|
Prof. Dr. Sinsi
|
İnceden İnceye İstanbull
Madeni Eserler Bölümü

Türk ve İslâm Eserleri Müzesinde maden işçiliği yönünden oldukça zengin bir koleksiyon bulunmaktadır Buradaki madeni eserlerin çeşitliliği, sanat nitelikleri müzeye çok daha zengin bir görünüm kazandırmıştır
XIII yüzyıllara tarihlendirilen Selçuklu maden işlerinden başlayarak günümüze kadar ulaşan süreç içerisinde yapılmış madeni eserler burada sergilenmektedir Bu madeni eserlerin üzerindeki yazılardan İslâm sanatındaki emir ve sultanlar hakkında da bilgi edinilmektedir
Büyük Selçukluların önemli maden yapım merkezlerinden Horasan ve Herat; Osmanlıların Sivas, Konya Erzurum, Diyarbakır, Tokat, Bursa ve Edirnede yapılmış madeni eserleri değişik formları ile dikkati çekmektedir Ayrıca Osmanlı sanatında uygulanan çeşitli maden tekniklerinde yapılmış tunç, gümüş, bakır ve tombak şamdanlar, tepsiler, ibrikler, leğenler, kazanlar, davullar, dirhemler, kapı tokmakları, usturlaplar, kandiller, gülaptanlar, buhurdanlar, değerli taşlarla süslü murassa madeni eserler ve kemerler bu bölüme zengin bir görünüm kazandırmıştır Bunların yanı sıra Cizre Ulu Camisinden buraya getirilen ejder figürlü kapı tokmağı, burç ve gezegen sembolleri ile bezeli XIV yüzyıl şamdanları, XII Yüzyıl Selçuklu davulu, XIII -XIV yüzyıl Selçuklu kurşun kartalı, XIII yüzyıl tunç havan, XV yüzyıl Selçuklu Sultanı Kayıtbaya ait badiye, XVI yüzyıl Osmanlı gümüş ajur tekniğinde yapılmış gümüş fener, XVIII yüzyıl tunç Osmanlı yangın musluğu, XVI -XVIII yüzyıl Osmanlı alemleri bu bölümün önemli eserleri arasındadır
Ahşap Eserler Bölümü

Türk ve İslâm Eserleri Müzesinin ahşap eserler bölümünde İslâm ülkeleri, Selçuklu beylikler ve Osmanlı döneminde yapılmış ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri bir araya toplanmıştır İslâm, Selçuklu ve Osmanlı ağaç işlerinin tarihsel gelişimi, bezemeleri ve yapım tekniklerini gösteren bu koleksiyonun en erken örnekleri IX Yüzyılda Abbasi döneminden başlayarak günümüze kadar gelmektedir
XIII yüzyıl Anadolu Selçuklu ağaç eserleri Karaman imaretinin pencere kanatları, XIV yüzyıl Konya Sadreddin Konavi Türbesinin pencere kanadı, Sultan Keykavusun XIII yüzyıla tarihlendirilen rahlesi, Seyyid Mahmud Hayraniye ait XIII yüzyıl Selçuklu sandukası bölümün başlıca eserleri arasındadır Bunların yanı sıra Osmanlı sanatının ortaya koyduğu kündekâri, geçme, oyma, taklit kündekâri tekniğinde yapılmış çeşitli kapı, rahle, Kuran mahfazası ve çekmeceleri, kahve soğutucuları, XVIII yüzyıl Edirne işi çekmece, Edirnekâri üslupta yapılmış çekmeceler ayrı bir yer tutmaktadır Osmanlı sanatının ortaya koyduğu sedef, bağa, fildişi ve kemik kakmalı rahle ve Kuran mahfazaları da üzerinde durulacak eserler arasındadır
Keramik ve Cam Eserler Bölümü
Türk ve İslâm Eserleri Müzesinde İslâm öncesi, İslâm dönemi, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlı dönemi çini ve keramikleri zengin bir koleksiyon halinde sergilenmiştir XI Yüzyıl Büyük Selçukluların önemli kültür merkezlerinden Nişabur, Rey, Keşan, Sultanabad gibi keramik yapım merkezlerinin yanı sıra Konya, İznik ve Kütahyada yapılmış olan çini eserler bu bölüme zenginlik kazandırmıştır
XIII yüzyıl Samarrada, XIII -XIV yüzyılda Rakkada yapılmış perdahlı Keşan keramikleri, XIII yüzyılda Anadoluda mozaik ve minai, sıratlı ve sır üstü tekniğinde yapılmış çiniler, alçı örnekleri, ştuklar, freskler yine bu bölümün belli başlı eserleri arasındadır
XIX -XX yüzyılda Çanakkalede yapılmış Çanakkale seramikleri de değişik form ve teknikleri ile ayrı bir bölümü oluşturmuştur
İslâm-Osmanlı kültüründe önemli bir yeri kapsayan cam işçiliğinin belli başlı örnekleri yine burada bulunmaktadır Az sayıda olmalarına rağmen müzedeki cam eserler kronolojik olarak sıralanmış, onları Osmanlı cam işleri, Memluklu eserleri ile Venedik kandilleri tamamlamıştır
Taş Eserler Bölümü
Türk ve İslâm Eserleri Müzesinin taş eserler bölümünde İslâm ve Osmanlı döneminin özelliklerini yansıtan taş eserler, Mezopotamya, Suriye, Mısır ve Anadolunun çeşitli yerlerinden toplanmıştır İslâmiyetin ilk yıllarına kadar inen bu eserler yazı ve tarihi bilgiler yönünden son derece önemlidir
Kufi, sülüs, celi sülüs yazılı olan bu eserlerin hepsinde mükemmel bir taş işçiliği görülmektedir Bu taş eserlerin büyük bir kısmı, özellikle kitabeler günümüze çeşitli nedenlerle ulaşamayan cami, mescit, medrese, dergâh, sebil ve çeşme gibi yapılara aittirler Mezar taşları ise her biri kendine özgü ayrı birer tarihi belge niteliğinde olup, Türk mitolojisinde isimleri geçen ejder, sfenks, grifon gibi figürlüdür Bu eserler arasında Halep Valisi Özdemirin 1493 tarihli lahit mezarı, Mustafa Rakımın levhası, kufi yazılı Halife El Mehdinin yaptırdığı camiye ait VIII -IX Yüzyıl küfi yazılı kitabe, XII Yüzyıl Selçuklu grifonlu kitabesi de bulunmaktadır
Etnografya Bölümü

Türk ve İslâm Eserleri Müzesinin İbrahim Paşa Sarayına taşınmasından sonra yer darlığından Süleymaniyede sergilenemeyen ve satın alma yolu ile müzeye kazandırılan etnografik eserler ayrı bir bölümde sergilenmiştir
Bu bölümde Anadolunun çeşitli bölgelerinden toplanmış halı-kilim tezgâhları, dokumalar, yün boyama teknikleri, halk dokuma ve işleme sanatı örnekleri, yöresel zenginlikleri içinde kostümler, ev eşyaları, el sanatları, el sanatı aygıtları, göçer çadırları kendilerine özgü mekânlar içinde sergilenmektedir
Türk İslam Eserleri Müzesi 1984 yılında Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Yarışması Jüri Özel Ödülü'nü, 1985 yılında da Avrupa Konseyi-UNESCO tarafından çocuklara kültür mirasını sevdirme konusundaki çalışmalarından ötürü verilen ödülü almıştır
Süleymaniye'deki müzenin kuruluşunda Can Kerametli'nin; İbrahim Paşa Sarayı'ndaki müzenin yeniden düzenlenmesinde ve bugünkü durumuna gelmesinde Dr Nazan Ölçer'in büyük payı olmuştur
Sultanahmet Meydanı, Eminönü
Tel : (0212) 518 18 05
Faks : (0212) 518 18 07
Adam Mickiewickz Müzesi (Beyoğlu)
İstanbul Beyoğlu ilçesi Kasımpaşa, Yenişehirde bulunan Adam Mickiewickz Müzesi Türk ve İslâm Eserleri Müzesinin yönetimindedir
Adam Mickiewickz Polonyanın ünlü şairlerinden olup, Polonyanın işgale uğradığı 1795–1918 yıllarında birçok Polonyalı ile birlikte Polonyanın siyasi bağımsızlığı için çaba sarfetmiştir Bu arada 22 Eylül 1855te Polonya asıllı Sadık Paşa komutasında kurulacak ve Kırım Savaşında Ruslara karşı savaşacak olan Polonya taburunu toplamak üzere İstanbula gelmiştir Hasta olarak geldiği İstanbulda 26 Kasım 1955te İstanbulda ölmüştür Adam Mickiewickzin İstanbulda öldüğü ev 1870 Büyük Beyoğlu yangınında yanmıştır Bugünkü bina bir başka Polonyalı siyasi mülteci olan Jean Gorczynski tarafından yaptırılmıştır 1955te Türk ve İslâm Eserleri Müzesinin yönetimine bırakılmıştır Müze üç katlı evde yeni düzenlemelerden sonra 1984 yılında açılmıştır
Müzede şairin yaşadığı dönemin kültürel ve siyasi özellikleri yansıtılmış, Polonyanın tarihsel gelenek ve görenekleri, Polonya ile Avrupa halklarının kurtuluş mücadelesi, şairin çocukluk yılları ile ilgili ilk şiirleri burada sergilenmiştir Ayrıca Polonyalı şairin Maryla Wereszczakownaya duyduğu aşk nedeni ile yazdığı eserler, Osmanlı İmparatorluğunda geçirdiği günler farklı bölümler halinde müzede bir araya getirilmiştir
Adam Mickiewickzin ölümünden sonra cesedi İstanbuldan Parise götürülmüş ve Montmorency Mezarlığına gömülmüştür Mezarı üzerine 1867 yılında aile dostu Fransız heykeltıraş A Preault tarafından üzerinde madalya bulunan mezar taşı dikilmiştir Polonyalı şairin sembolik kabri müzenin bodrum katında mermer bir lahit olarak bulunmaktadır Bu bölümde Adam Mickiewickzin 27 Kasım 1855te alınmış maskının bir kopyası, mezarın önündeki odada da Polonya ve dünyada onunla ilgili yapılmış heykeller ile Xawery Dunikowskinin yapmış olduğu iki bronz heykel de sergilenmektedir
Kasımpaşa Yenişehir, Tatlıbadem Sokak
Beyoğlu-İstanbul
Tel : (0212) 253 66 98
Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi) (Beyoğlu)

İstanbul Beyoğlu ilçesinde bulunan Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi) Beyoğlundan Yüksekkaldırıma inen Galip Dede Caddesinin hemen başındadır Bir diğer adı da Kulekapısı Mevlevihanesidir
Ağaçlarla kaplı ıssız bu yeri, Sultan II Beyazıt Bostancıbaşılık ve Beylerbeylik yapan İskender Paşaya vermiş, O da burada bir av çiftliği kurmuştu Mevlananın torunlarından Sema-i Mehmet Dede, Paşadan Mevlevi dergâhı yapmak için arazisinin bir bölümünü istemişti İskender Paşa da bu dileği kabul etmiş ve Galata Mevlevihanesinin 1491de yapımına başlanmıştır Galata Mevlevihanesi kuruluşundan kısa bir süre sonra halveti zaviyesine dönüşmüş, XVII Yüzyıl başlarında Kasımpaşa Mevlevihanesinin kurucusu Sırrı Abdi Dedenin çabasıyla yeniden Mevlevihaneye dönüşmüştür Galata Mevlevihanesi Sultan III Mustafa zamanında 1765-1766da Tophane yangını sırasında yanmışsa da padişahın emriyle o yıl yeniden yapılmıştır Mevlevihaneyi Sultan III Selim, Sultan II Mahmut ve Sultan Abdülmecid birkaç kez onartmıştır Ancak bunlardan Sultan III Selimin yaptırdığı onarım, diğerlerinden biraz farklı olmuş ve Divan Edebiyatında iz bırakmıştır O yıllarda Galata Mevlevihanesinin post makamında Şeyh Galip bulunuyordu Divan Edebiyatına yenilik getiren şeyh Galip harap olmaya başlayan, suyu akmayan Mevlevihanenin onarımını devrin sadrazamına yazdığı ve buna eklediği bir kaside ile istemiştir Sadrazam da bu durumu padişaha arz ederken Şeyh Galipin kasidesini de ona eklemiştir Sultan III Selim bu kasideyi çok beğenmiş Mevlevihanenin onarımının yanı sıra uzak bir kaynaktan suyunu da getirtmiştir Bundan sonra padişah, Mevlevihanenin açılışına katılmış, bu olaydan birkaç gün sonra da Kaptan Paşa Akdeniz seferinden başarı ile dönünce Mevlevihanenin uğurlu geldiği düşünülmüştür

Galata Mevlevihanesi mimari olarak ilgi çeken bir yapıdır Avlu girişinin yuvarlak kemeri üzerinde Sultan II Mahmutun tuğrası ile şair Lebibin talik yazılı onarım yazıtı yer alır Kapının iç yüzünde ise Sultan III Selimin yapmış olduğu bu onarımı dile getiren Şeyh Galipin dizeleri bulunmaktadır Mevlevihanenin girişinde XIX Yüzyıla tarihlenen Halet Efendinin Kütüphanesi, Sultan Abdülmecitin onardığı 1649 tarihli Hasan Ağa çeşme ve sebili yer almaktadır Avluda, üzerinde Mevlevi sikkesinden ilginç bir âlemi olan Şeyh Galipin türbesi vardır Bu türbeyi Hüseyin Ayvansarayîden öğrendiğimize göre, Bağdat seferi dönüşünde (1810) Halet Efendi yaptırmıştır
Semahane, selamlık ve derviş hücrelerini bir araya getiren ahşap yapı avlunun sonundadır Arazi konumundan ötürü, ön tarafı iki, arka tarafı da üç katlıdır Semahanenin kapısı üzerine Sultan Abdülmecitin tuğrası ile 1895 tarihli onarım yazıtı yerleştirilmiştir Semahanenin içerisi sekiz ahşap sütunun ve bunların arasındaki korkulukların yardımıyla sekizgen plana dönüştürülmüştür Girişin karşısında mihrap ile minber, ikinci katta kafeslerle ayrılmış mahfiller, şeyh dairesi, Konya Postnişini hücresi ile hünkâr mahfili yer almaktadır Girişin üzerindeki balkon mıtrip heyetine ayrılmıştır Sol taraftaki Bacılar Dairesinde de yabancı misafirler sema ayinini izlerlerdi Mevlevihanenin hamam, mutfak ve kilerleri avlunun ayrı bir köşesinde yapılmışlarsa da bunlar günümüze gelememiştir

Dergâhların kapatılmasından sonra bir süre Mevlevihane kendi yazgısıyla baş başa kalmış; haziresinin bir bölümüne Beyoğlu Evlendirme Dairesi yapılmış, semahane Vakıflarca lojman olarak kullanılmış, Halet Efendi Kütüphanesi de polis karakoluna dönüşmüştür
Mevlevihanenin bu perişanlığını önleyebilmek için İstanbulu Sevenler Cemiyeti 1947de onarımını yaptırmış, ardından Milli Eğitim Bakanlığına, sonra da Kültür Bakanlığına devredilmiştir Kültür Bakanlığı Mevlevihanenin yeniden onarımını yapmış ve burada Mevlevi kültürü ile divan edebiyatı eserlerini bir araya getiren “Divan Edebiyatı Müzesi”ni açmıştır (26 Aralık 1975) Müzenin kuruluşunda Türk ve İslâm Eserleri Müzesi Müdürü Can Kerametlinin ve Necati Erginin büyük emeği geçmiştir Türk ve İslâm Eserleri Müzesine bağlı bir birim olan bu müze açılışı ile birlikte Müdürlük haline getirilmiş ve müzenin ilk müdürlüğüne de Türk ve İslâm Eserleri Müzesi uzmanı Erdem Yücel getirilmiştir
Divan Edebiyatı Müzesinin Semahane Bölümünde kös, rebab, kabak kemençe, baron kemençe, ud, halile, kanun, davul, zurna, tekke defi, növbe, kudüm gibi çeşitli Mevlevilikte kullanılan musiki aletleri sergilenmiştir Ayrıca Mevlevilerin kullandığı dilli kaval, billur kaval, sibsi, gümüş telli zurna ve nefir gibi ney çeşitleri de onları tamamlamaktadır
Semahanede çeşitli tombak, gülabdanlar, buhurdanlar, celi sülüs yazı ile sikke içerisinde istif edilmiş “Ya Hz Mevlâna Celaleddin-i Rumi” yazılı levha, Hilye-i Şerif, keçe seccadeler, çeşitli mesneviler, Galata Mevlevihanesinin son şeyhi olan Ahmet Celaleddin Efendiye ait hırka, çeşitli Mevlevi sikkeleri, mestler, müttekalar, fermanlar ile tennure hırka ve sikkeden oluşan Mevlevi giysileri de sergilenmiştir

Müzenin ikinci katı Bektaşi babası Ahmet Saidin camaltı tekniği ile yapılmış sembol resimleri, bu Mevlevihanede yetişmiş olan Şeyh Galib, İsmail Ankaravi, Esrar Dede, Fasih Dede ve şair Leyla Hanımın el yazmaları; çeşitli işlemeli seccadeler, Mevlevi ve Bektaşi tespihleri, aşere seccadesi, rahleler, gümüş şamdanlar, çeşitli dönemlerde yazılmış Kuranlar, mesneviler, maktalar, makas, divit ve hokkadan meydana gelen yazı takımları, kalemler, Bektaşilerin boyunlarına astığı teslim taşları, Halveti Tarikatına ait değişik taşlar, mataralar, bakır sahanlar, İznik seramikleri, bakır kepçeler, Tophane işi lüleler, üzerlerinde Kelime-i Tevhit yazılı yaldızlı fincanlar, divan şairlerine ait divanlar ile fermanlar ile Sultan III Selimin tuğrası bulunmaktadır
Mevlevihanenin haziresi Mevlevi kültürü, hat sanatı, bezeme ve tarihi yönünden de son derece önemlidir Burada Galata Mevlevihanesinde şeyhlik yapmış olanlar, kudümzenler, neyzenler, divan sahibi olan şairler gömülüdür Ayrıca Humbaracı Ahmet paşanın, Türkiyede ilk matbaayı kuran İbrahim Mütefferikanın, ünlü bestekâr Vardakosta, Seyyid Ahmed Ağanın, Nayi Osman Dedenin, Tepedelenli Ali Paşanın mezarları bulunmaktadır
|