|
Prof. Dr. Sinsi
|
Çevre Terimleri Sözlüğü
J
JEOLOJİK HARİTA [ Geologic map ] Kaya oluşumları ile fay hatları gibi diğer fiziksel özelliklerin dağılımlarını ve aralarındaki ilişkileri gösteren harita
JEOLOJİK TEHLİKELER [ Geologic hazards ] Faylar, yanardağlar, heyelanlar, depremler ve toprak çökelmeleri gibi, doğal kökenli yada insan faaliyetinin yol açtığı tehlikeli jeolojik koşullar
JEOSFER [ Geosphere ] Yeryüzünün, atmosfer, hidrosfer ve biyosfer dışındaki katı, cansız bölümü
JEOTERMAL ENERJİ [ Geothermal energy ] Belli elemanların radyoaktif ayrışmasından oluşan, yeryüzünün iç ısısı; bu ısı, potansiyel olarak büyük ve aslında ulaşılmamış bir enerji kaynağıdır
K
KABA KİRLİLİK [ Coarse pollution ] Ağırlık yada yoğun kirlilik; bir inçin 1/8 'inden daha büyük boyutlu, istenmeyen herhangi bir madde
KABOT DENETİMİ [ Cabot control ] Yüzeye bir fitil sokup döküntüyü tu
KAÇAK [ Blow out ] Basınç kontrolü kaybolduğunda ortaya çıkan yağ yada gaz sızıntısı
KAHVERENGİ DUMAN [ Brown smoke ] Fosil yakıtların nispeteb düşük ısıda yanmasından oluşan ve siyah dumandan daha az yoğun duman
KALINTI [ Residue ] Katı atığın işlenmesi sonucunda ortaya çıkan nihai ürün; yakma işleminden sonra fırında oluşan katı maddelerden ibaret kalıntı
KALINTI KLOR [ Residual chlorine ] Klorlama işlemi sonrası suda kalan klor miktarı
KALMA SÜRESİ [ Residence time ] İncelenen bir maddenin bir havuzda yada rezervuarda kaldığı ortalama süre
KALSİYUM HİDROKSİT [ Calcium hydroxide ] Sönmüş kireç diye de bilinen, arıtma süreçlerinde pH ayarlaması ve pıhtılaştırma işlemlerinde kullanılan kalsiyum bileşiği
KANAL [ Channel ] Suyun belirli bir doğrultuda akmasını sağlayan doğal yada yapay oluşum
KANALİZASYON ANA BORULARI [ Sewer mains ] Atık suyu kanallardan toplayan ve ana kanallara ileten, çapı geniş lağım kanalları
KANALİZASYON ANA HAT KANALI [ Trunk sewer ] Atık suyu lağım ana borularından toplayan ve arıtma tesisine yada bir boşaltma menfezine ileten, geniş çaplı ana borusu
KANALİZASYON KAPASİTESİ [ Sewer capacity ] Bir kanalizasyon borusunun tutabileceği azami atık su miktarı; beher gün için kişi başına belli syıda galon olarak ifade edilir
KANALİZASYON SİSTEMİ [ Sewerage system ] Atık suyun toplanmasında, işlenmesinde ve tasfiyesinde kullanılan donanım
KANALLAMA [ Channelization ] Büyük miktardaki suyun, su düzeyini tehlikeli biçimde yükseltmeksizin iletilmesini sağlamak üzere akıntı kanallarının değiştirilmesi
KANSER YAPICILAR [ Carcinogenes ] Kansere yol açan etki maddeleri
KAPALI AKİFER [ Confined aquifer ] Kaya katmanları arasında sıkışıp kalmış yer altı suyu
KAPALI SİSTEM [ Closed system ] Dışındaki nesnelerle madde alışverişi olmayan sistem
KARADAN ESEN RÜZGAR [ Land Breeze ] İzellikle karanın denizlerden daha hızlı soğuduğu bulutsuz gecelerde, karalardan denize doğru olan kara hareketi
KARBOKSİHEMEGLOBİN [ COHb = Carboxyhaemoglobin ] Kanda oksijen taşıyan hemoglobin pigmentinin karbon monoksit ile birleştiğinde oluşturduğu bileşik Bu madde, oksijen taşınımını engelleyip, ölüme yol açar
KARBON DÖNGÜSÜ [ (Carbon cycle ] Karbon atomalrının fiziksel, jeolojik, kimyasal ve diğer süreçler sonucunda atmosfet, okyanuslar, yeryüzü vb arasındaki dolaşımı
KARBON SOĞURMASI ( ABSORBSİYONU YADA ADSORPSİYONU ) [ CA= Carbon absorption or adsorption ] Aktif karbon kullanılarak yapılan soğurma veya adsorpsiyon
KARBON DİOKSİT [ Carbon dioxide ] Yeterli oksiyen koşullarında fosil yakıtların yanmasıyla oluşan, atmosferde mevcut bir bileşik Soluduğumuz oksijeni yayan klorofili bitkiler için gerekli olup kendi başına zehirli değildir, ancak yoğun haldeyken boğucu olabilir
KARBON MONOKSİT [ Carbon monoxide ] Fosil yakıtların yeterince hava ile yanmamasından oluşan, gözle görülmeyen, tatsız, kokusuzz ve son derece zehirli bir gaz
KARIŞIK İMARLI BÖLGE [ Mixed developing zone ] Farklı imar (gelişme) tiplerinin gerçekleştiği alan
KATALİTİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ [ Catalytic converter ] Bk Katalitik susturucu ( catalytic mufflers )
KATALİTİK SUSTURUCU [ Catalytic mufflers ] Katalitik dönüştürücü diye bilinir İçten yanmalı motoru bulunan taşıtların egzos borularına takılan hava kirliliğini denetleme aygıtı
KATI ATIK [ Solid waste ] Katı özellikleri taşıyan her türlü atık madde
KATI ATIK YÖNETİMİ [ Solid waste management ] Katı atıkların toplanmasını, işlenmesini ve tasfiyesini, ayrıca yeniden işlenerek kullanılmasını planlı biçimde denetleme sistemi
KATIŞIK GIDA [ Adulterated food ] Saflığı giderilmiş gıda maddesi
KATKI MADDELERİ [ Additives ] İstenen özellikleri ıslah etmek veya istenmeyen nitelikleri gidermek için eklenen maddeler
KATODİK KORUMA [ Cathodic protection ] Metal bazlı yer altı veya sualtı borularını paslanmaya ( oksitlenmeye ) karşı koruyan elektrokimyasal yöntem
KATRAN [ Tar ] Kömür ve odunun damıtılmasında sonra geriye kelen siyah yapışkan madde; petrol arıtımı sonucunda oluşan kalıntıyı da ifade eder
KELAT [ Chelat ] Deniz suyunda organik materyali ayırmaya yarayan kimyasal ayırma aygıtı; Kelatlamaya yönelik etki maddeleri, köpük oluşumunu önlemek amacıyla deterjanlarda kullanılır
KEMİRGEN ÖLDÜRÜCÜ İLAÇLAR [ Rodenticides ] Kemirgenleri öldüren kimyasal maddeler
KENDİ KENDİNE TEMİZLENME ( ÖZARITIM ) [ Self- purification ] Bir su oluşumunun organik atıklarla kirlendikten sonra yeniden arınma konusundaki doğal yönelimi
KENT MERKEZİ [ City core ] Kentin en yoğun ve genellikle merkezi iş alanının bulunduğu bölgesi
KENT PLANLAMASI [ Urban planning ] Kentsel bir alanın fiziksel altyapı, konut ve ulaşım, toprak kullanımı, kentsel büyüme de dahil, çeşitli öğelerinin planlanması süreci
KENTSEL YÜZEYSEL AKIŞ [ Urban runoff ] Yoğun imar görmüş alanlarda oluşan ve özellikle asılı katılar, zehirli maddeler, bakteriler, besin maddeleri, asbest, yağ, gres yağı ve tuz gibi kaynağı kent sokakları, inşaat malzemeleri ve çöpler olan çeşitli kirleticilerin bulaştığı yüzeysel su akışı
KIRMIZI GELGİTLER [ Red tides ] Kirlilik ve ötrofikasyon sonucunda, deniz planktonu tiplerinin zehirli olabilecek düzeyde yoğunlaşmasıyla kıyı sularının renginin bozulması şekliyle oluşan doğal olay
KIRMIZI KİL [ Laterite ] Nemli tropikal ve subtropikal bölgelere özgü, demir ve alüminyum oksitleri bakımından zengin, oldukça ince kırmızı renkli toprak
KIRMIZI VERİ KİTABI [ Red data book ] Nadir ve tehlike altında bulunan türlerle ilgili olarak IUCN' nin tuttuğu bilgi dosyası
KIYI BÖLGESİ YÖNETİMİ [ Coastal zone management ] Kıyı sularının ve su havzalarının, kirlilikten korumak ve azami yayarı sağlamak amacıyla yönetimi
KIYI BÖLGESİ [ Littoral zone ] Köklü bitki örtüsünün ortaya çıktığı, güneş ışığının su tabanına nüfuz edebildiği yüksek düzeyde fotosentez olayına olanak veren tatlı sulardaki sığ kıyı bölgesi
KIYI SU BENDİ [ Coastal watershed ] sel suyunu depolayıp sonra kıyı sularına bırakarak, su denetim sistemi işlevi gören arazi parçası
KIYI SÜRÜKLENMESİ [ Littoral drift ] Kırılan dalgaların oluşturduğu akıntılarla kumların denize çekilmesi Bu durum kıyı koruma planları açısından önem taşır
KIYISAL [ Littoral ] Sahilde yada sahil yakınında bulunan; sahille ilgili
KİMYASAL İŞLEM [ Chemical Treatment ] Zehirli, kokulu, yada aşındırıcı nitelikteki gazların ve emisyonların arıtılmasında kullanılan kimyasal yöntem
KİMYASAL KİRLİLİK [ Chemical pollution ] Gaz, katı yada sıvı haldeki kimyasal maddelerin etkisiyle havada, suda ve toprakta oluşan kirlilik
KİMYASAL OKSİJEN İHTİYACI [ COD= Chemical oxygen demand ] Bir su örneğindeki organik ve oksitlenebilir inorganik bileşikleri yükseltgemek için gerekli oksijen miktarını ölçen, suyun kalitesi ile ilgili bir gösterge
KİMYASAL MUTAGENLER [ Chemical mutagens ] Daha sonraki kuşaklarda doğuştan gelen kusurların artışına yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon nadenleri
KİRLETEN ÖDER İLKESİ [ PPP= Polluter pays principle ] Kirliliğin üstesinden gelmenin bedelini kirleticinin karşılaması gerektiğini savunan ilke
KİRLETİCİ [ Contaminant ] Havayı, suyu, toprağı yada çevreni herhangi bir öğesini kirleten madde
KİRLETİCİ [ Pollutant ] Arzu edilmeyen etkilere yol açan katı, sıvı yada gaz halindeki madde Birincil kirleticiler gürültü ve lağım suyu gibi doğrudan oluşmuş kirleticileri içerir; ikincil kirleticiler ise kirlenmiş ortamla tepkimeye giren birincil kirleticiler tarafından üretilir, ör Ozon
KİRLETİCİ SIZINTI [ Leachate ] Suyun toprağa gömülü katı atıkların arasından sızarken mevcut asılı ve çözünmüş katı maddeyi ve bakterileri emerek oluşturduğu, bazen yer altı sularına da karışabilen kirletici
KİRLİ SİS [ Skog ] Önceleri duman (Smoke ] ile sisin ( fog ] birlikle tanımlanması için kullanılmıştır Daha sonra ise özellikle atmosferde fotokimyasal tepkimeye uğrayan otomobil egzoslarının ve diğer emisyonların yol açtığı kentsel alanlardaki fotokimyasal bpupu anlatmak için kullanılmıştır
KİRLİLİK ( KİRLENME ) [ Pollutıon ] Çevrenin insan, bitki ve hayvan yaşamı açısından tehlikeli yada potansiyel olarak tehlikeli olacak şekilde kirlenmesi; bozulmayan yada dağılmayan atık materyalin çevreye bırakılması
KİRLİLİĞİN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ [ Rendering pollıtion ] Sabunun ham maddesi olan donyağını ve hayvan yeminde kullanılan, protein oranı yüksek, yağsız bir ürünü elde etmek için hayvan atıklarının pişirilmesi işlemi
KİRLİLİĞİN KAYDIRILMASI [ Trans******** ] Katı atık toplanmasında olduğu gibi, kirliliğin bir alandan yada yöreden bir diğerine kaydırılması
KLOR [ Chlorine ] Ağartıcı, oksitleyici etki maddesi olarak su arıtma yada mikrop giderme amacıyla kullanılan halojen eleman; zehirli bir gaz
KLOR İHTİYACI [ Chlorine demand ] Belirli bir hacim pis suda bulunan bütün patojenik bakterileri öldürmek için gerekli klor miktarı
KLORDAN [ Chlordane ] Etkin maddesi klor olan uçucu nitelikteki böcek öldürücü
KLORLAMA [ Chlorination ] Mikropları giderme amacıyla içme suyu yada atık suya klor eklenmesi
KLORLANMIŞ HİDROKARBONLAR [ Chlorinated hydrocarbons ] Organa klorlar diye de adlandırılırlar Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieldrin, DDT, klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu ve deniz dibinde değişmeden kalırlar
KLOROFİL [ Chorophyll ] Oksiyen üretmek içim ışığı ve karbon dioksiti kullanan, bitkilerde bulunan renk maddesi
KLOROFLUOROKARBON ' lar [ CFCs= Chlrofluorocarbons ] Aerosol püskürtücülerde, soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı ( kalıcı ) bileşikler
KOBALT 60 [ Cobalt 60 ] Hem insanlara hem de hayvanlara zararlı nitelik taşımakla birlikte tıpta kullanılan radyoaktif kobalt
KOKU GİDERME [ Deodorization ] Uygun olmayan kokuların ve gazların giderilmesi yada önlenmesi
KOKU MADDESİ [ Odorant ] Gazlara koku eklemekle kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde
KOLİFORM BAKTERİLER [ Coliform bacteria ] İnsanların ve sıcak anlı hayvanların kalın bağırsaklarında yaşayan ve sudaki konsantrasyonu patojenlerin de bulunabileceğini gösteren indikatör bakteriler
KOLLEKTÖR [ Collectors ] Gaz, sıvı yada katılardan kirleticileri ayırıp toplayan kirlilik denetleme aygıtı
KOLLOİDLER [ Colloids ] Büyüklüğü 10-1000 angstrom arasında değişen, bir başka madde de asılı, çok küçük parçacıklar
KOMPOSTLAMA [ Composting ] Katı atık ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüştürmekten ibaret biyolojik bir süreç
KONTROL BENDİ [ Check dam ] Özellikle toprak erozyonunu denetlemek amacıyla kullanılan, suyun ve molozun kanaldaki akışını geciktirmeye yönelik küçük bent
KONTUR ŞERİDİ MADENCİLİĞİ [ Contour strip mining ] Kontur hatları boyunca yapılan yüzey madenciliği
KORİDOR GELİŞİMİ [ Corridor development ] Şerit biçimindeki gelişim
KORUMA [ Conservation ] Doğal ve insanların oluşturduğu çevre kaynaklarının ( madenler, su, ormanlar, balık yatakları, vahşi yaşam vb ) tükenme ve israfa karşı ve aynı zamanda güzelliğinin bozulmaması amacıyla korunması, yönetimi ve akılcı kullanımı
KORUMA [ Preservation ] Özellikle geçmişten kalma yapıların yararlı durumunun, bakımla mümkün olduğu kadar uzun süre korunması süreci
KORUMA ŞERİDİ [ Shelter belt ] Toprağı rüzgar erozyonundan korumak için dikilen ağaçlar ve çalılar
KOZMİK IŞINLAR [ Cosmic rays ] Uzaydan gelen alfa, beta ve gamma ışınları Bu ışınlar yeryüzünü etkileyen karmaşık bir radyasyon ( ışıma ) sistemi oluşturur
KÖMÜR KALİTESİ [ Coal rank ] Bir kömürün diğerlerine göre kalite düzeyi
KÖMÜR-SU KARIŞIMI [ Coal-water mixture ] Boru hatlarında, tankerlerde vb gerçekşleşen, kirliliğe yol açmadan ayrılması zor olan karışım
KÖPÜK GİDERİCİLER [ Antifoamants, defoamants ] Köpürmeyi azaltmada kullanılan veya köpük oluşumunu denetlemek için deterjanlara eklenen kimyasal maddeler
KRİSTALLEŞTİRME [ Crystallization ] Sıvı atıkların arıtılmasında atık maddeden suyu ayırmak için kullanılan yöntem
KRİTİK ALANLAR [ Critical areas ] Bataklık ve su taşkınlarına açık alanlar gibi sıkı gelişim kontrolü gerektiren, çevresel yönden hassas yada tehlikeli alanlar Bazen tarihsel ve arkeolojik yönden özellik taşıyan yöreleri anlatmak için de kullanılır
KRİYOSFER [ Cryosphere ] Yeryüzündeki kar ve buz çökeltilerinin bütünü
KULLANICI DOSTU [ User friendly ] Nasıl kullanılacağı konusunda açıklayıcı bilgi verilmeden nispeten kolayca kullanılabilen makineler ve bilgisayar yazılımını ifade eden niteleme
KULLANILABİLİR BESİN [ Available nurient ] Büyüme için özümlenebilecek durumdaki besleyici eleman yada bileşik miktarı
KULLANMA SUYU [ Potable water ] Aşırı mineral yada tuz yoğunluğu taşımayan, insan, hayvan yada bakterilerle ilgili zararlı madde birikimi içermeyen, insanların tüketmesine elverişli su
KUM FİLİTRESİ [ Sand filter ] Atık suda askıda bulunan maddeyi süzmeye yarayan kum dolu yatak
KURAKÇIL BİTKİ [ Xerophyte ] Kurak koşullarda yaşayabilen bitki
KURŞUN [ Lead ] Biriken bir zehir olup küçük bir miktarları bile ciddi hastalıklara yada ölümlere yol açan, doğal çevrede bulunan inorganik bir eleman Bilinen en eski su kirleticilerinden biridir ve kurşun boruları su dağıtım şebekesinde kullanılmaları sonucu oluşur Havada bulunan kurşunun büyük bölümü benzine katkı maddesi olarak konan tetraetil kurşun ( TEL ] bileşiğinden kaynaklanmaktadır
KURŞUN ARSENAT [ Lead arsenate ] Bir böcek zehiri türü
KURŞUNSUZ BENZİN [ Unleaded gasoline ] Organik kurşun bileşikleri katılmamış benzin
KURUM [ Soot ] Kısmi yanmadan oluşan ince karbon parçacıkları yada yüksek karbon içeriğine sahip parçacıklar
KURUTMA YATAĞI [ Drying bed ] Birincil işlemden sonra, suyun süzülüp buharlaştırılması için lağım çamurunun yayıldığı özel alan
KÜKÜRTÜN GİDERİLMESİ [ Desulfurization ] Fosil yakıtların kükürt içeriğinin tasfiye edilmesi yada azaltılması işlemi
KÜL [ Ash ] Yanan maddelerin bıraktığı kalıntı
KÜME İMAR [ Cluster development ] İnşaat alanının aza indirmek amacıyla kümeler halinde yapılan binalar
KÜMEKENT [ Conurbation ] Birleşmiş kentsel topluluklar grubu yada ağı
|