|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat Ş Harfi
Ş Harfi
ŞAH f Ağaç dalı Budak * Boynuz Karın * Su arkı * Alın * Kadeh
ŞAH f Pâdişah İran veya Afgan hükümdarlarının nâmı * Bir yere hâkim olan zât Sâhip * Asıl * Atın ön ayaklarını yukarı kaldırarak durması
ŞAH-I MERDAN "Mertlerin şahı" meâlinde Hazret-i Ali Radiyallahü anh´ın bir nâmı
ŞAH-I RİSALET Risaletin Şahı Hz Muhammed (A S M )
ŞAH Ayıp
ŞAHA f Boyunduruk
ŞAHADET (Şehâdet) Şâhidlik * Bir şeyin doğruluğuna inanmak * Delâlet Alâmet, işaret, iz * Allah (C C ) rızâsı yolunda hayatını fedâ etmek Din için muharebeden şehitlik (Bak: Şehid)
ŞAHADET GETİRMEK Kelime-i Şehadet olan $ kelâmına inanıp söylemek Bir Allah´tan başka ilâh olmadığına; Muhammed Aleyhissalâtü vesselâm´ın, Allah´ın Resulü olduğuna inanarak söylemek
ŞAHADETNAME f Bir işin yapılmasına müsaade veren resmî izin kâğıdı Vesika Diploma
ŞAHAMET Semizlik, yağlılık, şişmanlık
ŞAHAN (şâh C ) f şahlar, pâdişahlar
ŞAHANE Şah gibi, şaha yakışır bir surette
ŞAHB Yaradan kan akmak * Emzikten süt akmak * Rengin değişmesi
ŞAHBAL (Şehbal) f Kuş kanadının en uzun tüyü
ŞAHBAZ f İri ve beyaz doğan kuşu * Mc: Çevik ve becerikli Yiğit, şanlı, kahraman
ŞAHBEYT Edb: Bir şiirin en güzel beyti Gazelde matla´dan sonraki beyt
ŞAHDANE f İri inci tanesi * Kenevir tohumu
ŞAHDAR f Dallı, budaklı ağaç * Dallı boynuzlu hayvan
ŞAHENŞAH f Pâdişahlar pâdişahı Şâhlar şâhı En büyük pâdişah
ŞAHESER f Üstün ve büyük eser Eserin şâhı * Yüksek değerde olan
ŞAHET-İL VÜCUH "Yüzleri, bahtları kara oldu, yüzleri kararsın  " meâlinde
ŞAHIS (şahs dan) Ölçmek için dikilen ve işaret tutulan nişan * Belirten
ŞAHIS (C : Eşhâs) Kişi, kimse İnsanın cismanî hey´eti * İnsanın uzaktan görülen karaltısı
ŞAHIS ZAMİRİ İsim yerine kullanılan ve insanlara işaret eden kelimeler Farsçada: $ (Men: ben), $ (Tu: sen), $ (U: o), $ (Mâ: biz), $ (Şümâ: siz), (İşân: onlar) Bunlar gayr-ı muttasıl (bitişik olmayan) zamirlerdir Arapçada; gayr-ı muttasıl zamirler: $ (Ene: ben), $ (Ente-sen), $(Entümâ: ikiniz), $ (Hu: O), $ (Entüm: siz), (Entünne: siz) (Müennes), $ (Nahnu: biz), $ (Hüm: Onlar) (müzekker) $ (Hünne: Onlar) (müennes)
ŞAHÎ f şaha, hükümdara ait, şah ile ilgili * Hükümdarlık, şahlık * Eski topların bir çeşiti * Nişastalı, yumurtalı bir helva * Tar: Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim Han´ın bastığı altun para (Bu ismin verilmesi, üzerinde "şah" kelimesinin yazılı bulunmasından dolayıdır )
ŞAHİC Eşek, hımar
ŞAHİD Şahitlik yapan Bilen, tanıyan Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu´teber sayılan Gören * Resul-ü Ekrem Efendimizin (A S M ) bir vasfı * Melâike-i kiram * Hazır
ŞÂHİD-İ ÂDİL Doğru sözlü şâhid
ŞÂHİD-İ EZELÎ Ezelden ebede her şey nazar-ı şuhudunda olan Cenab-ı Hak
ŞAHİD (C : Şevâhid-Şühud) Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri
ŞAHİD f Sevgili, mahbube * Güzel, dilber
ŞAHİDE (Müe ) Kadın şâhid * Mezar taşı * Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek motifi bulunan baş ve ayak taşları * f Dilber, güzel
ŞAHİD-ZOR f Yalancı şâhit
ŞAHİH (C : Şihah) Bahil kişi
ŞAHİK Yüce, büyük dağ * Yüksek yapı veya ağaç
ŞAHİKA Dağ tepesi, zirve
ŞAHİM Semiz, yağlı, şişman, besili
ŞAHİN (C : Şevâhin) Doğan´a benzer bir kuş ki, av avlamak için terbiye olunur
ŞAHİNE Öşür memuru
ŞAHİS Büyük cüsseli, iri yapılı kimse
ŞAHİT (C : Şihât) İnce yufka olmuş nesne
ŞAHKÂR f En güzel eser Baş eser şâheser
ŞAHM Etler arasında bulunan yağ, iç yağı Don yağı
ŞAHM Bozulmak ve değişmek Fâsid ve mütegayyer olmak
ŞAHMERDAN (Şâh-ı merdan) f Mertlerin şahı, Hazret-i Ali (R A ) * Aşağı yukarı çıkan büyük demir tokmak
ŞAHM-PARE f İç yağın bir parçası Bir kısım iç yağı
ŞAHN Doldurmak * Sürüp reddetmek
ŞAHNA´ Buğz, düşmanlık, adâvet
ŞAHNE İnzibat memuru, emniyet memuru
ŞAHNİŞİN f Şahların oturmalarına lâyık yer * Evin sokak üzerine olan çıkmaları
ŞAHR (ŞAHİR) Ağızını öttürmek * Islık çalmak * Sesi yükseltmek
ŞAHRAH f Büyük ve işlek yol, cadde Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve işlek yol
ŞAHREG f şah damar, büyük damar
ŞAHS (Bak: Şahıs)
ŞAHS-I MANEVÎ Bir şahıs olmayıp kendisine bir şahıs gibi muamele yapılan şirket, cemaat, cemiyet gibi ortaklıklar Belli bir kişi olmayıp bir cemaatten meydana gelen manevî şahıs * Bir topluluğun taşıdığı manevî kuvvet ve meziyetler
ŞAHS Acı çekmek Iztırab çekmek
ŞAHSAR f Dallı budaklı ağaçlar Ağaçlık yer Koruluk
ŞAHSEN Şahıs olarak, ferd olarak Şahısça, kendi * Yalnız uzaktan görerek
ŞAHSÎ Şahsa mahsus, şahsa ait, dair Kişi ile, şahıs ile alâkalı
ŞAHSİYET Bir kimsenin kendisine mahsus ahvâli Şahıs olma Karakter sâhibi ve makbul bir insan olma
ŞAHSİYYAT Kişinin şahsına, kendine ait sözler * Birinin kendine ait münasebetsiz sözleri
ŞAHSÜVAR (C : şâhsüvârân) f Ata iyi binen
ŞAHŞAH Görevli, vazifeli
ŞAHŞAH Sözü doğru olan, yalan söylemeyen * Gayretli, bahadır kimse
ŞAHŞAHA Kuşun hızla uçması
ŞAHT (ŞÜHUT) Iraklık, uzaklık, bu´d
ŞAHTEREC şahtere otu
ŞAHUR f Ekmek fırını
ŞAHVAR (Şeh-vâr) f Şâha, hükümdara yakışacak tarzda, şah gibi * İri ve iyi cins inci
ŞAHVE Adım, hatve
ŞAHZ Keskinleştirmek
ŞAHZADE f Şâh oğlu Hükümdar veya pâdişah oğlu Prens
|