|
Prof. Dr. Sinsi
|
İnceden İnceye İstanbull
Kıbrıslılılar (Mehmet Emin Paşa) Yalısı (Üsküdar)

İstanbul ili Üsküdar ilçesi, Kandilli Göksu Caddesinde bulunan, Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa yalısı günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir Küçüksunun en eski yalılarından biri olan bu yalı sırtını arkasındaki yamaçlara dayamış, denizin kenarına yerleştirilmiştir Bu yalının oldukça uzun bir geçmişi bulunmaktadır Boğaziçinden söz eden eski kaynaklar yalının ilk sahibinin Sultan I Abdülhamit (1725–1789) devri sadrazamlarından İzzet Mehmet Paşa olduğunu ileri sürmüşlerdir
İzzet Mehmet Paşa, Kara Vezir adı ile anılan Silahtar Mehmet Paşanın ölümünden sonra ikinci kez sadrazamlığa getirilmiştir Bu nedenle de yalı Kara Vezir Yalısı olarak da anılmaktadır İzzet Mehmet Paşa Rum Mehmet Paşanın torununun oğlu olup, Şehreminliği yapmış, ikinci sadareti sırasında azledilerek 1783te Belgrat valisi iken ölmüştür Paşanın ölümünden sonra yalı, Osmanlı devletinin İkinci Mirahuru (sarayın ahır ve atlarından sorumlu) olan oğlu Sait Mehmet Beye geçmiştir Sait Mehmet Bey bu yalıda bir süre oturmuş daha sonra da Sultan III Selimin sadrazamlarından İzzet Paşaya 1794 yılında kiralamıştır Sait Mehmet Beyin ölümünden sonra oğlu Mehmet Ataullah Bey bu yalıda yaşamış, Ataullah Beyin 1887 yılında ölümünden sonra varisleri 1840 yılında yalıyı satmışlardır Yalının bundan sonraki sahibi Kıbrıslı Mehmet Emin Paşadır Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa çeşitli devlet hizmetlerinde bulunmuş valilik, sefirlik, iki defa kaptan paşalık, üç defa da sadrazamlık yaptıktan sonra 1871 yılında yalısında ölmüştür
Kıbrıslı Mehmet Paşanın eşi Melek Hanım yalı ile ilgili anılarını 1872 yılında New Yorkta yayınlamıştır Topkapı Sarayı eski müdürlerinden Haluk Y Şehsuvaroğlu bu anıları Türkçeye çevirmiştir
Kıbrıslı Mehmet Paşanın oğlu olmadığından yalı Moralı Müşir Tosun Paşanın oğlu Mustafa Sadettin Paşaya geçmiştir Günümüzde yalıda, Kıbrıslı Mehmet Emin Paşanın torunlarından Refiha Hanımın oğlu Selim Dirvane, kızı Mihta Bilgişin ve ailesi yaşamaktadır Yalının İsmail Paşa Yalısına yakın olan kısmında ise Sedat Ürün, diğer kısmında da Kıbrıslı Mehmet Emin Paşanın torunlarından Aziz Başkan oturmaktadır
Kıbrıslılar Yalısı harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı bölümden meydana gelmiştir Yalının denize bakan cephesi 64 00 m uzunluğunda olup, içerisinde fıskiyeli, havuzlu salonlar ve odalar bulunmaktadır Yalının harem kısmı da ikiye ayrılmıştır Üç sofalı plan tipinde olan yalının sofalarının çevresinde odalar yer almıştır Bunlardan orta sofanın bulunduğu kısım iki katlı, diğerleri tek katlıdır Yalının alt katta 15, üst katta da 6 olmak üzere toplam 21 odası bulunmaktadır Güney bölümü 1975 yılında tescil edilmiş, dış görünümü korunarak yeniden beton ve tuğladan inşa edilmiştir Harem kısmının bulunduğu yalının iki katlı bölümünde orta sofada üst kata çıkan iki taraflı bir merdiven bulunmaktadır
Selamlık yalının en iyi korunmuş bölümü olup, buraya bahçe tarafından dört sütunlu bir portikten girilir Selamlık sofası korint başlıklı sütunlara ve duvarlara dayanan bir tonozla örtülmüştür Sofanın dört köşesine odalar yerleştirilmiştir Bu bölümlerdeki mutfak tuvalet ve banyo yakın tarihlerde yenilenmiştir Selamlık kısmına XIX yüzyılda bir de limonluklu bir divanhane eklenmiştir Bu divanhanenin içerisinde, asma yaprakları, üzüm salkımları ile bezenmiş bir de fıskiyeli havuz bulunmaktadır
Selamlık odalarının tavanlarında alçı kabartmalı bitkisel motifli süslemelere yer verilmiştir Ayrıca deniz ve bahçe tarafındaki eyvanların tavanları ahşap kabartmalıdır Selamlık sofasının tonozunda da alçı kabartmaların arasına vazo içerisinden çıkan çeşitli çiçekler yapılmıştır Yalının duvarlarındaki tablolar arasında Kıbrıslı Mehmet Emin Paşanın da yağlı boya tablosu bulunmaktadır
Yalının cephesi çıkmalarla hareketlendirilmiştir Burada ince uzun pencerelere sıra halinde yer verilmiştir

Yalının bahçesinde, yol tarafında bulunan ve XVIII yüzyılın sonlarında yapılmış olan iki katlı bina yol geçmesi nedeni ile yıktırılmıştır Bunun yanı sıra yalının üç büyük hamamı da günümüze gelememiştir Yalı bahçesinden yalnızca mermer musluk ve dilimli havuzu gelebilmiş, kayıkhanesi de yıkılmıştır
Kıbrıslı Yalısı çeşitli tarihlerde onarım görmüş, bazı bölümleri yıkılmış ve orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır Yalının son sahiplerinden Refia Hanım ismini hatırlayamadığı bir İtalyan mimarının yalıyı onardığını ve içerisindeki Türk eserlerinin bu arada yok edildiğini söylemiştir Yalının selamlık bahçesinin demir parmaklıkları 1896 depreminde yıkılmıştır
Sultan III Selim zamanında Ressam F Praaultun çizdiği karakalem bir Boğaziçi resminde Kıbrıslı Yalısının orta kısmının yüksek, iki yanlarının alçak daireler halinde olduğu görülmektedir Bu resmin yapılışından sonra XIX yüzyılın başlarında yalının kuzey tarafına bir takım eklemeler yapıldığı da anlaşılmaktadır Burada araştırma yapan Dr Tucheltin araştırmalarında yalı dışında kayıkhane, deniz hamamı, havuz, ahır, mutfak, arabalık, sarnıç, hamam, döner dolap, sebze bahçesi, çamaşırlık, harem bahçesi, harem iskelesi, selamlık iskelesi ve bostan bölümlerinin olduğu ortaya çıkmıştır
İsmail Paşa Yalısı (Üsküdar)

İstanbul ili Üsküdar ilçesi, Beylerbeyinde Beylerbeyi Camisinin yanında, Yalıboyu Caddesinde bulunan bu yalı, Sultan II Abdülhamit döneminde (1876–1909) Debre Mebusu İsmail Hakkı Paşa tarafından yaptırılmıştır Bu yalının bulunduğu yerde III Selim döneminde (1789–1807) Sadrazam Damat Melek Ahmet Paşanın yalısı bulunuyordu
İsmail Hakkı Paşanın yaptırdığı yalı Mimar A Vallaurynin eseri olup, iki katlı simetrik ve iki eksenli bir plana sahipti Yalının 22 odası bulunuyordu Art arda iki tane üç kollu merdivenle ikinci kata çıkılıyordu Yalının büyük sofaları dışarıya cumba şeklinde taşırılmış olup, doğu cephesinin ikinci katında sütunlu bir balkona yer verilmişti Katlar birbirlerinden ahşap bir kornişle ikiye ayrılmıştır Yalının cumbalı bölümlerinde yuvarlak kemerli, diğer bölümlerinde ince uzun dikdörtgen söveli pencereler vardı Denize yönelik cephesinin dışarıya çıkıntılı bölümünde altlı üstlü üçer, iki yan kenarda da yine altlı üstlü ikişer penceresi olan yalının üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştü Denize bakan cephesinde dışarıya çıkıntılı bölümün altına bir de kayıkhane girişi yerleştirilmişti
Yalı orta sofa etrafında sıralanmış odalardan meydana gelen bir plan düzenine sahipti Tavanları yaldızlı bezemelerle süslenmişti Geometrik desenli bordürlerin arasına manzara ve mimari konulu resimler yapılmıştı Yalı 1983 yılında yanmış ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiştir
İsmail Paşa Yalısı (Üsküdar)
İstanbul ili Üsküdar ilçesi Kandillide bulunan bu yalıyı Garabet Balyan 1853 yılında yapmıştır Birçok kez el değiştiren yalının sahipleri arasında Şam Kethüdası İbrahim Beyin varisleri Hacegândan İbrahim Bey, Kazasker Şeyda Efendi, Anadolu Kazaskeri Hasan Rafet Efendi, Rafet Efendinin oğlu Anadolu Kazaskeri İbrahim Ethem Efendi bulunmaktadır Bundan sonra yalı Sultan II Abdülhamitin (1876–1909) yakınlarından Osman Beyin mülkiyetine geçmiştir Osman Beyin ölümünden (1892) sonra kızı Fikriye Hanım ile damadı Süreyya Paşaya kalmıştır Fikriye Hanım Süreyya Paşanın ölümünden sonra Ferik İsmail Paşa ile evlenmiştir İsmail Paşa yalıyı tamir ettirmiş ve bu nedenle de yalının ismi İsmail Paşa olarak kalmıştır
İsmail Paşa Yalısının güneyinde Abud Efendi Yalısı, kuzeyinde de Kıbrıslı Yalısı bulunmaktadır Bahçesindeki havuz nedeni ile Havuzlu Yalı olarak da tanınmıştır
İsmail Paşa Yalısı üç katlı olup, Abud Efendi Yalısına bitişik olan bölüm harem, Kıbrıslı Yalısına bakan kısmı da selamlık olarak düzenlenmiştir Zemin kat üzerinde bulunan ahşap iki kat çıkmalarla denize taşırılmıştır Harem ve selamlığı birbirinden ayıran bahçede çamaşırhane, mutfak, bir başka hamam bulunmaktadır Dikdörtgen planlı harem orta sofa etrafında yer alan odalardan meydana gelmiştir Zemin kat üzerindeki iki katta büyük bir sofa, bunun çevresinde üç oda, doğu yönünde de aydınlığa bakan iki oda daha bulunmaktadır
Yalının kuzeyindeki selamlık kısmında iki ayrı giriş vardır Burada da sofa etrafında yerleşik oda planı uygulanmıştır İkinci katta denize bakan bir sofa, üç oda ve tuvalet, bahçedeki havuza bakan bölümde ise iki oda ile güneyde büyük bir odası daha vardır
Bu yalı XX yüzyılın başında onarılmış, eski özelliğini yitirerek Art-Nouvau üslubunda yenilenmiştir Bu yalı da 1972 yılında yanmış, yerine bir apartman yapılmıştır
Hekimbaşı Yalısı (Üsküdar)

İstanbul ili Üsküdar ilçesinde, Anadoluhisarı ile Kanlıca arasında bulunan bu yalı, XIX yüzyılın ikinci yarısında harem ve selamlık olarak yapılmıştır Günümüze yalnızca harem kısmı gelebilmiştir Selamlık kısmı Hekimbaşının ölümünden sonra hissedarları tarafından satılmış ve yerine modern bir yalı yapılmıştır Yalının hareminde Salih Efendinin torunu Mehlika Gürpınar yaşamaktadır
Hekimbaşı Salih Efendi Sultan II Mahmut (1808–1839) zamanında açılan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahanenin ilk mezunlarındandır Sultan Abdülmecitin (1839–1861) Hekimbaşılığına getirilmiştir Hekimbaşı Salih Efendi Milletlerarası Karantina ve Sıhhiye Nizamnamesinin hazırlanması için toplanan komisyona başkanlık yapmıştır Salih Efendi otlardan ve çiçeklerden yaptığı ilaçlarla da tanınmıştır Sultan Abdülmecitin kız kardeşinin çocuklarına ders vermiş bu arada saraydaki cariyelerden biri ile padişahın onayı ile evlenmiştir
Hekimbaşı Salih Efendi iki oda, bir sofa olarak bu yalıyı satın almıştır Yalının ilk sahibinin kim olduğu bilinmemektedir Bundan sonra yalıyı genişletmiş, kuzey kısmı selamlık, güney kısmı da harem konumuna getirilmiştir Salih Efendinin ölümünden sonra iki blok halindeki harem bölümü üçüncü eşi Payidar Hanıma ve kızları Sakibe Hanıma geçmiştir Daha sonra bu bölüm Mehlika Hanımın mülkiyetine, kuzeydeki selamlık kısmı büyük kısmı Mehlika Hanımın teyzesi Übeyde Hanıma geçmiştir Übeyde Hanım kuzeydeki selamlık bölümünü XX yüzyılın başlarında yıktırarak bahçe haline getirmiştir

Hekimbaşı Yalısının günümüze gelen aşı boyalı harem kısmı yan yana üç ayrı bölümden meydana gelmiştir Bu yapılardan biri üç, diğerleri de iki ve tek katlıdır Üç katlı yapının orta katı ahşap direklerin taşıdığı balkonla denize açılmıştır Üzeri ahşap çatılı olan bu yalının birbiri ile uyumlu olmayacak biçimde dikdörtgen pencereleri bulunmaktadır Üç katlı yapının alt katında ince uzun ortada üç penceresi vardır Bunun yanındaki iki kapıdan rıhtıma çıkılmaktadır Birinci kat balkon şeklinde geriye çekilmiştir Üst katta da yine dört pencere dışarıya açılmıştır Yanındaki daha alçak olan bölümün alt ve üst katında üçer pencere, tek katlı olanda da üç, geriye çekilmiş bölümünde de iki penceresi bulunmaktadır
Üç katlı yapının plan düzeninde ortada bir sofa ve çevresinde de küçük yüklükler bulunmaktadır Yalının üst katı tamamen sofaya açılan yatak odalarına ayrılmıştır 1980li yıllarda denize doğru kayma gösteren yalının önüne boydan boya bir rıhtım yaptırmıştır
Recaizâde Ekrem Bey Yalısı (Üsküdar)
İstanbul ili Üsküdar ilçesi Vaniköyde bulunan bu yalı, XIX yüzyılda Vakanüvislik ve Takvimhane Nazırlığı yapan Recai Efendi tarafından yaptırılmıştır Yalı, Recai Efendinin oğlu Tanzimat edebiyatının temsilcilerinden Recaizâde Mahmut Ekrem Beyin ismi ile tanınmıştır
Üç Katlı, ahşap olan bu yapı beyaz ve aşı boyalı diğer boğaz yalılarından farklı olarak sarı renge boyanmıştır Bir süre fabrika binası olarak kullanılan yapı 1989da restore edilmiş ve konut olarak günümüzde kullanılmaktadır Restorasyon sırasında yalının kat planlarında değişiklikler yapılmış olmasına karşılık cephe görünümünde orijinaline sadık kalınmıştır Yalnızca arka cepheye iki pencere açılmış ve denize bakan cephedeki balkon kaldırılmıştır Yalının cephesinde katlar silmelerle birbirinden ayrılmış ilk iki katta ince uzun dikdörtgen yedişer pencere açılmıştır Kırma çatı ile örtülü olan yalının çatı arasına bir de çatı katı yerleştirilmiştir Bu katın da denize açılan diğerlerinden daha küçük ölçüde üç penceresi vardır Cephe görünümünde çatı katı bir alınlığı andırmaktadır
Tuğrakeş Recai Efendi Yalısı (Üsküdar)
İstanbul ili Üsküdar ilçesi, Üsküdar ile Kuzguncuk arasındaki Paşalimanında, tütün deposu yanında bulunan bu yalının bulunduğu yerde Kaya Sultanın sarayının olduğu sanılmaktadır Yalının sahibi Sultan III Mustafa (1757-1774) dönemi Reisül Küttaplarından Recai Mehmet Emin Efendidir Recai Mehmet Emin Efendi Reisül Küttablığın ardından Sadaret Kethüdalığı Mesnedine ve defterdarlığa getirilmiştir Recai Efendinin İstanbulda Vefa Kovacılar Caddesi üzerinde sıbyan mektebi, çeşme ve sebilden (1775) oluşan bir de külliyesi bulunmaktadır
Recai Efendi Yalısı iki katlı ahşap bir yapı idi 1942 yılında yıkılmıştır Mimarisi hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır Yalının girişindeki taşlıkta XVIII yüzyıla tarihlenen fıskiyeli bir havuzu ve duvara yerleştirilmiş bir selsebili bulunuyordu
Abud Efendi Yalısı (Üsküdar)

İstanbul ili Üsküdar ilçesi, Kandilli Göksu Caddesinde bulunan Abud Efendi Yalısı Banker Altunizade Necip Bey tarafından 1820–1855 tarihlerinde yaptırılmıştır Mimarı kesin olmamakla beraber Balyan ailesinden Karabet Amira Balyan olduğu ileri sürülmüştür
Yalının yapımından kısa bir süre sonra Baron de Vandeouvre tarafından satın alınmış ve bu Fransız aile kırk yıla yakın bir süre burada yaşamıştır Fransız ailenin Fransaya dönüşünden sonra XX yüzyılın başında İstanbul Ticaret Odası Başkanlığında 33 yıl bulunan, ipek ve deri tüccarı Mehmet Abud Efendi (1830–1917) tarafından satın alınmıştır Abud Efendinin ölümünden sonra kızı Belkıs Abud burada yaşamış, 1979 yılında ölümünden sonra da İsmail Özdoyuran tarafından 1980 yılında satın alınmıştır Bundan sonra 1984-1989 yıllarından restore edilmiştir Günümüzde iyi bir durumdadır
Abud Efendi Yalısı iki katlı ve ahşap bir yapı olup, ana binasının yanı sıra servis mekânları, iki kayıkhanesi ve bir de deniz hamamı bulunuyordu Yalı 270 m2lik bir alan içerisinde harem ve selamlığı aynı binadadır Bu yapı içerisinde yalının salonları, sofaları, odaları, merdivenleri ve balkonları bir arada aynı plan düzeni içerisinde yerleştirilmiştir Yapımındaki ahşap bağdadilerde hava ve rutubete karşı dayanıklı meşe ağacı kullanılmıştır Yalının iki sofası, 18 odası bulunmakta olup, üst kat tamamen yarım dikdörtgen planlı bir sofanın etrafına yerleştirilmiştir

Yalının denize karşı batı cephesinin girişinde selamlık sofası yer almıştır Girişin tam karşısında yuvarlak bir merdiven ile yarım daire şeklinde servis merdivenini de kapsayan bir merdiven bölümü bulunmaktadır Buradaki ikinci merdiven aynı zamanda doğu yönündeki harem sofasına açılmaktadır Bu merdiven bölümünün üzeri basık bir kubbe ile örtülmüştür Girişteki haremi kapsayan bölümde denize bakan odalardan birisi içerisinde bulunan bir apsis nişi bu mekânın Baron de Vandeouvre tarafından ibadet yeri olarak kullanılmıştır
Yalının deniz ve kara cephelerinde her iki katında da selamlık ve harem sofaları arasında odalar sıralanmıştır Bu odalardan deniz cephesine sıralananlardan ötürü sofalar oldukça dar tutulmuştur Selamlık sofasının üzerine gelen asıl kabul salonu haç planlıdır Bu salondaki haçın kollarından bahçeye yönelik olanlar dar, derinlikleri çok az, buna karşılık denize yönelik olanlar ise geniş olup derinlikleri çok azdır
Yalının denize ve karaya bakan salonu kare planlı olup, ikişer sütun ile bu mekân üçe ayrılmıştır Salonun orta mekânını örten tonozlu tavan ile haçın kollarının üzeri düz tavanlarla örtülmüştür Bu bölümlerde yağlı boya manzara resimleri bulunmaktadır Ayrıca giriş salonunun kapılarının camları üzerinde de hurma motiflerine yer verilmiştir
Edip Efendi Yalısı (Üsküdar)

İstanbul ili Üsküdar ilçesi, Kandilli Vapur İskelesinin güneyinde, Akıntıburnunda bulunan bu yalının tapı kayıtlarına göre ilk sahibi Muammer Paşa olup, ondan Kani Paşaya geçmiş daha sonra da İbrahim Edip Efendi tarafından 1887 yılında satın alınmıştır XIX yüzyılın ortalarına tarihlenen bu yalı Edip Efendinin ismi ile tanınmıştır
Edip Efendi XIX yüzyıl Osmanlı devlet ricalinden olup, Şuray-ı Devlet üyeliği, Defter-i Hakani ve Maliye Nazırlıklarında bulunmuştur
Bu yalıda Osmanlı hükümeti ile Japonya arasında ilk ticari görüşmeler yapılmıştır Edip Efendinin ölümünden sonra yalı iki oğlu arasında taksim olunmuş ve her iki bölüm de zamanla değişikliğe uğramıştır Zamanla harap duruma gelen ve bir süre terk edilen yalıyı 1986 yılında bir şirket tarafından satın alınmış ve çökmüş durumdaki harem bölümü İstanbul Anıtlar Bölge Kurulunun kararı ile aynı plan ve aynı bezemeler tekrarlanmak sureti ile yeniden yapılmıştır Selamlık kısmının restorasyonu da 1993 yılında yapılmıştır

Edip Efendi Yalısında geleneksel Osmanlı konut mimarisinin özgün planlarından biri uygulanmıştır Burada dış sofalı plan tipi ile karşılaşılmaktadır Yalının harem ve selamlık bölümleri denize paralel aynı plan düzeninde yapılmıştır Her iki bölümün sofaları bir mabeyn koridoru ile birbirine bağlanmıştır Bu sofalardan denize yönelik büyük odalara geniş kapıla açılmıştır Böylece bu mekânlar gerektiğinde birlikte kullanılabilir duruma getirilmiştir Yalının asıl kullanım mekânları üst kattadır Zemin kat yalnızca mutfak, hela ve servis bölümlerine ayrılmıştır Yalının selamlık kısmında bir kayıkhane, harem kısmında da bir hamam bulunmaktadır
Bezeme yönünden selamlık kısmı hareme göre çok daha zengindir Harem mekânlarının tavanları desenli çıtalarla bezenmiştir Selamlık bölümünde ise tavanlar kalem işleri ile bezelidir Güneydeki odanın tavanına örtülen muşamba üzerine de yağlı boya resimler yapılmıştır
Mustafa Fazıl Paşa Yalısı (Üsküdar)
İstanbul Üsküdar ilçesi, Kandilli İskelesinin yanında Mısırlı Prens Mustafa Fazıl Paşanın yalısı bulunuyordu Yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber, ilk sahibinin Silahtar Mustafa Paşa olduğu söylenmektedir Sultan IV Mustafa devrinde Enderundan vezir olarak çırağ edilen Süleyman Paşa bu yalıda bir süre yaşamış ve Sultan II Mahmutun tahta çıkışı ile birlikte Şam Valisi olarak İstanbuldan ayrılmıştır XIX yüzyılın başlarında satın alan Mustafa Fazıl Paşa yalıda bazı değişiklikler yapmıştır
Mustafa Paşanın Beyazıt civarında büyük bir konağı ve Çamlıcada da büyük bir köşkü vardı Yaz aylarında burada kısa bir süre kaldığı kaynaklardan öğrenilmiştir
Mustafa Fazıl Paşa 16 yaşında İstanbula gelmiş Babıâliye girmiş, 28 yaşında da vezir rütbesini almıştır Sultan Abdülazizin Mısırdaki veraset usulünü Hıdiv İsmail Paşanın çocukları lehine değiştirmesi Fazıl Paşayı küstürmüş ve Sultan Abdülazizin aleyhinde çalışan yeni Osmanlılarla yakınlık kurmuştur Uzun süre bu cemiyete maddi yardımlarda bulunmuş, bir süre Türkiyeden ayrılarak Avrupada yapılan hürriyet kavgalarına karışmıştır Bu arada Abdülazize yazdığı “Padişahların sarayına en güç giren şey doğruluktur” diye başlayan mektubu da çok ünlüdür Mısırda veraset usulünün değiştirilmesinden sonra Mustafa Fazıl Paşanın Mısır Hıdivi olması ihtimali ortadan kalkınca Mısırdaki emlakine karşılık kendisine Mısır hazinesinden beş milyon lira verilmiştir Paşa bu parayı on yıl içerisinde tüketmiş, son zamanlarında sıkıntı çekmiş, bir ara bir altın leğen ibriği, bir murassa enfiye kutusunu bir bankere rehine olarak vermek zorunda kalmıştır Onun bu durumu Hıdive bildirilmiş ve kendisine ayda 2 bin lira para bağlanmıştır Ancak paşa bu parayı bir defa almış ve 1876 yılında Beyazıttaki konağında ölmüştür
Mustafa Fazıl Paşa hoş sohbet ve misafirperver bir kişi olduğundan Kandillideki yalısında ve Beyazıttaki konağında devamlı misafirlerini ağırlamıştır Kaynaklardan İstanbuldaki ilk maskeli balonun Sultan Abdülaziz zamanında Mustafa Fazıl Paşanın bu yalısında düzenlendiği öğrenilmektedir O günlerde Jön Türklerin hareketlerini izleyen Şehzade Abdülhamit bu balolarla ilgili anılarında bazı bilgiler vermektedir: “Baloyu amcam Sultan Aziz zamanında Çamlıca'da Fazıl Paşa Köşkü'nde yapmış  Bu baloda Namık Kemal Bey, Sami Bey gibi bazı zevat da davetli idiler Onlar da donsuz bir entari giymişler, kırmızı gravat takmış, yalın ayak, baş açık sofrada iyş ü nuş etmişler ”
Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa Mısır Hıdivi İsmail Paşanın küçük kardeşi olup, 1829 yılında Kahirede doğmuştur İsmail Paşadan dört saat sonra doğmasından ötürü Hıdivlik hakkını kaybetmiştir Paşanın bu dört saatlik geç doğmasına her zaman canı sıkılmıştır İsmail Paşa Hıdiv olarak İstanbula birçok kez gelmiş ve Emirgandaki yalısında kalmıştır Mustafa Fazıl Paşa onun bu gelişlerinden birisini Kandillideki yalısında dürbünle izlerken yanındakilerden biri şöyle demiştir: “Ey Rabbim, bu kadar külfet, bu kadar teşrifat hep şu dört saatlik farktan mı ileri geliyor ” Buna karşılık Paşa da; “Orası öyle amma eğer o fark olmasaydı biz de sizi kazanamazdık” demiştir
Sultan II Abdülhamit tahta çıktıktan sonra Kandillideki Mustafa Fazıl Paşa Yalısını kardeşi Cemile Sultan için satın almıştır Bu konuyu mabeyn feriki Eğinli Sait Paşa anılarında şöyle belirtir: “Merhum Mustafa Paşanın yalnız 20 bin lira kıymetinde olan Kandillideki sahilhanesini 25 bin liraya Sultan Hamit tarafından satın alındığı ve senetlerinin kendisi vasıtası ile sultana gönderildiğini, bu büyük hediyeye mukabil sultanın, başağası ile 400–500 lira değerinde murassa bir enfiye kutusunu yolladığını ve padişahın kendi ihsanına karşı böyle değersiz bir hediye verilmesine pek canı sıkıldığını o akşam mabeyne gelen Cemile Sultanın kocası Mahmut Paşaya söylemiştir Mahmut Paşa da daha sarrafa borcu ödenmemiş kutuyu geri almıştır
Cemile Sultan Kandillideki yalısında çok fazla oturmamış, Erenköyündeki köşkünde yaşamıştır Yalıyı da resim yapan, ava meraklı Prens Celaleddin Beye bırakmıştır Prens Celaleddin Beyin I Dünya Savaşında ölümünden sonra VI Mehmet Vahidettin tarafından kızı Ulviye Sultan için satın alınmıştır İstanbulun İtilaf Ordusu tarafından ele geçirilmesi sırasında Rumlar bu yalıyı satın almak istemişlerdir Yalı Cumhuriyetin ilk yıllarında yıkılmıştır
Yalının harem ve selamlıktan meydana geldiği, rıhtımından selamlık bahçesine girildiği kaynaklardan öğrenilmektedir Selamlık girişinde mermer bir taşlığa, oradan da sağ ve sol yöndeki iki büyük salona geçiliyordu Girişin karşısındaki holün karşı tarafında dört mermer direk üzerine oturtulmuş bir sahanlık ve çift yönlü parkeden muhteşem bir merdiven bulunuyordu Bu merdivenlerin çevresi somaki mermer kaplı idi Üst katta büyük bir sofa ve bu sofanın sağ ve solunda iki büyük salona geçiliyordu Prens Celaleddin Bey zamanında her odada renkli Hereke halıları bulunuyordu Alt kattaki üç salondan biri koyu fes renginde, diğerleri yeşil ve sarı renkte boyanmış salonlardı Üst kattaki salonlar ise mavi, beyaz ve pembe renge boyalı idi
Yalının plan düzeninde koridorlar ön plana çıkarılmıştı Yatak ve oturma odaları bu koridorlar üzerine yerleştirilmiştir Üst kattaki koridorlardan sağ taraftakinde içerisi renkli çinilerle döşeli iki büyük kurnası olan bir de hamamı vardı
|