Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük Lügat L Harfi

Eski 11-04-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük Lügat L Harfi



L Harfi

LERZAN f Titrek, titreyerek
LERZE f Titreme, titreyiş Sallantı
LERZEBAHŞ f Titreme veren, titreten
LERZEDÂR f Titrek, titreyici
LERZENÂK f Titrek, titreyici Titremeğe tutulmuş
LERZENDE f Titreyen, titrek
LERZERESAN f Titreme veren, titreten
LERZİŞ f Titreme, titreyiş
LES´ Yılan ve akrep gibi hayvanların sokması
LESA Islak ayakla bir şeye basmak * Yaş olmak, ıslanmak
LESA´ Kolayca çocuk doğurmak
LESAK Yaşlık, ıslaklık
LESAS Hırsızlık yapma Sirkat
LESASET Hırsızlık
LESB Vurmak * Yalamak * Yapışmak Cem´etmek, toplamak
LESD Yalamak Emmek
LESEN Fesâhat Düzgün, güzel ve akıcı konuşma
LESİN Ülfet, alışkanlık
LESK Yapışmak
LESLESE Men´etmek, engel olmak
LESM İlzam etmek, susturmak
LESM Ağzını örtmek * Öpmek * Kırmak
LESME Yüzörtüsü, peçe
LESS Dâim olan Devamlı olan
LESS Yemek * Yalamak
LEST f Güzel, hoş, iyi Kuvvetli, kavi
LESU´ (Akrep veya yılan gibi hayvanlar) sokmuş
LESUS (Lesusiyet) Hırsızlık, sirkat Hırsızlık yapmak
LEŞKER f Asker
LEŞKER-İ ARAMREM Çok asker
LEŞKERGÂH f Ordu yeri
LEŞKERÎ f Askere ait Askerle alâkalı
LEŞKERİYAN (Leşker C) f Askerler, leşkerler
LEŞKERKEŞ f Asker çeken Askerleri idare eden Kumandan
LEŞKERŞİKÂF f Düşman askerini kıran
LEŞKERŞİKEN f Düşman askerini kıran
LEŞKERŞÜKÛF f Düşman askerini kıran
LET f Dayak, kötek * Dövme, vurma * şiddetle çarpma
LET´ Atmak * Doğurmak * Cima etmek
LETAC Vahşi sığır, yabani sığır
LETAFET Hoşluk, lâtiflik * Cisimden alâkayı kesip bir nevi nurâniyet kesbetmek * Güzellik, nezaket, yumuşaklık, hafiflik
LETAİF Lâtif duygular (İman yalnız ilim ile değil, imanda çok letaifin hisseleri var Nasıl ki; bir yemek muhtelif âsâba, muhtelif bir surette inkisam edip tevzi olunuyor İlim ile gelen mesâil-i imâniye dahi akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis ve hakeza letaif kendine göre birer hisse alır, masseder Eğer onların hissesi olmazsa, noksandır M)
LETAİF-İ AŞERE On lâtif duygu On adet lâtifeler(Letaif-i aşere; İmam-ı Rabbani, kalb, ruh, sır, hafi, ahfa, insanda anasır-ı erbaanın herbir unsurdan o unsura münasib bir lâtife-i insaniye tabir ederek, seyr ü sülukta her mertebede bir lâtifenin terakkiyatı ve ahvalinden icmalen bahsetmiş Ben kendimce görüyorum ki, insanın mahiyet-i camlasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letaif var Onlardan on tanesi iştihar etmiş Hatta hükema ve ulema-i zahiri dahi o letaif-i aşerenin pencereleri veyahut nümuneleri olan havass-ı hamse-i zahire, havass-ı hamse-i batına diye o letaif-i aşereyi başka bir surette hikmetlerine esas tutmuşlar Hatta avam ve havas beyninde taarüf etmiş olan insanın letâif-i aşeresi, ehl-i tarikin letaif-i aşeresi ile münasebettardır Meselâ vicdan, a´sab, his, akıl, heva, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye gibi letaifi kalb, ruh ve sırra ilâve edilse letaif-i aşereyi başka bir surette gösterir Daha bu letaifden başka saika, şaika ve hiss-i kabl-el vuku gibi çok letaif var RN)
LETB Gitmek * Devretmek * Bir şeyden ayrılmayıp, ona bağlanmak
LETEYYA Büyük emir
LETF Sık olmak * Bahçede ağaçların sık bitmesi * Yaraşıklı olmak
LETHAN Karnı aç olan kişi
LETHURDE f Dayak yemiş, dövülmüş, kötek yemiş
LETM Davarın boğazlanacak yerine bıçak çalmak
LETRE f Parça parça Paramparça * Eski, yırtık
LETT Bağlama * Karıştırma * Vurma, dövme, dayak atma * Yanaşma, yaklaşma
LETTA Büyük emir
LEUS Çok yeyici kişi, obur
LEÜM (LEİM) (C: Liâm) Aslı alçak yaramaz kişi
LEV Gr: (Şart edâtı) Dahâ ziyade, olsa bile (manâsına gelir) "İnne" gibi mâzi mânâsını muzariye çevirmeyip aksine muzâriyi de mâziye çevirir Temenni edâtı ve vasıl edâtı olur Meselâ : Lev-câe Aliyyun leraeytühu: Ali gelse idi, elbette görürdüm
LEV´ Yanma * Yakma
LEV´-İ GARÂM Aşk ile, sevgi ile yanma
LEV´A (C: Leveât) Gönül acısı, kalb acısı Yürek yanıklığı
LEV´A-İ KALB İç yanıklığı, gönül acısı
LEVA Bulgar parası
LE´VA Şiddet * Maişet darlığı, geçim zorluğu
LEVAHIK (Lâhık Lâhıka C) İlâveler, ekler Lâhıkalar
LEVAİC (Lâice C) Kalbleri aşk ateşiyle yananlar
LEVAİH (Levâyih) (Lâyiha C) Lâyihalar
LEVAİM (Lâime C) Bir kimsenin yüzüne karşı çekiştirmeler, levmetmeler Zemmetmeler Başa kakmalar
LEVAMİ´ (Lâmia C) Parıldayan şeyler, nurlar, parıldamalar
LEVAZIM İhtiyaç maddeleri Lüzumlu madde * Ask: Silâhlı kuvvetlerin yiyecek ve giyecek maddelerini, silâh ve cephane dışında kalan çeşitli araç ve ihtiyaçlarını ifade etmek üzere kullanılan umumi tabirdir
LEVAZIMAT (Levazım C) Lüzumlu maddeler
LEVBAN Siyah taşlı yer
LEVC Ağız içinde lokma veya başka bir şeyi döndürüp çevirme
LEVCA´ Hâcet, ihtiyaç
LEVEAT (Lev´a C) Sevgiden ve mecazî aşktan gelen iç yanıklıkları Yürekten gelen acılar
LEVEND (Levent) f Yeniçeri devrinde deniz erlerine verilen bir isim Asker * Mc: Boylu boslu, yakışıklı, çevik kimse
LEVENDÂN (Levend C) f Leventler, askerler
LEVENDÂNE f Leventçesine, hızla, süratle
LEVG Ağızda bir cismi çiğneyip sonra dışarı tükürmek * Yalamak
LEVH Görünen ibretli manzara * Üzerinde yazı veya şekil çizilebilir düzlük * Seyredilen yerin çizili sureti * Ayet, hadis veya büyüklerin ders verici sözleri Yazılı şey * Şimşek çakmak * Susamak * Zâhir olmak * Çalıp almak
LEVH-İ HÂTIR Hâfıza
LEVH-İ KAZÂ VE KADER Kader ve kazanın levhası, yani: Olmuş ve olacak her bir şeyin ilm-i İlâhîdeki vücudları; yani, ilmen mevcudiyyetleri(Alem-i gaybdan sayılan geçmiş ve gelecek mevcudatın dahi mânen hayatdar bir vücud-u mânevileri ve ruhlu birer sübut-u ilmîleri vardır ki, levh-i kaza ve kader vasıtası ile o mânevi hayatın eseri, mukadderât nâmı ile görünür, tezahür eder L)
LEVH-İ MAHFUZ Her şeyin hayatının ind-i İlâhîde yazılması İlm-i İlâhînin bir ünvanı
LEVH-İ MAHV Mahvolma levhası, bir şeyin harab oluşu ve yıkılışını gösteren manzara
LEVH-İ MAHV VE İSBAT Bir tabirdir Levh: Görünen ve ibret verici bir vaziyeti ifade eder Mahv ise; o vaziyetin birden ortadan kalkması, mahvolmasını ifade eder Gökyüzü bulutlarla kaplı, şimşek çakar, yağmur yağar bir levha halinde iken birden hava açılır, hiç bir şey yokmuş gibi, eski manzarayı mahvolmuş hâlde görürüz Bu hale mahv diyoruz Kudret-i İlâhî ile tekrar aynı eski hale gelmesi, havanın yağmurlu, bulutlu, şimşekli manzarasına dönmesi keyfiyyetine de İsbât diyoruz Cenâb-ı Hakk´ın tekrar mahlukatı dirilteceğine bir işâret olarak bu vaziyete de İsbat deniyor, Cenab-ı Hak levhayı yazıyor, bozuyor(Hem zihayatların yaşamasına en lüzumlu rızkı ve istifadece en kolayı ve nefesleri vermek ve nüfusları rahatlandırmak gibi çok vazifeler ile tavzif edilen rüzgârlar dahi; cevvi, âdetâ bir hikmete binâen "levh-i mahv ve isbat" ve yazar, ifâde eder, sonra bozar tahtası" suretine çevirmekle, Senin faaliyyet-i kudretine işâret ve Senin vücuduna şehadet ettiği gibi, Senin merhametinle bulutlardan sağıp zihayatlara gönderilen rahmet dahi; mevzun, muntazam katreleri, kelimeleriyle, Senin vüs´at-ı rahmetine ve geniş şefkatine şehadet eder! Ş)
LEVHA Üzerinde yazı veya resim bulunan, duvara asılacak kâğıt * Bir sayfanın üzerindeki kalın yazı
LEVİD f Çok büyük tencere Kazan
LEVÎSE Çeşitli topluluklardan bir yere toplanmış olan kimseler
LEVİYYE Bir kimse için ayrılıp saklanan yiyecek
LEVK Çiğnemek
LEVKA Ceviz ağacı
LEVLAKE Eğer sen olmasaydın (meâlindedir)( $ beyanında "Bu hitab zâhiren Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm´a müteveccih ise de, zımnen hayata ve zevilhayata râcidir" fıkrası, ta´dile muhtaçtır Çünkü: Küllî hakikat-ı Muhammediye (ASM) hem hayatın hayatı, hem kâinatın hayatı, hem ism-i âzamın tecelli-i âzamının mazharı ve bütün ziruhların nuru ve kâinatın çekirdek-i aslîsi ve gaye-i hilkati ve meyve-i ekmeli olmasından, o hitab, doğrudan doğruya ona bakar Sonra hayata ve şuura ve ubudiyete onun hesabına nazar eder RN)
LEVLEB Makara deliğine soktukları ip
LEVM Çekiştirmek Birisinin yüzüne karşı kötü söz söylemek Zemmetmek Paylamak Başa kakmak
LEVMA (C: Levâyim) Azarlama
LEVME Kınanmaya ve çekiştirilmeğe sebep olacak şey
LEVN Renk, boya Sıfat, nev´, çeşit, tür Bir şeyi diğerinden ayıran alâmet
LEVS Pislik, murdarlık Kir * Zor Kuvvet * Tam olmayan, zayıf beyyine * Bir şeyi ağızda öte beri gevelemek * Deprenmek * Bulaştırmak ve karıştırmak Bulaşıklık * Cerâhet, yara
LEVS-İ FÂNİ Gelip geçici murdarlık, pislik Dünyanın fâni, faydasız eğlenceleri
LEVS-ÜL KATL Birisini katletmekle müttehem olan şahısta, katlin nişânesi veyahut maktul ile aralarında zâhir bir düşmanlık bulunması gibi alâmet ve karineler
LEVSİYYÂT Kirli ve pis şeyler
LEVS Kapı aralığından veya örtü ve perde kenarından bir nesneyi görmek
LEVŞEB Kurt, zi´b
LEVT Gizlemek, saklamak * Sorduklarını değil de başkasını haber vermek
LEVT Yapışmak * Varmak, ulaşmak
LEVV (LÜVV) "Mürr" dedikleri acı Yemen zamkı
LEVVAH Yakıcı ve bozucu
LEVVAM (Levvâme) Levm ve itâbedici Zemmeden, çekiştiren, dedikodu yapan Serzenişte bulunan Başa kakan, paylayan
LEVY Bükmek * Eğmek, meylettirmek * Karın ağrısı * Mide fesadı
LEVZ Sığınma, himâyesine girmeLEVZ : Bâdem
LEVZAÎ Akıllı, zarif kimse
LEVZE Bir tek bâdem * Tıb: Bâdemcik
LEVZETÂN İki bâdemcik, bâdemcikler
LEVZETEYN Bâdemcikler, iki bâdemcik
LEVZÎNE f Bâdemli helva * Bâdem helvası
LEVZÎNEC Bâdemli helva
LEVZİYYAT Bademle yapılmış tatlılar
LEY f Kab, zarf, mahfaza * Çamur
LEYAİL (Leyl C) Geceler
LEYAL (Leyâli-Leyâil) (Leyl C) Geceler
LEYAL-İ AŞR Arabi aylardan Zilhiccenin ilk on gecesi On geceler
LEYAL-İ HASRET Hasret geceleri
LEYAN Huzur ve rahatta olan
LEYAN f Parlıyan, parıldıyan Parlayıcı
LEYG İyi huylu olmak * Sözü açık ve fasih söyleyememek
LEYH Örtünmek, bürünmek
LEYK f Ammâ, lâkin, fakat
LEYK Lâyık olmak
LEYKİN f Lâkin, ammâ, fakat
LEYL Gece (Bak: Leyle)
LEYL-İ DİMAĞ Dimağın bozukluğu Zihnin iyi çalışmaması
LEYL-İ MÜNEVVER Gündüze benzeyen gece Nurlanmış gece
LEYL-İ SERD Soğuk gece
LEYL-İ TÂRIK Karanlık gece
LEYL Ü NEHAR Gece ve gündüz
LEYL SURESİ Kur´an-ı Kerim´in 92 Suresinin ismidir
LEYLA Çok karanlık gece * Arabi ayların son gecesi * Leylâ ile Mecnun hikâyesinin kadın kahramânı
LEYLAK Salkım şeklinde mor ve beyaz renkli çiçekleri olan bir nebat adı
LEYLAKÎ f Leylak renginde olan Mor renk
LEYLE Bir tek gece, bir gece * Gece (Bak: Leyl)
LEYLE-İ BEDR Ayın ondördüncü gecesi
LEYLE-İ BERAT (Bak: Berat gecesi)
LEYLE-İ ERBAA Haftanın dördüncü gecesi olan çarşamba gecesi
LEYLE-İ KADR Ramazân-ı mübârekin ve senenin en kudsi ve kıymetli gecesi Kur´ân âyetlerinin ilk defa vahiy ile gelmeye başladığı gece (Bak: Ramazan)
LEYLE-İ Mİ´RAC Mirac gecesi (Bak: Mi´rac)
LEYLE-İ REGAİB (Bak: Regaib gecesi)
LEYLE-İ SÜVEYDA Gece karanlığı Geceye benzeyen siyahlık
LEYLEN Geceleyin, gece vakti
LEYLÎ Gececi Geceleyin kalan Yatılı Geceye âit Geceye mensub
LEYM İnsanlar arasında sulh etmek, barış yapmak * Salâh * Bir nârenciye meyvesi
LEYMUN (Leymon) Limon
LEYNET Yumuşak koltuk yastığı
LEYS Adem Yokluk Gayr-ı mevcud (Bunun aslı "lâyese" idi Yâ´yı tahfif için "leyse" oldu) Hükemâlar arasında "eys" vücud, "leys" adem mânâsında kullanılmıştır (LR) * Gaflet * Bahâdırlık, kahramanlık * Yük çekici olmak
LEYS (LÂYİS) (C: Lüyus) Arslan * Sinek avlayan örümcek * Arasında yaş ot bitmiş olan kuru ot * Birbirine girmiş ot * Semiz ve şişman kimse
LEYSE Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
LEYSE KEMİSLİHİ ŞEY´ÜN Ne zâtında, ne sıfâtında, ne de ef´âlinde naziri yoktur, şebihi olamaz!
LEYT Sarfetmek, harcamak * Hapsetmek
LEYT Ulaşmak, varmak
LEYTAN şeytan
LEYTE "Keşke olsa idi Ne olaydı" meâlinde olan huruf-u müşebbeh bir fiildir İsimlerini nasbeder, (yâni, üstün okutur), haberini ref´eder (yâni ötre okutur) (Bak: İnne)
LEYY Def´etmek, kovmak * Harcamak, sarfetmek * İlaç yapmak * Aciz olmak * Bir nesneyi dürüp boğazına tıkmak
LEYYA Sudan uzak olan yer
LEYYAN Def´etmek, kovmak * Sonraya bırakmak, tehir etmek
LEYYİN Yumuşak Mülâyim Hafif Yavaş olan
LEYYİN-ÜL CÂNİB Görüşülmesi kolay, mütevâzi, kibirsiz kimse Kanı sıcak insan
LEZ´ Davarı iyi gütmek
LEZ´ Yakmak
LEZA (Bak: Lazâ)
LEZAİZ Lezzetler Zevk duyulan, eğlendirici, hoşa giden şeyler(Lezaiz çağırdıkça, "Sanki yedim" demeli, "Sanki yedim"i düstur yapan sanki yedim namındaki bir mescidi yiyebilirdi; yemedi M)
LEZAİZ-İ DÜNYEVİYE Dünyâ lezzetleri ve zevkleri
LEZAM Lâzım ve gerekli olma * Hiç ayrılmama
LEZBE (C: Lezbât) Şiddet * Kıtlık
LEZC Yapıştırma Yapışmak Sıvanıp yapışmak
LEZC (LÜZUCE) Kaypak olmak * Çekilip uzamak
LEZEN Şiddet * Darlık * Halkın kuyu veya ırmak kenarında kalabalık meydana getirmesi
LEZEZ Yapışmak
LEZİM (Bak: Lizâm)
LEZÎR f Akıllı, zeki
LEZİZ (Lezize) Lezzetli Tatlı, hoş Tadı hoş ve güzel (Lezzet umumidir, hâlavet ise hususidir)
LEZK Bir şeyin diğer bir şeye vasıl olması
LEZK Yaranın iyileşmesi, onulması
LEZLAZ Kurt (Canavar)
LEZN Darlık Şiddet Sıkıntı
LEZZ Uyku, nevm * Sözü güzel olan, tatlı konuşan kişi * Tatlı, leziz, lezzetli
LEZZ Bağlamak
LEZZAT (Lezzet C) Tatlılıklar Lezzetler Tadı hoş ve güzel olan şeyler
LEZZAZ(E) Lezzetli, tatlı, leziz
LEZZET (C: Lezzât) Tad, çeşni Hoş ve güzel olan şey(Dünyanın âkıbeti ne olursa olsun, lezaizi terketmek evlâdır Çünki, âkıbetin ya saadettir, saadet ise şu fâni lezaizin terkiyle olur Veya şekavettir Ölüm ve idam intizarında bulunan bir adam, sehpanın tezyin ve süslendirilmesinden zevk ve lezzet alabilir mi Dünyasının âkıbetini küfür sâikasiyle adem-i mutlak olduğunu tevehhüm eden adam için de terk-i lezaiz evlâdır Çünki, o lezaizin zevaliyle vukua gelen hususi ve mukayyed ademlerden adem-i mutlakın elîm elemleri her dakikada hissediliyor Bu gibi lezzetler, o elemlere galebe edemez MN)
LEZZET-İ İLM İlmin lezzeti
LEZZET-ŞİNAS f Tad alan, lezzet alan
LEZZET-YÂB f Lezzet bulan, tad bulan, lezzetlenen

Alıntı Yaparak Cevapla