|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat Ş Harfi
Ş Harfi
ŞER´ Emir ve nehy gibi hükümleri vaz´ etmek * Bir işe başlamak * Dalmak * Girmek * Zâhir etmek, göstermek * Cenab-ı Hakk´ın emri Âyet, hadis, icma-i ümmetle ve kıyas-ı fukaha ile sâbit olan dinin temelleri, şeriat (Bak: Şeriat)
ŞER´-İ ENVER En nurlu kanun ve nizam En ziyade saadete, selâmete, emniyete vesile olan şeriat
ŞER´-İ İSLÂM İslâm şeriatı İslâmî hükümlere, itikadlara tam uygun kanun
ŞER´AB Uzun * Uzununa kesmek Uzunlamasına yarmak
ŞERAFEDDİN (Aslı: Şerefüd din´dir) Dinin şerefi
ŞERAFET Şeriflik, şereflilik Hz Peygamber´in (A S M ) torunu Hz Hüseyin´in (R A ) sülâlesinden ve onun izinden giden temiz müslümanlık hâleti
ŞERAİF (Şerife C ) Mutlular, kutlu kimseler
ŞERAİT (Şart C ) Şartlar
ŞERAKET Şeriklik, ortaklık * Arkadaşlık, refâkat
ŞEREKRAK (ŞERAKRUK) Yeşil kanatlı, siyah burunlu, güvercin büyüklüğünde kırmızı bir kuş
ŞER´AN şeriatça, şeriata göre Kanunca, kanuna göre
ŞERAR (Bak: şerare)
ŞERAR "Şerir" den mastardır ve yaramazlık mânâsına gelir * İnsanın yüzüne çarpan ses
ŞERARAT Şerareler, kıvılcımlar
ŞERARAT-I NEYYİRANE f Parlak kıvılcımlar, ışık saçan şerareler * Mc: İslâmiyetin kuvvet ve hakkaniyetinden gelen parlaklık
ŞERARE (Şerâr) Kıvılcım Elektrik kıvılcımı Müsbet ve menfi (+ ve -) elektrik kutuplarının birbirine çok yakın olmasından veya dokunmasından hâsıl olan kıvılcımların parlayışı
ŞERAREFİGEN f Kıvılcım saçan
ŞERARET Şerlilik, kötülük, fenalık * Kıvılcım
ŞERASET Huysuzluk, geçimsizlik Titizlik
ŞERAŞİR Nefis * Beden, vücut, ceset * Ağırlık
ŞERAT (C : Eşrât) Alâmet, iz, işâret, nişân * Bir şeyin en bayağı ve âdisi
ŞERAYİ´ Şeriatlar Cenâb-ı Hakkın hükümleri, emirleri, kanunları
ŞERAYİN (Şeryân ve Şiryân C ) Nabız damarları, atar damarlar
ŞERAYİN-İ SÜBATİYYE Boynun iki tarafında olup kalbden gelen ve kafaya çıkan iki kalın atar damar (O L )
ŞERAZE Katı kurumak
ŞERAZİM (Şirzime C ) Küçük ve az olan topluluklar Küçük cemaatler
ŞERBE Bir içim su
ŞERBİN Katran ağacı
ŞERC Kıç, dübür * Cem´etmek, toplamak Birbiri üstüne yığmak * Fırka * Nev, cins
ŞERCA´ Uzun tavil * Taht * Cenaze
ŞERCE Dağdan aşağı sahraya inen akıcı su
ŞERCEB Uzun, tavil
ŞERCELE Yemiş kabı
ŞERCEM (C : şerâcim) şalgam
ŞERDA Benzemek Misil
ŞERE Yemeğe karşı çok hırslı
ŞEREBE (C : Şireb-Şerebât) Ağaç dibine su toplanması için yapılan havuz
ŞEREC (C : Şüruc) Donyağı
ŞEREF Yükseklik, yücelik Büyüklük * İnsanlar arasında geçerli ve makbul olma Büyük bir makam sâhibi olma * Cenab-ı Hakka itâat ve ubudiyyeti ve yüksek hizmeti ile çok ihsanına mazhar olma * İftihâr, övünme
ŞEREF-BAHŞ f şereflendiren şeref veren
ŞEREFE Minarenin ezan okunan yeri Yüksek kale ve emsali yerlerdeki burç, çıkıntı
ŞEREF-EFZA f Şeref artıran
ŞEREF-PEZİR f Şeref ve itibar bulan
ŞEREF-RESAN Şeref ulaştıran, şeref eriştiren
ŞEREF-RİZ f Şeref veren
ŞEREF-VARİD f Şerefle gelen
ŞEREF-YAB f şeref bulan, şeref kazanan
ŞEREF-ZAHİR f Şerefle çıkan
ŞEREH Tamahkârlık, açgözlülük, şiddetli hırs
ŞEREKE (c : Şerek-Eşrâk) Ağ, tuzak * Ulu yol, büyük yol * Yol ortası (Bu mânaya C : Şürek)
ŞEREM-SAR f (Şerm-sâr) Utanan, utanmış, sıkılgan
ŞERENG f Zehir
ŞERER (Şerare ve Şerere C ) Kıvılcımlar
ŞERERE (C : Şirer-Şirâr) Ateş kıvılcımı
ŞERERFEŞAN f Kıvılcım saçan
ŞERERNÂK f Kıvılcım saçan
ŞERES Elin yarılması * Kaba ve galiz olmak
ŞERET (C : Eşrât) Alâmet İşaret, belirti
ŞERETİYY (C : Şurut-Şuratâ) Çeri başı * Pazar başı
ŞERH Açma, genişletme * Açıklama Anlaşılanı anlatma Bir yazı veya konuşmayı kolay anlaşılması için izah etme, tafsil etme * Bir şeyi dilim dilim kesme * Bollaştırma * Bir müşkil ve mübhem makaleyi açıklama, keşif ve izhar etme * Açıklanmış yazı, risale
ŞERH Her nesnenin evveli * Her sene yeni doğan deve yavruları * Yiğitlik * Yarmak
ŞERHA Dilim Kesilip dilimlenmiş şey parça
ŞERHAN Çok tamahkâr, ziyade hırs sâhibi, açgözlü, haris
ŞERHAN (Şerhen) İzah etmek, açıklamak suretiyle Şerhederek
ŞER´Î Şeriata uygun, İslâmiyetçe makbul olan İlâhî kanuna dair Meşru´
ŞERİAT Doğru yol Hak din yolu * Büyük ve geniş cadde * Nur, aydınlık, ışık * Kur´an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm´ın târif ettiği ve bildirdiği yol Allah (C C ) tarafından Peygamber Aleyhisselâm vâsıtasiyle vaz´ ve tebliğ olunan hükümleri hâvi İlâhî kanunların hey´et-i mecmuası Şeriat, aynı zamanda din mânâsına müsta´meldir ki, ahkâm-ı asliye denen itikadiyâtı ve ahkâm-ı fer´iye denen ibadet, ahlâk ve muâmelât yâni, İslâm Hukukunu ihtivâ etmektedir  (Bak: Hukuk)(Şeriat; insanlardan sudur eden ef´âl-i ihtiyariyeyi bir nizam ve bir intizam altına alıp tahdid eden kaidelerin hulâsasıdır veya devletin işlerini tanzim eden nizamların, düsturların, kanunların mecmuasıdır İ İ )(Şeriat ikidir Birincisi: Âlem-i asgar olan insanın ef´âl ve ahvâlini tanzim eden ve sıfât-ı kelâmdan gelen bildiğimiz şeriattır İkincisi: İnsan-ı ekber olan âlemin harekât ve sekenatını tanzim eden, sıfat-ı iradeden gelen şeriat-i kübra-yı fıtriyedir ki, bazan yanlış olarak tabiat tesmiye edilir H )("Şir´a, Şeria, Meşrea"; lügatta bir ırmak veya herhangi bir su menbaından su içmek veya almak için girilen yol demektir Bunda, insanların hayat-ı ebediyeye ve saadet-i hakikiyeye ulaşması için Allah Teâlâ´nın vaz´ u teklif ettiği ahkâm-ı mahsusaya ve mezheb-i müstakime bil´istiâre ıtlak edilmiştir ki, din demektir ) (E T )(Şeriat, din lisânında; Cenâb-ı Hakkın, kulları için vazetmiş olduğu, dini, dünyevi ahkâmın heyet-i mecmuasıdır Bu itibarla şeriat: Din ile müradif olup, hem ahkâm-ı asliye denilen itikadiyatı, hem ahkâm-ı fer´iye-i ameliye denilen ibadet, ahlâk ve muâmelâtı ihtiva eder Şeriat, umumi mânasına nazaran bir Peygamber-i Zişân tarafından tebliğ edilmiş kanun-u İlâhi demektir Ahkâm-ı Şer´iye denilince, bundan kanun-u İlâhi hükümleri mânasını anlamak lâzımdır Ve bununla asıl Kur´ana, Hadise, İcmaa sarahaten müstenid olan hükümler kasdedilmiş olur Ist F K )(Devlet ve uyruk, siyasetin ve siyasi olan hükümlerin icabına göre idare olunur ise, bu da yerilmiş olur Çünkü Allah´ın nurundan ibaret olan şeriat hükümleri ihmâl edilmiş oluyor Beşerin bütün işi, gerek devlet işi ve gerek başka işler olsun iyiliği ve kötülüğü âhirette kendisine aittir Yani iyi ise ecirli ve sevaplıdır, kötü ise cezaya çarptırılır Allah Elçisi (A S M ): "Ancak dünyadaki iyi ve kötü bütün amelleriniz âhirette kendinize reddedilir Yani hayır ise ecir ve sevap kazanır, kötü ise cezaya çarptırılırsınız!" der Siyasi hükümlerde ise ancak dünyevi fayda ve maslahatlar gözönünde bulundurulur Siyasi kanunları koyanlar, ancak dünya hayatının dış görünüşünü görür ve bilirler Şari´in maksadı ise, insanların âhiret saâdetidir İşte bundan dolayı, bütün insanların gerek dünyevi ve gerek âhiret işlerinde şeriatlara uygun olarak görmeye sevketmek vâcibdir Bu vazife, kendilerine şeriat indirilmiş olan peygamberlere, onlardan sonra onların yerine geçenlere (devlet başkanlarına) yükletilmelidir  Siyasetçi demek, akli delil ve hükümlere dayanarak dünya maslahat ve faidelerini elde eden, zarar ve ziyanları defetmeye sevk eden insan demektir Halifelik ise, umumiyetle âhiret fayda ve maslahatlarını gözönünde bulundurarak şeriat ile iş görmeğe sevkeder Şari´a göre, dünya iş ve amellerinin hepsi de (sonucu bakımından) âhirete râcidir Halifelik ise, dini korumak ve dünya siyasetini dine uygun olarak idare etmek hususunda şeriat sahibine nâiblik etmek demektir ) (Mukaddime, İbn-i Haldun, ci: 1, sh: 508-509-510, 1954, İstanbul Maarif Basımevi)
ŞERİAT-I FITRİYE Cenab-ı Hakk´ın kâinatta vaz´ettiği fıtrî kanunlar Âlemin harekât ve sükûnetini tanzim eden ve Allahın irade sıfatından gelen kanunlar
ŞERİAT-I GARRÂ Parlak ve nurlu şeriat İslâmiyet
ŞERİB Yabancı kimse ile oturup şarap içen * Davarını yabancı kimsenin davarıyla birlikte sulamak
ŞERİDE Kavun dilimi
ŞERİF(E) Şerefli, mübarek * Peygamber neslinden ve Hazret-i Hüseyin soyundan olup İslâmiyete tam sadâkatla bağlı temiz kimse (Bak: Sâdât)
ŞERİHA (C : Şerâih) Vücuttan kopmayarak ayrılmış olan et parçası * Et dilimi
ŞERİK Ortak * Arkadaş
ŞERİK-İ CÜRM Huk: Suç ortağı
ŞERİR(E) Şerli Şer işleyen Kötülük yapan Kötü
ŞERİS Eski nalin
ŞERİS Yaramaz huylu kimse
ŞERİT Hurma yaprağından yapılan urgan
ŞER´Î TAKVİM (Bak: Takvim-i Arabî)
ŞERİYY İyi, kıymetli at
ŞER´İYYE(T) Şeriata uygun olma Kanun ve nizamlara muvafık bulunma
ŞERKA´ Kulağı uzunlamasına yarık olan koyun
ŞERM Yarmak * Atâ etmek, hediye vermek
ŞERM (ŞİRM) f Utanç Utanma Hayâ etme Hicab etme
ŞERMENDE f Utanmış, mahcub Utanılacak bir iş yapan
ŞERMGİN f Utangaç Utanan, hayâ eden
ŞERMİN f Mahcub Utangaç
ŞERMNÂK f Mahcub Utangaç
ŞERMSÂR f Utangaç, müstahyi, mahcub
ŞERNAK Göz kapağının ağır ve kalın olması * Ekinin bir mertebe uzun olması
ŞERNİS Eli ve ayağı kaba olan
ŞERR Kötü iş, kötülük Fenâlık * Kavga * Allaha isyan, emirlerine uymama, muhalif hareket etme * Fenâ adam, fenâlık yapan adam, kötü adam * Daha kötü, en kötü
ŞERR-İ MAHZ Sırf şer Hiç hayır ciheti olmayan şer ve musibet
ŞERR-ÜN NÂS İnsanların en kötüsü, en zararlısı
ŞERREDE "Ayırdı" mânâsına "Teşrid"den mâzi fiili (Bak: Teşrid)
ŞERR Ü FESAD Kötülük ve bozukluk şer ve fesat
ŞERŞERE Ateş üstüne koyunca cızlayıp ötmek * Yarmak * Kesmek * , mal mülk * Ağırlık (Bu mânâya C : Şerâşir)
ŞERUR Çok şerli
ŞERVAL f şalvar
ŞERVAT Uzun, tavil
ŞERYE Çekirdekten biten hurma ağacı * Az pahalı nesne
ŞERZ (C : Şerâriz-Şevâriz) Şiddet * Zorluk * Kuvvet * Kalabalık, galizlik Kat´etmek, kesmek
ŞERZE f Kuduruk, kudurmuş
ŞERZİME Küçük insan topluluğu (Bak: Şirzime)
|