|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat Ş Harfi
Ş Harfi
ŞU´M (Şum) f Uğursuzluk Meş´um olma Uğursuz
ŞUM Hayırsız kişi
ŞUMA f Siz (Bak: Şahıs zamiri)
ŞUR f Tuzlu, kekremsi * şamata, gürültü
ŞURA Konuşma yeri, istişare meclisi Büyüklerin istişare için toplanma yeri * Meşveret için toplantı * Meşveret etme (Eski zamanda değiliz Eskiden hâkim, bir şahs-ı vâhid idi O hâkimin müftüsü de, onun gibi münferid bir şahıs olabilirdi Onun fikrini tashih ve ta´dil ederdi Şimdi ise, zaman cemaat zamanıdır Hâkim, ruh-u cemaattan çıkmış az mütehassis, sağırca, metin bir şahs-ı manevîdir ki, şurâlar o ruhu temsil eder Şöyle bir hâkimin müftüsü de ona mücanis olup, bir şurâ-yı âliye-i ilmiyeden tevellüd eden bir şahs-ı manevî olmak gerektir Tâ ki sözünü ona işittirebilsin Dine taalluk eden noktalardan sırat-ı müstakime sevkedebilsin ) Sünühat´tan (Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şer´iyyedir $ Ayet-i Kerimesi, şurayı esas olarak emrediyor Evet nasılki, nev´-i beşerdeki telâhuk-u efkâr ünvanı altında asırlar ve zamanların tarih vasıtasiyle birbiriyle meşvereti, bütün beşeriyetin terakkiyatı ve fünunun esası olduğu gibi, en büyük kıt´a olan Asya´nın en geri kalmasının bir sebebi o şurâ-yı hakikiyeyi yapmamasıdır Asya Kıt´asının ve istikbâlinin keşşafı ve miftahı şura´dır Yâni, nasıl fertler birbiriyle meşveret eder; taifeler, kıt´alar dahi o şurayı yapmaları lazımdır ki, üçyüz belki dörtyüz milyon İslâm´ın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdatların kayıtlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak meşveret-i şer´iyye ile şehamet ve şefkat-i imâniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer´iyyedir ki, o hürriyet-i şer´iyye, âdâb-ı şer´iyye ile süslenip garp medeniyet-i sefihanesindeki seyyiatı atmaktır İmândan gelen hürriyet-i şer´iyye iki esası emreder: $ $Yani: İman bunu iktiza ediyor ki, tahakküm ve istibdad ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek ve zâlimlere tezellül etmemek Allah´a hakiki abd olan, başkalara abd olamaz Birbirinizi -Allah´tan başka- kendinize Rab yapmayınız Yani, Allah´ı tanımayan, herşeye, herkese nisbetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder Evet hürriyet-i şer´iyye Cenab-ı Hakk´ın Rahman, Rahim tecellisiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hassasıdır Eğer denilse: Neden şuraya bu kadar ehemmiyet veriyorsun Ve beşerin, hususan Asya´nın, hususan İslâmiyet´in hayatı ve terakkisi nasıl o şura ile olabilir Elcevab: Nur´un Yirmibirinci Lem´a-i İhlâs´ında izah edildiği gibi; haklı şura ihlâs ve tesanüdü netice verdiğinden, üç elif, yüzonbir olduğu gibi, ihlâs ve tesanüd-ü hakiki ile üç adam yüz adam kadar millete fayda verebilir Ve on adamın hakiki ihlâs ve tesânüd ve meşveretin sırrı ile, bin adam kadar iş gördüklerini çok vukuat-ı tarihiye bize haber veriyor Madem beşerin ihtiyacâtı hadsiz ve düşmanları nihayetsiz ve kuvveti ve sermayesi pek cüz´î; hususan dinsizlikle canavarlaşmış, tahribatçı, muzır insanların çoğalmasıyla elbette ve elbette, o hadsiz düşmanlara ve o nihayetsiz hâcetlere karşı, imandan gelen nokta-i istinad ve o nokta-i istimdad ile beraber hayat-ı şahsiye-i insaniyesi dayandığı gibi hayat-ı içtimaiyesi de yine imanın hakaikından gelen şura-yı şer´î ile yaşayabilir O düşmanları durdurur, o hâcetlerin teminine yol açar H )
ŞURA-YI DEVLET İdare dâvâlarını veya nizamname (tüzük) hazırlıklarını inceleyip fikrini bildiren resmi daire Danıştay
ŞURA SURESİ Kur´an-ı Kerim´in 42 suresi olup, "Hâ mim ayn sin kaf" Suresi de denir
ŞURAB (ŞURÂBE) f Kirli ve acı su * Mc: Gözyaşı
ŞUR-BAHT f Bahtsız, talihsiz
ŞURE f Çorak, tuzlu, verimsiz toprak
ŞURE Heyet
ŞUR-EFGEN f Karma karışık yapan, kargaşalık çıkaran
ŞUR-ENGİZ f Gürültü çıkaran, şamata yapan
ŞUREZAR Çorak yerler, verimsiz araziler
ŞURİDE f Perişan, karışık * Tutkun, âşık, meftun
ŞURİDEGÎ f Karışıklık, perişanlık * Tutkunluk, düşkünlük
ŞURİSTAN Çorak yerler
ŞURİŞ f Karışıklık, kargaşalık
ŞURTA (Yelkenliye) uygun rüzgâr * Önde gidip düşmanla savaşan asker * Polis, jandarma
ŞURU´ Başlama Mübaşeret etme
ŞURUT (Şart C ) Şartlar Bir şeyde bulunması lâzım gelen esaslar, temeller
ŞURUT-U SALÂT Namazın şartları
ŞUS Pak etmek, temizlemek
ŞUSY Ölünün şişip el ve ayağının sertleşmesi
ŞUTBE (C : Şütab) Kılıcın yüzünde yapılan yol
ŞUTTAR Pazu hareketi
ŞUTUR Irak, uzak, baid
ŞUTUR Irak, uzak, baid * Bir memesi birisinden uzun olan koyun * İki emziği kurumuş olan deve
ŞUTUT (şatt C ) Büyük nehirler
ŞUUB (şa´b C ) Cemaatler Taifeler Kabileler
ŞUUBAT (şu´be C ) Şubeler, kısımlar, bölümler
ŞUUN (Şe´n C ) İşler, fiiller Havadis
ŞUUN-U SEYYALE Akıcı, bir halde durmayan işler
ŞUUNAT Şuunlar Keyfiyetler, haller * Emirler Kasıtlar Talepler
ŞUUR Anlayış, idrak Vicdan Hiss-i zâhirle duymak * Nefsin mânâya ilk vusul mertebeleridir (E T ) * Kendi varlığından haberi olma * Bir şeyi hoşça tanıma * İnceliklerini iyice idrak etme * (Şa´r C ) Kıllar
ŞUURDÂRÂNE f Haberli ve iyice tanıyarak Kendinden haberi olarak Bilerek, bilir gibi (Hayat olmazsa vücud vücud değildir; ademden farkı olmaz Hayat, ruhun ziyasıdır Şuur, hayatın nurudur Madem ki hayat ve şuur bu kadar ehemmiyetlidirler Ve madem şu âlemde bilmüşahede bir intizam-ı kâmil-i ekmel vardır Ve şu kâinatta bir itkan-ı muhkem, bir insicâm-ı ahkem görünüyor Madem şu biçâre, perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesâba gelmez zevil-hayat ile, zevil-ervah ile ve zevil-idrak ile dolmuştur Elbette sâdık bir hads ile ve kat´i bir yakin ile hükmolunur ki; şu kusur-u semâviye ve şu büruc-u sâmiyenin dahi kendilerine münâsib zihayat, zişuur sekeneleri vardır Balık suda yaşadığı gibi; Güneşin ateşinde dahi, o nurani sekeneler bulunur Nar nuru yakmaz Belki ateş, ışığa meded verir  S ) (Bak: Vicdan)
ŞUVAZ Kızgın, ateşli maden Kızgın ateş * Susama
ŞUVEYY Yavaş
ŞUY f Koca, eş, zevc
ŞUYİDE f Yıkanmış
|