Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük Lügat K Harfi

Eski 11-04-2012   #21
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük Lügat K Harfi



K Harfi

KÛS f Kös Eskiden muharebelerde deve veya araba üstünde taşınarak çalınan büyük davul
KÛS-İ GAZA Savaş davulu Muharebe kös´ü
KUSA Zayıflık * Nâhiye
KUSAKIS Çok acı olan sarmısak
KUSALE Buğday ve arpa kesmiği
KUSAME Kassamlara verilen taksim ücreti
KUSARA İsteğin ve arzunun son derecesi
KUSARE Hususi hücre * Gemilerde güvertelerin en üstündeki yarım güverte
KUSAS Saçın önünde ve ardında nihayeti
KUSASA Tırnak kırpıntısı * Az miktar, az şey
KUSB (C: Aksâb) Göden bağırsak denilen büyük bağırsak
KUSBE (C: Kuseb) Göden bağırsak
KUSE f Köse
KUSEC f Köse
KUSEYBE Bronşcuk
KUSEYRA İyeği kemiklerinin altındaki kemik
KUSFEND f Koyun
KUSKUS (KUSKUSA) (C: Kusâs) Kaba, kısa boylu erkek
KUSLUB Kuvvetli, dayanıklı, sağlam
KUSRE Yakın, karib
KUSSA Alın saçı
KUSSABE (C: Kısâb) Kamış boğumu * Düdük
KUSSAS Bir demir madeninin adı
KUSS İBN-İ SAİDE İslâmiyetten önce Arabistan´da yaşamış İyâd Kabilesinin ileri gelenlerinden, mühim hakikatlı bir şâirdir Cârud gibi hakperesttir Henüz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm genç iken Suk-ı Ukaz panayırındaki hitabeti ile meşhurdur Hitabesinde bir Hak Peygamber geleceğini ve onun en güzel bir din üzere olacağını müjdelemiştir (K En Sh 61)
KUST Topalak dedikleri ot
KUSTAR (KISTÂR) Kesedar Sarraf * Tüccar, tâcir * Mizan, ölçü * Bir şehre veya bir beldeye vâli olan kimse
KUSTAS Büyük terazi
KUSU Uzaklık, ırak olmaklık * Son olmaklık
KUS´UL Yaramaz, leim, lânet edilen kimse * Kurt eniği
KUSUR Noksanlık Eksiklik Noksan ve âcizlik İhmal Tedbirsizlik * Cem´ olmalar * Pahalanmak *Eksilmek * Şiddetli olan şeyin yavaşlayıp sâkin olması * Bereketlenmek * İmtina´, âciz olmak * Bir hesabın üstü Artan kısım * (Kasr C) Kasırlar Saraylar Köşkler(Şeytanın mühim bir desisesi : İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir Tâ ki, istiğfar ve istiâze yolunu kapasın Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki, nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksiratdan takdis etsin Evet şeytanı dinliyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz te´vil ile te´vil ettirir $ sırriyle, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir Peygamber-i Alişan , $ dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir Nefsini ittiham eden, kusurunu görür Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder İstiğfar eden, istiaze eder İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstahak olur L)
KUSUR-İ CİNAN Cennet´teki köşkler
KUSURE Acizlik, güçsüzlük
KUSUT Haktan sapmakla cevr ve zulmetmek * Birşeyi kısımlara ayırmak, tefrik etmek
KUSVA Son derecede bulunan * Son, nihayet * Son sınır Erişilecek olan en son nokta
KUŞ´AM (C: Kaşâım) Yaşlı ihtiyar, koca kimse * Belâ * Arslan * Sırtlan * Örümcek * Karınca yuvası
KUŞAM (KUŞÂME) Sofrada artan yemekler
KUŞ´AMAN Büyük erkek akbaba
KUŞ´AR Hıyar
KUŞA´RİRE Titreme * Tavuk derisi gibi ürperip kabarmış deri
KUŞE Köşe
KUŞE-İ FERAG İnsanın, herşeyden feragat edip çekildiği köşe
KUŞE-İ NİSYAN Unutma köşesi, nisyan köşesi
KUŞİŞ f Çalışma, çabalama, gayret sarfetme, uğraşma
KUŞUR (Kışr C) Kabuklar, kışırlar
KUŞUR-İ EŞCAR Ağaç kabukları
KUŞUTA Burnun çökük ve yassı olması
KUT Yaşatacak gıda, rızık * Kuvvetlendirmek
KUT-I LÂ-YEMUT Ölmeyecek kadar olan rızık, yiyecek
KUT-I MESİH Hurma * Şarap
KUT´A Bir hurma cinsi
KUTA´ (C: Kutâ-Kutevât) Atın arkalaşacak yeri * Bağırtlak kuşu
KUTA´ (KUTU´) Düş yormak, rüya tâbir etme * Su kesilmek* Başka yere gitmek
KUTAA Bir şeyin kesintisi ve kırıntısı
KUTAFE Toplarken düşüp dökülen üzüm ve yemiş döküntüsü
KÛTAH (Kuteh) Kısa, boysuz
KÛTAH-ÂSTİN f Aslında kötü olduğu hâlde iyi gibi görünen kimse
KÛTAH-BÎN f Neticeyi göremiyen, basiretsiz, kısa görüşlü
KÛTAHTER f Pek kısa, çok ufak
KÛTAH-TERİN f En çok kısa
KUTAR Kebap kokusu Ot kokusu
KUTB (Kutub) Dünyanın şimâl veya cenub uçları (Güney ve kuzey taraflarının son kısımları) * Elektrik cereyânını meydana getiren veya mıknatısın uçlarından her biri * Dini bir meslek veya grubun başı Bir çok müslümanların kendisine bağlandıkları azim ve büyük evliyaullahtan zamanın en büyük mürşidi
KUTB-U CENUBÎ Güney kutbu
KUTB-U DEVRAN Halife ve bu sıfatı alan Osmanlı padişahı
KUTB-UL AKTAB Kutubların başı Hilafet-i mâneviye-i Muhammediye (ASM) Velâyet-i mâneviye makamlarının en yükseği, nübüvvet-i Muhammediyeye (ASM) veraset makamı olup, bu makama ancak Cenâb-ı Hakkın bir atiyyesi olarak nâil olunur Bu makamda bulunan zât, Hakikat-ı Muhammediyenin (ASM) mazharı ve Esmâ-i İlâhiyenin câmi´idir Her asırda bir tane bulunan bu zatların sonuncusu mezkur sıfatların en ekmeline mazhardır Bu makam hakkında Gavs ve Kutbiyyet-i Kübrâ tâbirleri de kullanılır
KUTB-UL ÂRİFÎN Ariflerin en ileri geleni, en büyüğü Maddi, mânevi ve İlâhi ilim sahiblerinin başı Ariflerin kutbu (Bak: Aktâb)
KUTB-U RİSALET Risaletin başı * Hz Muhammed (ASM)
KUTB-U ŞİMALÎ Kuzey kutbu
KUTB-UD DİN Dinin kutbu
KUTB-UZ ZAMAN Zamanın en ileri gelen ve en büyük ârif ve mürşidi (Bak: Aktâb)
KUTBE Nişan okunun temreni * Erkek ismi * Nişanlara atılan ufak ok
KUTBEYN İki kutub Şimal ve cenub kutbu Kuzey ve güney kutubları
KUTBÎ (Kutbiye) Dünya kutuplarına ait Onlarla alâkalı
KUTBİYE Deve ve koyun sütünün birbirine karışması
KUTBİYET (Bak: Kutb-ul aktab)
KÛTEH (Kutâh) f Kısa, boysuz
KÛTEHBÂL f Kısa boylu
KÛTEHBÎN f Kısa görüşlü İleriyi göremez
KÛTEHDEST f Kısa elli Elli kısa olan * Mc: Hasis, cimri, tamahkâr, keremsiz
KÛTEHENDİŞ f Sonunu ve istikbali düşünmeyen Kısa görüşlü
KUTELA´ (Katil C) Öldürülmüş kimseler, maktuller
KÛTÎ Kısa boylu adam
KUTİLE (Katil den) Katledildi, kahroldu veya kahrolası meâlindedir
KUTME Bozluk ve kızıllık olan renk (O renkte olana "aktem" derler) (Müe: Katmâ)
KUTN (C: Aktân) Pamuk
KUTNE Geviş getiren hayvanların midelerinin bir bölümü Şirden
KUTNİYE Aşure tatlısı
KUTR (KUTUR) Taraf Canib * Nahiye Mahal Arzın veya semânın bir ciheti * Çap * Bölük Bölge * Geo: Dairenin merkezinden geçip onu iki müsavi kısma bölen doğru parçası, çap
KUTR-U DÂİRE Geo: Dairenin kutru Çap
KUTRE Avcılar kümesi
KUTRENÎ Kutur itibariyle, çap olarak
KUTRUB Bir kuş
KUTRUTÎ Kısa boylu küçük adam
KUTTA´ (Katı´ C) Kesiciler, kat´ ediciler, kesenler
KUTTA-İ TARİK Yol kesenler, eşkiyalar, haydutlar
KUTTAL (Katil C) Katiller, öldürücüler, öldürenler Katledenler
KUTTAN (Katın C) Yerliler, oturanlar, sâkinler
KUTU´ Sudan veya bir yoldan geçme * (Kuşlar) göç etme * (Kat´ C) Kesintiler
KUTU´ Zelil olmak Hakarete uğramak
KUTUB (Kutb C) Kutublar
KUTUR Pintiliğinden dolayı ailesini sıkıntı içinde bırakan adam
KÛTVAL f Kale muhafızı Dizdar * Belediye reisi Şehir ağası
KUUD Cülus Oturmak * Namazın oturarak kılınan kısmı Secdede iken kalkıp oturmak
KUULE Ayağının arkasıyla yerden toprak saçmak
KUUR (Ka´r C) Dipler, derinlikler Nihâyetler
KUVÂ (Kuvvet C) Güçler Kuvvetler * Hisler Hasseler Takatler * Şeriatın birer hükmü
KUVÂ-İ DİNİYE Dinî kuvvetler
KUVÂ-İ HAMSE Beş duygu
KUVÂ-YI MİLLİYE Milli kuvvetler Bir milletin sahib olduğu kuvvetleri * İstiklâl harbinde Anadoluda kurulan hükümet ve bu hükümetin askeri kuvvetleri
KUVÂ-YI SELÂSE Üç kuvvet (Kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliye)
KUVÂ-YI UMUMİYE Umumi kuvvetler
KUVA´ Erkek tavşan
KUVAM Koyunun ayaklarını tutan bir hastalık
KUVARE Yuvarlak parça (ki gömlek yakasından veya kavun, karpuz başından keserler)
KUVB Yavru
KUVVAD Kumandanlar, seraskerler, komutanlar
KUVVE Kuvvet Güç * Salâhiyyet İktidar * Fikir Niyet * Hasse His Duygu Meleke * Kabiliyyet (Za´fiyyetin zıddı)
KUVVE-İ AN-İL-MERKEZİYE Merkezkaç kuvvet Cisimlerin kendi mihveri üzerine hareketi zamanında merkezinde hâsıl olan kuvvete denilir Merkezde dönen bir tekerleğin etrafında yapışık veyahut üstünde taşıdığı cisimlerin etrafa yayılıp dağılmasıyla bu kuvvetin mevcudiyyeti anlaşılır
KUVVE-İ AZM f Azim kuvveti Emele muvaffak olmak için gösterilen azim, cehd kuvveti
KUVVE-İ BÂSIRA f Görme duygusu, görme kuvveti
KUVVE-İ CÂZİBE Kendine çekici kuvvet Dünyanın câzibe, yani çekme kuvveti
KUVVE-İ DÂFİA Zararlı şeyleri men´etme ve onlardan korunma hissi İtme kuvveti
KUVVE-İ GALİBE Üstün ve ezici kuvvet
KUVVE-İ HÂFIZA f Zihinde hıfzetme, belleme kuvveti
KUVVE-İ HAMSE-İ BÂTINA İçteki beş his, beş duygu (Bak: Havâs)
KUVVE-İ İLE-L MERKEZİYE Muhitten (etraftan) merkeze doğru gelen çekme kuvveti (Kuvve-i anil-merkeziyenin zıddıdır)
KUVVE-İ İSTİNAD Dayanma ve istinad etme kuvveti
KUVVE-İ KUDSİYE Evliyâ kuvveti Cenab-ı Hakk´ın yardımına mazhar olan kuvvet Hakaik-ı imâniye ve Kur´aniyeyi gayet ince ve derin bir firaset ve dirayetle anlayabilme kuvveti
KUVVE-İ LÂMİSE Dokunma ve hissetme duygusu Sertliği ve yumuşaklığı anlama duygusu
KUVVE-İ MUHASSALA Muhtelif kuvvetlerin ağırlık merkezi
KUVVE-İ MUSAVVİRE Cenâb-ı Hakkın izni ve kanunu ile maddiyatın şekil ve suretini alma kabiliyeti (Bak: Madde-i musavvire)
KUVVE-İ MUTASARRIFA Mütehayyile vasıtasıyla zihinde hazırlanan şeyleri tertib kuvveti
KUVVE-İ MÜDRİKE İdrak kuvveti Beş duygunun, hissin zihinde duyulması, anlaşılması
KUVVE-İ MÜMEYYİZE İnsanın iç âleminde hissedilenleri birbirinden ayırdetme kudreti * Hayır ve şerri anlayıp ayıran bir duygu ve kuvvet
KUVVE-İ MÜTEHAYYİLE Hissolunan şeyin gıyabında resim ve tasvir kuvveti Hayâl kuvveti
KUVVE-İ MÜVELLİDE Tevlid edici kuvve, meydana getirci kuvvet
KUVVE-İ NÂTIKA Konuşma, güzel ifade etmek kudreti
KUVVE-İ SEBUİYE İnsanda başkalarına hücum ve zararları defetmek kuvvesi
KUVVE-İ SEBUİYE-İ GADABİYE Zararlı şeyleri def´e sevkeden his ve kuvvet
KUVVE-İ ŞÂMME Koku alma, koklama duygusu Burun
KUVVE-İ ŞEHEVİYE Cinsi istek kudreti Yemek, içmek, konuşmak, uyumak gibi kabiliyetler
KUVVE-İ TEŞRİİYE Kanun vaz´etme kuvveti şeriata uyan düsturlar yapma kuvveti * Büyük Millet Meclisi
KUVVE-İ VÂHİME Vehim ve hayâl duygusu Kuruntu hâssesi
KUVVE-İ ZAHRİYE Yardımcı ve imdatçı kuvvet
KUVVE-İ ZÂİKA Dildeki tad alma duygusu (Bak: Dil)(Ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcıdır; mide, cesedin idâresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir O saraya veyahut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa, kapıcıya bahşiş nev´inden ancak beş derecesi muvafık olur fazla olamaz Tâ ki; kapıcı gururlanıp, baştan çıkıp, vazifeyi unutup, fazla bahşiş veren ihtilâlcileri saray dahiline sokmasın İşte bu sırra binâen, şimdi iki lokma farzediyoruz Bir lokma, peynir ve yumurta gibi mugaddi maddeden kırk para; diğer lokma, en âlâ baklavadan on kuruş olsa bu iki lokma ağıza girmeden, beden itibariyle farkları yoktur, müsâvidirler; boğazdan geçtikten sonra, cesed beslemesinde yine müsâvidirler Belki, bazan kırk paralık peynir, daha iyi besler Yalnız, ağızdaki kuvve-i zâikayı okşamak noktasında yarım dakika bir fark var Yarım dakika hatırı için kırk paradan on kuruşa çıkmak, ne kadar mânâsız ve zararlı bir israf olduğu kıyas edilsin Şimdi, saray hâkimine gelen hediye kırk para olmakla beraber, kapıcıya dokuz defa fazla bahşiş vermek, kapıcıyı baştan çıkarır, "hâkim benim" der Kim fazla bahşiş ve lezzet verse; onu içeriye sokacak İhtilâl verecek, yangın çıkaracak, "Aman doktor gelsin, hararetimi teskin etsin, ateşimi söndürsün" dedirmeye mecbur edecek İşte, iktisad ve kanaat, hikmet-i İlâhiyyeye tevfik-ı harekettir Kuvve-i zâikayı kapıcı hükmünde tutup, ona göre bahşiş verir İsraf ise; o hikmete zıt hareket ettiği için çabuk tokat yer, mideyi karıştırır, iştiha-yı hakikiyi kaybeder Tenevvü-ü et´imeden gelen sun´i bir iştiha-yı kâzibe ile yedirir, hazımsızlığa sebebiyet verir, hasta eder L)
KUVVE-İ ZÂKİRE Hafıza Ezberleme kuvveti Ezber edici kuvvet
KUVVET Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb (Kuvvet, te´sir ettiği cisimlerin hâricindedir)
KUVVET-İ DEVLET Devletin kuvveti
KUVVET-ÜZ ZAHR Arka veren kuvvet Yardımcı, imdadcı kuvvet Geriden gelen yardımcı * İcabında arkadan yardımcı olacak asker kuvveti İmdâda hazır asker
KUY f Karye, mahalle, sokak * Yol Semt
KUYA Çok kusmak
KUYDAŞ f Aynı köyden olanlar Köyleri aynı olan kimseler
KUYUD (Kayd C) Kayıtlar Resmi muâmelelerin veya her hangi bir şeyin kayıtları, deftere geçirilmeleri, yazılmaları
KUYUD-U İHTİRAZİYYE Korunmak için ilerisine âid tedbir kayıtları Bazı hakları kullanabilme şartı
KUYUDAT Kayıtlar
KUYUDAT-I ATİKA Eski kayıtlar
KUZ Bardak, kadeh * Tas, çanak
KUZ f Kambur
KUZA´ Hırka parçası
KUZA´ Ağız ağrısı
KUZAH Mevzi ismi * şeytan ismi (Bak: Kuzeh)
KUZAKIZ Yırtıcı ve paralayıcı yavuz arslan
KUZA´MEL Büyük şişman deve
KUZA´MELE Kötü huylu, kısa boylu kadın * Şey
KUZAT Şeriat nâmına hükmeden hâkimler Kadılar (Bak: Kudât)
KUZAZAT Ok yeleği kırpıntısı * Altın parçaları
KUZE f Su testisi
KUZE-GER f Çömlekçi, bardakçı
KUZEH Renk renk çizgiler * Bulutları idâreye me´mur bir melek ismi
KUZEHİYE Gözün renkli olan tabakası İris
KUZFE (C: Kuzuf-Kuzefât) Yüksek yer
KUZHA (C: Kuzeh) Yol, tarik
KUZU´ Evmek, acele
KUZZ Yeleksiz oklar
KUZZE (C: Kuzze) Ok yeleği * Pire, bürgus
KÜAYT (C: Ki´tân) Bülbül
KÜBAB Bir yere toplanmış kum
KÜBAD Tıb: Karaciğer iltihabı
KÜBAS Başı büyük olan erkek
KÜBBE (C: Kübb) At sürüsü * İplik yumağı
KÜBBENE Bahil kişi
KÜBERA (Kebir C) Büyükler Ulular
KÜBERA-YI ÜMMET Ümmetin uluları, büyükleri
KÜBKÜBE İnsan topluluğu * At sürüsü
KÜBR Yakınlık
KÜBRA (Ekber´in müennesi) Büyük, daha büyük, en büyük * Man: İkinci kaziye (İkinci önerme) Yâni, hadd-i ekberin bulunduğu cümle (Bak: Hadd-i ekber)
KÜBUD (Kebed C) Karaciğerler
KÜCA f Nereye Nasıl
KÜDA Mekke-i Mükerreme´de Bâb-ı Umre´nin yolu
KÜDADE Çömlek dibinde kalan yemek
KÜDAME Her nesnenin bakiyyesi
KÜDAS Hayvan aksırığı
KÜDS Dövülmemiş harman
KÜDÛ Yerin otu geç bitmek
KÜDU´ Soğuğun bitkilere zarar vermesiKÜDUR : (Keder C) Kederler, hüzünler, üzüntüler, sıkıntılar, ıztırablar
KÜDURET (Keder den) Bulanıklık * Koyuluk, kesiflik * Kaygı Tasa Kederlilik
KÜDÜRR Azâsı çok şişmiş olan yiğit
KÜDYE Kazılması güç olan sert yer
KÜF Yetiştiği satıhta kimyevî değişikliklere sebep olan küçük boylu mantarlara verilen umumi ad * Maddelerin oksitlenme neticesinde dış tarafını kaplayan tabaka Pas
KÜFAE Davarın bir yıllık dölü, sütü, yoğurdu, yünü ve yapağısı
KÜFALE Zammetmek, artırmak * Boynuna almak
KÜFAT (Küfv C) Eşitler * Denkler, müsaviler
KÜFE f Taze dallardan veya kamıştan örülmüş, derin ve çeşitli boyda kaba sepet
KÜFFAR (Kâfir C) Gâvurlar Hak din olan İslâmiyeti inkâr edenler Kâfirler
KÜFFE (C: Küfât) Kaftan nigendesi, kaftan zencifi
KÜFİYYUN Eski arabça âlimlerinin ayrıldığı iki büyük şubeden biri olup diğerine Basriyyun denirdi (OL)
KÜFNE Ağaç, şecer
KÜFR Örtmek mânâsınadır Kalbe âit bir sıfattır Hak dini inkâr edip, hakkı inkâr edene ve gizleyene "kâfir" denilir Kâfirliğin sıfatı küfürdür * Allaha inanmamak Hakkı görmemek İmansızlık * Allaha (CC) yakışmıyan sıfatlar uydurmak Müslümanlığa uymayan şeylere inanmak * Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz (Bak: Kebâir - Kâfir)
KÜFR-İ CUHUDÎ Kalb ve dil ile ikrar etmemektir (şeytan gibi)
KÜFR-İ İNADÎ İnadî dinsizlik, inadî küfür Hakikat isbat edildiği halde yine imana gelmemek Bilip de kabul etmez olmak
KÜFR-İ İNKÂRÎ Aslâ Cenab-ı Hakk´ı tanımayıp, İslâmiyet hakikatlarını ikrar ve tasdik etmemektir (Evet küfr, mevcudatın kıymetini ıskat ve mânasızlıkla ittiham ettiğinden; bütün kâinata karşı bir tahkir ve mevcudat âyinelerinde cilve-i esmayı inkâr olduğundan; bütün esmâ-i İlâhiyeye karşı bir tezyif ve mevcudatın vahdaniyete olan şehadetlerini reddettiğinden; bütün mahlukata karşı bir tekzib olduğundan; istidad-ı insâniyi öyle ifsad eder ki: Salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz Hem, bir zulm-ü azimdir ki: Umum mahlukatın ve bütün esmâ-i İlâhiyenin hukukuna bir tecavüzdür İşte şu hukukun muhafazası ve nefs-i kâfir hayra kabiliyetsizliği; küfrün adem-i afvını iktiza eder S)(Deniliyor : Deve kuşuna demişler : "Kanatların var, uç!" O da kanatlarını kısıp, "Ben deveyim" demiş, uçmamış Fakat avcının tuzağına düşmüş Avcı beni görmesin diye başını kuma sokmuş Halbuki koca gövdesini dışarıda bırakmış, avcıya hedef etmiş Sonra ona demişler; "Mâdem deveyim diyorsun, yük götür!" O zaman kanatlarını açıvermiş "Ben kuşum" demiş, yükün zahmetinden kurtulmuş Fakat hâmisiz ve yemsiz olarak avcıların hücumuna hedef olmuş Aynen onun gibi; kâfir, Kur´anın semâvi ilânatına karşı küfr-ü mutlakı bırakıp meşkuk bir küfre inmiş Ona denilse: "Madem mevt ve zevali, bir idam-ı ebedi biliyorsun; kendini asacak olan darağacı göz önünde Ona her vakit bakan, nasıl yaşar Nasıl lezzet alır " O adam, Kur´anın umumi vech-i rahmet ve şümullü nurundan aldığı bir hisse ile der: "Mevt idam değil, ihtimal beka var" Veyahud, deve kuşu gibi başını gaflet kumuna sokar, tâ ki ecel onu görmesin ve kabir ona bakmasın ve zeval-i eşya ona ok atmasın!Elhasıl : O meşkuk küfür vasıtasiyle deve kuşu gibi mevt ve zevali, idam mânâsında gördüğü vakit, Kur´an ve semâvi kitabların iman-ı bil´âhiret´e dair kat´i ihbaratı ona bir ihtimal verir O kâfir, o ihtimale yapışır, o dehşetli elemi üzerine almaz O vakit ona denilse: "Mâdem bâki bir âleme gidilecek; o âlemde güzel yaşamak için tekâlif-i diniyye meşakkatini çekmek gerektir!" O adam şekk-i küfri cihetiyle der: "Belki yoktur; yok için neden çalışayım" Yâni: Vaktâ ki o hükm-ü Kur´anın verdiği ihtimal-i beka cihetiyle idam-ı ebedi âlâmından kurtulur ve meşkuk küfrün verdiği ihtimâl-i adem cihetiyle tekâlif-i diniyye meşakkati ona müteveccih olur; ona karşı küfür ihtimaline yapışır, o zahmetten kurtulur Demek bu nokta-i nazarda, mü´minden ziyade bu hayatta lezzet alır, zannediyor Çünki; tekâlif-i diniyyenin zahmetinden ihtimâl-i küfri ile kurtuluyor ve âlâm-ı ebediyeden, ihtimâl-i imanî cihetiyle kendi üzerine almaz Halbuki bu mağlâta-i şeytaniyenin hükmü, gayet sathi ve faidesiz ve muvakkattır L)
KÜFR-İ MEŞKUK Küfürde ve itikatsızlıkta şüpheli olma
KÜFR-İ MUTLAK Hiç bir imâni hükmü olmamak, dine âit hiç bir hakikatı, Allah´ın varlığına âit hiç bir delili kabul etmemek İhsan ve inayet-i İlâhiyyeye karşı şükür etmiyerek fiilen ve kavlen inkâr etmek ("Neuzü billâh" dine söğmek gibi) Küfr-ü icabettiren bazı çirkin sözlere de "küfür" denilmiştir(Bir müslüman bir hakikat-ı imaniyeyi inkâr etse, küfr-ü mutlaka düşer Çünkü başka dinlerin icmallerine mukabil İslâmiyette tam izahat verilmiş Rükünler birbiriyle zincirlenmiş Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımayan, tasdik etmeyen bir müslüman, Allahı da (sıfatıyla) daha tanımaz ve âhireti bilmez Bir müslümanın imanı o kadar kuvvetli ve sarsılmaz hadsiz hüccetlere dayanıyor ki, inkârda hiçbir özür kalmıyor Adeta akıl, kabulde mecbur oluyor S)
KÜFR-İ NİFAKÎ Dil ile imanı ikrar edip kalb ile itikad etmemektir
KÜFRAN Nankörlük etmek Allah´ın ihsan ve inayetine mukabil teşekkür etmeyip fiilen veya kavlen inkâr etmek
KÜFRAN-I Nİ´MET Cenâb-ı Hakkın ihsan ettiği ni´metleri bilmemek ve hürmetsizlikte bulunmak (Bak: Tahdis-i ni´met)(Bazan tevâzu, küfrân-ı ni´meti istilzâm ediyor; belki küfrân-ı ni´met olur Bazan da tahdis-i ni´met iftihar olur İkisi de zarardır Bunun çare-i yegânesi ki, ne küfrân-ı ni´met çıksın ne de iftihar olsun Meziyyet ve kemalâtları ikrâr edip, fakat temellük etmiyerek, Mün´im-i Hakikinin eser-i in´âmı olarak göstermektir M)
KÜFRİYYAT Küfre sebep olan işler ve sözler
KÜFR Ü DALAL Kafirlik ve sapıklık Dinsizlik
KÜFUF (Keff C) Avuçlar, el ayaları
KÜFÜRBAZ f Küfür sözü söyleyen Ahlâksız Küfrü âdet edinmiş olan
KÜFÜV (KÜFV) şerik Nazir, akran, denk, eş, benzer, misil Hemtâ (Bak: Kefâet)
KÜFYE Ancak geçinebilecek kadar olan yiyecek
KÜH (Bak: Kûh)
KÜHBE Kırmızılığa yakın olan beyaz renk
KÜHEN f Eski, zamanı geçmiş Demode olmuş Yıpranmış
KÜHENPİR f Yaşı ilerlemiş Çok yaşlı, ihtiyar
KÜHENSÂL f Yaşlanmış, ihtiyarlamış, kocamış Eskimiş
KÜHEYLAN Cins arab atı (Gözü sürmelidir)
KÜHHAN (Kâhin C) Kâhinler, falcılar
KÜHİSTAN f Dağlık yer, dağı çok olan mevki
KÜHKÜM Oturak yeri kemiği
KÜHL Sürme Göz için sürme boyası
KÜHLE Sığırdili denilen ot
KÜH-SAR f Dağ tepesi Dağlık
KÜHUF (Kehf C) Mağaralar
KÜHUL (Kehl C) Orta yaşlı kişiler Olgun kimseler
KÜHULET Orta yaşlılık (35-40 yaş arası) Olgunluk çağı Bazılarına göre: Yirmibir ile altmış yaşa kadar olan insanın hayat devresi Veya otuz ile elli arası
KÜHURE Yüzünü pörtürmek

Alıntı Yaparak Cevapla