Diplomatik Terimler - P
Palestine Question: Filistin sorunu
-Paraphrase: Açıklama, açıklık
-Participation: Katılım
-Parlimentary regime: Parlamenter rejim
-Partly: Kısmen, bir dereceye kadar
-Partnership: Ortaklık
-Pass the amendment: Herhangi bir yasa maddesindeki değişikliğin parlamentodan geçmesi
-Pay special attention: Özel bir önem vermek
-Pay tribute: Kutlamak, onurlandırmak
-Peacemaking: Ara bulma, uzlaştırma
-Penetrate: Nüfuz etmek, etkisi altına almak
-People's assembly: Halk meclisi
-Per annum: Her yıl yapılan
-Per annum session: Yıllık olağan toplantı
-Per capita real income: Kişi başına reel gelir
-Periodic review: Periyodik kontrol
-Periodical publications: Periyodik yayınlar, gazete ve dergiler
-Permanent seat: Daimi üyelik
-Perspective: Görüş, öngörü
-Persuade: İkna etmek
-Petition: Dilekçe
-Phase: Evre, safha
-Pipeline: Boru hattı
-Place of honour: Şeref konuğu
-Place of residence: Resmi konut
-Plot: Suikast düzenlemek
-Point of view: Bakış açısı
-Political rights: Siyasal haklar
-Policy: Politika, siyaset
-Political asylum: Siyasi sığınma
-Political believes: Siyasi inançlar
-Political circles: Siyasi çevreler
Political regime: Siyasal rejim
-Political rights: Siyasi haklar
-Political solidarity: Siyasal dayanışma
-Political solutions: Siyasal çözümler
-Political system: Siyasi sistem
-Politician: Siyasetçi
-Poll: Oylama, oy verme
-Polling stations: Oy merkezleri
-Poor image: Olumsuz imaj
-Population exchange: Nüfus değişimi, mübadele
-Population explosion: Nüfus patlaması
-Pose a threat: Tehdit oluşturmak
-Position: Mevki, konum
-Postpone: Ertelemek, geciktirmek
-Potentials: İmkanlar, olanaklar
-Power sharing: İktidar paylaşımı
-Precendition: Önkoşul, önşart
-Prediction: Beklenti, tahmin
-Predominance: Hakimiyet, üstünlük
-Prefer: Öncelik tanımak, tercih etmek
-Prejudice: Önyargı, peşin hüküm
-Preparation stage: Hazırlık dönemi
-President: Cumhurbaşkanı
-Press conference: Basın konferansı
-Presumption: Olasılık, ihtimal
-Prevail: Yürürlükte olmak
-Previously: Önceden, daha önce
Prime Minister: Başbakan
-Privacy: Mahremiyet, özel
-Private conversation: Özel ya da dışa kapalı görüşme
-Privatization: Özelleştirme
-Privilege: Ayrıcalık, imtiyaz
-Probability (expectation): Olasılık, ihtimal
-Proclamation: Halka duyurma, resmi olarak açıklama
-Production: Üretim
-Proficiency: Ustalık, beceriklilik
-Progress: İlerleme, gelişme
-Prohibition: Yasaklama, men etme
-Prominent: Önemli, tanınmış
-Promulgate: Resmi olarak duyurmak (ki bu kelime proclamationla çok benzer)
-Proposal: Önerge, teklif
-Prospect: Beklenti, olasılık
-Prosperity: Refah, zenginlik
Prove: Onaylamak
-Provide with: Temin etmek, donatmak
-Province: Eyalet, şehir
-Provisional: Koşullu, şarta bağlı
-Public: Halk, kamu
-Public aids: Devlet yardımları
-Public indeptments: Devlet borçları (ne kadar aşinayız dimi))
-Public opinion: Kamuoyu
-Public order (public peace): Kamu düzeni, asayiş
-Publication: Yayın
-Pullback: Askeri kuvvetleri geri çekme
-Purpose: Amaç, gaye
-Put into effect: Yürürlüğe koymakkk(intimm editörüm demiştim sana bu phrasal her yerde diye))
|