|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük Lügat C-Ç Harfi
C-Ç Harfi
CEPHANE (Aslı: Cebehane´dir) Barut vesair yanıcı maddelerin konulup, muhafaza edildiği yer * Yanıcı maddeler levazımı
CE´R (CUÂR) Tazarru etmek, yalvarmak * Çağırmak
CER´ Suyu yudumlayarak içme
CER f Yarık, çatlak
CER´A Kumlu, otsuz yer
CERA´ Suyu sora sora içmek
CERAB Torba, dağarcık
CERAD Çekirge * Mc: Yağmacılar gürûhu
CERADE (C : Cerâd) Çekirge
CERAHAT Yaradan akan irin Yaralı vücudda toplanan kandaki küreyvât-ı beyzâdan (ak yuvarlardan) mürekkeb kan Yaradan akan beyaz akıcı cisim
CERAHOR Tar: Osmanlılarda ordu hizmetlerinde kullanılan Hıristiyanlara verilen isim
CERAİD (Ceride C ) Cerideler Gazeteler
CERAİD-İ YEVMİYYE Günlük gazeteler
CERAİM (Cerime C ) Cerimler, suçlar, kabahatlar, cinayetler
CERAİM-İ MÜŞTEREKE Müşterek işlenen suçlar Ortak kabahatlar
CERA´KUK (CERA´KİK) Ekşi yoğurt
CERAM Hurma çekirdeği * Kuru hurma
CERAME Gövdeli olmak Vücudu iri olmak * Cesâmet
CERAMİKA Musul yakınında Acem asıllı bir kavmin adı
CERAYE Vakıf tarafından verilen erzak ve yiyecek
CERAYET Câriyelik hâli
CERAZET Oburluk
CERBA Uyuz kadın
CERBAN Uyuz hastalığına tutulmuş olan, uyuz
CERBEYA Mağrib ile şimâl arasında esen yel
CERBEZE Aldatıcı sözlerle kurnazlık etme Fazla sözlerle aldatıcılık Haklı ve haksız sözlerle hakikatı gizleme * Beceriklilik, fetânet ile temyiz ve cesaret-i mutedile ve kuvvet-i idareden ibâret olan sıfat-ı zihniye (Bu kelime, Arabçada: Hilekârlık, kurnazlık gibi aşağılayıcı bir mânâda kullanıldığı halde; Türkçede: Beceriklilik ve konuşma kabiliyeti gibi medhedilir bir sûrette geçmektedir )(  Kuvve-i akliyenin tefrit mertebesi, gabâvettir ki, hiç bir şeyden haberi olmaz İfrat mertebesi, cerbezedir ki; hakkı bâtıl, bâtılı hak suretinde gösterecek kadar aldatıcı bir zekâya malik olur Vasat mertebesi ise, hikmettir ki hakkı hak bilir, imtisal eder; bâtılı bâtıl bilir, içtinab eder İ İ )(  Cerbeze nedir C- Müteferrik büyük işlerde, yalnız kusurları görmek cerbezeliktir; aldanır ve aldatır Cerbezenin şe´ni, bir seyyieyi sümbüllendirerek hasenata galib etmektir  Meselâ: Bir aşiretin herbir ferdi, bir günde attığı balgamı, cerbeze ile vehmen tayy-ı mekân ederek birden bir şahısta o muhassalı temsil edip, başka efradı ona kıyas ederek, o nazar ile baksa  Veyahut bir sene zarfında birisinden gelen rayiha-i keriheyi, cerbeze ile tayy-i zaman ederek, bir dakika-i vâhidede, o şahs-ı hâzırda sudurunu tasavvur etse acaba, evvelki adam ne derece mustakzer; ikinci adam ne derece müteaffin  Hattâ hayal, gözünü kapasa, vehim dahi burnunu tutsa mağaralarından kaçsalar, akıl onları tevbih etmeğe hakkı olmayacaktır İşte şu cerbezenin tavr-ı acibi; zaman ve mekânda müteferrik şeyleri toplar, bir yapar O siyah perde ile herşeyi temaşa der Hakikaten cerbeze, envaiyle garâibin makinesidir Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor  veyahut, çocuğunun vefatıyla matem tutan bir validenin cerbeze-âlûd me´yusiyeti nazarında umum kâinat, hüzün-engizâne ağlaşıyor Tuluât)
CERBEZE-ÂLÛD Cerbezeli Cerbeze ile olan faaliyet
CERBİYYE Uyuz böcekleri
CERCAR Yaban maydanozu
CERCER (C : Cerâcir) Kağnı
CERCERE Deve sesi
CERCİS (A S ) : (Circis) Taberi tarihine göre: İsâ Aleyhisselâmdan sonra gelmiş ve Filistinde yaşamış ve onun şeriatı ile amel etmiş olan bir peygamberdir Yedi sene içersinde tebliğde bulunarak çok işkencelere maruz kalmış, müteaddid defalar öldürülmüş ve mu´cize ile dirilerek tekrar tebliğ vazifesine devam etmiştir Kendisine düşmanlık eden kavim ateşle helâk edilmiştir En sonunda yine Cercis Aleyhisselâm şehid edilmiştir
CERD Elbisesini çıkarma, elbisesinden soyma, çıplak hâle getirme * Ot ve ağaç yetişmeyen yer
CERDA Mahrum, çıplak * Tüysüz, dazlak * Çorak, verimsiz toprak, arazi * Karıştırılmamış
CERDAHL Büyük gövdeli deve * İnsanların her işine itiraz eden
CERDAK(A) (C : Cerâdik) Yufka ekmeği
CEREA (C : Cere´) Ot bitmeyen kumlu yer
CEREB Uyuz hastalığı, uyuzluk
CEREB-NAK f Uyuz hastalığına tutulmuş kimse, uyuz kişi
CEREC Yüzüğün, parmağa geniş olması * Taşlı, sert yer * Muztarib Iztırab ve acı çeken
CERECE Büyük, geniş yol * Ulu yol
CERED f Yaralı, mecrûh
CERED Çıplak olma
CEREF Bir kimsenin, kederden dolayı tükrüğünü yutkunup durması
CEREM Ayrılmak * Günâh Cinâyet * Hurma toplarken yere düşenleri yemek
CERENFEŞ Yanları etli ve büyük olan kişi
CERENG f Kılıç veya topuzun çarpmasından çıkan ses Zil veya çan sesi
CERES Çan * Zindan, hapis yeri * Hayvanın boynuna asılan çıngırak
CERES-DAR f Çıngırak taşıyan, çıngıraklı
CEREŞ Bir şeyi iri dövme, iri öğütme
CEREVHAK İplik yumağı
CEREYÂN Akma, akış, gidiş Hareket Akıntı Gezme Mürûr Vuku, vâki olma * Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket Bu hareket; dinî, fikrî veya siyasî hareketler gibi birbirlerinden farklı sahalarda olabilir
CEREYÂN-I HEVÂ Hava akımı
CEREZ (CÜRÜZ) Suyu kesik olan * Otsuz yer
CEREZ Davarın art sinirinde olan bir hastalık
CERF Ahzetmek, almak * Yıkmak, harap etmek * Yerden bel veya kürekle bir şey atmak
CERGAND f Bumbar dolması denen bir yemek çeşiti * Işık Işık konacak yer
CERGE f Bir mevki´de bulunan insan topluluğu
CERH Yara * Baş ve yüzden başka uzuvlardan birisini yaralamak * Bir kimseye söğmek Taan etmek Sözle gönül incitmek * Birisinin fikrini çürütüp kabul etmemek * Şahid, yalancı ve fâsık olduğundan dolayı mahkemede hâkimin şâhidin şehâdetini reddetmesi * Kesb u kâr eylemek Kazanmak
CERH-İ AMÛD Bir kimseyi her ne ile olursa olsun, haksız olarak kasden yaralamak
CERHA Yaralı, yaralanmış
CERHETMEK Yaralamak Herhangi bir meseleyi hak ve hakikatle çürütmek Yanlış veya yalanını bulup hurafe ve bâtıl olduğunu isbât edip herhangi bir kimsenin veya cereyanın fikrini kabul etmemek
CERİ´ (Cür´et den) Cesur, yiğit, delikanlı, gözü pek, cesaretli, yılmayan
CERİ´-ÜL LİSÂN Sözünü esirgemiyen, çekinmeden söyliyen
CERİB Uyuz hastalığına tutulan Uyuz marazına tutulmuş olan Uyuz
CERİB İmparatorluk zamanında Arabistan ülkelerinde kullanılan takriben 216 litrelik bir hacim ölçüsü * Dönüm * Eni ve boyu 60 arşın olan arazi ölçüsü
CERİD (C : Cerâyid) Hurma budağı * Yaprağı dökülmüş olan hurma ağacı
CERİD(E) Çorak ve verimsiz yer
CERİDE f Yalnız, tenhâ
CERİDE Gazete * Resmi dâirenin büyük hesablarının kaydedildiği defter
CERİDE-İ HAVÂDİS 1840´da Çörçil ismindeki bir İngiliz tarafından çıkarılan ilk hususî gazete
CERİH (Cerh den) Mecruh Yaralanmış, yaralı
CERİHA Yara Çürüklük
CERİHA-DÂR f Cerihalı, yaralı
CERİM Kabahatli, câni, suç işlemiş * (C : Cirâm) Kuru hurma * Hurma çekirdeği
CERİME Suçludan alınan para cezası, cereme * Günah, zenb, suç
CERİN (C : Ecrân-Ecrine-Cürün) Hurma kurutma yeri
CERİR (C : Cürür) Devenin boynuna taktıkları ip
CERİRE Kabahat, suç
CERİR-İ TABERÎ (Bak: Taberî)
CERİŞ İri bulgur * İri dövülmüş tuz
CERİZ Tasalı kimse Hüzünlü, kederli olan kişi
CERM (C : Cürüm) Bir cins Arap sandalı * Kat´ Kesme * Günahkâr olma, günah işleme * Koyun kırkma * Sıcak, sıcaklık
CERMEN Germen, Alman
CERMÜZE f Sefer ve misafirlik
CERR Kendine doğru çekmek Çekmek Cezb * Para almak * Uçurum * Kale hendeği
CERR-İ MAGNEM Menfaat celbetmek
CERRAH Yarayı açıp tedavi eden, ameliyat yapan Operatör
CERRAHHÂNE Osmanlılarda ordu için cerrah yetiştiren müessese Yüksek dereceli okul
CERRAHHÂNE-İ ÂMİRE Geçen asırda yeni usullerle cerrahlık yapılan Osmanlı tıp müessesesi, cerrahhânesi
CERRAHÎ Tıpta operatörlük * Ameliyatla ilgili
CERRAR Cer yapan, para toplayan * Yavaş yavaş giden asker alayı veya ordusu Harp âletleri ile cihazlanmış ordu * Desti satıcısı * Ağır ağır giden * Traktör
CERRARE Sarı renkte küçük ve zehirli akrep
CERRE (C : Cürr-Cirar) Topraktan yapılan desti ve bardak * Ağaçtan yaptıkları su kabı
CERRE ÇIKMA Eski zamanda medrese talebelerinin, mübarek üç aylar olan Receb, Şaban ve Ramazanda köylere dağılıp halka, ahaliye dini nasihatlarda bulunmak, namaz kıldırmak veya müezzinlik etmek suretiyle para ve erzak toplamaları
CERS (CİRS) Gizli ses * Arının ağaçtan ve çiçeklerden emmesi * Bir miktar zaman
CERŞ Bir şeyin kabuğunu soyma, bir şeyi kazıma
CERUR Çok miktar yemek
CERUZ Obur, çok yiyen
CERV Küçük meyve * Vahşi hayvan yavrusu Enik
CERVEL Taş
CERY Suyun ve diğer sıvıların akması Cereyan
CERZ Kat´, kesme * Yok etme, mevcudiyetini kaldırma * Katletme, öldürme
CERZE (C : Cürüz) Yaş ot bağı
CE´S Korkutmak, tahvif
CESA Bir kimsenin elinin, çalışmaktan dolayı iri ve katı olması
CESALE Çokluk, kesret
CESAMET İrilik Büyük olma, cesim olma
CESARET Cesurluk, yiğitlik, korkusuzluk
CESARET-İ MEDENİYE Her türlü baskılara karşı çekinmeden hakikatı söylemek Müsbet harekette korkmamak Haklı olduğu bir mes´elede korku göstermemek İçtimai münasebetlerde girişkenlik
CESASET Tecessüs, casusluk Merak
CESCAS Kılı çok olan * Bir otun adı
CESED Ten, gövde, vücut, beden Ruhsuz vücud
CESED-İ MİSALÎ Misalî ve lâtif bir cesed Varlığı maddî olmayan fakat cinsinin cesedine benzeyen beden
CESİM İri vücudlu * Kebir Ehemmiyetli Büyük
CESİS(E) Hurma ağacının yeni çıkan budağı (Fesîl-ün-nahl derler)
CESK f Mihnet, keder, elem, gam, tasa * Musibet, belâ, âfet, felâket
CESL Kıllı kimse * Çok nesne, kesir
CESLE Kara karınca
CESM Devam etmek, mülâzemet
CESR(E) Büyük deve
CESS Koparmak * Bal mumu * İçinde arının kanadı ve gövdesi karışmış olan şey
CESS Araştırma, tahkik etme, soruşturma * El ile yoklama * Yapışmak
CESSAME Sefer yapmamış kişi Seyahat etmemiş kimse
CESSAS Gizli şeyleri araştıran, gizli şeylere merak eden Tecessüs sâhibi
CESSAS Kireç ile bina yapan Badanacı
CESSASE Kruvazör, harp gemisi
CEST f Sıçrayış, atlayış
CESTAN f Atlıyan, sıçrayan
CESTE f Azar azar, bir parça * Sıçrayış, atlayış Hatve
CESTE CESTE Azar azar, parça parça, kısım kısım
CESTEN f Atlamak, sıçramak Kaçmak, kurtulmak Atılmak
CESUR(E) (Cesâret den) Cesaretli, yiğit
CESURÂNE f Yiğitçesine, cesaretli olarak, yüreklice, cesaretle
CEŞ f Mavi boncuk
CEŞA´ Çok hırslı olmak
CEŞER Davarı otlamaya çıkarmak
CEŞİB Kaba ve galiz nesne
CEŞİR Kir
CEŞİR Büyük çuval * Ev önünde davar yürüyecek yer
CEŞİŞ Bulgur
CEŞİŞE Bulgur yemeği
CEŞM Meşakkatli iş buyurmak, zor bir iş söylemek
CEŞN f Ziyafet, şölen * Îd, bayram
CEŞŞ Dövmek * Kırmak * Vurmak, darp * Bir nesneyi pâk etmek, temizlemek
CEV f Arpa
CEVA´ Geniş * Hasta * Kokmuş su * Aşktan, gamdan veya tasadan dolayı kalbin yanması
CEV´A Bir kere acıkmak
CEVAB Sorulan şeye söz veya yazıyla verilen karşılık * Kabul etmemek Reddetmek * (Câbiye C ) Havuzlar
CEVAB-I KAT´Î Kesin ve kat´i söz, kesin cevap
CEVAB-I NÂ-SAVAB Doğru olmayan karşılık Yanlış cevab
CEVAB-I RED Red cevâbı verip kabul etmemek Reddetmek Kabul etmemek yolunda söylenen söz
CEVABAT (Cevâb C ) Cevablar Sorulan sorulara verilen karşılıklar Mukabil sözler
CEVABEN Karşılık ve cevap olarak
CEVABÎ Karşılık, cevap * (Câbi C ) Tahsildarlar, câbiler
CEVAD (Cevvad) Çok çok ihsan eden Çok cömert
CEVADD (Câdde C ) Caddeler, büyük ve işler yollar, tarikler
CEVAHİR (Cevher C ) Cevherler Çok kıymet verilen ve az bulunan şeyler, çok kıymetli mâden veya taşlar * Mc: Çok kıymetli söz veya faydalı yazılar
CEVAHİR-İ FERD (Cevher-i ferd C ) Cevher-i ferdler Zerreler, atomlar
CEVAHİR-ÜL-KELİMAT Şemsi adındaki bir zat tarafından Arapçadan Türkçeye kaleme alınan 108 sahifelik bir lügat kitabının adı
CEVAİB Halk arasında gezen haberler
CEVAİZ (Câize C ) Câizeler, verilen bahşişler, armağanlar
CEVÂMİ´ Toplu olan şeyler * Câmi´ler Mescidler
CEVÂMİ-ÜL KELİM Lâfızları az, mânâsı çok kelâmlar, sözler, ibâreler, fıkralar (Bak: Câmi-ül kelim)
CEVAMİD (Câmid C ) Cansız, donmuş şeyler
CEVAMİS (Câmus C ) Camuslar, mandalar, kömüşler, su sığırları
CEV´AN (Cu´ dan) Acıkmış, aç, midesi boş
CEVANİB (Cânib C ) Cânibler, yanlar, taraflar
CEVANİB-İ ERBAA Dört taraf
CEVARİ (Câriye C ) Akıcı ve câri olanlar * Hizmetçi kızlar * Câriyeler, kadınlar
CEVARİH El, ayak gibi vücud azaları (Cevârih, cârihanın cem´idir ki, esasen cerhden me´huz olup te´sir mânası mülâhazasıyla kâsibe mânasına isim olmuştur Cevarih, kevasib demektir Bunun için el, ayak ve ağız gibi yaralayıcı âlet olan azaya cevarih denildiği gibi, av tutan yırtıcı hayvanlara ve kuşlara dahi kevasib ve cevarih denilir ki, burada murad budur E T )
CEVAR-ÜL KÜNNES Seyyar yıldızlar (Ütarid, Zühre, Merih, Müşteri, Zuhal ) (Bak: Hunnes)
CEVASİS (Casus C ) Casuslar Gizli şeyleri araştıranlar Gizlilikleri öğrenip bilenler
CEVAZ Müsaadeli Ruhsat, izin Câiz olma * Yol, tarik ve meslek
CEVAZ-I ŞER´Î Şer´an câiz olma Şeriatça yasak olmayan husus
CEVAZİNC Nilüfer çiçeği
CEVB Kesmek * Yırtmak * Mesafe almak
CEV-BE-CEV f Azar azar
CEVCA´ Uzun ayaklı adam
CEVCEM Kızıl gül, verd-i ahmer
CEVDER f Öküz
CEVDET İyilik Güzellik Kusursuzluk * Bir kimsenin, başkasının işini güzelce ve kusursuz olarak yapması * Cömertlik * Susuz olma
CEVDET-İ FEHM Fehm ve anlayış üstünlük ve iyiliği
CE´VE (C : Cââ-Cevâ) Çömlek * Örtü
CEVEBE (C : Cüveb) Bulut aralığı * Dağ aralığı
CEVEF Bolluk
CEVELÂN Dolaşma Kaynama Yerinde durmayıp gezme
CEVELÂN-I DEM Kanın vücudda dolaşması
CEVELÂNGÂH Gezip dolaşılan yer Cevelân yeri Tâlim meydanı
CE´VET Kıtlık * Bir şeyin üzerine örtülen * Üzerine tencere konulan örtü * Çömlek
CEVF Boşluk Oyuk Çukur İç boşluğu * Orta, yarı * Kof
CEVF-İ LEYL Gece yarısı
CEVH Akmak * Koparmak
CEVH Ulaşmak * Bittih-i şamî denilen karpuz
CEVHAN Hurma kuruttukları yer
CEVHER Bir şeyin özü, esası * Kıymetli taş * Çelik üzerindeki nakış * Edb: Noktalı harf * Yalnız noktalı harflerin ebcedîsi hesab edilerek yazılan manzum tarih * Harflerin noktası * Fls: Varlığı kendinden olan, var olmak için kendi dışında başka birşeye muhtaç olmayan varlık Allah´a inanan filozoflar iki çeşit cevher kabul etmişlerdir Yaratıcı cevher, Allah Yaratılmış cevher, madde, ruh Allah´ı cevher olarak vasıflandırmak noksan bir anlayıştır Çünkü cevher Allah´ın sıfatlarından "kıyam-ı binefsihi: varlığı kendinden olan" sıfatını belirtebilir Allah´ı sıfatları ve isimleriyle tanımak icab eder Maddeci filozoflar cevher olarak yalnız maddeyi kubul ederler Oysa madde Allah´ın yarattığı âlemlerden sadece biridir Fizik ilmi maddenin enerjiye ve enerjinin maddeye dönüştüğünü göstermiştir Madde de enerji de belli kanunlara bağlıdır Kanun varsa kanun koyucu da vardır Madde ve enerjiye hakim olan ve kanunları koyan, madde ve enerjiyi yaratan Allah´dır
CEVHER-İ FERD Zerre, en küçük cisim Atom
CEVHER-İ ULVÎ Ateş, nâr * En yüksek cevher * Ruh
CEVHER-DÂR f Elmaslı * Noktalı harf Meselâ: Cim, şın harfleri gibi * Eskiden kullanılmış tüfeklerden birinin ismi * Siyah ve beyaz dalgalı, benekli kılıç
CEVHERE Bir, tek cevher
CEVİ Aşk galebesinden gelen şiddet ve hiddet, gam ve gussadan, müzahemeden gelen bir hastalık, maraz * Kokmuş su
CEVİ f Akarsu, nehir, dere, çay
CEVİN(E) f Arpadan yapılmış şey Arpa unu
CEVİR (Cevr) Cefa, eziyet, sıkıntı, üzüntü Zulüm * Tas: Tarikat adamının ruhen ilerlemesine mâni olan şey
CEVL Tavaf etme
CEVLAN Şam´da bir dağ
CEVLE Dönmek
CEVN Ak, ebyaz, beyaz * Kara, esved (Ezdattandır)
CEVREB (C : Cevârib, Cevâribe) Çorap
CEVS Kaba, büyük nesne
CEVS Bir şeyi arayıp istemek
CEVSAK Kasr, köşk, konak
CEVSE Köşk, kasr, konak
CEVSEK f Düğme
CEVŞ (C : Cevâşin) Demir gömlek * Göğüs * Orta
CEVŞEN Zırh
CEVŞEN-İ KEBÎR Büyük zırh Peygamberimiz Hz Muhammed´e (A S M ) vahiyle gelen en azîm ve en mühim bir münâcâtın ismidir Bu harika münâcât, mârifetullahda terakki eden bütün âriflerin münâcâtının fevkindedir Bin hâsiyeti olan ve bin Esmâ-i Hüsnâ´yı içine alan emsalsiz bir münâcât-ı Peygamberiyedir
CEVŞEN-PÛŞ f Zırhlı, zırh giyen
CEVŞİR(E) f Arpa çorbası * Çulha
CEVV Yer ile gök arası Gök boşluğu Fezâ * Ev veya odanın içi
CEVV-İ HEVÂ Hava boşluğu
CEVV-İ SEMÂ Gökyüzü Gök boşluğu Fezâ (Cevv-i âsuman da denir )
CEVVAD (Bak: Cevâd)
CEVVAL Dâim hareket hâlinde olan
CEVVAZ Malı toplayıp hayır ve tasadduk etmeyen kimse
CEVVÎ Gök boşluğuna âit Cevve dâir
CEVZ (C : Ecvâz-Cevzât) Ceviz * Her nesnenin ortası
CEVZ-İ BEVVÂ Hindistan cevizi
CEVZ (CEVZÂN) Malı toplayıp kimseye hayır ve sadaka etmemek * Sallana sallana yürümek
CEVZA Astr: İkizler burcu Gökyüzünün kuzey yarım küresinde yer alan iki tane parlak yıldızlı bir burcdur Güneş, mayıs ayında bu burca girer
CEVZAK f Kederlenme, elemlenme
CEVZEKA (C : Cevzek-Cevâzik) Pamuk kozağı
CEVZEKÎ Koza satıcısı
CEVZEL (C : Cevâzil) Güvercin yavrusu * İğne deliği
CEVZENİC Cevizli helva
CEVZİNE Cevizli helva
CE´Y Isırmak
CEYA´ Yağmur
CEYAR Gadaptan ve açlıktan dolayı göğüste olan hararet
CEYB (C : Cüyûb) Cep Gömleğin (yarığı) açıklığı * Yaka * Kalb * Geo: Sinüs
CEYD (C : Ecyed) Uzun boylu olmak
CEYDER Kısa boylu
CEY´E Gelmek
CEYEŞAN Kaynamak * Hışm etmek
CEYL (C : Ecyâl) İnsan topluluğu, zümre, kavim * Nesil, batın, kuşak * Yengeç
CEYLAN Geyik çeşidinden küçük, ince bacaklı, pek hafif ve çok koşucu bir kara hayvanı, gazâl
CEYŞ Asker, ordu En az dörtyüz nefer süvari ve piyadeden müteşekkil bir askeri kıt´a * Dolup taşmak * Ses, sadâ
CEYŞ-ÜL AZÎM Büyük ordu Binikiyüz kişilik askeri kuvvet
CEYVAD f İttika´, günahtan sakınma
CEYYİD İyi, güzel, hoş Saf
CEYZ Döndürmek * Dar etmek
CEZ´ Dereyi enine kesmek
CEZ´ Ağaç kökü, ağaçların alt kısımları
CEZ f Cezire, ada Her tarafı su ile çevrilmiş olan kara parçası
CEZ´(A) Damarlı akik Göz boncuğu adı verilen, kara alaca ve kıymetli bir süs taşıdır
CEZA´ Hüzünle ağlayıp sızlanmak Sabırsızlık yüzünden telâş ve teessür göstermek
CEZA Karşılık, mukabil, ivaz Cürüm veya günâh işleyenlere verilen azab * Gr: Şart cümlelerinde ikinci kısım (Bak: Şart)
CEZA-YI AMEL Yapılan işin karşılığı
CEZA-ÜŞ ŞART Şartın cevabı Meselâ: Zeyd ayağa kalkarsa, ben de kalkarım cümlesindeki, "ben de kalkarım" ifadesi, birinci cümlenin cevabıdır
CEZA´ (C : Cezeân-Cizâ´) Altı veya dokuz aylık koyun (Kurban olması caizdir) * İki yaşına girmiş koyun * Arslan, esed * Hayvana yulaf vermeyip hapsetmek
CEZ´A Az nesne
CEZAEN Cezâ olarak
CEZAİR (Cezâyir) (Cezire C ) Cezireler, adalar * Kuzey Afrikada Fas ile Tunus arasında olan ülke ve bu ülkenin merkezi olan şehir
CEZÂİR-İ İSNÂ AŞER Ege Denizindeki oniki adalar
CEZALET Rekâketsiz ifade * Güzellik * Müdebbirlik, akıllılık * Azim, büyük * Edb: Kelimeler, ince veya sert söylenişlerine göre; elfâz-ı cezle veya elfâz-ı rakika diye ikiye ayrılır Elfâz-ı cezle: Söylenişte tatlılığı bulunan veya heybet, ululuk, çarpışma, korkutma, yıldırma ifâde etmeğe uygun kelimeler olarak ayrılır Celâdet, sadme, kazanfer, çekâçek, dırahşân gibi Bu çeşit kelimelerle, söylenen ve yazılan ifâdelerde cezâlet var, denir (Edb S )
CEZALET-İ BEYANİYE Beyan ilmine ait ve beyan sahasındaki cezâlet
CEZALET-İ NAZMİYE Kur´an-ı Kerim´deki kelime ve harflerin harika bir ahenk ve münâsebet ile nazm ve tertibindeki cezâlet
CEZAZE Ekin biçmek * Hurma kesmek * Kıl ve yün kırkmak
CEZB Kendine doğru çekme * İçme
CEZBE Tas: Meczubiyet, istiğrak Allah´ı hatırlayıp Allah sevgisi ile kendinden geçer bir hale gelme
CEZBEDAR f Cezbeli, çekici
CEZBE-EDA f Cezbeli olmak Çekici olmak
CEZBETMEK Çekmek, ikna etmek, sevdirmek
CEZEA (C : Cezaât-Cizâ) Beş yaşına girmiş deve * İki yaşına girmiş koyun * Üç yaşına girmiş sığır ve at
CEZEB Adamın ağzında tükrüğü kesilmek * Hayvanın sütü az olmak
CEZEBAT (Cezbe C ) Cezbeler (Bak: Cezbe)
CEZEL Yoğun ve kuru odun ağacı * Kesmek, kat´
CEZEL (C : Cezlan) şâd olmak
CEZER Havuç * Aslanın yediği et
CEZF (CÜZÂF) Bir şeyi ölçmeden tartmadan almak
CEZF Kesmek * Sürmek * Evmek
CEZH Hediye, atâ, bahşiş vermek
CEZİA (C : Cezâyi) Koyun sürüsü
CEZİL Bol Çok * Edb: Peltek ve bozuk olmayan kelime
CEZİM (Bak: Cezm)
CEZİR (Bak: Cezr)
CEZİRE Ada Dört tarafı su ile çevrilmiş toprak parçası (Üç tarafı su ile çevrili kara parçasına yarımada denir )
CEZİRET-ÜL ARAB Arabistan yarımadası
CEZL Kalın odun Tomruk * Sağlam Metin * Güzel ve muhkem fikir * Rekik olmayıp doğru ve dürüst olan söz veya kelime * Kâmil, dirayet sahibi, akıllı ve olgun adam
CEZLAN Saadetli, mutlu, sevinçli
CEZM (CİZM) Her nesnenin aslı * Ağacın kökü * Kesmek, kat´
CEZM (Cezim) Kat´î karar Yemin Kararlaştırmak * Kesmek * Niyet Tahmin Takdir * İlzam * İcâbe * Gr: Arabçada kelime sonundaki harfi sâkin okumak Kur´ân-ı Kerim okurken harfleri yerlerine vaz´edip mahrecinden çıkarırken tâne tâne, fesahat, beyan ve teenni ve sükûnet üzere okumak
CEZMA Kulağı kesik koyun * Kulağı delik koyun
CEZME Bir kere yemek
CEZME Kamçı * Ağaç parçası * İp parçası
CEZMEN Kestirip atmak sûretiyle
CEZMÎ Kat´î niyet ve karara ait Cezm
CEZR Kök, asıl, temel Bünyâd * Kesmek * Mat: Kendi misline darbolunmakla (çarpılmakla) bir sayı meydana getiren rakam (Kare kök) Üç, dokuzun cezri´dir Dokuz, üçün meczuru´dur (Bak: Meczur) * Derya, deniz * Arı kovanından bal almak * Ay ve güneşin câzibesi te´siri ile deniz ve ırmak sularının çekilip kabarması Buna "med ve cezir" hâdisesi denir
CEZR-İ VETEDÎ Kazık kök Kazık gibi yere derinliğine giden kök (Havuç gibi )
CEZRE Kasaplık koyun, keçi gibi davar * Semiz koyun
CEZRÎ Köklü Kat´î Köke âit ve müteallik
CEZU´ Çok sızlanan, kıvranan, feryad eden Allah´tan gayrısından imdad bekleyen
CEZUR (C : Cüzür) Boğazlanacak deve Hem erkeğe hem dişiye denir (Boğazlanacak yere meczer derler Boğazlayan kimseye cezzar derler )
CEZZ Kesmek, biçmek
CEZZAB Fazla çekici olan Cezub Çok cezbeden
CEZZAF Ağ ile balık tutan balıkçı
CEZZAR Zâlim Gaddar Kanlı * Deve kasabı
|