|
Prof. Dr. Sinsi
|
İnceden İnceye İstanbull
İstanbul Mevlevihane ve Dergâhları
Galata Mevlevihanesi (Kulekapısı Mevlevihanesi) (Beyoğlu)

İstanbul Mevlevihaneleri arasında günümüze en iyi biçimde ulaşan Galata Mevlevihanesi Beyoğlundan Yüksekkaldırıma inen Galip Dede Caddesinin hemen başındadır Theophile Gautier, Edmondo de Amicis gibi İstanbula gelen batılı gezginlerin Beyoğlu Mevlevihanesi, Kulekapısı Mevlevihanesi diye sözünü ettiği Mevlevihanenin bulunduğu yerde Bizansın St Theodore Manastırı vardı
Ağaçlarla kaplı ıssız bu yeri, Sultan II Beyazıd Bostancıbaşılık ve Beylerbeylik yapan İskender Paşaya vermiş, O da burada bir av çiftliği kurmuştu Mevlananın torunlarından Sema-i Mehmet Dede, Paşadan mevlevi dergâhı yapmak için arazisinin bir bölümünü istemişti İskender Paşa da bu dileği kabul etmiş ve Galata Mevlevihanesinin 1491de yapımına başlanmıştır Galata Mevlevihanesi kuruluşundan kısa bir süre sonra halveti zaviyesine dönüşmüş, XVII Yüzyıl başlarında Kasımpaşa Mevlevihanesinin kurucusu Sırrı Abdi Dedenin çabasıyla yeniden Mevlevihaneye dönüşmüştür Galata Mevlevihanesi Sultan III Mustafa zamanında 1765-1766da Tophane yangını sırasında yanmışsa da padişahın emriyle o yıl yeniden yapılmıştır Mevlevihaneyi Sultan III Selim, Sultan II Mahmut ve Sultan Abdülmecid birkaç kez onartmıştır Ancak bunlardan Sultan III Selimin yaptırdığı onarım, diğerlerinden biraz farklı olmuş ve Divan Edebiyatında iz bırakmıştır O yıllarda Galata Mevlevihanesinin post makamında Şeyh Galip bulunuyordu Divan Edebiyatına yenilik getiren şeyh Galip harap olmaya başlayan, suyu akmayan Mevlevihanenin onarımını devrin sadrazamına yazdığı ve buna eklediği bir kaside ile istemiştir Sadrazam da bu durumu padişaha arz ederken Şeyh Galipin kasidesini de ona eklemiştir Sultan III Selim bu kasideyi çok beğenmiş Mevlevihanenin onarımının yanı sıra uzak bir kaynaktan suyunu da getirtmiştir Bundan sonra padişah, Mevlevihanenin açılışına katılmış, bu olaydan birkaç gün sonra da Kaptan Paşa Akdeniz seferinden başarı ile dönünce Mevlevihanenin uğurlu geldiği düşünülmüştür
Galata Mevlevihanesi mimari olarak ilgi çeken bir yapıdır Avlu girişinin yuvarlak kemeri üzerinde Sultan II Mahmutun tuğrası ile şair Lebibin talik yazılı onarım yazıtı yer alır Kapının iç yüzünde ise Sultan III Selimin yapmış olduğu bu onarımı dile getiren Şeyh Galipin dizeleri bulunmaktadır Mevlevihanenin girişinde XIX Yüzyıla tarihlenen Halet Efendinin Kütüphanesi, Sultan Abdülmecitin onardığı 1649 tarihli Hasan Ağa çeşme ve sebili yer almaktadır Avluda, üzerinde Mevlevi sikkesinden ilginç bir alemi olan Şeyh Galipin türbesi vardır Bu türbeyi Hüseyin Ayvansarayîden öğrendiğimize göre, Bağdat seferi dönüşünde (1810) Halet Efendi yaptırmıştır
Semahane, selamlık ve derviş hücrelerini bir araya getiren ahşap yapı avlunun sonundadır Arazi konumundan ötürü, ön tarafı iki, arka tarafı da üç katlıdır Semahanenin kapısı üzerine Sultan Abdülmecitin tuğrası ile 1895 tarihli onarım yazıtı yerleştirilmiştir Semahanenin içerisi sekiz ahşap sütunun ve bunların arasındaki korkulukların yardımıyla sekizgen plana dönüştürülmüştür Girişin karşısında mihrap ile minber, ikinci katta kafeslerle ayrılmış mahfiller, şeyh dairesi, Konya Postnişini hücresi ile hünkâr mahfili yer almaktadır Girişin üzerindeki balkon mıtrip heyetine ayrılmıştır Sol taraftaki Bacılar Dairesinde de yabancı misafirler sema ayinini izlerlerdi Mevlevihanenin hamam, mutfak ve kilerleri avlunun ayrı bir köşesinde yapılmışlarsa da bunlar günümüze gelememiştir
Dergahların kapatılmasından sonra bir süre Mevlevihane kendi yazgısıyla baş başa kalmış; haziresinin bir bölümüne Beyoğlu Evlendirme Dairesi yapılmış, semahane Vakıflarca lojman olarak kullanılmış, Halet Efendi Kütüphanesi de polis karakoluna dönüşmüştür Mevlevihanenin bu perişanlığını önleyebilmek için İstanbulu Sevenler Cemiyeti 1947de onarımını yaptırmış, ardından Milli Eğitim Bakanlığına, sonra da Kültür Bakanlığına devredilmiştir Kültür Bakanlığı Mevlevihanenin yeniden onarımını yapmış ve burada Mevlevi kültürü ile divan edebiyatı eserlerini bir araya getiren “Divan Edebiyatı Müzesi”ni açmıştır (26 Aralık 1975)
Kasımpaşa Mevlevihanesi (Beyoğlu)

Kasımpaşa Mevlevihanesi, Kasımpaşa Sururi Mahallesi Mevlevihane Sokağında bulunuyordu Uzun yıllar harap ve perişan bir halde kalan, kendisine uzatılacak bir yardım elini bekleyen bu tarihi yapı ilgisizlikten yok olup gitmiş, günümüze yalnızca avlu kapısı gelebilmiştir
Eski İstanbul yaşantısında isminden sık sık söz edilen Kasımpaşa Mevlevihanesinin kurucusu Fırıncızade Sırrı Apti Dededir Onun bu Mevlevihaneyi kurmasının özel bir nedeni vardır; Galata Mevlevihanesinin şeyhlik makamı boşaldığında kendisinin o makama getirileceğini ummuştu Ne var ki şeyhlik makamı Mesnevî Sârihi Ankaralı İsmail Rusûhi Dedeye verilince buna çok üzülmüş ve Kasımpaşada babadan kalma bostanlar içerisine kendisini sevenlerin yardımıyla bu Mevlevihaneyi yaptırmıştır
Kasımpaşa Mevlevihanesi harem ve selamlık olmak üzere bir birini tamamlayan iki ayrı bölümden meydana gelmiştir Yapımına 38 000 kuruş harcanmış, kerestesi özel olarak Romanyadan getirilmiştir Mevlevi muhibbi olarak bilinen Sultan III Selim, Sultan II Mahmut ve Sultan III Ahmet Mevlevihaneye maddi yardımlarda bulunmuş, çeşitli dönemlerde onarımlarını yaptırmış, fırsat buldukça da ziyaret etmişlerdir
Kasımpaşa Mevlevihanesi de diğerleri gibi ahşap, üç katlı bir yapı idi Semahane, selamlık, dedegân hücreleri, harem, hünkâr dairesi, mutbakdan oluşmuş iki bloğun birleşmesiyle bir konak görünümünde idi Kareye yakın bir planı olan semahanenin çevresini iki katlı mahfiller kuşatıyordu Üst örtü Sultan II Mahmut döneminin sevilen ve çok sık uygulanan ampir üslubunda ahşap kubbeliydi Buradaki bezemeler arasına Mevlevi musikisinin vazgeçilmez enstrümanları olan ney, kudüm, halile, def, rebab, ud ile nota defteri ve bir de Mevlevi sikkesi resmedilmişti
Kasımpaşa Mevlevihanesi yakın tarihlere kadar çevredeki fakir fukaranın işgaline uğramıştı Mevlevihane sonunda son direnme gücünü yitirmiş, ahşap parçaları çevrede yaşayanlarca odun niyetine yerlerinden sökülmüş ve sonunda da yanmıştır Günümüzde burası Sururi İlköğretim Okulunun bahçesinin bir bölümü olup, ayakta kalan iki taş merdiven ile bir Mevlevi mezarı dışında Mevlevihaneyi anımsatacak başkaca iz bulunmamaktadır
Beşiktaş Mevlevihanesi (Bahariye Mevlevihanesi) (Eyüp)

İstanbulda günümüze ulaşamayan Mevlevihanelerden birisi de kötü yazgının peşini bırakmadığı, birkaç kez yeri değişen Beşiktaş Mevlevihanesidir
Beşiktaş Mevlevihanesini XVII Yüzyılın önde gelen devlet adamlarından Sadrazam Ohrili Hüseyin Paşa 1613 yılında yaptırmıştır Mevlevihanenin ilk şeyhi, aynı zamanda Gelibolu Mevlevihanesinin şeyhi olan Agazade Mehmet Dededir Bu Mevlevihanenin kuruluşunu anlatan ilginç bir de öyküsü vardır:
Kaptan-ı Derya Ohrili Hüseyin Paşa Akdeniz seferinden dönerken Geliboluya uğramış ve Gelibolu Mevlevihanesi Şeyhi Agazade Mehmet Dedeyi ziyaret etmeyi unutmuştur İstanbula hareketinde şiddetli bir fırtınaya tutulmuş ve geriye dönmek zorunda kalmıştır Tekrar Geliboluya geldiğinde deniz sakinleşmiş, yeniden hareket ettiğinde fırtına başlamıştır Bunu bir gönül kırıklığına bağlayan

Hüseyin Paşa “galiba Gelibolu erenlerinden birini ziyaret etmeyi unuttuk” diyerek sorup, soruşturmuş ve Mehmet Dedeyi ziyaret etmediğini öğrenmiştir Bunun üzerine Mehmet Dedeye giderek kusurunun bağışlanmasını istemiştir O da donanmanın Marmaraya açılması için dua etmiş ve Paşaya bir daha fırtına ile karşılaşmayacağını söylemiştir Bunun ardından da yakında Sadaret mührü ile payelendirileceğini, sonra da saraya damat olacağını müjdelemiştir Gerçekten de Ohrili Hüseyin Paşa İstanbula dönüşünde sadrazamlığa yükselmiş, bir süre sonra da damatlık Ona layık görülmüştür Ohrili Hüseyin Paşa, bütün bunları Agazade Mehmet Dedenin kerametine bağlamış ve bir şükran borcu olarak da Beşiktaş Mevlevihanesini yaptırmıştır
XIX Yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz Boğaziçi kıyılarında Çırağan Sarayını yaptırırken Beşiktaş Mevlevihanesini de yıktırmıştır Bunun üzerine Mevlevihane 1867 yılında geçici olarak Fındıklıdaki Karacehennem İbrahim Paşa Konağına taşınmış, orada iki yıl kalmıştır Maçka sırtlarında, bugünkü İstanbul teknik Üniversitesi Maden Fakültesinin bulunduğu yerdeki yeni Mevlevihanenin yapımı tamamlanınca da oraya taşınmıştır Beşiktaştaki son şeyhi Nazif Efendinin kemikleri Maçkaya götürülmüşse de diğer Mevlevi mezarları Çırağan Sarayının bodrumunda kalmıştır Günümüzde aynı yerde yapılan Çırağan Otelinden ötürü bu mezarların ne olduğu bilinmemektedir

Mevlevihanenin kötü yazgısı peşini bırakmamış, yapımından beş yıl sonra buraya bir kışla yapılması kararlaştırılınca Mevlevihane 1873te Eyüpün Bahariye semtine taşınmıştır
Günümüzde Silahtarağa Caddesi üzerinde bulunan Mevlevihane Hatapemini Hüseyin Efendi ile Mustafa Efendinin yalılarının bahçesine büyük bir semahane, harem, selamlık ve türbe yapılmış, sonra da bunlara bir de hazire eklenmiştir
Bahariye Mevlevihanesi 1877de okunan bir mevlit ve ardından yapılan Mevlevi ayini ile açılmıştır (18 Rebilüevvel 1294) Sultan II Abdülhamit Mevlevihaneye 28 odalı bir harem dairesi eklemiştir Ne var ki bu yapı deniz kenarında ve ahşap olduğundan rutubetten zarar görmüştür O sırada

Mevlevihanenin başında bulunan bestekâr ve aynı zamanda neyzen olan Hüseyin Fahrettin Dedenin yapıyı onaracak mali gücü yoktu Bu nedenle de yapı topluluğu her geçen gün biraz daha harap olmaya başlamıştı Sultan Mehmet Reşatın Osmanlı tahtına çıkışı Mevlevihane için hayırlı olmuş, Mevlevi muhibbi padişah, dergâhı tamir ettirmiş ve bunu belirten bir kitâbeyi de avlu kapısı üzerine koydurmuştur
Bahariye Mevlevihanesi, dergâhların kapatılmasından sonra bakımsız kalmış, semahanesi 1935te yıktırılmış, 1938-1939da harem dairesi yanmıştır Mescit uzun yıllar depo olarak kullanılmış, Mevlevihanenin son şeyhinin varisleri ile Şeyh Hasan Nazif Efendi, Şeyh Küçük Hasan Nazif Efendi, Yenişehirli Avni Bey ve Sikkezanbaşı ailesinin gömülü olduğu türbe çökmüştür İki fabrika duvarı arasında kalan avlu kapısı ise 1970 yılının başlarında arkasındaki ahşap selamlıkla birlikte yıktırılmıştır Haziresindeki 20ye yakın mezardan bazıları eski iplikhanenin karşısında düzenlenen mezarlığa, bazıları da Edirnekapı Şehitliğine nakledilmiştir Günümüzde Eyüp Belediyesi Mevlevihaneyi yeniden canlandırmaya çalışmaktadır
Yenikapı Mevlevihanesi (Zeytinburnu)

Yenikapı Mevlevihanesi, Topkapı surları dışında, Merkez Efendi Caddesi ile Mevlevi Tekkesi Sokağı arasındaki parselde bulunmaktadır
İstanbuldaki Mevleviliğin merkezi konumundaki bu Mevlevihane semahanesi, selamlığı, haremi, türbesi, somathanesi, muvakkithanesi, hünkâr mahfili, matbah-ı şerifi, sarnıçları ve müştemilât bölümleri ile tam bir yapı topluluğudur
Yenikapı Mevlevihanesinin kurucusu Kâtip, Kocayazıcı, Yeniçeri Efendisi unvanları ile tanınmış Yeniçeri Ocağı Başhalifesi Malkoç Mehmet Efendidir Malkoç Mehmet Efendinin bu Mevlevihaneyi kurmasını, atlatmış olduğu bir ölüm tehlikesine bağlayanlar olmuştur Hafız Paşanın yanında Bağdat ve Revan seferlerine (1635) katılmış, dönüşte Yeniçerilerle aralarında anlaşmazlık çıkmış ve öldürülmek istenmiştir Bu badireyi atlattıktan sonra dönüşte Konya Mevlâna Dergâhını ziyaret etmiş “İstanbula sağ salim gitmek nasip olursa, orada bir Mevlevi dergâhı yaptıracağım” diye dua etmiştir İstanbula dönüşünde de dergâhın yapımını başlatmış, 1597de Mevlevihaneyi açarak Sinan Mevlevinin oğlu Kemal Ahmet Dedeyi şeyh yapmıştır

Yenikapı Mevlevihanesi, kuruluşundan tekke ve zaviyelerin kapanışına kadar geçen 350 yıl içerisinde 20 Mevlevi büyüğü burada şeyhlik yapmıştır
Yenikapı Mevlevihanesi başlangıçta semahane, mescit, harem, sebil, türbe ve 18 derviş hücresinden meydana gelmişse de kısa sürede gelişmiştir Sonraki yıllarda bu yapılar yıkılmış ve yerlerini daha büyükleri almıştır Sultan II Mahmut 1818de 33 474 kuruş vererek semahane, türbe, harem ve müştemilat binalarını yenilemiştir Ayrıca bunlara hünkâr mahfili, sarnıç, türbedar odası, matbah ve taamhane eklemiştir Abdurrahman Nafiz Paşa buraya bir kütüphane, yanına da kendi türbesini yaptırmıştır Bu yenilemeler yapılırken semahane kapısına da İzzet Molla 1816 tarihli kitabeyi, kubbe çevresine de Nuri Dede talik yazı ile bazı beyitler eklemiştir Ayrıca, Sultan IV Murat, Mihrişah Sultan, Sultan Abdülmecit, Maliye Nazırı Abdurrahman Nafiz Paşa, Devlet Kethüdası Halet Efendi ve Mısır Valisi Zuval Paşa da buraya bağışlarda bulunmuştur

Ne yazık ki Mevlevihanenin kütüphanesi altındaki mahzende bulunan odunlar 1903 yılında tutuşarak kütüphaneyi yakmıştır Bunun üzerine Sultan Mehmet Reşat 1910da Mevlevihaneyi yeni baştan onarmıştır Bu onarım işlerini Mimar Kemalettin Bey üstlenmiş ve bu kez dergâh neo-klasik üslupta yapılırken yanına bir de minare eklenmiştir
Yenikapı Mevlevihanesinin bazı bölümleri bilinmeyen bir nedenle 1961 yılında yeniden yanmış arta kalan yapılara Mevlânakapı Çocuk Yetiştirme Yurdu taşınmıştır Yakın tarihlerde Mevlevihane bir kez daha yanmış, mezarlar ve yapının duvarları dışında ortada hiçbir şey kalmamıştır
Üsküdar Mevlevihanesi (Üsküdar)
Üsküdar, İmrahor semtinde Doğancıların batısında yer alan Mevlevihane âstâne olmayıp, bir zaviyedir Son yıllarda yapılan onarımlar sonunda bir bölümü camiye dönüştürülmüş ve yapı tüm özelliğini yitirmiştir Bu Mevlevihanenin diğerlerinden farklı bir konumu vardır İstanbuldan Anadoluya giden dervişlerin konaklamaları için kurulmuştur Galata Mevlevihanesi Postnişini Yeğen Ali Paşanın oğlu Numan Bey kendi evini semahaneye dönüştürmüş, bahçesine de diğer yapıları ekleyerek Mevlevihaneyi kurmuştur (1794) Sultan II Mahmut Mevlevihaneyi yeni baştan yaparcasına onarmış (1834-1835), Sultan Abdülmecitte yapı topluluğunun eksiklerini tamamlamıştır
Semahane, selamlık, harem, matbah-ı şerif, derviş hücreleri ve türbeden oluşan Mevlevihane iki katlı bir yapıdır Zemin katı türbeye, üst katı da semahaneye ayrılmıştır Bu Mevlevihanede türbenin semahane altında oluşu tarikat mimarisinin tek örneği olarak nitelenir Yapının bu plân düzeninde oluşu yer kısıtlığından kaynaklanmaktadır Mevlevihane içerisinde sanat tarihi yönünden değerli bezemelere rastlanmamıştır Günümüzde Mevlevihane hem cami hem de konuyla ilgili bir dernek tarafından kullanılmaktadır
|