11-04-2012
|
#45
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İnceden İnceye İstanbull
Anadoluhisarı (Beykoz)

İstanbul Boğazı ile Göksu (Aretas) Deresinin Boğaza karıştığı yedi dönümlük, denize doğru uzanan alanda bulunan bu kale çevreye ismini vermiştir Anadoluhisarı, ileri bir karakol olarak Yıldırım Beyazıt tarafından 1395 yılında yaptırılmıştır Kalenin bulunduğu alanda yapılan araştırmalarda daha eskiye yönelik kalıntılara rastlanmamıştır
Yıldırım Beyazıtın bu kaleyi yaptırmasındaki amaç Boğaz geçişlerini kontrol altına almak ve Göksu Vadisine girişi de önlemek idi Nişancı Mehmet Paşa tarihinde Güzelcehisar olarak ismi geçen bu kaleye Gözlücehisar ismi de yakıştırılmıştır Nişancı Mehmet Paşa tarihinde kalenin yapım tarihi 1394–1395 olarak belirtilmiştir Fatih Sultan Mehmet dönemi tarihçilerinden Tursun Bey buradan Yenihisar veya Yenicehisar olarak söz etmiştir Hoca Sadettin Efendi de buraya Akçahisar olarak değinmiştir Aşıkpaşazâde tarihinde bu kalenin yapılışı ile ilgili bilgiler bulunmaktadır:
“Yıldırım Beyazıt, Kocaelinden geçerek, İstanbula doğru geldi (1390–91) ve Şile Kalesini alan Yahşi Beyi gönderdi Sultan Boğazkesen üzerinde Güzelce Hisar adlı bir şato yaptırdı ”
Yıldırım Beyazıt ile Timur arasında 1402de yapılan Ankara Savaşından sonra kale Osmanlı yönetiminde kalmıştır Bu dönemde Osmanlı Beyliği dağılma aşamasına geldiğinden Süleyman Çelebi Bizansın desteğini sağlamak amacı ile İstanbula yakın olan Kartal, Pendik gibi yerler Bizansa geri verilmiş, ancak kalenin bu dönemdeki durumu bilinmemektedir Bazı kaynaklarda Süleyman Çelebinin bir süre burada kaldığı da belirtilmektedir
Fatih Sultan Mehmet Rumelihisarını yaptırırken Anadoluhisarının çevresini de bir Hisarpeçe ile çevirmiştir Bu duvarın arkasına yerleştirilen toplar ile de Boğazdan geçen gemilere gerektiğinde ateş açılması sağlanmıştır
İstanbulun fethinden sonra bu kalenin işlevi bitmiş ve bir süre suçlu Yeniçeriler için hapishane olarak kullanılmıştır XVII -XVIII yüzyıllarda bir süre Boğaza yönelik kazak akınlarının önlenmesinde kullanılmış, daha sonra Boğaz girişindeki kale ve istihkâmların yapılması ile de önemini yitirmiştir

XVI yüzyılda hisar ve çevresinde görevli askerlerin ve ailelerin yerleşmesi ile burası küçük bir mahalle konumuna gelmiştir Fatih Sultan Mehmet döneminde hisarın önüne küçük bir mescit yapılmış ve burası Anadoluhisarı Mescidi Mahallesi ismi ile eski kayıtlara geçmiştir
Evliya Çelebi burada 1080 ev, 7 mektep, 20 dükkân, namazgâh ve mescitten oluşan bir mahalle olduğunu ve Üsküdar Subaşılığının kontrolünde bulunduğunu yazmıştır Osmanlı İmparatorluğunun sonlarına doğru hisarın etrafı yalı ve saraylarla doldurulmuştur
Anadoluhisarı Osmanlı mimarisinde kale mimarisine göre yapılmıştır İlk yapımında kare planlı bir kule ve bunu çevreleyen duvarlardan meydana gelmiştir O dönemde kalenin bulunduğu yer kayalık bir burun olduğundan denizin sur duvarlarına kadar geldiği sanılmaktadır Göksu Deresinin getirdiği alüvyonlar daha sonra arazi konumunu değiştirmiş, kalenin duvarlarının çevresi dolmuş ve kale iç kısımda kalmıştır
Anadoluhisarı dört ayrı bölümden meydana gelmiştir Bunlar Asıl Kale (İç Kale), İç Kale duvarı, Dış Kale duvarı ve Dış Kale duvarındaki kulelerdir Asıl Kale bazı yerlerde toprakla düzleştirilerek kayalık üzerine oturtulmuştur Kare planlı ve oldukça yüksek bir yapıya sahiptir Duvarların üzerindeki kirişlere ait çukurlardan kalenin üç katlı bir şato görünümünde olduğu anlaşılmaktadır Üst örtüsünün ne şekilde olduğu tam olarak anlaşılamamıştır Mellingin gravürleri ile Pertusier Atlasında kurşun örtülü sivri külahlı olduğu görülmektedir İstanbula 1830 yılında gelen Thomas Allomun gravürlerinde ise hisar çatısız olarak görülmektedir Bu da gösteriyor ki, kalenin külahı 1830 yılından önce yıkılmıştır
Kalenin taş blok ve tuğlalardan oluşmuş duvar kalınlığı 2–3 m arasında değişmektedir Buraya yapılacak muhtemel bir saldırının kuzeyden gelme olasılığı göz önünde bulundurularak bu yöndeki duvarlar daha kalın tutulmuştur Giriş İç Kale duvarından birinci kata atılan asma bir köprü ile sağlanmıştır Ayrıca batı duvarlarına oyulan taş merdivenlerle zemine, ahşap merdivenlerle de üst katlara geçiş sağlanmıştır Sonraki yıllarda bu giriş değiştirilmiş, kalenin güney-batı duvarlarına yeni bir kapı açılmıştır Kalenin üst katında mazgallar ve istihkâm siperleri bulunmaktadır Sur duvarlarını içeriden 1,5 m genişliğinde bir yol çepeçevre dolaşmaktadır İç Kale duvarları 2–3 m kalınlığında olup, kuzey-batı ve kuzey-doğu köşelerinden Asıl Kaleye bağlanmaktadır Ayrıca mazgallı duvarların köşelerine de dörder nöbetçi kulesi yerleştirilmiştir

İç Kaleden sonra yapılmış olan Dış Kale duvarları tamamen kesme ve moloz taştan yapılmıştır Duvar örgü sistemini büyük taş dizilerinin aralarına dizilen küçük taşlar oluşturmuştur İç Kale duvarlarına göre daha ince olan Dış Kale duvarları İç Kaleye güney-doğu ve kuzey-doğu köşelerinden bağlanmıştır Mazgallı korkuluklarla sonuçlanan Dış Kale duvarlarının üç köşesine de silindirik, yarım yuvarlak ve at nalı biçiminde üç kule yerleştirilmiştir
Dış Kale duvarlarında bulunan kuleler kendi aralarında at nalı, yarım yuvarlak ve silindirik olmak üzere üç tanedir At nalı şeklindeki kulelerin çapı 4 75 m olup, kalınlığı 2 m dir Büyük olasılıkla denizi kontrol altında tuttuğundan ötürü de bu duvarlara mazgallar yerleştirilmiştir Buna benzer olan yarım yuvarlak kule 7,5 m çapında olup, ahşap kirişlerle dört kata ayrılmıştır Ahşap merdivenlerin birbirine bağladığı katlarda mazgal delikleri, iç kısımlarda ise dikdörtgen ve yarım daire şeklinde kapı ve pencere izleri görülmektedir Bu kulelerin eteklerinde taş tuğla sıraları ile aralarındaki balık kılçığı biçiminde tuğla örgüler dikkati çekmektedir Surun kuzey köşesinde kayalık tepe üzerinde bulunan mazgallı, silindirik kule ise 6 m çapında ve üç katlıdır
Cumhuriyetin ilanından sonra Anadoluhisarı İstanbul Belediyesi tarafından onarılmış, bu arada ortasından geçirilen Üsküdar-Beykoz karayolu kalenin bir bölümünün yıkılmasına ve özelliğini kısmen de olsa yitirmesine neden olmuştur Bu yol yapımı sırasında çevresindeki kaleye bitişik evler kamulaştırılarak yıkılmış ve kalenin kalan kısımlarının ortaya çıkması sağlanmıştır
Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetimindeki Hisarlar Müzesi Müdürlüğüne bağlıdır Bakanlık tarafından 1992–1993 yıllarında acil onarımları yapılmıştır Ziyarete kapalı olan kale Hisarlar Müzesi Müdürlüğünden alınan izinle gezilebilmektedir
Anadoluhisarı, Beykoz-İstanbul
Yedikule Hisarı (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesinde bulunan Yedikule Hisarı Bizans İmparatoru II Theodosios (408-450) döneminde yapılan Bizans kara surlarının en önemli giriş kapısı olan Porta Aurea (Altın Kapı) arkasında İstanbulun fethinden dört yıl sonra 1457-1458 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından İç Kale olarak yaptırılmıştır
Altın Kapının iki pilonu ve aynı sıradaki iki burcundan yararlanılarak üç kulesi olan bir sur eklenmiş ve beşgen şeklinde yedi kuleli bir kale meydana getirilmiştir Kalenin yapımı sırasında Bizans surlarının üç geçidi kapatılmış ve önündeki köprü de yıkılmıştır Buradaki Altın Kapı önünde bulunan kabartma plakalardan 12 tanesinin 1620 yılına kadar yerinde durduğu İngiliz Elçisi Sir Th Roeden öğrenilmektedir Bir süre sonra da kaybolan bu plakaların ne olduğu bilinmemektedir
Semte ismini veren Yedikule Hisarı düz bir arazide beşgen bir kale olarak yapılmış, üç köşesine üzerleri yüksek pramidal külahlarla örtülü üç büyük kule eklenmiştir Bu kulelerin arası yarım yuvarlak ve biri de köşeli altı küçük burç ile takviye edilmiştir Ayrıca Altın Kapının dışında kule ile korunan bir kapı ve onun kuzeyine de küçük bir kapı daha eklenmiştir Bu küçük kapının üzeri sonradan örülerek kapatılmıştır Büyük kulelerden kuzeydoğudaki yuvarlak olanı ”Hazine veya Darı”, güneydoğudaki “ Kız (Top) Kulesi”, ortadaki prizma şeklindeki ise “Zından Kulesi” olarak isimlendirilmiştir Bu kule bir süre hapishane olarak kullanıldığından buradaki tutukluların duvarlara yazdığı yazılardan ötürü de “Kitabeler Kulesi” olarak anılmıştır Kule içten 13 m çapında, dıştan sekiz kenarlı poligonal şekildedir İçerisi ahşap kirişlere tutturulmuş katlara ayrılmıştır En üst katta mazgallı bir devriye yolu vardır Dik bir merdivenle çıkılan kulenin üzerinde bir sahanlık, buradan da ayrı bir merdivenle diğer katlara inilmektedir Bu kulenin yapımına Sultan III Ahmet (1703–1730) zamanında başlanmış ve Sultan III Osman (1754–1757) zamanında tamamlanmıştır Kulenin dış duvarlarındaki onarım kitabesinde h 1163 (1749) tarihi ile “Mâşâllâhı teâlâ-Yüce Tanrının izniyle” yazılıdır

Güneydeki “Küçük Kule” adı ile tanınan burç 1766 depreminde yıkılmış ve daha sonra yenilenmemiştir Günümüzde bu burca ait kalıntılar hendek seviyesinde görülmektedir
Giriş kapısının üzerindeki “Bayrak Kulesi”nin iki tarafında muhafız odaları bulunmaktadır Bu kulenin duvar kalınlığı 5 m olup, yuvarlak mekânın çapı ise 9 50 m dir Kulelerin içerisine kapılardan girilmektedir Buradaki geçitlerden rampa ve merdivenlerle kulenin katlarına çıkılmaktadır
Fatih Sultan Mehmetin vakfiyesinden öğrenildiğine göre; kalenin yapımını bitirdikten sonra içerisine dikdörtgen planlı, ahşap çatılı küçük bir mescit eklemiştir Mescit 1813 yılında onarılmış, 1905 yılında yıkılmış, yakın tarihlere kadar da minare kaidesi gelebilmiştir Darüssaade Ağası Beşir Ağa bu mescidin yanına bir sıbyan mektebi yaptırmıştır Mescidin yanındaki kitabesiz çeşme de yakın tarihlerde onarılmıştır Sonraki yıllarda buraya yapılan evlerle Yedikule Hisarı bir mahalle konumuna gelmiştir
Yedikule Hisarı 1700lü yıllarda onarılmış, 1754 depreminde poligonal kule yıkılmış ve yeni baştan yapılmışsa da 1766 depreminde yine zarar görmüştür Yedikule zindan olarak kullanılmış, Aksaray ile Yedikuleyi de kapsayan 1782 yangınında çevresindeki yapılarla birlikte yanmış ve içerisindeki tutuklular da yanarak ölmüştür

Yedikulenin 1831de zindan olarak kullanılmasına son verilmiş, Topkapı Sarayı önündeki Aslanhaneye ait heykeller buraya getirilmiştir Bundan sonra kale ve Altın Kapı bir kez daha onarılarak Baruthane olarak kullanılmıştır 1878de Maarif Nezaretine tahsis edilmiş ve içerisine kız okulu yapılmış ancak, buradaki eğitim fazla sürmemiş ve 1895te Müze-i Hümayuna bağlanmıştır Kale içerisindeki toplar da Askeri Müze olarak kullanılan Aya İrininin bahçesine götürülmüştür Harbiyedeki Askeri Müze açıldıktan sonra bu toplar oraya taşınmıştır Yedikulenin bahçesinde taş top güllesi, mermer sütun başlığı, sütun parçası ve pişmiş toprak küp gibi toplam 17 parça eser açık-teşhirde yer almaktadır
Yedikule Hisarı ve Altın Kapının son onarım ve restorasyonu Y Mimar Cahide Tamer tarafından 1958–1970 yılları arasında yapılmıştır Bundan sonra Hisarlar Müzesi Müdürlüğüne bağlı olarak 1985te ziyarete açılmıştır Günümüzde Yedikule kültür ve sanat merkezi olarak kullanılmakta olup, STİ Vakfına tahsis edilmiştir
Kale Meydanı Caddesi No: 4 Yedikule
Fatih-İstanbul
Tel: (0212) 585 89 33
(0212) 584 40 12
|
|
|
|