Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Sözlük Lügat Ş Harfi

Eski 11-04-2012   #13
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Sözlük Lügat Ş Harfi



Ş Harfi

ŞİÎ Şia fırkasından olan
ŞİİR Güzel tertibli manzume Tahayyül ve tasavvurları ve bâzı hakikatları hoşa gidecek şekilde ifâde eden ölçülü söz * Man: Muhayyelâttan terekküb eden kıyas
ŞİKA (Şekve C) Şikâyetler, sızıltılar
ŞİKAB İki dağ arası * İki kaya arası
ŞİKÂF f (Şikâften: "Yarmak" mastarından) Yarık, yırtık, çatlak * Kelime sonuna gelerek "yırtıcı, yırtan" mânâsına kullanılır Meselâ: Ciğer-şikâf $ : Ciğer parçalayan
ŞİKAK Nifak, ikilik, ittifaksızlık
ŞİKAL Devenin palanını bağlıyan ip * Devenin ayağının bağlandığı ip, köstek * El ve ayak zinciri * Üç ayağı beyaz olan at
ŞİKAR f Av, avlanan hayvan Avlama * Düşmandan ele geçirilen mal Ganimet
ŞİKAR Mc: Değerli, kıymetli
ŞİKARİSTAN f Av yeri, avı çok olan yer
ŞİKAYAT (Şikâyet C) Şikâyetler
ŞİKAYET Sızlanma, sızıltı * Haksız olan, haksız iş yapan bir kimseyi üst makama bildirmek
ŞİKEM f Karın
ŞİKEMBE f İşkembe
ŞİKEMBENDE f Midesine düşkün Çok yiyen
ŞİKEMDERD Karın ağrısı
ŞİKEMPERVER f Yemek tiryakisi, boğazına düşkün
ŞİKEN f (Şikesten mastarından) Kıvrım, büküm * Koparan, parçalayan mânâsında birleşik kelimeler yapılır Meselâ: Haysiyet-şiken $ : f Haysiyet kıran
ŞİKEN-İ KÂKÜL Kıvırcık saç
ŞİKENC f Kıvrım, büklüm
ŞİKENCE f İşkence Azap Eziyet
ŞİKENED Kırıyor, kesiyor
ŞİKEST f Kırma, kırılma * Kıran * Yenilme, mağlubiyet
ŞİKESTE f Kırılış, yeniliş, mağlub olmuş Kırık Tâlik yazının bir çeşidi
ŞİKESTEBÂL f Kanadı kırık, kırık kanatlı * Mc: Kederli, üzgün
ŞİKESTEDİL f Gönlü kırık, mahzun, kederli, hüzünlü
ŞİKESTEGÎ f Kırıklık
ŞİKESTEPÂ f Ayağı kırık
ŞİKESTEZEBÂN f Peltek
ŞİKİBA (Şikibende) Sabırlı
ŞİKK (Bak: Şıkk)
ŞİKKE (C: Şikek) Balta cinsinden olan silâhların sapı * Girecek deliğe sıkışıp tutmak için sokulan çivi
ŞİKL Güçlük * Naz
ŞİLAK Cima etmek * Vurmak * Kulağı uzunlamasına yarmak
ŞİLV Vücut azâlarından biri
ŞİMAL Sol, sol taraf Sağın ve cenubun zıddı Kuzey
ŞİMAL-İ GARBÎ Kuzeybatı
ŞİMAL-İ ŞARKÎ Kuzeydoğu
ŞİMALEN Soldan, sol taraftan, şimalden, kuzey taraftan
ŞİMALÎ şimale ait, sola ve kuzeye ait
ŞİMAS Davarın ürkek olması
ŞİME (C: Şiyem) Huy, tabiat
ŞİMENDİFER Fr Demir yolu katarı, tren * Demir yolu
ŞİMRAC (C: Şemâric) Seyrek seyrek dikmek * Yalan karışık söz
ŞİMRAH (C: Şemârih) Hurma veya üzüm salkımı * Dağ tepesi
ŞİMŞAD f Şimşir ağacı
ŞİMŞİR (Bak: Şemşir)
ŞİN (Bak: Şeyn)
ŞİN Çok nikâhlı kimse * Huruf-u mu´cemeden bir harf
ŞİNAH f Suda yüzme
ŞİNAK (C: Eşnâk) Sivri başlı kimse * Kırba bağladıkları ip * Başı büyük olan at * Kuş tuzağı
ŞİNAR f Suda yüzme
ŞİNAR Ayıp * Hayâ, utanma, âr
ŞİNAS f Tanıyan, bilen, anlayan Tarih-şinas $ : f Tarihten anlayan, tarih bilen
ŞİNAS Uzun, tavil
ŞİNAVER f Suda yüzen Yüzgeç
ŞİNEV f İşiten, dinleyen
ŞİNİD İşitme Duyma
ŞİNİDE f İşitilmiş Duyulmuş
ŞİNİK On litre su alabilen teneke kutu kadar olan mahsul ölçüsü Yarım gaz tenekesi (Isparta havalisine mahsus hububat ölçüsü)
ŞİNVAY Kulağın işitmesi
Şİ´R (Şiir) Anlama, idrak * Edb: Edebiyatta kıymeti olan, nazımlı ve kafiyeli şair sözü (Bak: Şiir)
ŞİR f Aslan * Süt
ŞİR-İ JİYAN Kükremiş aslan (Bak: Jiyan)
ŞİR-İ MÂDER Ana sütü
ŞİR-İ YEZDAN Hazret-i Ali Radiyallahu Anh´ın bir ismi Allah´ın Aslanı
ŞİRA Satın alma, satın alınma
ŞİRA´ Yelken Gemi yelkeni
ŞİR´A (Şeria-Meşrea) Lügat mânası, bir ırmak veya herhangi bir su menbaından su içmek veya almak için girilen yol demektir Bunda insanların, hayat-ı ebediye ve saadet-i hakikiyeye vusulü için Allah´ın vaz´ u teklif ettiği ahkâm-ı mahsusaya ve mezheb-i müstakime bil´istiare ıtlak edilmiştir ki, din demektir Ya kapalı bir şeyi yarıp açmak ve beyan etmek mânasına şer´ mastarından veya birşeye duhul manasına şurû´dan alınmıştır (ET) (Bak: Şeriat)
Şİ´RA Koz: İki yıldızın adı
Şİ´RA-ÜL YEMANÎ Semanın güney yarım küresinde bulunan "Kelb-i Ekber" denilen burcun ve bütün semanın görünen en parlak yıldızı (Sirius)
Şİ´RA-ÜŞ ŞAMÎ "Kelb-i Asgar" denilen burcun en parlak yıldızı
ŞİRAD (ŞÜRUD) Dağılmak * Kaçmak
ŞİRAK (C: Şürük) Nalbant kayışı
ŞİRAN f (Şir C) Aslanlar
ŞİRANE f Aslanca, gazanferâne
ŞİRAR Ateş kıvılcımları * Şerirler Şerli kimseler
ŞİRAT Neşter
ŞİRAZ Süzülmüş yoğurt
ŞİRAZE f Kitap ciltlerinin iki ucuna konulan ve yaprakları muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit * Pehlivan kispetinin paçası * Mc: Düzen, nizam, esas
ŞİRAZE-BEND f Şiraze bağlayan * Düzenleyen, tanzim eden, düzen veren
ŞİRB (Şürb) İçme veya içirme nöbeti İçmek
ŞİRCENG f Arslan gibi savaşan
ŞİRDAH Büyük ayaklı
ŞİRDİL (C: Şirdilân) f Aslan yürekli Cesaretli Cesur
ŞİRE f Süt * Şıra
ŞİREC Şırılgan yağı * Üzüm suyu Şira
Şİ´REN Şiir tarzında, şiir olarak
ŞİRHAR f Tar: Acemiliğe alınmayan veya sayısı beşten az olan esirlerden bir kısmı Pencik kanuni hükümlerine göre esirler: Şirhâr, beççe, gulamçe, gulâm, sakallı ve pir olmak üzere sınıflara ayrılır ve bu tertibe göre vergiye tâbi tutulurdu Üç yaşına kadar olan çocuklara, süt emen mânâsına gelen şirhâr; üç yaşından sekiz yaşına kadar olanlara, yavru demek olan beççe; sekizle oniki yaşındakilere gülâmçe; büluğa erenlere gulâm; epeyce traşı gelenlere sakallı; yaşlılara da pir denilirdi (OTDS)
ŞİRİN f Tatlı Sevimli Cana yakın
ŞİRİN-CEMAL f Sevimli yüzlü
ŞİRİN-EDÂ f Lâtif ve şirin edâlı
ŞİRİNÎ f Tatlılık, cana yakınlık, sevimlilik
ŞİRİNKÂM f Tadı damağında kalmış
ŞİRİNKÂR f Hoş ve tatlı muamele eden
ŞİRİNZEBAN f Tatlı dilli
ŞİRK En büyük günah olan Allah´a (CC) ortak kabul etmek Allah´tan (CC) ümidini keserek başkasından meded beklemek (Şirkin mânası mutlak küfürdür) (Politeizm)(Evet, küfür mevcudatın kıymetini ıskat ve mânasızlıkla ittiham ettiğinden bütün kâinata karşı bir tahkir ve mevcudât âyinelerinde cilve-i Esmâyı inkâr olduğundan; bütün Esmâ-i İlâhiyeye karşı bir tezyif ve mevcudâtın Vahdâniyete olan şehâdetlerini reddettiğinden, bütün mahlukata karşı bir tekzib olduğundan istidad-ı insanîyi öyle ifsad eder ki: Salâh ve hayrı kabule liyâkatı kalmaz Hem bir zulm-ü azimdir ki; umum mahlukatın ve bütün Esmâ-i İlâhiyenin hukukuna bir tecavüzdür İşte şu hukukun muhafazası ve nefs-i kâfir hayra kabiliyetsizliği küfrün adem-i afvını iktiza eder $ şu mânâyı ifade eder S)(Mâdem bir hâkimiyet-i mutlaka hakikatı vardır, elbette şirkin hakikatı olamaz Çünki, $ âyetinin hakikat-ı katıasiyle; müteaddid eller müstebidâne bir işe karışsalar, karıştırırlar Bir memlekette iki padişah, hattâ, bir nâhiyede iki müdür bulunsa; intizam bozulur ve idare herc ü merc olur Halbuki, sinek kanadından tâ semâvat kandillerine kadar ve hüceyrât-ı bedeniyeden tâ seyyârâtın burçlarına kadar öyle bir intizam var ki: Zerre kadar şirkin müdâhalesi olamaz Ş)
ŞİRK-İ HAFÎ İhlâssızlık, riyakârlık Allah rızası için değil de başkalarının rızâsı için ibâdet etmek
ŞİRK-ÂLUD f Şirk karışık, sapıtmış Şirk bulaşmış Cenâb-ı Hak´tan gaflet edip başkasından meded bekler surette
ŞİRKET Ortaklık, iş ortaklığı * Huk: İki veya daha fazla şahsın emek ve malları ile müştereken, iktisadî bir gayeye erişmek için bir akidle birleşmeleri (Bak: Cem´iyyet)
ŞİRKET-İ A´MÂL Çalışmayı sermaye olarak kabul eden şirket
ŞİRMERD f Arslan yürekli, cesur
ŞİRPENÇE (Şir-pençe) f (Aslan pençesi) Vücutta ve daha ziyade sırtta çıkan çok tehlikeli bir çıban
ŞİRRET Terbiyesizlik, hayasızlık, edebsizlik * Geçimsiz, huysuz ve kavgacı
ŞİRRİB Şaraba karşı hırsı olan
ŞİRRİR (C: Eşrâr-Eşirrâ) Çok şer işleyen, pek çok şerir
ŞİRVAZ Yoğun, kalın ve büyük
ŞİRYAN (Şeryân) Kırmızı kan damarı Atar damar
ŞİRZİME Küçük, ehemmiyetsiz cemaat Bir miktar insan grubu
ŞİS (ŞİS´) Çekirdeği katılaşmış olmayan hurma (Hurma aşılanmasa çekirdeği katılaşmaz)

Alıntı Yaparak Cevapla