|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat L Harfi
L Harfi
LAH´ (Gövde) sülpük ve sarkık olmak
LAHA f Yama
LAHA Boş ve faydasız sözler konuşmak * Ekmeği ıslatıp yemek * Gıda * Aldatıp kandırmak * Karnın sarkık ve sülpük olması
LAHAMET Semizlik, etlilik, şişmanlık
LAHAN Bozulup kokmak
LÂHAVLE (Lâhavle ve lâkuvvete illâ billâhil-aliyyil azim" cümlesinin kısaltılmışı ki, "Kuvvet ve kudret ancak Cenab-ı Allah´tadır " meâlinde olup bir belâ ve tehlike esnasında veya sabrın tükendiğini açıklamak için söylenir
LÂHAYR Uğursuz, hayırsız
LÂHAYRE FİH Bu işte hayır ve uğur yok
LAHB Sür´atle gitmek * Eti kemikten ayırıp soymak
LAHC Dar olmak * Bir nesne, kabında paslanıp çıkmamak
LAHD (LUHD) (C : Lühud) Mezar Üstü yükseltilerek yapılan mezar * Eğilmek * Bir tarafına meyilli olan çukur
LAHE f Yama
LAHF Örtmek, setr etmek
LAHF şiddetli vuruş
LAHH Göz yaşının çok olması
LAHH Ulaşmak, varmak * Yağmuru kesilmeyen bulut
LAHHAM Kaz gibi büyük, başı kızıl, kanadı kara bir kuş Vezega dedikleri keler
LÂHIK Yetişen, ulaşan, erişen Eklenen, katılan * Fık: Namaz başlangıcında imama uymuşken ayrılarak tekrar namaz bitmeden imama uyan
LÂHIKA Ek, ilâve, katılan şey Zeyl Sonradan ilâve edilen, eklenen
LAHÎ Oyuncu * Boşuna ve mânasız eğlenen Oyalayan
LAHİ (Bak: Lahâ´)
LAHİB Açık yol
LAHİF Zulüm görmüş, ıztırab ve sıkıntı çekmiş
LAHİK Yetişen, vâsıl olan, ulaşan * İlâve olan, eklenen * Sonradan tâyin edilen, yenisi (Bak: Lâhık)
LAHİKE (C : Levâhik) Gr: Ek, ilâve (Bak: Lâhıka)
LAHÎM Semiz, etli, şişman
LAHİM Et yediren * Devamlı olarak et yiyen
LAHİME Et yiyen hayvan
LAHİN Telâffuz esnasında hususan Kur´ân okurken yanlışlık yapan
LAHİS Susuzluk veya sıcaktan dolayı dilini çıkararak soluyan köpek
LAHÎS Örülmüş Dizilmiş
LAHÎS Dar nesne
LAHİYANE TA´ZİB f Oyun olsun diye zahmet vermek Oynarcasına azab vermek
LAHİZ f Sel suyu
LAHÎZ Benzer, misil, nazir
LAHK (Lehak) Geriden yetişmek, ardından yetiştirilmek * Alüvyon Liğ Akarsuların taşımasıyla gelen maddeler
LAHLAHA Güzel kokuların karışmasından meydana gelen koku * Güzel kokularla yapılan bir nevi macun
LAHLAHANİYE Pelteklik, kekemelik
LAHM Et Her şeyin içi ve üzeri * Bir işi sağlam kılmak * Kırık şeyi kuyumcunun yapıştırması Lehimlemek * Bir yerde ilişip kalmak
LAHM Ü ŞAHM Et ve yağ
LAHME Et parçası
LAHN Güzel ve kaideli ses * Nağme * Kaideye uymayan yanlış okuyuş * Usulüne uygun okumak * Sadece muhatabın anlıyacağı şekilde remizle söz söylemek * Meyl * Fehmeylemek * Lisan * Lügat Fetva Mânâ Mefhum
LAHS Yalamak
LAHS (LİHÂS) Darlık * Şiddet * Meşakkat, zahmet
LAHS Gözün üst kapağının etli olması
LAHT f Bir şeyin parçası, cüz´ü
LAHT-I CİĞER Ciğerden kopma
LAHT İri cüsseli kimse
LAHUS Uğursuz, meş´um
LAHUT İlâhî âlem Uluhiyet âlemi Ruhanî, manevî alem
LAHUTÎ Uluhiyet âlemine mensub ve müteallik olan Sır âlemi Gaybî âleme ait Ruhanî âlemle alâkalı
LAHUTİYAN Uluhiyet âlemine girebilen melekler
LAHV Kabuğunu soymak
LAHVA Abes, bâtıl sözleri çok söyleyen, boş konuşan kadın (Müz: Elhâ)
LAHY Sakalın bittiği yer
LAHZ (Lahzân) Göz ucu ile bakma
LAHZ Ahlâkı yaramaz kimse
LAHZA Göz açıp kapayacak kadar kısa zaman Bir an En kısa zaman Göz ucu ile bir bakış Zaman
LAİC(E) (C : Levaic) Kalbini aşk ateşi saran kimse
LAİHA (Bak: Lâyıha)
LAİK Fr Dine istinad etmeyen Ruhanî olmayan kimse Dini olmayan şey Dinî olmayan fikir, dinî olmayan müessese, sistem veya prensip Devleti dinî esas ve hükümler ile idare etmeyen sistem Temel esasların ve kanunların menşeini ve teşri´de (kanun yapmakta) hareket noktasını ve değer ölçüsünü dine isnad etmeyip insanın ve cemiyetin sadece dünyevi menfaat ve anlayış ölçüsüne terkeden; diğer tâbirle: İlâhi kanunu terkeden, beşeri nizamla cemiyeti idareye çalışan sistem (  Bîtaraf kalmak, yâni: Hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişilmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükümet  Ş )
LÂİLAÇ Çâresiz, dermansız, imkânsız
LÂİM (Lâime) Çekiştiren Levmeden Başkasını kötüleyen
LÂİME (C : Levâim) Çekiştirme, levmetme, kınama
LÂİN Lânet eden Lânetleyen * Herkesin kınadığı
LAÎN Lânetlenmiş, kovulmuş, merdud Allahın rahmetinden mahrum
LAJVERD f Lâciverd
LAK f Hakir, zelil, aşağı * Tahta kadeh
LAK´ Atmak
LA´K Yalamak
LAKA´ (C : Elkâ) Kıymetsiz hakir nesne
LAKAB Asıl isminden başka sonradan takılan ad Meşhur olan birinin sonradanki adı
LAKAF Duvar yıkılmak
LAKANE Zeki ve seri anlayışlı olmak
LAKANIK Sucuk gibi içi doldurulmuş olan şey
LAKAT Yabandan toplanan nesne * Mâdende bulunan gümüş ve altın parçaları
LÂKAYD Kayıtsız Alâkasız Karışmayan Kıymet ve ehemmiyet vermeyen Aldırış etmeyen
LÂKAYDANE Kayıtsız ve alâkasızca Mühimsemiyerek
LÂKAYDÎ Kayıtsızlık, ilgisizlik, alâkasızlık
LÂKELÂM Hiçbir diyecek yok
LAKF Yutmak, bel etmek
LAKH (LAKÂH) Davar yüklü olmak
LÂKIH (C: Levâkıh) Ağaca su yürüten rüzgâr * Yağmur yağdıran rüzgâr * Karnında yavrusu olan hamile deve
LÂKIS Kötüleyici ve ayıplayıcı kimse
LAKÎ (Lâkıy) İtibarsız ve değersiz, zelil kimse * Önemsiz ve kıymetsiz şey
LAKÎM Yontulmuş veya yonulmuş
LÂKİN Amma Fakat Ancak şu kadar var ki
LÂKİNNE İstidrak edatıdır İdrak istemek, anlamak istemek edatıdır ve bulunduğu kelimede bir şeyin anlamak istendiğini bildirir Evvelki sözden neş´et eden bir tevehhümü kaldırmak için kullanılır (Bak: İnne)
LAKÎT(A) Yerden kaldırıp alınmış ve sahipsiz kalmış bir şey Sokakta bulunan mal, para * Sokağa atılmış yeni doğmuş çocuk (Bak: Lukata) * Üzerine ansızın gelinen kuyu
LÂKİŞE Tutmaç aşı
LAKK Vurmak
LAKLAK (C : Lekâlik) Leylek
LAKLAKA Leylek sesi * Hareketten ve ıztıraptan dolayı çıkan ses * Şiddetli ses ve galebe ile çağrışmak * Boş ve mânasız söz
LAKLAKIYYAT (Laklaka C ) Faydasız, boş lâkırdılar; mânâsız sözler
LAKM Çabuk çabuk yemek yemek Yutmak * Seddetmek
LAKN Anlamak Fehmetmek Çabuk kavramak
LAKPÜŞTE f Kaplumbağa
LAKS Lâkab takmak * Ayıplamak * Yaramaz olmak
LAKS Yakmak * Almak
LAKT Dermek, toplamak, cem´etmek * Ansızdan bir nesneye yetişmek
LAKVE Ağız çarpılması
LÂL f Dilsiz Söz söyleyemiyen
LA´L Kırmızı Al renk * Dudak Kırmızı ve kıymetli bir süs taşı
LALA f Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar hakkında "Atabek" karşılığı olarak kullanılan bir tâbir olduğu gibi, şehzâdelerin mürebbilerine de bu ad verilirdi * Saraya alınan acemilerin terbiyesine memur edilenler * Eskiden büyük memurlarla zenginler de çocuklarının terbiyesine bakmak üzere "lâla" istihdam ederlerdi Lâla, görünüşte hizmetkâr vaziyetde idiyse de, terbiyesi kendisine havale olunan çocuğa karşı âmir yerinde bulunur; esasen yaşlı ve kâmil insanlardan seçildikleri için çocuklar da kendisine bir mürebbi, bir hoca gibi tâzim ve hürmet ederlerdi
LA´LAA Kırmak
LALE Lâle denen meşhur çiçek * Vaktiyle suçluların ve delilerin boynuna takılan halka * İncir koparmak için ucu çatallı değnek
LALEFAM f Lâle renginde Rengi lâlenin rengine benzeyen
LALEGUN f Lâle renkli Pembe
LALEHADD f Lâle yanaklı Yanakları pembe renkte olan
LALEK (Lâlekâ) f Taç * Papuç, ayakkabı * Horoz ibiği
LALERENK f Lâle renginde olan Lâle renkli Pembe
LALERUH f Lâle yanaklı Yanağı lâle gibi pembe olan
LALERUHSAR f Lâle yanaklı, al yanaklı
LALESAR f Lâlelik Lâlebahçesi * Sığırcık kuşu
LALEVEŞ f Lâleye benziyen Lâle gibi
LALEZAR f Lâle bahçesi Lâlelik
LA´L-FAM f Kırmızı renkli, al
LA´L-GUN f Al renkli Kırmızı renkli
LA´L-RENG f Kırmızı renkli Al renkte
LA´LUS Kurt, zi´b
LÂL Ü EBKEM Şaşa kalmış Sükuta mecbur olmuş Susmuş
LÂM Kur´ân alfabesinde yirmialtıncı harf olup, ebcedi değeri otuzdur
LÂM-UL ÂKIBET Neticeyi, âkibeti bildiren lâm
LÂM-I CER Kelimeyi cerreden lâm harfi Kelimenin sonunu "i" diye okutur Lillâhi, Lieclillâhi´de olduğu gibi İstihkak ve ihtisas, has ve müstehak ve zarfiyyet, illet mânâsını verir
LÂM-I TA´RİF VEYA LÂM-I İSTİĞRAK Kelimenin mânâsını umuma teşmil ettiği için, istiğrak mânâsı verilir El-i istiğrak veya harf-i ta´rif de denir Meselâ: Hamd kelimesi herhangi bir hamdi ifâde ettiği halde; El-Hamd dediğimiz zaman her ne kadar hamd varsa, bütün hamd ve senâlar mânâsına gelir Bu, harf-i ta´rif ile olur Harf-i ta´rif bir kelimeyi belirsiz halden belirli hâle koyar Muayyeniyyet mânâsını verir Bunlar elif ve lâm harflerinden teşekkül eder El-Mekteb´de olduğu gibi Mekteb herhangi bir mektebdir El-Mekteb dendiğinde bizce muayyen, belli olan bir mekteb mânâsını ifade eder Başına harf-i ta´rif gelen kelimeden tenvin kalkar Nekre iken ma´rife olur
LÂM-ÜT-TAHSİS VE TEMELLÜK Ait olma ve sâhib bulunmayı bildirir (Bak: Li)
LÂM-UT-TAKVİYE Takviye lam´ı Bu harf Arabçada ve yerine ve mânâsına da kullanılır
LÂM-UT-TA´LİL İllet ve sebeb bildiren lâm´dır
LÂM-UZ-ZARFİYE Zaman bildiren lâm
LÂMEHALE Hilesiz * Çaresiz, imkânsız, ister istemez
LÂMEŞRU Meşru olmayan, şeriata uymayan, umumi nizam harici
LÂMİ´ Parlak Parlayan
LÂMİ-ÜN NUR Nur saçarak parlıyan
LÂMİA Parlak Parlayan Parıldayan
LÂMİH (Lâmiha) (Lemh den) Parlıyan, parıldıyan Parlak
LÂMİS El ile tutup yoklayan Dokunan Temas eden
LÂMİSE Dokunma hissi, duygusu El ile olan his Bir şeyin cesâmetini anlama duygusu
LAMME Cin çarpması Çarpıklık * Yaramaz nesne
LÂMÜDRİK Anlamayan İdraksiz İdrak etmeyen
LÂMÜSELLİM Hayır! Hiç teslim etmem!
LÂN f Hakikatsızlık, vefasızlık
LA´N Lânet etme Lânetleme
LÂNAZÎR Eşsiz, nazirsiz, benzersiz Eşi ve benzeri olmıyan
LANDO Fr Üstü önden ve arkadan açılıp kapanır, körüklü, geniş araba nevilerinden biridir Halk arasında "Landon" şeklinde telâffuz edilen bu araba, fayton ve kupalara nazaran daha ağır ve gösterişli idi
LÂNE f Yuva, ev
LÂNE-İ HARAB Bozulmuş yuva
LÂNE-İ NERMİN Sıcak ve yumuşak yuva
LÂNE-İ PEDER Baba yuvası Peder evi
LÂNEGİR f Yuva tutan
LA´NET Nefret Tiksinti Allah´ın rahmetinden mahrumiyyet (Ehl-i Sünnet´in ve İlm-i Kelâm´ın azîm imamlarından meşhur "Sa´deddin-i Teftezanî", Yezid ve Velid hakkında tel´in ve tadlile cevaz vermesine mukabil "Seyyid-i Şerif-i Cürcanî" gibi Ehl-i Sünnet Velcemaat´in allâmeleri demişler: "Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve fâcirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybidir Ve kat´i bir derecede bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat´i ve delil-i kat´i bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimâli olduğundan, öyle hususi şahsa lânet edilmez Belki $ gibi umumi bir ünvan ile lânet caiz olabilir Yoksa zararlı, lüzumsuzdur " diye "Sa´deddin-i Teftezanî"ye mukabele etmişler R N )
LA´NETULLAH "Allah lânet eylesin" mânâsında beddua
LA´NETULLAHİ ALEYH Allah´ın lâneti onun üzerine olsun
|