Yalnız Mesajı Göster

İnceden İnceye İstanbull

Eski 11-04-2012   #22
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İnceden İnceye İstanbull



İstanbul Köprüleri

İstanbul ile ilgili eski kaynaklardan öğrenildiğine göre şehirde ilk köprüyü Fatih Sultan Mehmet Haliçte kurdurmuştu Yalnızca beş kişinin yan yana geçebildiği bu ahşap köprü yapılan ilaveler ve onarımlar ile 1836 yılına kadar işlevini sürdürmüştür Oysa o dönemlerde Osmanlılar Rumelide ve Anadoluda fetihler akınlar düzenlediklerinde orduların geçebilmeleri için taş köprüler yapıyorlardı

1502-1503 yıllarında Galata ile İstanbul arasında bir köprü kurulması için Leonardo da Vinci İstanbula davet edilmiştir Onun hazırladığı krokiye göre köprü tek gözlü ve her iki ucu ayaklı olacak ve uzunluğu 350 myi, genişliği de 34 myi geçmeyecekti Ancak bu proje teknik yönden olanaksız olunca bu kez Michel Angelo İstanbula köprü yapmak üzere davet edilmişse de sanatçı İstanbula gelmemiştir Bundan sonra İstanbulun köprü projesi XIX yüzyıla kadar askıya alınmıştır Bu arada Leonardo da Vincinin Boğazın iki yakasını birbirine bağlayan bir projesi olduğundan da söz edilmektedir

Sultan IIMahmut Unkapanı ile Azapkapı arasında bir köprü yapımını istemiş ve bunun için de Kaptan-ı Derya vekili Fevzi Ahmet Paşayı görevlendirmişti3 Eylül l836da açılan bu köprü birbirine bağlı sallar üzerinde kurulmuştur FFlandin, TAllom ve WH Barletin yapmış olduğu gravürlerde köprünün taşıyıcı sisteminin sal biçiminde olduğu ve iki yerinde de küçük gemi ve kayıkların geçebilmesi için gözler açıldığı görülmektedir Uzunluğu 600 arşından fazla, genişliği de iki araba yüklü at ile insanlara dokunmadan geçilebilecek genişlikte idi İstanbulda Kadir Gecesini izleyen gün açılan köprünün açılışında Sultan IIMahmut bir irade çıkararak kimseden para alınmamasını istemişti Bu iradede; “ Zinhar kimseden akça alınmayacak ve herkes meccanen gelip geçecek” demişti Bu yüzden de İstanbulda yapılan bu köprüye “Hayratiye” ismi verilmiştir Ne var ki, bir süre sonra padişahın bu iradesini dinlemeyenler köprüden geçme parası olarak “Mururiye” ismi altında para almaya başlamışlardır

Bu köprü 1839 ve1840 yıllarında onarılmış ve döşemeleri yenilenmiştir Kesin olmamakla beraber bu köprü 1862de yanmıştır

İstanbulda bu köprülerden sonra üçüncüsünü Sultan Abdülmecit 1845 yılında aynı yerde “Cisr-i Cedid” ismi ile kurdurmuş ve köprüden önce kendisi geçmiştir Açılış nedeniyle halkın üç gün ücretsiz geçmesini ve sonra da paralı olmasın istemiştir Daha sonra bu köprü Unkapanı ile Azapkapı arasına getirilmiş buraya George Vals isimli bir İngiliz demir dubalar üzerine yeni bir köprü yaptırmıştır

Büyükçekmece Köprüsü (Büyükçekmece)



İstanbul Büyükçekmece ilçesinde bulunan Büyükçekmece Köprüsü, uzun yıllar Büyükçekmece- Mimar Sinan Köyü arasındaki bağlantıyı sağlamıştır Aynı zamanda da bu köprü Büyükçekmece Gölü ile Marmara Denizi arasında bir geçit niteliğindedir

Köprünün bulunduğu yerde Bizans döneminde de bir köprü olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) Zigetvar seferine çıkarken bu köprünün yapımına başlanmış, Sultan IISelim Zamanında (1566-1574), bir yıl içerisinde de tamamlanmıştırMimar Sinanın eserlerinin listesini veren Tuhfetül-Mimarin ve Risale-i Tezkiretül-Ebniyede bu köprünün Mimar Sinanın eseri olduğu yazılıdır

Bostancı Köprüsünün bulunduğu yerde Osmanlı döneminde bir de Bostancı Ocağı bulunuyordu Bu ocak Anadoludan İstanbula gelenlerin kontrolünü yapar, işsiz güçsüz veya şüpheli kişilerin şehre girmesini engellerdi Aynı şekilde Büyükçekmecede bulunan Bostancı Ocağı da Rumeliden İstanbula gelenlerin kontrolünü yapar, şehre girip, giremeyeceklerine karar verirdi

Mimar Sinan köprünün yapımında yüzlerce neccar, senktraş çalıştırmış, gölün suları büyük tulumbalarla çekilmiştir Temellerinde iki-üç insan boyunda kazıklar çakılmış, bunların aralarına kurşun akıtılarak kazıklar birleştirilmiştir



Büyükçekmece Köprüsü 63557 m uzunluğunda, 717 m genişliğinde dört ayrı köprünün birleştirilmesinden meydana gelmiştir Çevresine de geniş rıhtımlar yapılmış olan köprü inişli çıkışlı olup Büyükçekmece yönündeki ilk iki bölümü yedişer, üçüncüsü beş, dördüncüsü de dokuz gözlüdür Ancak bu gözlerin yükseklikleri birbirlerine eşit değildir Orta gözlerin kemerleri diğerlerinden daha yüksektir ve onun dışındaki gözler köprünün iniş ve çıkışlarına uyum sağlayarak alçalıp yükselmektedir Köprüyü oluşturan bölümlerin birleştikleri yerlere de sulardan köprünün zarar görmemesi için selyaranlar yapılmıştır

Köprünün yapımında 35000-40000 m3 taş kullanılmış ve bunlar birbirlerine eritilmiş kurşunlarla bağlanmıştır

Büyükçekmece Köprüsünün mimari yönden en ilginç noktalarından birisi de taş konsollar üzerine oturtulan kitabeli balkon-köşkleridir Bu balkonlar Osmanlı köprülerinde dinlenme veya sohbet yeri olarak yapılmışlardır Köprünün dördüncü bölümünde karşılıklı iki kitabe bulunmaktadır Devrin ünlü hattatlarından Derviş Mehmetin eseri olan bu kitabenin dört beyitlik manzum metnini Şair Hüdai yazmıştır Bu kitabelerden birisinde;

“Hazret-i Sultan Süleyman kim ana
Şâhirâh ola Sırat-ı müstakim
Başladı bu hayrı olmadın temam
Kıldı azm-ı sâ-yı cennet-ün naim
Geldi anı zıll-i Hak Sultan Selim
Etti tekmil oldu bir cisr-i azim
Dedi tarihin Hüdâyi ol zaman
Yaptı âb üzre bu cisri şeh selâm
Ketebehu Derviş Muhammed” Yazılıdır



Bu kitabenin sağındaki köfeki taşından babanın üzerindeki 033x047 m ölçüsündeki mermer bir levhaya Kelime-i Şahadet, solundaki babada da Mimar Sinanın “Abdullah oğlu Yusuf” olarak Mimar Sinanın imzası bulunuyordu

Bu kitabede bulunan Mimar Sinanın imzası 1961-1962 yıllarında yerinden sökülmüş ve nerede olduğu da bilinmemektedir Köprü l970 yılında onarılırken bu imzanın bir benzeri yazılarak yerine konulmuştur Ayrıca köprünün diğer taraftaki tarih köşkünde de 236x083 m ölçüsünde Hattat Derviş Mehmetin nesih yazılı, Sultan IISelim zamanında tamamlandığını belirten bir diğer Arapça kitabe daha bulunmaktadır

Bu Arapça kitabenin mealen anlamı:

“Tanrı onu ve bizzat çalışanlara mağfiret etsin Bu güzel köprünün ve değerli geçidin temelini Allah-ı Teâlanın rızası için Selim Hanın oğlu Sultan oğlu Sultan, Sultan Süleyman attı (Yarabbi onu sırat ve mizanın tehlikesinden koru) Bunu müteakip merhum mağfur deni dünyadan canibi rahmet ve cennete intikal etti Sonra en büyük Sultan, Ulu Hâkan Arab ve Acemin meliklerinin efendisi, dünyada ve âhirette Allahın gölgesi ve Sultan Osmanın oğlu Sultan Orhanın oğlu Sultan Muradın oğlu Sultan Bayezidin oğlu Sultan Selimin oğlu Sultan Süleymanın oğlu Sultan oğlu Sultan Selim onun tahtı saltanatına câlis oldu ve 975 senesinde o köprüyü tamamladı Zamanın sonuna kadar devletini ebedi kılsın ve saltanatını idame etsin Tanrı Kuranın hürmetine ikisinin hayratlarını kabul etsin

İstanbul-Edirne karayolu üzerinde yeni bir köprünün yapılmış olmasından ötürü bugün Büyükçekmece Köprüsü kullanılmamakta ve korunması gereken tarihi bir eser ve ilçenin simgesi olarak iyi bir durumda bulunmaktadır

Silivri Köprüsü (Silivri)



İstanbul Silivri ilçesinde Silivri Çayı üzerinde bulunan bu köprü eski İstanbul-Edirne yolunun önemli bir geçit noktasında bulunmaktadır Köprünün kitabesi bulunmamakla berber ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını açıklık kazanamamıştır Bununla beraber Mimar Sinanın yapmış olduğu yapıların listesini veren Tuhfetül Mimarinde Mimar Sinan eserleri arasında ismi geçmektedir Ayrıca mimari yapısı da XVIyüzyılda yapıldığını göstermektedir

Silivri Köprüsü 34800 m uzunluğunda 32 gözden meydana gelmiştir Alçak bir vadide oldukça uzun oluşundan ötürü de köprü gözleri mimar Sinanın diğer eserlerinde olduğu gibi sivri kemerli olmayıp hafifçe basık kemerlidirYapımında köfeki ve kalker cinsi taş kullanılmış, tampon duvarları büyük bloklarla örülmüştür Köprünün selyaranları memba ve mansapta üçgen şeklindedir Bunlar sivri olarak başlayıp kısa bir yükselmeden sonra köprünün tempan duvarları ile birleşerek kaynaşmaktadır Bunun da nedeni köprünün fazla su tazyiki ile karşılaşmamasıdır Köprünün her iki yanındaki korkuluklar birbirlerine demir bağlantılarla, kamalarla kuvvetlendirilmiştir Köprünün her iki yanında ikişer tane baba taşı bulunmaktadır Bu taşlar birbirinin eşi olup son derece sanatkârane işlenmişlerdir

Köprü Dalgıç Ahmetin Başmimarlığı sırasında hl114 (1605) yılında yeni baştan onarılmıştır

Silivri Girişi Köprüsü (Silivri)

İstanbul Silivri ilçesi girişinde bulunan bu köprünün ne zaman yapıldığı bilinmemektedir Mimar Sinan köprüleri ile yakınlığı olduğu göz önüne alınırsa XVIyüzyılda yapıldığı sanılmaktadır Bununla beraber değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir Kemerleri de özelliğini bütünüyle yitirmiştir

Köprü köfeki ve kalker taşından iki göz olarak yapılmıştır Baba taşları Silivri Köprüsü ile işçilik yönünden büyük benzerlik göstermektedir

Harami Dere Kapıağası Köprüsü (Büyükçekmece)

İstanbul Büyükçekmece, Yakupluda bugün çevre yolları arasında kalmış olan Kapıağası Köprüsü eski İstanbul-Edirne kervan yolunun üzerinden geçtiği bir köprü idi Sancak Tepelerin doğusunda Harami Derenin üzerinde yapılan köprü Mimar Sinanın eseri olup yapım tarihi kitabesi olmadığından belli değildir Bununla beraber yapı üslubu ve Mimar Sinan tarafından yapılmış oluşundan ötürü XVIyüzyıl köprülerindendir

Köprü 6900 m uzunluğunda olup 620 m eninde, sivri kemerli üç gözden meydana gelmiştir Orta göz 879 m yüksekliğinde, iki yanındaki gözler de 737 m yüksekliğindedir Korkuluk duvarları da 65 cm yüksekliğindedir Bu küçük gözlerin yanında daha küçük ve su tahliye gözü denilen tahliye gözlerine yer verilmiştir

Köfeki taşından muntazam sıralar halinde köprü duvarları işlenmiştir Köprünün giriş ve çıkışında dört köşe yuvarlak başlıklı ikişer baba taşı bulunmaktadır

Çobançeşme Köprüsü (Bahçelievler)

İstanbul, Silivri-Topkapı yolunda Halkalı Deresi üzerinde bulunan Çobançeşme Köprüsü Bizans döneminde, IVyüzyılda yapılmış, Osmanlı döneminde de kullanılmıştır Kitabesi bulunmamaktadır Bugün Sefaköy yonca yaprağı içerisinde kalmıştır

Köprü 3767 m uzunluğunda, 500 genişliğinde, 6 gözlü olarak yapılmıştır Bu gözlerin en büyük kemer açıklığı 435 mdir Köprü gözlerinin oluşturan kemerler yuvarlaktır ve tek sıra halinde kesme taştan yapılmıştır Kemerlerin kilit taşları üzerinde bazı rölyefler bulunmaktadır Bunlar Bizans ve daha sonraki dönemlerde tılsım niteliğinde yapılmışlardır Köprünün gözleri yanlara doğru alçalmakta ve daralmaktadır Kemerlerin üzerine kabartma kornişler yerleştirilmiş, bunların üzerine de iri kesme taştan korkuluklar oturtulmuştur

Köprü zaman zaman onarılmış ve bu onarımlar köprünün orijinalliğini olumsuz yönde etkilemiştir Son olarak da 1972 yılında Karayolları tarafından onarılmıştır

Kemerli Köprü (Beşiktaş)

İstanbul Beşiktaş ilçesinde Dolmabahçe Sarayını Yıldız Sarayı bahçesine bağlayan köprünün altından günümüzde Dolmabahçe-Beşiktaş yolu geçmektedir

XIXyüzyılda Sultan Abdülaziz tarafından Balyan ailesinden Sergis Balyana yaptırılmıştır Dolmabahçe ve Yıldız Saraylarını birbirine bağlamak amacıyla yapılan köprü köfeki taşındın yuvarlak kemerlidir Muntazam taş işçiliği olup köprü kemerinin kenarlarında kabartma kornişler ve bir de kilit taşı bulunmaktadır

Günümüzde iyi bir durumda korunmuştur

Odabaşı Köprüsü (Büyükçekmece)

İstanbul Halkalı-Hadımköy yolu üzerinde bulunan bu köprü XVIyüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılmıştır

Büyük kesme taşlardan yapılan köprü 3900 m uzunluğunda, 535 m genişliğindedir Üç yuvarlak gözden meydana gelen köprünün ortadaki gözü 475 m genişliğinde olup, diğerlerinden daha büyüktür İki yandaki gözler daha küçüktür Ayaklardaki selyaranlar memba tarafında üçgen, mansap tarafında yuvarlak olarak yapılmıştır Köprü yanlara doğru eğimli olarak yol seviyesine inmektedir Bu gözler tempan duvarları ile aynı düzeydedir Yalnızca büyük kemerin kilit taşı dışarıya çıkıntılıdır ve üzerinde de haça benzer bir rölyef yerleştirilmiştir Büyük kemer üzerindeki korkuluk taşları yıkılmıştır

Küçükçekmece Köprüsü (Küçükçekmece)



İstanbul Kücükçekmece ilçesinde Küçükçekmece Gölünün zamanla dolan kenarında, yol ile kaynaşmış durumdadır

Küçükçekmece Köprüsünün yapımına XVIyüzyılın ikinci yarısında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlanmış, Sultan IISelim zamanında da tamamlanmıştır Kitabesi bulunmadığından kesin yapım tarihi bilinmemektedir Büyük olasılıkla Büyükçekmece Köprüsü ile birlikte yapılmıştır Mimarı Acem Alisidir Ancak bugünkü köprü 1950 yılında eski köprünün üzerine yeniden yapılmış, eski köprüden yalnızca bir kemeri kalmış ve orijinalliğinden uzaklaşmıştır

Köprünün tek gözü olup, günümüze gelen kemerinin açıklığı 1200 m, yüksekliği de 500 mdir

Bostancı Köprüsü (Kadıköy)

İstanbul, Kadıköy ilçesi Bostancı Mevkiinde bulunan Bostancı Köprüsü, Bostancı Deresi üzerinde 1523-1524 tarihinde yapılmıştır Osmanlı döneminde şehrin en uç, çıkış noktasında bulunan bu köprünün bulunduğu yerdeki Bostancı Derbendi aynı zamanda şehre giriş ve çıkışları kontrol ederdi Bu Derbentten ötürü de köprüye “Cisr-i Derbend” ismi verilmişti

Köprü 1709da bir su taşkını ve fırtınadan ötürü yıkılmış, ardından Bostancı Ali Ağa tarafından yeniden yaptırılmıştır Kaynaklardan öğrenildiğine göre ilk köprünün ortasında bir kitabe köşkü bulunuyordu Ancak bu köşkün nasıl olduğu konusunda bir bilgi bulunmamaktadır Köprünün kitabesi de kaybolmuştur

Köprü kesme taştan yapılmış, orta bölümü diğerlerinden daha yüksek tutulmuştur Köprünün uzunluğu 3750 m genişliği 600 m olup, korkuluklarının yüksekliği 050 mdir Ortadaki göz 640 m genişliğinde ve sivri kemerlidir Bunun iki yanında da 400 m genişliğinde birer küçük sivri kemerli göz daha bulunmaktadır Ortadaki gözün her iki yanında, büyük ölçüde selyaranlar bulunmaktadır Ayrıca eski köşkün olduğu yere 130x035 m ölçüsünde bir niş yerleştirilmiştir Bu nişin olduğu yerde eski köşkün bulunduğu sanılmaktadır Köprünün her iki başında ikişerden kavuk şeklinde başlıkları olan dört baba taşı bulunmaktadır Ancak bunlardan yalnızca ikisi günümüze gelebilmiştir

Köprü 1987 yılında onarılmış, bu arada çevredeki dükkanlara yer kazandırmak amacıyla köprünün her iki yan gözü doldurulmuş ve zemin yükseltilmiştir Böylece köprü orijinal durumundan büyük ölçüde uzaklaşmıştır

Galata Köprüsü (Eminönü-Beşiktaş)



İstanbulda Unkapanı ile Azapkapı arasında 1836da yapılan Hayratiye köprüsünden sonra Karaköy ile Eminönü arasında 1845de ahşap malzeme ile dubalar üzerinde bir köprü daha yapılmıştır Cisr-i Cedid isimli bu köprünün uzunluğunun yaklaşık 500 m olduğu sanılmaktadır

Köprü 1853 yılında yenilenmiştir Kaptan-ı Derya Ateş Mehmet Paşa tarafından yaptırılan köprünün malzemesi yine ahşaptı ve köprüyü 96 duba taşıyordu Bu dubalar çıpa ve zincirlerle birbirine bağlanmış ve demirlenmişti Köprünün uzunluğu 504 m genişliği de 1400 m idi Deniz seviyesinden 500 m yüksekliğinde küçük tonajlı gemilerin geçebilmesi için de altında gözler bulunuyordu Bu köprünün maketi 20 Şubat 1863de Pariste açılan Sergi-i Umumi-i Osmanide sergilenmiştir

1860lı yıllarda bu yeni köprünün de yenilenmesi gündeme gelmiş, bu kez tersane olanakları dışında ahşaptan olmayan demir bir köprü gündeme gelmiştir Bunun için yabancı şirketler devreye girmiş, 24 Eylül 1869da “Forges et Chantiers de la Mediteranee” isimli Fransız şirketi ile anlaşma imzalanmıştır Bu sırada İngiliz “Georges Wells” şirketi de aynı yerde köprü yapmak üzere teklif getirmiştir

Bu arada köprünün birkaç kez yer değiştirmesi söz konusu olmuş, bu arada Azapkapıya kaydırılması da düşünülmüştür

XIXyüzyıl sonunda tramvayların kent ulaşımında etkinlik kazanması ile eski köprünün yıprandığı ve bu ağırlığı kaldıramayacağı düşünülmüş, bu arada yabancı şirketler de teklifler getirmiştir Alman “Man Şirketi” ile l907de anlaşma yapılmışsa da IIMeşrutiyetin ilanı ile bu mukavele geçersiz kalmıştır Bunun ardından aynı firma ile 14 Ekim l909da ikinci bir mukavele yapılarak işe başlanmıştır Tramvay hattıyla birlikte 237000 altın liraya çıkan köprünün yerine yerleştirilmesi ile eski köprünün sökülmesi işlemi birlikte yürütülmüştür

Çağın ileri bir teknolojisi ile yapılan köprünün 27 Nisan 1912de açılışı yapılmıştır
Köprü 4666 m uzunluğunda ve 25 m genişliğinde olup derinliği ortalama 300 mdir Köprüyü 28 duba taşımaktadır Köprünün altındaki bekleme salonları ve dükkanlarının cepheleri, iç bölümleri değiştirilmiştir Ayrıca köprü dubaları arasındaki açıklığın dar oluşunun Haliçin kirlenmesine neden olduğu da ileri sürülmüştür Bu nedenle 1980li yıllarda köprünün yerine kazıklar üzerine oturan yeni bir köprü yapılması gündeme gelmiştir Yapımını “STFA-THYSSEN” Konsorsiyumunun üstlendiği ve Karayollarının denetiminde sürdürülen çalışmalar devam ederken de eski köprü 16 Mayıs 1992de yanmıştır Böylece yapım çalışmaları 47000000 dolara keşif bedeli, daha sonra 59000000 dolara yükselmiştir Bundan sonra 12 Haziran l992de köprü ulaşıma açılmıştır Köprü 80 m boyunda 200 m çapında 114 kazık üzerine oturtulmuş ve 80mlik genişliği ile de dünyanın en geniş ikinci köprülerinden biri olmuştur

Unkapanı Köprüsü (Atatürk Köprüsü) (Fatih)



XIX yüzyılın sonlarında Haliçte bulunan köprülerin değiştirilmesi gündeme gelmiş ve Osmanlı tersanelerinin olanakları el vermeyince burada demir bir köprü yapılması düşüncesi ön plana çıkmıştır Bu konuda yabancı şirketler konuya yaklaşmışlardır “Forges and Chantiers de la Mediterranee” isimli bir Fransız şirketi Galataya; “Wells and Taylor” isimli bir İngiliz Şirketide Unkapanına demir konstrüksiyonlu köprüler yapması için anlaşılmıştır Ancak bilinmeyen bir nedenle bu düşünce değiştirilmiş ve Fransızlara yaptırılacak köprünün Mahmudiye Köprüsü yerine konulması uygun görülmüştür Sökülen Mahmudiye Köprüsünün yerine yapılan Unkapanı Köprüsünün Eylül l872de açılışı yapılmıştır Mahmudiye Köprüsünün sökülen parçaları da mezatta satılmıştır Böylece İstanbulda ilk demir köprü Unkapanı ile Azapkapı arasında açılmıştır

Bu köprü 504 m boyunda, ortasında iki parçadan oluşan 30 m açıklığı olan bir de kapısı vardı Bu kapının iki yanında gemi ve kayıkların geçmesi için 12 m genişliğinde bir açıklığı bulunuyordu Köprüyü 24 demir duba taşıyordu Bu köprü 11 Şubat 1936 yılına kadar hizmet vermiştir O tarihte çıkan bir fırtınaya dayanamayarak parçalanmış ve batmıştır

Bunun üzerine yeni bir köprünün yapımı için çalışmalara başlanmıştırYeni köprünün projesini Fransa Yollar ve Köprüler Müfettişi M Pigeaud hazırlamış ve 1585665 liraya ihale edilmiştir Vali Muhittin Üstündağ zamanında köprünün yapımına başlanmış, 29 Ağustos 1936da temeli atılmıştır Temel atma merasiminde eski Türk altınları ile yeni Türk paraları serpilmiştir Köprü Cumhuriyetin kuruluşunun 16 yıldönümünde 29 Ekim 1939 da zamanın İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Dr Lütfü Kırdar tarafından törenle açılmıştır

TBMMnin daha önceden almış olduğu karar ile köprünün isminin “Gazi Mustafa Kemal Paşa Köprüsü” olması kararlaştırılmıştır Günümüzde Atatürk Köprüsü ismi ile tanına köprü, çelik konstrüksiyonlu olup, 24 adet çelik duba ile taşınmaktadır Bu dubaların her biri 600 ton yük taşıyabilecek kapasitededir Uzunluğu da 453 m, genişliği 25 mdir Gemilerin giriş ve çıkış gözleri 1775 mdir Köprü 1939 fiyatlarına göre 2300000 liraya mal olmuştur

Köprü zaman zaman onarılmış, l950li yıllarda ahşap parkeli yolu asfaltlanmıştır

Boğaziçi Köprüsü



İstanbul Boğazında, Asya ile Avrupayı birleştiren Boğaziçi Köprüsü, Beylerbeyi ile Ortaköy arasındadır

Boğaziçi Köprüsünün yapımı için Freeman,Fox and Partners isimli İngiliz firması ile 1968 yılında anlaşma yapıldı Yapımı gerçekleştirecek firmayı seçmek için açılan ihaleyi “Hochtief AG” isimli Alman firması ile “Cleveland Bridge and Engineering Company” isimli İngiliz firmalarının oluşturduğu konsorsiyum kazanmıştır

Boğaziçi Köprüsü, Boğazın iki yakasında birer taşıma kuleleri ve bunların arasında gerilmiş iki ana kabloya askı kabloları ile asılmış olarak tabliye (araçların geçtiği köprü zemini) yerleştirilmiştir Kulelerin kutu kesitli iki düşey ayağı vardır ve bunlar üç noktada kutu kesitli üç yatay kiriş ile birbirlerine bağlanmıştır Oldukça yumuşak, yüksek dirençli çelikten yapılmış olan köprü kuleleri 165 m yüksekliğindedir Köprünün orta noktası ile deniz arası 64 m yüksekliğindedir Kulelerin içerisinde yolcu ve servis asansörleri bulunmaktadır Köprünün iki yanında 270 m eninde konsollar bulunmaktadır Köprü üçü gidiş, üçü de geliş olmak üzere altı şeritlidir Köprünün uzunluğu 1560 m, iki kule arası da 1074 mdir

Köprünün yapımına 1970te başlanmış, Cumhuriyetin 50yılında 29 Ekim 1973de açılmıştır Köprünün maliyeti 2177428349 $ dır

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü



İstanbul Boğazında Asya ile Avrupayı birleştiren ikinci köprü olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Kavacık ile Rumelihisarı, Hisarüstü arasındadır

Köprünün yapımına l985 yılında başlanmış, 1 Temmuz 1988de açılmıştır Köprünün projesini “İngiliz Freeman Fox and Partners” firması hazırlamıştır Yapımını da Ishikawajima Harima Heavy Industries CoLtd” , “MitsubishiHeavy Industries Ltd” ve “Nippon Kokan KK “ isimli Japon şirketleri ortaklaşa yapmıştır Köprünün maliyeti 125000000 $ dır

Köprü her iki kıyı arasında birer taşıma kuleleri ile bunların arasına gerilmiş iki ana kabloya askı kabloları ile asılmış tabliyeden (araçların geçtiği zemin) meydana gelmiştirTaşıyıcı kuleler zeminde 400x400, en üst noktada 300x400 ölçülerinde kutu kesitli iki düşey ayaktan meydana gelmiştir Bunlar iki düşey ayakla birbirlerine bağlanmışlardır Kuleler dirençleri yüksek olan berkitmeli çelik panellerin bulonları ile birbirleri ile birleştirilmiştir Kuleler içerisine servis asansörleri konulmuştur Kuleler 10210 m yüksekliğindedir Tabliyeler 3940 m genişliğinde 62 kutu kesitlidir Tabliyelerin taşıyıcı kabloları diğer köprüde olduğu gibi eğik değil, dikey düzenlenmiştir Tabliyelerin üzerinde dördü gidiş, dördü de geliş olmak üzere sekiz yol bulunmaktadır Ayrıca yandaki konsollar üzerinde de yaya yolları yapılmıştır

Köprü 1510 m uzunluğunda, iki kule arası da 1090 mdir Taşıyıcı teller yüksek dirençli galvanizli çelik tellerdir Taşıyıcı ana kabloların çapları 77 cm, kenar açıklıkları da 80 cmdir

Alıntı Yaparak Cevapla