|
Prof. Dr. Sinsi
|
İnceden İnceye İstanbull
İstanbul Sözlü Tarih
İstanbulun kuruluşuna ilişkin söylence
Megaralı Bizans,Kendi halkı için bir kent kurmaya niyetlenir Delf bilicisine başvurarak yer sorar Bilici şöyle der:"Bu kenti körler ülkesinin karşısına kur "
Bizans bilicisinin söylediği yeri bulmak için hazırlıklara girişir göç başlar Günün birinde Sarayburnuna gelirler Buradan çevreyi seyerderken,Kadıköyde kurulmuş kenti görür "Bu kenti neden halşen benim bulunduğum yere değilde karşıki çorak yere kurmuşlar Bu adamlar körmü"diye düşünür Birden bilicinin sözlerini hatırlar Aradığı yeri bulmuştur Kentini bulunduğu kıyıdaki yemyeşil yedi tepeüzerine kuracaktır Kısa sürede kurulan kente Bizans adı verilir
İstanbulun Fethine ilişkin söylence ll
İstanbulun fethine ilişkin bir söylence de şudur:Fatih Padişah olunca İstanbulun fethini görüşür devlet yetkilileriyle fakat kimse bu işe rıza göstermez Hulefai Raşidine nasip olmayan fetih ancak Mehdi Hazretlerine nmasip olur derler fakat Ak Şemseddin "Konstantiniyyeyi Muhammed Han Fetheder,sonra Beni asfar alır "der
Devlet ileri ileri gelenleri bu söze pek rağbet etmezlerse de Fatih inanır adamlarını gönderip tekrara tekrar sordurur sonunda da "Bu yılın Rebiülevvel ayının yirminci günü seher vakti ihlas ve gayretle falan falan tarafdan yürünür,o gün feth olunur,Konstantiniyye Ezan sesleriyle dolar" dedi
Savaşa devam edildiği bir esnada Fatih bir ara Akşemseddini davet eder Fakat Akşemseddin çadırına kimsenin alınmamasını talebelerine tembih ettiğinden kimse yanına varamaz Gelmeyince Fatih hiddetlenir Kendi gelir fakat bakar ki çadırı çadırı örtülmüş vaziyette kapalı Kılıcını çekerek yarar ve içeri girer Görür ki içeride hiç bir şey yok Akşemseddin sadece toprak üzerind esecdeye kapanmış,tacı mübarek başından yuvarlanmış,başının ak sacı ve sakalı parlamaka  Ak sacını ve sakalını toprağa sürmüş toprak olmuş,gözlerinden boşanan yaşlar yeri ıslatmış Allaha yalvarmakta
Fatih bu durumu görünce dönüp makmına gelir Kaleye bir bakar ki :İslam askeri Hisara yürümüş  önlerind e ak elbise ( aba) giymiş bir taife hisaar gelmektedir Ardından islam askeri,derken İstanbul feth edilir
fetihten sonra Akşemseddine fethi nasıl bildiğini sorunca o şöyle der:
-Kardeşim Hızırla İlm-i ledünde Konstantiniyyenin fethini istihrac etmiştik Kale fetholunduğu gün hızırı gördüm,aba giymiş velielrle askerin önünde Hisara girmişti Kalenin fethinden sonra da hızır kardeşim kale duvarının üzerine çıkmış ayaklarını sarmış oturyordu cevabını verir
Fetihten sonra da Fatih Akşemseddini aratır ,bulamazlar Nihayet Edirnekapıda bir eski oda da ibadet ederken bulurlar
İstanbulda bulunduğu sürece Akşemseddin o evde oturur Oraya bir mescit yapmıştır Halen oraya Akşemseddin mahallesi denir
Eyüp Sultana ait söylence
Söylenceye göre Peygamberimizin müjdesini duyan Emevi orduları İstanbulu fethetmek için kuşatır fakat bir türlü fethedemez Kuşatma orduları içinde Pegamberimizin sancaktarı Eyüp Sultan Hz leri de vardır Sefer sırasında ağır hastalanır Çevresindekilere ölünce surlara en yakın yere gömülmesini vasiyyet eder Ölünce de gerçekten de en yakın bir yere gömülür Gece olduğunda kabrinden çıkan nur Bizans imparatorunun dikkatini çeker ve durumu araştırıp öğrenir ve buraya bir türbe yaptırarak dört kandil yakılmasını emreder Böylece Eyüp Sultanın kabri Bizanslılarca da kutsal kabul edilir
Eyüp Sultanın kabrinin bulunuşuna ilişkin birçok söylence vardır Bunlardan biri de şöyledir
Fatih İstanbulu ferthettikten sonra Hocası Akşemseddin ile beraber Eyüp Sultan tarafına gider at üzerinde ki yolculuk bugünkü Eyüp Sultanın kabrinin bulunduğu yere gelince Akşemseddin:
-Hünkarım bugünkü yolculuğumuz buraya kadar olsun,der ve yere iki çınar dalı sokar Gece fatih vezirini çağırıp çınar dallarının yerini değiştirmesini ve kimseye söylememesini emreder
Sabahleyin yine aynı yere geldiklerinde Akşemseddin atından iner ve :
-Hünkarım bizim çınar dalları yerlerini değiştirdi der ve yerin kazılmasını ister Bir müddet kazıldıktan sonra Eyüp Sultanın kabri bulunur Yıkanıp temizlendikten sonra tekrar gömülür ve bugünkü cami ve türbe yapılır,buradaki çınar dalları bugünkü çınar ağaçları olduğu söylenir
Ayasofya ya ilişkin Söylence
İmparator Justinianus bir gece düşünde bir aziz görür Aziz ,çevresine bakmakta ve her köşede bir duraklamaktadır Justinianus hemen yanına varır Azizin elinde gümüş bir levha levhada da şimdiye değin eşi benzeri görülmemiş bir kilise resmi vardır İmparator:" keşke bu resim bend olsaydı da bu topraklarda aynısını yaptırsaydım" diye düşünür Aziz resmi imparatora uzatarak " Justinianus ,tam şuraya bir kilise yaptır,adını da Aaysofya koy ",der
İmparator,ertesi dün çağırttığı mimarın elinde düşündeki yapı resmini görünce çok şaşırır Aziz Mimarın da düşüne girmiştir Uyandığında resmi kağıda döken mimar İmparatorun buyruğuyla Ayasofyanın yapımına girişir
Hz Muhammetin doğduğu gece İstanbulda büyük bir zelzele olur Ayasofyanın büyük kubbesi yıkılır bir türlü onarılamaz Bunun üzerine Hızırın uyarısıyla Mekkeye 300 keşiş gönderilir Keşişler Henüz çocuk olan Hz Muhammetin tükrüğünden alır,biraz Kabe toprağı ve zemzem suyula İstanbula dönerler Kubbenin onarımında kullanılan harca bunlar katılınca kubbe tutar
İstanbul fethedildiğinde Fatih "Bu kubbe Peygamberimizin tükrüğüyle yapılmıştır "diyerek kubbenin ortasına paha biçilmez bir altın top astırmıştır İnanışa göre bu Hızırın makamıdır 40 gün bunun altında namaz kılanlar mutlaka Hızırı görürler
Ayasofyanın büyük kubbesinin dört yanında birer melek resmi vardır bunlardan Cebrail kanat açıp nara atınca ,tüm doğu mücevherlerle dolar İsrafil nara atınca batıda kıtlık olur,Mikail seslenince Kuzeyde bir ermiş kişi ortaya çıkar Azrail bağırınca da tüm evrende veba salgını başlar Bir başka söylenceye göre de Cebrail ve İsrafil gelecekte olacakları ,Mikail düşman saldırısını ve kıtlığı Azrailde hükümdarların ölümünü haber verir Ayasofyanın orta kapısı üzerinde pirinçten uzun bir sanduka vardır İnnaışa göre içinde kraliçe Sofianı mumyası bulunmaktadır Sandukaya el sürülürse korkunç bir gürültü çıkacak ve her yan sarsılacaktır
Güney kapılarından soldan 10 sunun iç yanında dört köşe bir mermer sütun vardır Buna "Terler Direk" denir Sütun kış yaz nemlidir Buna ilişkin olarak ta:Fatih İstanbulu fethetmiş,Ayasofyayı da cami yapmıştır İş bittiğinde Hızır camiyi gezer bakarki Mihrap Kabeye yönelik değil,Terler Direkin kaideini parmağını sokarak binayı Kabeye çevirir Terler Direkte ki delik Hızırın parmağını soktuğu yer olarak kabul edilir Burası bir çok hastalıkların çaresi ve dileklerin gerçekleşeceği yer olarak bilinir
Büyük Kıble kapısının da Tufanda Nuhun kullandığı geminin tahtasında yapıldığı görülür Deniz ticaretiyle uğraşanlar ,sefere çıkmadan önce buraya uğrar dualar eder Nuh A S a dualar okur ve kendilerine iyi geleceğine sağsalim dönüp geleceklerine inanırlar
ll Bayezid Camii ne ilişkin söylence
Bayezid camisinin temelleri atıldığında ,Mimar Başı Bayezide Mihrabı nasıl yerleştirmeleri gerektiğini sorar Bayezid:
-"Şu ayağıma bas" der Mimar başı denileni yaptığında Kabeyi görür ve Mihrabı ona göre yerleştirir
Ahmed Paşa Camisine ilişkin söylence
Söylenceye göre Hafız Ahmet Paşa Fatih Camii nin yanına bir cami sebil medrese ve çeşme yaptırır Cami bittikten sonra Paşa bir düş görür ve düşünde Fatih:"amimin yakınında cami yaptırıp neden cemaatimi aldın " diye onu azarlar ve başını vurdurtur Ahmet Paşa heyecanla uykudan uyanır,düşünü yorumlatır Yetmiş gün sonra paşa ölür Cesedi gömülürken lahdin kenarından kopan bir taş başını kılıç gibi keser
Rahime Sultan ve Merkez Efendi söylencesi
Sümbül Efendinin Rahime adlı bi rkızı vardır Müritlerden Merkez Efendi onunla evlenmek ister Sümbül efendi kızı vermek istemediğinden ancak kırık deve yükü altın getirirse razı olacağını söyler Merkez Efendi günümüzde gömütünün bulunduğu yerin arkasındankırık çuval toprak alır Bunları develere yükleyerek Sümbül Efendiye götürür Çuvallar açıldığında altınla dolu oldukları görülür Sümbül Efendi onun kerametlerini görünce "Sen artık yetiştin kale dışına çık ve Hakkın sana verdiği görevi yerine getir "der Bunun üzerine Merkez efendi şimdi bulunduğu yere yerleşir
Günün birinde kızıyla damadını ziyarete giden Sümbül Efendi,kapıyı açık bulur Kızı ayaklarını uzatmış,çıkan ateşle yemek pişirmektedir Babası ne yaptığını sorar o da odunları olmadığından dervişlere ancak böyle yemek pişirebildiğini söyler sümbül Efendi kızının da olgunluğa eriştiğini anlar,bir süre sonra ölür
Yuşa Peygamber Söylencesi
Yuşa ,Hz Musanın kızkardeşinin oğlu ve sancaktarıdır Musa ölünce İsrailoğullarının başına geçmiş ve onları filistine ulaştırmıştır bu arada yapılan savaşlarıon birind etam savaşı kazanmak üzere iken gün batmaya başlar yuşa sol elini havaya kaldırarak güneşi durdurur Güneş bir saat daha aydınlık kalrak savaşı kazanır
söylenceye göre yuşa İstanbulda da savaşmış ama Boğaziçinde Sütlüce köyü yakınlarında vurulmuş,bedeni ikiye ayrılmıştır Belinden aşağısı Sütlüce köyünde kalmış üst bölümü ise şimdi gömütünün bulunduğu yere dek gelmiş ve burada ruhunu teslim etmiştir Onyedi metre uzunluğudaki gömütünde,sadece belden yukarısının yattığına inanılırayaklarının kaldığı yerden fışkıran suyun da şifalı olduğuna inanılır Ab-ı hayat suyu denir
Yuşa gömütünün başı Kudüse doğru iken İslamiyetin doğuşuyla kendiliğinden Kabeye yönelmiştir Beykozlular Yuşayı koruyucuları ve kurtarıcıları sayar "Beykozluları önc Allah sonra Yuşa korur" diye söyleniş yaygındır
Yuşanın İsrailoğularının başına geçişi,savaşımı ve güneşi durdurması olayı Kitab-ı Mukaddeste anlatılmaktadır
Şeyh Yahya Söylencesi
Kanuninin süt kardeşi olan Yahya döneminin en tanınmış müderrsilerindendir Fatih sultan Mehmet Medresesindeki görevinden ayrıldıktan sonra Ortaköyde günümüzde kendi adıyla anılan toprakları alır Burada bir ev,medrese,mescit ve çeşme yaptırır söylenceye göre en yakın arkadaşı Hızırdır Hatta bahçesindeki asmayı da beraber dikmişlerdir
Kanuni onunla hızıe arasındaki yakınlığı bildiğinden bir gün kendisini de Hızırla görüştürmesini ister Günün birinde Padişahın saltanat kayığı ortaköy önlerine gelir Haberciler Şeyh Yahyaya hünkarın kendisini çağırdığın bildirince o hızırla gelip kayığa biner arkadaşını Kanuniye tanıtmaz Padişahta sormaz Biraz ilerlediklerinde Hızır,Parmağındaki yüzüğü işaret ederek "Kerem eder verirmisiniz?"der Padişah uzatır Hızır yüzüğü suya atıverir Kanuni birşey demez ama çok öfkelenmirtir Hızır Kurçeşmede elini suya uzatıp yüzüğü çıkarır:"Buyur Hünkarım çok üzüldün çok ta öfkelendin" der
Kıyıya çıktıklarında Yahya ,Padişaha yanınadakinin kim olduğunu söyler Padişah daha önce söylemediği için Yahyaya çıkışır,Hemen ardına dönüp onu arar Ortada kimseler yoktur "o sana kimliğini söyledi ama sen anlamadın der"
Baba Haydara ilişkin söylence
Şeyh Haydar ünlü bir Rufai şeyhidir Üsküdardaki dergahında yaşar Yoksuldur,ama gönlü zengindir Eline geçeni Üsküdarın yoksullarıyla paylaşır
Bir ramazan günü dergahında toplantı vardır İstanbulun her yerinden gelen yoksullar yiyip içeçek,dua edecektir Ama dergahta yiyeceğin kırıntısı bile yoktur Haydarın kardeşi Ethem Bey bunu görüp endişelenmektedir Baba Haydar ise hiç aldırış etmez "şimdi her şey gelecek yolda" diyerek kardeşini paylar Ramazan topunun patlamasına beş dakika kala Padişahın adamları tepsiler dolusu yiyeceklerle çıka gelir
Yeni Kapı Söylencesi
lV Murat tebdili kıyafet halk arasında dolşamaktadır Bir gün yine kıyafet değiştirerek Üsküdardan kayığa biner Yanında bir kiş daha vardır Boğaza doğru yol alırken yanındakine adını sorar O da "bana Üsküdarlı Remmal Ağa derler " der Neiş yaptığını sorunca Remmil atıp gaipten haber verdiğini söyler l V Murat Remmil atıp Padişahın yerini söylemesini ister Adam Remil atar ve 1Padişah deniz üstünde görünür der yeniden bakınca "Sultan Murat bizimle beraber,Sultan sizsiniz " diye nara atar Padişah :"Aferin hüner sahibiymişsin" der Şimdi bir remil daha at bakalım "ben İstanbula hangi kapıdan gireceğim,bilirsen seni ödüllendiririm bilemezsen gerisini sen düşün "der Adam remilini atmadan önce "padişahım bunu yazıp vereyim siz İstanbula girdikten sonra okuyun"der Padişah kabul eder Kıyıya gelince lV Murat adamlarına kayığı kıyıya çekip sur kapısını kırıp İstanbula girer Remili açıp okur "Padişahım Yeni Kapınız hayırlı olsun! " kapının açıldığı semte "Yeni Kapı" adı verilir
Beşiktaşa ilişkin söylence
Beşiktaş bölgesi ormanlıkken Yaşka adlı bir papaz bir kilise yaptırır Hz İsanın Taş Beşiğini de Kudüsten getirterek buraya yerleştirir Bu beşik konulunca kilseye Taş Beşik Kilisesi denmeye başladı Papaz ölünce beşik Ayasofyaya götürülür ama semtin adı Taşbeşiktir zamanla bu ad Beşiktaş olarak değişir
Başak bir söylenceye göre Barbaros Hayrettin Paşa , Akdenize çıkacağı zaman gemileri burada demir atınca ,halatları bağlamak için ,kıyıya taştan beş direk diktirir Bu nedenle buralara Beşiktaş denilir
Cibaliye ilişkin söylence
İstanbulun fethinde önsaflarda çarpışan yiğitlerden biri olan Cebe Ali Mısır sultanının şeyhidir İstanbulun fethinde bulunmak istemektedir Bu amaçla Anadoluya gelir At çulundan bir cebe giydiği için bu adla anılır
Cebe ali orduyla İstanbul önlerine geldiğinde kendisine ekmekçibaşılığı görevi verilir Binlerce kişilk ordunun ekmeğini hiçbir aksaklığa meydan vermeden pişirir ama sırrını kimsecikler bilemez
Fatih gemileri karadan denize indirdiğinde Cebe Ali bu gemilere binmez Üç yüz Zeyni Fakiriyle Postlarını denize yayar,def ve küdüm eşliğinde denize açılır Bunu gören Bizanslılar korkuyla kaçışırlar Bu günün cibali kapısı denilen yere geldiklerinde surlara saldırır ve kente girerler Cebe Ali açıkça keramet gösterdiğinden şehit olur ve kente girdiği yere onun adı verilir bu ad zamanla Cibali olur
Unkapanına ilişkin söylence
Sefer Dede adlı şahıs bir gün Unkapanında ki bir fırına girer ve uyur fırının en harlızamanıdır Bir süre sonra dışarı çıkıp tanıdıklarıyla vedalaşır ;Unkapanından kendini denize atarak yiter Yedi yıl sonra Cezayirden gelen bir gemi ile yine Unkapanına döner Ama dili tutulmuştur Onu getiren gemiciler Sefere Dedeyi Septe Boğazında bir timsahın üstünde ardlarından gelirken görüp gemiye almışlar kıyıya ulaşana değin timsah kendilerini izlemiştir Kıyıya ulaştıklarında timsah ölmüş Sefer Dedenin ricasıyla orada gömülmüştür
İSTANBUL
Dünyada güzeldir yeri
İstanbul bir cennet şehir
Mescitleri, camileri
İstanbul bir cennet şehir
Yedi tepe üzerinde
Eyüp Sultan yatır onda
Sevgisi yürekte, canda
İstanbul bir cennet şehir
Ayasofya, Sultan Ahmet
Fatih Sultan çekmiş zahmet
Allah ona vermiş rahmet
İstanbul bir cennet şehir
Beyazıt'ta gezin şöyle
Tarih, kültür seyir eyle
Gören kişi doğru söyle
İstanbul bir cennet şehir
Beşiktaş'ı, Eminönü
Topkapı, Üsküdar yönü
Çamlıca'dan görün onu
İstanbul bir cennet şehir
Sahabeler dolu bir yer
Yatır veliler, şehitler
Bağrında Yûşa Peygamber
İstanbul bir cennet şehir
Çobanoğlu elde kalem
Peygamber'den almış selâm
Hadis ile olmuş kelâm
İstanbul bir cennet şehir
|