprağını almak için başkasına satmak * Bina * Ağaç
KİRDİDE (C : Kerâdid) Bir miktar toplanmış hurma * Sepet dibinde geri kalan hurma
KİRDİKÂR f Sâni Yapan Allah (C C )
KÎRFAM f Simsiyah, katran renginde
KİRFÎ Bazısı bazısının üstüne yağılmış olan yüksek bulutlar * Yumurtanın dış kabuğu
KİRİS f Yaltaklanma * Aldatma, kandırma, hile yapma
KİRİŞEK f Savaşçı, cengâver, muharib
KİRİŞTE f Çerçöp
KİRKİRE (C : Kerâkir) Şecaat * Deve göğsü
KİRM f Böcek kurdu
KİRM-İ EBRİŞİM İpekböceği
KİRPAS f Padişah veya vezir konaklarındaki divanhâne
KİRPİK Göz kapağının kenarındaki kıllar * Bir nevi taş * Hayvan ve nebatların beden yapısında bâzı küçük ve ince uzantılar
KİRPİK-İ AKIL Mc: Akıl gözünün kirpiği Aklın, hakikatleri anlamasına engel olan şey (Meşhurdur ki: Îdin hilâline bakardı cemaat-i kesire Kimse bir şey görmedi Zevâli bir ihtiyar yemin etti ki; "Gördüm" Hâlbuki gördüğü kirpiğinin takavvüs etmiş beyaz bir kılı idi O kıl oldu onun hilâli O mukavves kıl nerede Hilâl olmuş kamer nerede Ger anladın şu remzi:Zerrattaki harekât, kirpik-i aklın olmuş birer kıl-ı zulmettar, kör etmiş maddi gözü Teşkil-i cümle envâ fâilini göremez, düşer başına dalâl O hareket nerede Nazzam-ı kevn nerede Onu ona vehm etmek muhal-ender muhal S )
KİRS (C : Ekrâs-Ekâris) Her nesnenin aslı * Bir araya getirilmiş beytler * Biri biri üstüne yığılmış kalmış davar tersi
KİRŞ İşkembe Geviş getiren hayvanların midesi * Karın, mide
KİRZİM (C : Kerâzim) Yüksek burunlu kimse * Büyük balta
KİS (C : Ekyâs) Cepte taşınır küçük para kesesi * Rahimde döl yatağı * Bedendeki bâzı sıvıların toplandığı kese biçimindeki oyuklar
KİSA Halı, seccâde Yünden yapılan elbise
KİSAL Bir yerde oturup kalan ve gideceği yere geç giden
KİSB (Bak: Kesb)
KİSBÎ Kazanılmış, kesbedilmiş Kesb ile alâkalı
KİSB Ü KÂR Kazanç, iş güç
KİSE (Kis-Kese) f Küçük-büyük torba kab * Para kesesi Kumaştan çanta biçiminde torba kab * Yoğurt kesesi * Para Para hesabı Öz para * Kestirme yol
KİSEBÜR f Yankesici, hırsız
KİSEDAR f Parayı toplıyan, para hesabını tutan kimse Vekilharç
KİSEF (Kisf C ) Kıt´alar, parçalar, kısımlar
KİSFE (C : Kisef) Kısım, cüz, parça, bölüm
KİSKİS Taşın ve toprağın ufağı
KİSR Üstünde eti çok olmayan kemik * Çadır eteği
KİSRA Husrevden muarreb veya galat olan bu isim Sa´sâniler sülâlesinden olan Eski İran padişahlarına ve bilhassa Nevşirvan´den sonrakilere verilmiş olup, Rum imparatorlarına Kayser, Çin hükümdarlarına Fağfur ve Hakan denildiği gibi, bunlara da Kisra denilirdi
KİSRE (C: Kiser) Ekmek parçası * Parçalanmış olan şeyin bir parçası
KİST f Kimdir (mânâsına soru edâtı)
KİSVE Elbise Kılık Hususi kıyafet Küsve Kisbet
KİSVE-İ İLMİYE İlim adamlarına, hocalara âit elbise
KİSVET Elbise * Özel kıyâfet * Yağlı güreş yapan pehlivanların giydikleri, meşinden ve dar paçalı olan pantolon Kisbet
KİŞ f Din, mezheb * Keten kumaş * Ok kuburu, sadak * şimşir
KİŞAF (KÜŞÂF) Bir kaç yıl üstüne yük vurulmayan deve yavrusu * Dişi deve hâmile iken erkek devenin ona cimâ etmesi
KİŞAH Davarın böğrüne yapılan işaret
KİŞMİŞ f Çekirdeksiz çok küçük tâneli üzüm
KİŞNİŞ Güzel kokulu bir tohum olan karakimyon
KİŞRE Yüzüne gülmek
KİŞT f Ekin * Tarla
KİŞTKÂR f Çiftçi, ekinci
KİŞTZAR f Ekinlik, ekin tarlası, tarla
KİŞVER f Memleket, ülke * İklim
KİŞVERGİR f Ülke tutan Pâdişah, hükümdar
KİŞVERGÜŞA f Ülke açan, cihangir
KİŞVERHÜDA f Hükümdar, pâdişah
KİŞVERKÜŞA Memleket fetheden
|