Yalnız Mesajı Göster

İnceden İnceye İstanbull

Eski 11-04-2012   #53
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İnceden İnceye İstanbull



İstanbul Türbeleri 2

Fatih Sultan Mehmet (Sultan II Mehmet) Türbesi (Fatih)



İstanbul ili Fatih ilçesinde, Fatih Camisinin Kıble avlusunda bulunan ilk türbe Fatih Sultan Mehmedin ölümünden sonra yapılmıştır Yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Bu türbe 1766 depreminde cami ile birlikte yıkılmıştır Cami ve türbeyi Sultan III Mustafa (1757–1774) devrin barok üslupta, geniş saçaklı ve revaklı olarak Mimar Mehmed Tahir Ağaya 1766 yılında yeniden yaptırmıştır Hüseyin Ayvansarayinin belirttiğine göre türbenin ikinci kez yapımına 6 Aralık 1766da başlanmış ve 27 Nisan 1767 yılında tamamlanmıştır Buna göre türbe 4 ay 22 günde tamamlanmıştır Cami ise 1771 yılında tamamlanmıştır Cami öncekinden daha genişletilmiş bu arada Fatih Sultan Mehmedin gömülü olduğu bölümün mihrap altında kaldığı, türbeden mihrap altındaki asıl türbeye uzanan bir dehliz bulunduğu ve bugünkü türbenin ise sembolik olarak yapıldığı iddia edilmiştir

Türbe 1782 Cibali yangınında içerisindeki eşyaları ve sandukası ile birlikte yanmıştır Bunun üzerine Sultan I Abdülhamid (1774–1789) türbeyi yeniden onartmıştır Yanan sanduka yenilenmiş, kapı söveleri üzerine de bu onarımı belirten 1784 tarihli bir kitabe yerleştirilmiştir

Kitabe:

“Cenab-ı Hazret-i Abdülhamid Han kaldırıp tekrir
Bu pûr nur merkade bû âyeti vazetti ibret gir h1199

Türbe Sultan Abdülaizi döneminde bir kez daha onarılmış, içerisine altın varaklı nakışlar ve sürme pencereler yapılmıştır Meşrutiyet döneminde Sultan V Mehmed Reşat (1909–1918) türbenin iç bezemelerini, kalem işlerini bir İtalyan dekoratöre yeniden yaptırmıştır Bundan sonra İstanbulun 500 Fetih Yıldönümü Kutlamaları sırasında 1953 yılında, sonra da 2004 yılında yeniden onarılmıştır



Türbe kesme taştan, 1135 m çapında bir daire çevresinde on kenarlı bir plana sahip olup, cephesi tamamen mermer kaplıdır Üzeri kubbe ile örtülmüştür Giriş kısmında kapı üzerinde Barok üslupta çok sık kullanılan dalgalı, ahşap bir saçaklık iki sütun üzerine yerleştirilmiştir Bu sütunlar yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır Sütunların yüksek kaideleri ile köşelerinde yaprak motifleri bulunan başlıkları vardır Revakın arkasındaki iki renkli mermerden örülmüş kemerin üzerine de bir Besmele yazılmıştır Zengin dekorasyonlu bu revaktan sonra camekânlı bir bölüme girilmektedir Buradaki kapının üzerine Ankebut suresinden alınmış olan ve mealen her canlı ölümü tadacaktır anlamında sözler yazılmıştır Türbenin üzerini örten kubbe yarım daire kenarlara ve pencereler arasındaki ayaklara dayanmaktadır

Türbenin içerisi, kubbe ve duvarlar XIX yüzyılın sonlarına ait kalem işleri ile bezenmiştir Burada Rumiler, palmet ve lotus motifleri de görülmektedir Pencerenin üzerine gelen yere de pano halinde Hattat Abdülfettah Efendinin yazdığı Fetih suresinin ilk beş ayeti celi-sülüs ile yazılmıştır Pandantiflere de İsm-i Celâl, İsm-i Nebî, Cihar-yar Güzin, Sad ve Sait isimleri madalyonlar içerisine yerleştirilmiştir Bunların çevresi Rumilerle bezenmiştir Türbe girişinin sağındaki levhaya Abdülhak Hamid Tarhanın “Merkad-ı Fatihi Ziyaret” isimli şiiri yazılıdır

Fatih Sultan Mehmedin sandukasının etrafı gümüş bir çerçeve içerisine alınmıştır Sanduka sim işlemeli bir puşide ile örtülmüştür Baş ve ayakucuna gümüşten birer şamdan yerleştirilmiş, kubbeye büyük bir avize asılmış, pencereler de hakiki kadife perdelerle örtülmüştür Türbe içerisinde Fatih Sultan Mehmedin dışında başka bir mezar bulunmamaktadır

Türbe günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetiminde olup, 1953 yılından bu yana ziyarete açıktır

Yavuz Sultan Selim Türbesi (Fatih)



İstanbul ili Fatih ilçesi, Yavuzselimde, Yavuz Sultan Selim Camisinin avlusunda bulunan bu türbe Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1520 yılında Mimar Acem Aliye Yavuz Sultan Selimin gömüldüğü yerin üzerine yaptırılmıştır Yavuz Sultan Selim Camisini de Kanuni Sultan Süleyman 1522 yılında yaptırmıştır

Yavuz Sultan Selim, Sultan II Beyazıt ile Gülbahar Hatunun oğlu, IX Osmanlı padişahıdır Sarayda iyi bir eğitim görmüş, Sultan II Beyazıt hayatta iken kardeşleri Şehzade Korkut ve Şehzade Ahmet ile mücadele etmiştir Yavuz Sultan Selim babası II Beyazıta yaptığı baskı sonucunda kendi lehine Onu padişahlıktan feragat ettirmiş ve tahta geçmiştir Yavuz Sultan Selim Osmanlı devleti için tehlikeli gördüğü Safevilerle mücadele etmiş, 1514 yılında İrana karşı yaptığı seferde Çaldıran Savaşını kazanmıştır Bundan sonra Dulkadirbeyliğini topraklarına katmış, 1516da Mısır seferine çıkmış, Sina çölünü 13 günde geçmiştir Mısırda Memluk Sultanı ile Merc-i Dabık Savaşını, ardından 1517de Ridaniye Savaşını kazanarak Kahireye girmiştir Bu sefer sonucunda Halifelik unvanı ile Hz Muhammedin kutsal eşyalarını alarak İstanbula getirmiştir Bundan sonra Ayasofya Camisinde yapılan törenle de Abbasi son halifesi III Mütevekkilden Halife unvanını almıştır Döneminde Osmanlı topraklarını 6557000 kmye çıkarmıştır Avrupaya doğru son seferine çıkarken Edirnede rahatsızlanmış ve 22 Eylül 1520de ölmüştür İstanbuldaki türbesinin bulunduğu yere gömülmüştür



Yavuz Sultan Selim Türbesi kesme taştan sekizgen planlı olup, Klasik Osmanlı mimari üslubundadır Türbenin üzeri dıştan yivli bir kubbe ile örtülmüştür Türbe girişinin önünde birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlanmış dört yuvarlak sütunun taşıdığı, üzeri düz saçaklı, üç gözlü bir revak yer almaktadır Revak sütunlarından baştakiler yeşil, ortadakiler pembe renktedir Revakın sağ ve soluna birer çini pano yerleştirilmiştir Bu çiniler XVI yüzyılın ilk yarısına ait sır altı tekniğinde panolardır Çini panonun üzerine iki satır halinde lacivert zemin üzerine beyaz yazı ile türbeyi Yavuz Selimin oğlu Kanuni Sultan Süleymanın yaptırdığı yazılıdır Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

“Bu mübarek türbenin yapılmasını büyük sultan, Arap ve Acem sultanlarının efendisi, karaların ve denizlerin sahibi, her iki Haren-i Şerifin hamisi Sultan Süleyman Han bin Selim Han bin Bayazıd Han emretti Allah onun mülkünü ve saltanatını daim kılsın

Bu yazının altında da bu mübarek imaretin Muharrem ayının 928 senesinde tamamlandığı yazılıdır Diğer çini panoda ise üstte Yusuf suresinin 101 ayeti, altta da Şuara suresinin 87–89 ayetleri yazılıdır

Türbenin giriş cephesi dışında kalan diğer cepheleri iki katlı pencerelerle hareketlendirilmiştir Pencerelerden üst kattakiler sivri kemerli ve alçı şebekelidir Kırmızı renkli taşlarla da çerçeveler içerisine alınmıştır Alt sıra pencereler dikdörtgen mermer söveli olup, bunların üzerlerine içleri boş sivri kemerli alınlıklar yerleştirilmiştir



Türbenin içerisi pencere bordürleri, payeler, kubbe kasnağı XIX yüzyıl kalem işleri ile bezenmiştir Orijinal kalem işlerinin ne şekilde olduğu kesinlik kazanamamıştır Kubbe içerisinde kalem işleri ile tam ortasına girift yazı ile Rad suresinin 3ayeti yazılmıştır Pandantiflerdeki yuvarlak madalyonlarda ise Lafsa-i Celâl, Hz Muhammed, Çehar yar-Güzin ve Hz Muhammedin torunları olan Hasan ve Hüseyinin isimleri yazılıdır

Türbe ağaç işleri yönünden de son derece zengindir Giriş kapısı XVI yüzyılın özelliğini yansıtan kündekâri tekniğinde bir kapıdır Kapının üzerine Esma-i Hüsna, Hüvel Hallak-ül Baki; Küllü nefs-in zakaikatül-Mevt sözleri yazılıdır Ayrıca türbe içerisinde Kâbenin bir maketi, Muhiddin Arabinin söylediği kerametle ilgili bir taş, Hacı Kâmil Akdikin talik yazısı, Abdülhak Hamidin de Yavuz Sultan Selimin Kabrini Ziyaret isimli şiiri bulunmaktadır

Türbe içerisindeki yapıldığı döneme ait kandiller ve askıların yerine II Meşrutiyet döneminde görkemli bir avize konulmuştur Yavuz Sultan Selimin sandukası, sedef kakmalı ahşap bir şebeke ile çevrilmiştir Bu sanduka üzerinde kadife üzerine sırma ile işlenmiş Kelime-i Tevhit yazılı XIX yüzyıla tarihlenen bir örtü bulunmaktadır Ayrıca Mısır seferi dönüşünde Şeyhülislâm İbn-i Kemalin atının ayağından sıçrayan çamur ile kirlenen ve Yavuz Sultan Selimin vasiyeti üzerine ölümünden sonra sanduka üzerine serilmiş kaftanı bulunmaktadır

Türbe içerisinde yalnızca Yavuz Sultan Selimin sandukası vardır Günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetiminde olup, ziyarete açıktır

Sultan Abdülmecid Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesinde Yavuz Sultan Selim Camisinin arkasındaki hazirede yer alan Sultan Abdülmecid (1839–1861) Türbesinin yapım kitabesi bulunmamaktadır Büyük olasılıkla bu türbe padişahın ölümünden önce 1861 yılında yapılmıştır Mimarının kim olduğu kesinlik kazanamamakla beraber dönemin önemli mimarlarından Garabet Balyan tarafından yapıldığı sanılmaktadır Türbenin Yavuz Sultan Selim Türbesine yakın olmasının nedeni de Sultan Abdülmecidin bu padişahı sevmesinden kaynaklandığı ileri sürülmüştür

Sultan Abdülmecid Sultan II Mahmud ile Bezmialem Valide Sultanın oğlu olup, 31 Osmanlı padişahıdır Döneminde Osmanlı İmparatorluğunda Batılılaşma süreci hızlanmış ve yeni gelişmeleri izleyerek onları Osmanlıda uygulamak istemiştir

Sultan Abdülmecid Türbesi alçak bir su basman üzerine kesme taştan sekizgen planlı bir yapı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür Sekizgenin kenarları 320 m uzunluğundadır İlk yapıldığı dönemde önünde ahşap bir revak bulunuyordu Bu revak günümüze gelememiştir Giriş kapısı üzerinde Hatta Hulusi Efendinin Kurandan alınma Sad suresinin 50 ayeti 1910 yılında yazılmıştır

Türbenin giriş cephesi dışında her yüzünde iki sıra halinde altlı üstlü pencerelere yer verilmiştir Bu pencereler alt sırada dikdörtgen lentolu olup, üsttekiler alttakilere göre daha küçük olup, kaş kemerlidir İç kısmı oldukça zengin bir bezemeye sahiptir Hattat Şevki Efendinin celi-sülüs yazı ile yazmış olduğu sekiz ayet kitabesi giriş kapısından başlayarak tüm türbeyi çevrelemiştir Burada Yusuf suresinin 96 İsa suresinin 79 Rahman suresinin 26-27-46 Yusuf suresinin 62 Hud suresinin 73 Rahman suresinin de 26 ayetleri yazılıdır Ayrıca duvarların köşelerine de celi-sülüs yazı ile Esma-ül Hüsna, İsm-i Celâl, İsm-i Nebî, Çehar yar-Güzin ve Hasan ile Hüseyin isimleri yazılıdır Kubbe devrine uygun kalem işleri ile süslenmiştir

Türbedeki muhteşem avize, Galata Mevlevihanesindeki Divan Edebiyatı Müzesinin kuruluşu sırasında oraya götürülmüş ve semahaneye asılmıştır Bunun yanı sıra sandukanın gümüş şebekesi de Türk ve İslâm Eserleri Müzesine kaldırılmıştır Sandukası üzerindeki feste bulunan değerli sorguç da Topkapı Sarayı Müzesindedir Türbenin içerisindeki levhalar İstanbul Türbeler Müzesinin deposundadır Bu eserlerin türbeden alınmasının nedeni de hırsızlığa karşı alınan bir önlemdir

Türbe içerisinde Sultan Abdülmecidden başka padişahın oğulları Şehzade Abdüssamed (1855), Şehzade Seyfeddin (1856), Şehzade Burhaneddin (1876) gömülüdür

Sultan Abdülmecid Türbesine bitişik olarak Sultan Abdülmecidin kızı ve Mahmud Celaleddin Paşanın eşi Cemile Sultanın (1913) ve Sultan Abdülmecidin hanımlarından Servet Seza Sultanın (1878) açık türbeleri bulunmaktadır

Ahmet Cevat Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Emir Buhari Camisinin bahçesinde olan Ahmet Cevat Paşa Türbesi, paşanın ölümünden kısa bir süre sonra eşi tarafından Mimar Kemalettin Beye 1900 yılında yaptırılmıştır

Ahmet Cevat Paşa, Sultan II Ahmed dönemi sadrazamlarındandır Küçük yaşta yetim kalmış, Şeyhülislam Atıfzade Hüsameddin Efendi tarafından yetiştirilmiştir Bursa ve İstanbulda yaptığı ilköğreniminden sonra Erkan-ı Harbiyeyi birincilikle bitirmiştir Kolağası rütbesi ile padişahın yaverliğini yapmış, Osmanlı Rus Savaşına katılmış ve orada Süleyman Paşanın yaveri olmuştur 1884 yılında Çetineye sefir olmuş ve Mirlivalığa (Tümgeneral) yükseltilmiştir Daha sonra Giritte asayişi sağlamış, Sultan II Abdülhamid, hizmetine karşılık onu Müşirliğe 1891 yılında da Sadrazamlığa getirmiştir Sadrazamlığı üç yıl sürmüş ve 1900 yılında İstanbulda ölmüştür Vasiyeti üzerine de Emir Buhari Dergâhı karşısında anne ve babasının gömülü bulunduğu mezarlığa gömülmüştür Sonradan aynı yere türbesi yapılmıştır

Neo-Klasik üsluptaki türbe, kesme taştan kare planlı, kubbeli bir yapıdır Önüne dikdörtgen planlı bir giriş eklenmiştir Kubbe duvarların kenarlarına yerleştirilen sekizgen sütunların taşıdığı kemerler üzerine oturtulmuştur Türbe girişi mermerden olup, stalaktit başlıklı sütunların meydana getirdiği bir eyvandan girilmektedir Burada celi-sülüs yazı ile kitabesi bulunmaktadır

Kitabe:
“Sadr-ı Esbak ve yaveri Ekrem merhum Ahmed Cevad Paşanın türbesidir Sene 1318 (1900)

Giriş kapısındaki diğer kitabe Hattat Hafız Mehmet Nuri Efendi tarafından yazılmıştır

Kitabe:
“Rahmetullahi alâ sahibi hâzihil-medfen
Hazreti Ahmed Cevat Paşa âli-cay kim
Üç sene hem on buçuk ay verdi sadra zib ü fer
Daima her mansıbda sıdk ile hizmet edip
Kıldı ibrazı meâsır ol hidivi nâmıver
Seyyidül-Kevneynden artık Cevad gel emrini
Alem-i manâda etmiş Firdevse sefer
Layıh oldu leyle-i Miracda tarih –i tam
Hak ede Ahmed Cevad Paşaya cinanı makar murtaza sene 1319 (1900)

Türbede Ahmed Cevad Paşa ile kız kardeşi Hace Sare Hanım (1916) gömülüdür

Âşık Paşazade Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Haydar Mahallesi, Cibali Caddesi, Esrar Dede Sokağında bulunan Âşık Paşa Külliyesinin bir bölümünü oluşturan türbe, XV yüzyılda yapılmıştır Âşık Paşa Külliyesi eski saray Ağalarından Abdullah Oğlu Hüseyin Ağa tarafından Derviş Ahmet veya Âşık Paşazade olarak tanınan Şeyh Ahmet Efendi adına yapılmıştır

Âşık Paşazade ismi ile tanınan Şeyh Ahmed Efendi Osmanlı tarihçisi olup, ünlü Âşık Paşazade Tarihini yazmıştır Âşık Paşanın soyundan geldiği için de bu isimle tanınmıştır Konyada Sadreddini Konevi Tekkesinde bulunan Şeyh Abdullah Makdisiden, Mısırda Seyyid Ebul Vefa Hazretlerinden ders almış ve Rumeli Sancak Beylerinden İshak Paşanın himayesine girmiştir Sultan II Muradın (1446–1451) Macaristan seferine katılmış, Kosova Savaşına katılmıştır İstanbulun fethinden sonra İstanbula yerleşerek öğrenci yetiştirmiştir

Türbe Âşık Paşazade Camisinin Kıble yönünde birbirleri ile sonradan birleştirilmiş kare planlı iki bölümden meydana gelmiştir Bunlardan Âşık Paşazadenin mezarının üzerindeki türbe 1600x1600 m ölçüsünde kare planlı, üzeri kubbe ile örtülü bir yapıdır Bu kubbe mukarnaslı konsollar, sivri tromplar ile desteklenmiş ve on iki köşeli bir kasnak üzerine oturtulmuştur Türbenin basık kemerli girişi avluya açılan doğu yönündedir İçerisi demir parmaklıklı, dikdörtgen söveli, iki sıralı pencerelerle aydınlatılmıştır Türbenin diğer türbe ile arasında kalan üçgen planlı, cadde üzerindeki cephesine de üçlü bir pencere grubu yerleştirilmiştir Bir bakıma ziyaret penceresi niteliğini taşıyan bu pencerelerden ortadaki sütunçelerle bir niş içerisine alınmıştır Üzerinde de hafifletme kemerinin aynası ve geometrik bir mermer şebeke bulunmaktadır Cadde boyunca basık kemerli bir dış kapısı daha bulunmaktadır

Âşık Paşazadenin ahşap sandukası türbenin güney kesiminde, her iki türbe arasındaki üçgen alanın bulunduğu yerdedir Burada Âşık Paşazadeden başka soyundan gelen dokuz kişi daha gömülüdür Bu mezarların kime ait oldukları bilinmemektedir

Kesme köfeki taşından yapılmış olan bu bölümün güneybatısında da Seyyid Velayetin torunlarından Mehmet Çelebinin gömülü olduğu 700x700 m ölçüsünde daha küçük bir türbe vardır Bunlardan Âşık Paşazadenin türbesi mihrap ekseni üzerine yerleştirilmiş, diğer türbe de Cibali Caddesi üzerine yerleştirilmiştir Her iki türbenin bu konumundan ötürü iki bölümün arasında üçgen planlı bir ara mekân meydana gelmiştir Seyyid Velayetin türbesi yapı üslubu olarak Âşık Paşazade Türbesi ile aynı özellikleri taşımaktadır Türbenin doğu yönündeki basık kemerli bir kapıdan içerisine girilmektedir

Türbe içerisinde on iki mezar bulunmaktadır Bu mezarlardan birisi eşi Rabia Sultana, diğeri soyundan gelen şeyhlerden Sait Efendiye aittir Diğer on mezarın kime ait olduğu bilinmemektedir

Balâ Süleyman Ağa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Silivri Kapı Veledi Karabaş Mahallesinde, Tekke Maslahı ve Balâ Tekkesi Sokağında, Balâ Süleyman Ağa Camisinin içerisinde bulunan bu türbe XV yüzyılda yapılmıştır

Balâ Süleyman Ağa, Fatih Sultan Süleyman (1444–1446; 1451–1481) devrinde yaşamış, İstanbulun fethine katılmış, daha sonraki savaşlarda da topçu başı olarak görev yapmıştır Yaşamı ile ilgili fazla bir bilgi bulunmamaktadır

Balâ Süleyman Ağa, kendi ismini taşıyan bugünkü külliyesini 1453–1457 yılları arasında yaptırmıştır Külliyenin bulunduğu yerde kâgir duvarlı, ahşap çatılı küçük bir mescidi, dergâhı ve kuyusu bulunuyordu Ölümünden sonra da bu mescidin yanına gömülmüştür Zamanla harap olan Balâ Mescidi ve tekkesi Sultan Abdülaziz (1861–1876) döneminde, Sultan II Mahmudun saraylılarından Sazkâr Kalfa tarafından Nakşibendî Tarikatına bağlı cami-tevhidhane olmak üzere eskisinden daha büyük ölçüde, camisi de kubbeli olarak yeniden yapılmıştır Camiye bitişik Süleyman Ağanın türbesi ile harem dairesini, derviş hücrelerini, mutfak ve kiler gibi müştemilatı da yaptırmıştır İstanbulda büyük bir hasara neden olan 1894 depreminde Balâ Külliyesi harap olmuş, Sultan II Mahmudun kızı Adile Sultan tarafından yenilenmiştir Daha sonra Sultan II Abdülhamid tarafından genişletilmiş, Perestu Kadın Efendi de yapının duvarına bir de çeşme eklemiştir

Türbe yapı topluluğunun kuzeyinde, kesme ve moloz taştan düzgün olmayan bir plan tipinde yapılmıştır Cami içerisindeki bir odada yer alan türbenin dördü batıya, üçü kuzeye açılan yedi penceresi vardır Türbenin dış cephesinde basık kemerli pencereleri ile ahşap saçağı arasına Ömer Faik Efendinin istifli bir sülüs yazısından oluşan bir kuşak bulunmaktadır

Türbede Balâ Süleyman Ağadan başka eşi, Şeyh Ali Efendi, Mekke Şeyhlerinden Muhammed Sait Can Efendi, Şeyh Ali Efendinin eşi Sıdıka Hanım ve Şeyh Mehmet Sadedin Efendiye ait olmak üzere altı mezar bulunmaktadır

Bayram Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Hasekide Cerrahpaşa ile Keçi Hatun Mahallesinin sınırları içerisinde bulunan Bayram Paşa Külliyesinin bir bölümünü oluşturan türbe, 1634–1635 yıllarında Hassa Baş Mimarı Kasım Ağa tarafından yapılmıştır Bayram Paşa Külliyesi cami, medrese, sıbyan mektebi, tekke, hazire, sebil, çeşme, dükkânlar ve türbeden meydana gelmiştir

Bayram Paşa, Sultan IV Murad (1623–1640) dönemi vezirlerinden olup, Yeniçeri Ocağında yetişmiş, 1622 yılında Turnacıbaşı, 1623te Zagarcıbaşı olmuştur Aynı yıl Yeniçeri Kethüdası ve bir süre sonra da Yeniçeri Ağası olmuştur Sultan I Ahmedin kızı Hanzade Sultan ile evlenerek saraya damat olmuştur Bundan sonra Kubbe Vezirliği, 1625te Mısır Valisi olmuş, 1628de yeniden Kubbe Vezirliğine getirilmiştir Veziriazam Hüsrev Paşanın entrikaları ile gözden düşerek azledilmiştir Bir süre sonra da yeniden Sultan IV Murad tarafından Kubbe Vezirliğine getirilmiştir 1633te Rumeli Beylerbeyliği, İkinci Vezirlik görevlerinde bulunmuş, Sultan IV Murad ile birlikte Revan seferine katılarak Sadaret Kaymakamı olmuştur Bundan sonra Veziriazamlığa getirildiği 1636 yılında Bağdat seferi sırasında Urfa yakınlarında ölmüştür Cenazesi İstanbula getirilerek yaptırmış olduğu külliyeye gömülmüştür

Bayram Paşa Türbesi kare planlı, tek kubbeli bir yapı olup ön tarafında tonozlarla genişletilmiş ahşap direkli bir revak bulunmaktadır Bu revakın ahşaptan kare kesitli yüksek kaidelere oturan yuvarlak ahşap direkleri düşey çubuklarla hareketlendirilmiştir Üzerlerinde kompozit başlıklar bulunmaktadır Dış cephesi kesme köfeki taşı ile kaplıdır Duvar köşelerine köfeki taşından birer sütun yerleştirilmiştir Türbenin her cephesinde biri altta, diğeri üstte olmak üzere birer pencere yerleştirilmiştir Bunlardan alt sıra pencereler dikdörtgen planlı, üst sıra pencereler de alçı şebekeli sivri kemerlidir Türbe içeriden üç yöne doğru eyvanlarla genişletilmiştir İçerisi kalem işleri ile bezelidir Kubbeye celi-sülüs yazı ile Fatır suresinin 41 ayeti, pandantiflere de Allah, Muhammed, Çehar-Yâr-ı Güzin, Hasan ve Hüseyin isimleri yazılıdır Duvarlarda lacivert zemin üzerine beyaz harflerle yazılmış bir ayet kuşağı çepeçevre dolaşmaktadır

Türbenin kuzeybatısına bir de sebil eklenmiştir Türbe içerisinde Bayram Paşa tek başına gömülü olup, bahçesinde dergâh şeyhlerine ait mezarlar bulunmaktadır

Benlizade Ahmet Raşit Efendi Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Çarşambada Darüşşafaka Lisesi bahçesinin duvarına bitişik olan bu türbe yanındaki sebil ile birlikte Kazasker Benlizade Ahmet Raşit Efendi tarafından 1800 yılında yaptırılmıştır

Benlizade Ahmet Raşit Efendi XVIII yüzyıl devlet ricalinden olup, Kazaskerlik yapmıştır Rumelihisarında, Anadoluhisarında ve Büyük Çamlıcada çeşmeleri, Çarşambada sıbyan mektebi ve sebili bulunmaktadır

Ahmet Raşit Efendinin türbesi kare planlı, kesme taş ve moloz taştan yapılmış küçük bir türbedir Üzeri kubbeli olan bu türbe ve yanındaki sebilin mermerleri barok üsluptadır

Türbede Benlizade Ahmet Raşit Efendi ile ailesinden iki kişinin mezarı daha bulunmaktadır Ancak bu mezarların kime ait oldukları bilinmemektedir Günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetiminde olup, harap bir durumdadır

Cerrah Mehmet Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Cerrahpaşada Cerrah Mehmet Paşanın Mimar Davut Ağaya yaptırmış olduğu külliyenin bir bölümünü oluştan türbe 1593 yılında yapılmıştır Cerrah Mehmet Paşa Külliyesi cami, türbe, çeşme ve çifte hamamdan meydana gelmiştir

Cerrah Mehmet Paşa Sultan III Mehmet (1595–1603) dönemi sadrazamlarındandır Enderunda cerrahlık öğrenmiş, Sultan III Mehmeti sünnet etmiştir Topkapı Sarayından Yeniçeri Ağası olarak çıkmış, bir süre sonra vezir olmuş, 1595 yılında da Hadım Hasan Paşanın yerine sadrazam olmuştur Sadrazamlığı sırasında hastalanmış ve 1604 yılında ölmüştür

Cerrah Mehmet Paşanın sağlığında yaptırdığı külliyenin avlusunun kuzeybatısında, avlu duvarına bitişik olan türbe sekizgen planlıdır Kesme taştan kare planlı olarak yapılmış türbenin üzeri kubbe ile örtülüdür Her cephesine altlı üstlü birer pencere açılmıştır Bunlardan alt kat pencereleri dikdörtgen mermer söveli, üst kat pencereleri de sivri kemerlidir Doğu cephesindeki türbe girişinin önünde önceden bir ahşap revak bulunuyordu Bu revak günümüze gelememiştir Türbenin içerisi oldukça sade olup, beyaz badanalıdır

Türbe içerisinde Cerrah Mehmet Paşa ile iki oğluna ait toplam üç sanduka bulunmaktadır

Davud Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Kocamustafapaşa, Hobyar Mahallesi, Davutpaşa Camisinin avlusunda, caminin Kıble yönünde yer alan bu türbe külliye ile birlikte 1485 yılında yapılmıştır

Davud Paşa, Fatih Sultan Mehmet (1444–1446, 1461–1481) devri vezirlerinden olup, Enderundan yetişmiştir Çirmen Sancak Beyi iken gösterdiği başarıdan ötürü Ankara Sancak Beyi (1470), Anadolu Beylerbeyi olmuş, 1477 yılında Süleyman Paşanın yerine Rumeli Beylerbeyi olmuştur Veziriazam Karamani Mehmet Paşa ile olan anlaşmazlığından ötürü azledilmiş, Bosna Sancak Beyliğine gönderilmiştir Sultan II Bayazıd (1481–1512) döneminde yeniden Rumeli Beylerbeyliğine atanmış, çok geçmeden de vezir olmuştur 1483 yılında İshak Paşanın yerine Veziriazam olmuştur On dört yıl süren Veziriazamlıktan sonra, bu görevden alınarak Dimetokada ikamete mecbur edilmiş ve 1498de orada ölmüştür Cenazesi İstanbula getirilerek Davutpaşa Külliyesinde daha önce yapılmış olan türbesine gömülmüştür

Türbe sekizgen planlı olup, kesme taştan yapılmıştır Türbenin içerisi 736 m çapında, daire şeklindedir Üzeri sekizgen kasnaklı kubbe ile örtülüdür Türbenin doğusunda dört sütunun taşıdığı tek kubbeli bir revak bulunmaktadır Giriş kapısı üzerinde Arapça celi-sülüs yazı ile Şeyhülislâm İbn-i Kemal Efendinin söylediği bir kitabe bulunmaktadır

Kitabe:
“Atak-ullâh yâ Derviş Davud
Bi-envâel-recâ-i mimmâ ledeyh
Felemmâ mâte enni kaled tarih
Kema hiye rahmet-ullaki aleyh

Türbenin basık kemerli kapısından sonra içerisi son derece sadedir Beyaz badana ile sıvanmış olan türbenin yalnızca kubbe göbeğinde ve alt sıra pencerelerin alınlıklarında kalem işi kalıntıları görülmektedir

Türbede Davud Paşanın sandukası bulunmaktadır Günümüzde harap bir durumdadır

Ebu Şeybetül Hudri Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Ayvansaray, Atik Mustafa Paşa Mahallesi, Toklu Dede Sokağında bulunan bu türbe, Fatih Sultan Mehmet (1444–1446, 1461–1481) döneminde Fatih Sultan Mehmet tarafından diğer türbeler ile birlikte yaptırılmıştır

Ebu Seybetül Hudri Hazretleri Eshab-ı Kiramdan olup, Arap ordularının İstanbulu kuşatmasına katılmış, 693 yılında İstanbul surları önünde 86 yaşında ölmüştür Halk arasında Peygamberin sütkardeşi olarak tanınmaktadır

Türbe Sultan II Bayazıd, Sultan II Mahmud, Sultan Abdülaziz ve Sadrazam Çorlulu Ali Paşa tarafından onarılmıştır Son onarımını Vakıflar Genel Müdürlüğü 1975–1977 yıllarında yapmıştır Türbe moloz taştan, dikdörtgen planlı olup, üzeri Ahmedül Türbesi ile ortak çatıyla örtülüdür Kapı ve pencereleri kesme köfeki taşından olan türbenin pencereleri demir parmaklıklarla örtülüdür Türbe kapısı üzerinde Sultan II Mahmud tarafından 1835te yeniden yapıldığını belirten bir kitabe vardır Bu kitabeyi Vakanüvis Sahaflar Şeyhizade Mehmed Esad Efendi yazmış, Yesarizade Mustafa İzzet Efendi de uygulamıştır

Kitabe:

Dâver-i ashâb-ı sîret Şah-ı MahmudüŞiyem
Zatıdır girdâr-ı hayr-âsâr ile her dem elif
Hazret-i Bû Şeybetil-Hudrîye tazim eyledi
Türbesin tecdid ile ol şâh-ı âgâh û arîf
Gel hulûs ile duâ kıl zâhidâ tebcilile
Merkad-ı pâk-i sahabîdir bu mevâ-yı şerîf
Tasliye zeylinde yâd oldukça ashâb-ı Güzin
Nazm-ı ahdi ol şehinşâhın ola nusret-redîf
Oldu dildâde melâik Esadâ târihine
Merkad-ı Bû şeybeyi Şâh-ı cihan yaptı latif
Sene 1251 (1835)

Türbe içerisinde mermer sanduka ile ayakucunda da bir kuyusu bulunmaktadır Ebu Seybetül Hudri Hazretlerinin mezarı dışında türbede başka bir mezar bulunmamaktadır Yalnızca haziresinde Fatih Sultan Mehmet döneminden günümüze kadar uzanan mezarlar bulunmaktadır 1990 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından surlar onarılırken türbe de onarılmıştır Günümüzde ziyarete açık bulunmaktadır

Gazanfer Ağa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Kırkçeşme Mahallesinde, Bozdoğan Kemerinin yanında, Atatürk Bulvarı üzerinde olan bu türbe, yanındaki medrese ve sebilden oluşan yapı topluluğu ile birlikte 1596 yılında yapılmıştır

Gazanfer Ağa Sultan III Mehmet (1595–1603) devri Has Odabaşısı ve Kapı Ağasıdır 1603 yılında ölmüş ve sağlığında yaptırmış olduğu türbesine gömülmüştür

Türbe kesme taştan, on iki gen planlı olup, üzeri kasnaksız bir kubbe ile örtülmüştür Türbe iki sıra halinde pencerelerle aydınlatılmıştır Alt sıra pencereler demir parmaklıklı, dikdörtgen mermer söveli olup, üzerlerinde sivri kemerler bulunmaktadır Üst sıra pencereler ise sivri kemerli alçı şebekelidir Türbenin medreseye bitişik olan batı yönünde alt sıra pencereler yerine altı dolap nişi yerleştirilmiştir Üst sıra pencerelerin üzerine bezeme olarak Rumilerden meydana gelen kalem işleri yapılmıştır

Türbe içerisinde Gazanfer Ağanın yanı sıra kimliği bilinmeyen iki kadın mezarı daha bulunmaktadır

Gazanfer Ağa yapı topluluğu günümüzde Karikatür Müzesi olarak kullanılmaktadır

Gazi Osman Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesinde, Fatih Camisi avlusunda bulunan Gazi Osman Paşa Türbesi, Gazi Osman Paşanın 1900 yılında ölümü üzerine Harbiye Nezareti Ebniye-i Askeriye Mimarlığına atanmış olan Mimar Kemalettin Bey tarafından tasarlanan projeye göre aynı yıl yaptırılmıştır

Gazi Osman Paşa Plevne Kahramanı olarak tanınmıştır Beşiktaş Askeri Rüştiyesi ve İdadisinden sonra 1852 yılında Harbiyeden mezun olmuş, Batı Anadolunun, özellikle Bursa yöresinin haritasını yapmış, Cebelilübnan, Girit ve Yemende görev yaptıktan sonra Paşalığa yükselmiştir Manastır Fırka Komutanlığına 1875 yılında getirilmiş, 1876 Osmanlı-Rus Savaşında başarılarından ötürü Müşirliğe yükselmiştir Rusların Osmanlılara yeniden savaş ilan etmeleri üzerine Vidin ve Rahovayı savunmakla görevlendirilmiş Rusların Plavneyi kuşatmasında beş ay süren büyük bir savunma yapmıştır Bu savaşta yaralanmış ve esir düşmüştür Rus Çarı IIAlexander paşaya büyük saygı göstermiş ve kılıcını almamıştır İstanbula dönüşünde Sultan II Abdülhamit (1876–1909) Gazi unvanı vermiştir Bir süre Mabeyn Müşavirliği yapmış, 5 Nisan 1900de ölmüştür Vasiyeti üzerine de Fatih Camisi haziresine gömülmüştür

Gazi Osman Paşanın türbesi Neo-Klasik üslupta, kare planlı olup üzeri tromplu bir kubbe ile örtülmüştür Yarım küre biçimindeki kubbe basık ve yuvarlak bir kasnak üzerine oturtulmuştur Kare plandan kubbeye geçiş küçülen ve köşelerde küçük, yarım kubbeciklerle tamamlanan kemerlerden oluşmuştur Giriş cephesi dışında üç cephesine birer pencere açılmıştır Giriş cephesi mukarnaslı iki sütunun taşıdığı bir kemer şeklindedir Türbe oldukça sade olup, yalnızca sandukasının çevresinde ahşap bir şebeke bulunmaktadır Bu şebeke akantus yaprakları, çiçek ve palmetlerle bezenmiştir

Türbede Gazi Osman Paşa tek başına gömülüdür

Gülbahar Hatun Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesinde, Fatih Camisi haziresinde, Fatih Sultan Mehmed Türbesinin güneydoğusunda bulunan Gülbahar Hatun Türbesi, Gülbahar Hatunun 1492 yılında ölümünden sonra yapılmıştır Türbe1766 yılında deprem sonucunda yıkılmıştır Sultan III Mustafa tarafından Fatih Camisinin yeniden yapımı ile birlikte bu türbe de yeniden yapılmıştır Mimarı Mehmed Tahir Ağadır

Gülbahar Hatun Fatih Sultan Mehmedin eşi ve Sultan II Bayazıdın annesidir Sulatan II Bayazıddan sonra Gevherhan Sultanı da dünyaya getirmiştir Şehzade Bayazıdın tahta çıkması ile Valide Sultan olmuş ve 1492 yılında ölmüştür

Türbe eski kalıntılarına dayanılarak aynı planda yapılmıştır Sekizgen planlı ve tek kubbeli olan türbe kesme taştandır Oldukça sade görünümlü türbeyi her kenarda altlı üstlü birer pencere aydınlatmaktadır Alt sıra pencereleri dikdörtgen söveli olup, yuvarlak kemerli alınlıklara sahiptir Üst sıra pencereler yuvarlak kemerli dışlıklara sahiptir Türbeye giriş kuzey cephede olup, düz mermer bloktan oluşan yuvarlak kemerli kapı dikdörtgen bir çerçeve içine alınmıştır Türbe Cibali yangını (1782) sırasında zarar görmüş ve Sultan I Abdülhamid tarafından onarılmış ve bu onarımı belirten kitabe giriş kapısı üzerine konulmuştur

Kitabe:
“Cennet mekân Firdevs-i aşiyan merhum ve makfurun leh
Fatih Sultan Mehmed Han tabe sera hazretlerinin
Zevce-i muhteremeleri valide-i mâcid merhum ve
Magfurun leh Sultan Bayazıd Veli Han
Merhume ve makfurun leha Gülbahar Hatun türbe-i şerifleridir 1196 (1781)

Türbenin içerisi son derece sade olup, yalnızca kubbeye XVIII yüzyıl üslubunda kalem işleri yapılmıştır

Türbe içerisinde Gülbahar Hatun dışında Gevherhan Sultan ve kim oldukları bilinmeyen iki kadına ait sanduka bulunmaktadır

Gülüştü Münire Valide Sultan Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesinde, Fatih Camisinin mihrap önünde bulunan bu türbenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Büyük olasılıkla Sultan Abdülmecid (1839–1861) döneminin sonlarına doğru yapılmıştır

Gülüştü Münire Valide Sultan, Sultan Abdülmecidin eşi ve son Osmanlı Padişahı VI Mehmedin (Vahdeddin) (1918–1922) annesidir 1861 yılında ölmüştür

Osmanlı türbe mimarisinde ender yapılmış olan yuvarlak planlı bir yapıdır Silindirik gövdenin üzerinde dar bir kasnak üzerine oturtulmuş kubbe ile örtülmüştür Kesme köfeki taşından yapılmış olan türbenin alt sırasında dokuz, üst sırasında da on dört penceresi vardır Doğu yönünde basık kemerli giriş kapısı vardır İç mekân siyah renkte kalem işleri ile bezenmiştir Burada akantus yaprakları, vazolardan çıkan bitkisel motifler tüm duvarları kaplamıştır

Türbe içerisinde Gülüştü Münire Valide Sultandan başka V Mehmed Reşatın eşi Dürrüaden Kadın (1909), Sultan Abdülmecidin Gülüştü Valide Sultandan doğan kızları Zekiye Sultan (1856), Fatma Sultan (1857), Sultan Abdülmecidin Verdcenan Kadından doğan kızı Münire Sultan (1862), Sultan Abdülmecidin başkadını Şehime Sultan (1857), Sultan Abdülmecidin ikinci kadını Şerefnaz Hanım, Sultan Abdülmecidin İkbali Ceylanyar Hanım (1856), Sultan Abdülmecidin üçüncü ikbali Nesrin Hanımdan doğan kızı Behice Sultan (1848) gömülüdür

Habeşi Mehmet Ağa Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Çarşambada Mehmed Ağa Camisinin haziresinde bulunan bu türbe Habeşi Mehmed Ağanın sağlığında, 1585 yılında Mimar Davud Ağa tarafından yapılmıştır

Habeşi Mehmed Ağanın yaşamı ile ilgili yeterli bir bilgi bulunmamaktadır Yalnızca 1582 yılında Babüssaade Ağası olduğu, 1598 yılında öldüğü bilinmektedir Türbesinin yanına da kendi ismini taşıyan bir cami yaptırmıştır

Türbe kesme taştan dikdörtgen planlı olup, üzeri gömme sütunlara dayanan sekiz kenarlı ahşap bir kasnak üzerindeki kubbe ile örtülmüştür Türbenin ön cephesindeki giriş kapısının iki yanında birer alt pencere, yukarda da üç tepe penceresi bulunmaktadır Girişin arkasındaki cephede ise iki sıra halinde üç pencere, yan cephelerde de yine iki sıra halinde ikişer penceresi bulunmaktadır Giriş cephesinin önündeki iki sütun türbenin önünde ilk yapıldığı dönemlerde bir revak olduğuna işaret etmektedir Ancak bu revak günümüze gelememiştir

Türbenin içerisi son derece sade olup, duvarlarda kalem işi izlerine rastlanmaktadır

Türbe içerisinde Habeşi Mehmed Ağanın sandukası dışında başka bir sanduka bulunmamaktadır

Hafsa Valide Sultan Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesinde, Yavuz Sultan Selim Camisinin haziresinde ve Yavuz Sultan Selim Türbesinin yanında bulunan bu türbe, Hafsa Sultanın 1534 yılında ölümünden sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Acem Aliye yaptırılmıştır

Hafsa Sultan Yavuz Sultan Selimin baş kadını, Kanuni Sultan Süleymanın da annesidir Hafsa Sultan Kırım Hanı Mengi Girayın kızıdır Yavuz Sultan Selimin padişah olması üzerine oğlu Şehzade Süleyman ile Manisa Sancak Beyliğine gitmiş ve orada sekiz buçuk yıl kalmıştır Yavuz Sultan Selimin ölümünden sonra oğlu Şehzade Süleyman padişah olunca da Valide Sultan Olmuştur Hafsa Sultan 1534 yılında ölmüş ve kocası Yavuz Sultan Selimin türbesi yanına gömülmüştür Hafsa Sultanın Manisada cami, medrese, imaret, hankâh, darüşşifa, hamam ve sıbyan mektebinden meydana gelen külliyesi bulunmaktadır Bunun yanı sıra Urlada bir camisi vardır

Hafsa Sultanın türbesi sekizgen planlı, kubbeli bir yapıdır Bu türbe sonraki yıllarda hasar görmüş ve mimar Sinan tarafından onarılmıştır Giriş kapısının önünde dört sütunun taşıdığı bir revak bulunmaktadır Türbenin üzerini örten kubbe sekizgen kasnaklıdır Bu türbe 1894 depreminde tümüyle yıkılmıştır Meşrutiyetten önce yeniden yapımına başlanmışsa da tamamlanamamıştır Türbe bugün yıkık bir durumdadır Günümüzde yeni baştan onarılması gerekmektedir

Hamdullahül (Ahmedül) Ensari Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Ayvansaray Toklu Dede Sokağında, Ebu Şeybet-ül Hudri Türbesinin arkasındadır

Hamdullahül Ensari sehabeden olup, Eyüp Sultan ile birlikte İstanbulun kuşatmasına katılmış ve surların yakınında ölmüştür Türbe Ebu Şeybet-ül Hudri Türbesi ile birlikte aynı çatı altında yapılmıştır Fatih Sultan Mehmed İstanbulun fethinden sonra bu türbeyi yaptırmıştır Günümüzdeki türbe Sultan II Mahmud (1808–1839) tarafından 1835te yapılmıştır

Moloz taştan yapılan türbe dikdörtgen planlı olup, kapı ve pencere söveleri köfeki taşındandır Türbenin giriş kapısı üzerinde Sultan II Mahmud zamanında yapılan onarımı belirten Vakanüvis Sahhaflar Şeyhizade Mehmed Esad Efendinin 1849 tarihli talik yazılı kitabesi bulunmaktadır Bu kitabeyi Yesarizade Mustafa İzzet Efendi yazmıştır

Kitabe:
“Her tarafta Han Mahûd-u kerâmet pişenin
Nev-benev âsâr-ı hayr-etvân olmakta bedid
İşte ezcümle bu Ensâr-i Gazi Türbesin
Eyledi ihyâda bezl-i himmeti Tahsin Resid
Himmete şayestedir hem sâhibi ol türbenin
Bâ alemdâr-ı Nebi gelmişti her kavl-i sedid
Hayr-ü nesre tâ ebed ol dâver-i dadevan
Mazhar itsûn ömr-ü şevketle Hüdâvend-i Mevid
Yazdı tarihe mücevher harf ile vakanüvis
Oldu Hamdukkah Gazi merkadi el-hak cedîd sene 1251 (1835)

Türbe içerisindeki Hamdullahül Ensariye ait mezar taşını sülüs yazı ile Mimar Acem Tekkesi Şeyhlerinden Seyyid İsmail Efendi yazmıştır Türbe içerisinde Hamdullahül Ensari tek başına gömülüdür

Hekimoğlu Ali Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Cerrehpaşada Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesinin bir bölümünü oluşturan türbe Mimar Mustafa Ağa ve yardımcısı Simon Kalfa tarafından 1732–1734 yılında yapılmıştır

Hekimoğlu Ali Paşa, Sultan I Mahmud (1730–1754) ve Sultan III Osman (1754–1757) zamanında sadrazamlık yapmış ve bu göreve üç kez getirilmiştir Hekimbaşı Venedikli Nuh Efendinin oğlu olup, Sultan III Ahmet (1703–1730) zamanında saraya alınmıştır Beylerbeyi, Adana Valisi, Halep Valisi, Anadolu Beylerbeyi, Şark Serdarlığı ve Tebriz Muhafızı olmuştur Bunu Diyarbakır valiliği, ikinci kez serdarlığı ve Bosna valiliği izlemiştir

Hekimoğlu Ali Paşa Türbesi kesme taş ve mermerden dikdörtgen planlı olup, üzeri iki kubbe ile örtülmüştür Türbenin kuzey cephesi yarısına yakınına kadar mermerle kaplanmıştır Bu cephede dört pencere ve bir de çeşme bulunmaktadır Türbenin avlu cephesinde ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamayan bir revak bulunmaktadır Türbe girişi oldukça sade olup, üzerine celi yazı ile kitabesi yazılmıştır

Kitabe:
“Türbe-i Gazi Ali Paşaya eyle yadigâr
Ruh-i pâkin şâd edib eyle kuşadel-Fatiha
Türbe-i Abdal Yakup ile Şeyh İbrahime
Gel rıza ile dua eyle oku bir Fatiha

Türbenin içerisi sıvalı olup, içerisinde bezemesi bulunmamaktadır Yalnızca trompların altına rastlayan mukarnas konsollara celi yazı ile Hüseyin Kutlunun yazmış olduğu Allah, Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin isimleri madalyonlar içerisindedir

Türbede on dört sanduka bulunmaktadır Bunların Hekim Ali Paşanın ailesine ait olduğu sanılmaktadır Türbenin batısındaki kubbe altında Şeyh Abdal ve ondan sonra gelen Şeyh İbrahim, Şeyh Hasan, Aşkî Dede ve Şeyh Rıza ile kimliği bilinmeyen şeyhler gömülüdür Türbe dışında girişin iki yanındaki sofalarda da Hekimoğlu Ali Paşanın oğlu ve damadının mezarları bulunmaktadır

Türbe bugünkü görünümünü Vakıflar Genel Müdürlüğünün 1986 yılında yaptığı onarım sonrasında almıştır

Hüsrev Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Hoca Üveyz Mahallesi, Hüsrev Paşa Sokağında, Bali Paşa Camisinin karşısında bulunan bu türbeyi Mimar Sinan 1545 yılında yaptırmıştır

Hüsrev Paşa, Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) devri vezirlerinden olup, Sokollu ailesine mensuptur Osmanlı sarayında Enderundan yetişmiş, Silahtar, Yeniçeri Ağası ve Mısır valiliklerinde bulunduktan sonra vezirliğe yükselmiş, azledilmesinden sonra evine kapanmış 1545 yılında ölmüştür Türbesi mezarının üzerine yapılmıştır

Türbe Mimar Sinanın en güzel eserleri arasında olup, her cephesi Osmanlı motifleri ile işlenmiştir Yontma kesme taştan sekizgen planlı türbenin köşeleri yarım sütunlarla yumuşatılmıştır Türbeyi örten kubbe geometrik zeminli, palmetli bir kasnak üzerine oturtulmuştur Kubbe kasnağından kubbeye geçiş bir sıra mukarnas, sekizgenden on altıya geçiş ise üç sıra mukarnasla sağlanmıştır

Giriş kapısı dışındaki bütün cephelere altlı üstlü pencereler açılmıştır Bunlardan alt sıradakiler dikdörtgen söveli, üst sıradaki pencereler ise sivri kemerlidir Giriş kapısının önünde daha önceden var olduğu kaynaklardan öğrenilen revak günümüze gelememiştir Giriş kapısı kırmızı beyaz kilit taşlarından yapılmış yayvan kemerlidir Bu kemer ile daha üstteki Bursa kemeri arasına sülüs yazı ile yer yer Rumilerle süslü kitabesi yazılmıştır

Kitabe:
“Türbe-i Hüsrev Paşa Rahmetullahi aleyh/Hak kıyametle inayet eylesin
Mustafa ona şefaat eylesin/İşitenler dediler tarihini
Daim Allah ona rahmet eylesin/Sene 952 (1545)

Bu kitabenin üzerinde tek satır halinde” Mezar-ı Hüsrev Paşa, rahmetuilahi aleyh” yazılıdır Türbenin içerisi oldukça sade olup, Paşanın sandukasının mermer şebeke ile kaplı olduğu günümüze gelen izlerden anlaşılmaktadır Kubbenin ortasında kalem işi bir madalyon bulunmaktadır

Türbe içerisinde Hüsrev Paşa, İlyas Reis ve Hızır Reis gömülüdür İç kısımdaki sandukalar bir yangın sonucu yanmıştır Türbe İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetiminde olup, ziyarete kapalıdır

Nişancı Mehmet Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Atikalide Müstakimzade Sokağında bulunan bu türbe Nişancı Mehmet Paşa Camisi ile birlikte Mimar Sinan tarafından 1587 yılında yapılmıştır Türbe caminin avlu duvarına bitişiktir

Nişancı Mehmet Paşa Sultan III Murad (1574–1595) dönemi vezirlerinden olup, Teskirecilik, Reisülküttablık ve Nişancılık görevi yapmıştır Kubbe-i Nişin dördüncü vezirliğine 1580 yılında getirilmiş, bu görevde iken 1594te ölmüştür

Türbe Klasik Osmanlı üslubunda, kesme taştan sekizgen planlı olarak yapılmıştır Üzeri kasnaksız bir kubbe ile örtülüdür Türbenin kuzeybatı kenarı caminin avlu kapılarından biri ile birleştirilmiştir Bu nedenle ortaya çıkan uyumsuzluk, kapının iki yanına yerleştirilmiş mukarnaslı birer niş ile giderilmiştir Türbenin doğusunda dört sütunlu ön kısma üç, yanlara da birer sivri kemerle açılan revak kısmı bulunmaktadır Dört sütuna oturan revak sivri kemerli olup, revak kemerleri arasında farklı genişlikler vardır Orta bölüm palmet şeklinde kesilmiş, renkli taşlarla örülmüş kapı için düzenlenmiştir İki yanına mukarnaslı nişler yerleştirilmiştir Türbenin kapısı üzerinde üç sütun halinde dört satırlık on iki mısralık kitabesi bulunmaktadır

Kitabe:
“İntikâl eyledi merhûm Mehmed Paşa
Sahib-i nâm ve nişan pir aziz—i vüzerâ
Gün gibi hane-i nüzûl etdi vücûd-u pakî
Nâm-ı nâmisîyle oldu müşerrif-i dünya
Şimdiden sonra yeridir çıkılûb ellerden
Karalır kinin bugusiyle bu kulse-i tuğrâ
Sıhhatinde yapûben Camiini türbesini
Ehl-i imândan ider ruhî temenna-i duâ
Ruz-i şerbese idiaşr-i âhir ramazan
İrtihal etdi cihandan o aziz-i şühedâ
Kudsiyan fevti Sai işidup tarihin
Dediler vasil-i Hak oldu Nişanî Paşa

Külliyenin hazireye girişteki cümle kapısı üzerinde de üçer satırlık kartuşlar içerisinde türbenin asıl kitabesi bulunmaktadır

Kitabe:
“Min ari üstüne geldikçe ihvan
Göstereceg nam-ihan ile yeksân
Edüb, şevkat içüb dest-i duayı
Diyeler ona rahmet ede rahman
Sonların haminin halim eğrine derler, kim neyler

Bu kitabenin sağında;
“Merhûm ve Mağfur
Sahibül hayratın
Nazm-ı şerifeleridir

Bu kitabenin solunda ise;
“Ruhuiçün Fâtiha
Okuyanların akıbeti
Hayr ola Tuvufiye
Sene 1001 (1592–1593)

Türbe iki sıra halinde pencerelerle aydınlatılmıştır Bunlardan dikdörtgen mermer söveli alt sıra pencereler kaş kemerlidir Üst kat pencereler ise petek şebekelidir Türbenin içerisi oldukça sadedir Bununla beraber sıva altındaki izlerden ilk yapıldığı dönemde kalem işleri ile bezeli olduğu anlaşılmaktadır Kubbenin içerisine de madalyonlu XVI yüzyıl özelliklerini taşıyan kalem işi yapılmıştır

Türbede Nişancı Mehmet Paşanın ahşap sandukası bulunmaktadır Bunun dışında başka bir mezar bulunmamaktadır Türbe İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetimindedir

Nakşıdil Valide Sultan Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesinde, Fatih Camisinin mihraba yönelik avlusunda yer alan bu türbeyi Nakşidil Valide Sultan sağlığında, 1817 yılında yaptırmıştır

Nakşidil Valide Sultan IAbdülhamidin (1774–1789) hanımlarından olup, Sultan II Mahmudun (1808–1839) annesidir Aslen Fransız olan Nakşıdil Valide Sultan Sultan II Mahmudun padişah olması ile Valide Sultan olmuştur 1817 yılında tüberkülozdan ölmüştür Nakşıdil Valide Sultan İstanbulun çeşitli yerlerinde çeşme ve sebiller yaptırmıştır

Nakşıdil Valide Sultan Türbesi barok üslupta, on altıgen planlıdır Türbenin ön cephesi mermer kaplı olup, burada kompozit başlıklı sütunçeler, üst katta plastırlar ile kaplıdır Cephelerde bu simetrik bölünmeler iki sıra halindeki dalgalı silmelerle kesilmiş ve böylece tüm cephe boyunca bir hareketlilik sağlanmıştır Türbenin cephesinde alt katta basık kemerli dikdörtgen pencereler, ikinci katta da oval pencereler yer almaktadır Ayrıca bu cephe görünümü akantus yaprakları, çeşitli fiyonklar ile tam bir barok üslubunu yansıtmaktadır Üzeri yüksek kasnaklı kubbe ile örtülü olup, kasnak plasterler ve çatı kulecikleri ile sona ermektedir Türbenin doğu cephesinde üç gözlü, kubbeli giriş revakı bulunmaktadır Bu revakın sütunları mermerden ve İon başlıklıdır Dış cephesi devrinin üslubunu yansıtan kabartmalarla süslenmiştir Türbe kapısı üzerinde Hattat Mustafa Rakımın celi-sülüs yazı ile mermer siyah zemine altın varakla kabartma olarak Zümer suresinin 53 ayeti yazılmıştır Bunun yanı sıra iç kapı üzerine de Hattat Mustafa Rakım tarafından Al-i İmran suresinin 133 ayeti yazılmıştır

Nakşıdil Valide Sultan Türbesinin içerisi XIX yüzyıl kalem işleri ile bezenmiştir Kubbe kasnağına İnsan suresini kapsayan yazı frizi yine Hattat Mustafa Rakım Efendi tarafından yazılmıştır Türbe içerisindeki sultanın sandukası sedef kakmalı şebekelerle çevrilmiştir Sandukanın ön yüzüne güneş armalı, İstanbul işi bir çerçeve içerisine de bir mersiye yazılmıştır

Türbede Nakşıdil Valide Sultandan başka on dört sanduka daha bulunmaktadır Bunlar Sultan II Mahmudu Yeniçeri isyanından kurtaran Cevri Kalfa, Sultan II Mahmudun Müşiya Kadından dünyaya gelen kızı Mihrimah Sultan (1838), Sultan II Mahmudun çiçek hastalığından ölen kızları Münire Sultan (1824), Fatma Sultan (1824), Sultan II Mahmudun çiçek hastalığından ölen oğlu Şehzade Abdülhamid (1824), Şehzade Nizameddin (1837), Sultan II Mahmudun ikbali Zeyni Felek Hanım (1842), Sultan II Mahmudun yedinci kadını Misli Nayab Kadın Efendi, Sultan II Mahmudun hanımı ve Adile Sultanın annesi Zernigâr Kadın 1832, Sultan II Mahmudun kızı Hayriye Sultan (1832), Kamerfer Kadın ve Ebufettan Hanıma aittir

Pertevniyal Valide Sultan Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Aksarayda Guraba Hüseyin Ağa Mahallesinde Pertevniyal Valide Sultan Camisinin haziresinde bulunan bu türbe, 1871 yılında yaptırılmıştır İlk yapımında caminin kıble avlusunda yer alan türbe 1926–1929 yıllarında tramvay yolunun genişletilmesi sırasında geri çekilmiştir Aksaray Meydanının H Prost planına göre düzenlenmesi sırasında bir kez daha geri alınan türbe daha sonra Vatan Caddesinin açılışı ve Aksaray Meydanının yeniden düzenlenmesi sırasında 1958 yılında yıkılmıştır Türbenin parçaları Lalelideki Sultan III Selim Türbesinin haziresine taşınmıştır Pertevniyal Valide Sultanın naşı ise bir süre Topkapı Sarayı Müzesi Silahtar Dairesinde korunmuş, 1967de Sultan II Mahmut Türbesinde padişahın sandukası altına gömülmüştür Bunun ardından türbenin mimari parçalarından kısmen yararlanılarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından avluya alınarak yeniden yapılmış, sultanın naşı da türbesine nakledilmiştir

Pertevniyal Valide Sultan, Sultan II Mahmudun (1808–1839) hanımı ve Sultan Abdülazizin (1861–1876) annesidir Sultan Abdülazizin 1861de tahta çıkması ile Valide Sultan olmuştur Sultan Abdülazizin tahttan indirilmesi üzerine inzivaya çekilmiştir Bundan sonra birçok kişiyi yetiştirmiş ve 1883 yılında ölmüş ve yaptırmış olduğu türbesine gömülmüştür İstanbulda Valide Sultan Camisinin yanı sıra çeşitli eserler yaptırmıştır Ayrıca Konyadaki Aziziye Camisini de yaptırmıştır

Pertevniyal Valide Sultan Türbesi Neo-Klasik ve Ampir üslubunda, yüksek bir platform üzerine yapılmıştır Türbenin dış kapısı üzerine mermer kabartma tekniğinde celi-sülüs yazı ile Yasin suresinin 58 ayeti, iç kapısının üzerine de yine aynı teknikte Yusuf suresinin 64 ayeti yazılmıştır Türbe kesme köfeki taşından dikdörtgen planlı olup, orta bölüm ve buraya bakan dört ayrı küçük mekândan meydana gelmiştir Üzeri kubbe ile örtülüdür Kubbe eteğine de celi-sülüs yazı ile Bakara suresinin 255 ve Haşr suresinin 21-24 ayetleri yazılmıştır

Türbe içerisinde Pertevniyal Valide Sultandan başka torunu Yusuf İzeddin Efendinin oğlu Sadedin Efendi (1884), gelini ve Yusuf İzeddin Efendinin eşi Cesm-i Ahu Hatun (1911) ve gelininin annesi Mestare Hanım gömülüdür

Mustafa Rakım Efendi Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Karagümrük Atik Ali Caddesinde, Atik Ali Camisinin karşısında bulunan bu türbenin, yanındaki medrese ile birlikte 1826 yılında yapıldığı sanılmaktadır

Hattat Mustafa Rakım, Türk hat sanatının en ünlü kişilerindendir Ünyede 1757 yılında dünyaya gelmiş, kardeşi Hattat İsmail Zühtü Efendi ile birlikte küçük yaşta İstanbula gelerek bir yandan medrese tahsilini sürdürmüş, diğer yandan da hat sanatını öğrenmişlerdir Derviş Ali Efendiden 12 yaşında icazet almıştır Devrin önde gelen kişilerinin çocuklarına ders vermiş ve aynı zamanda da resim yapmıştır Sultan III Selimin (1789–1807) tahta çıkışında bir resmini yapmış ve kendisine takdim etmiştir Padişah bu resmi çok beğenmiş ve ona Müderrislik payesi vermiştir Bundan sonra sarayla bağlantı kuran Rakım Efendi Şehzade Mahmudun (1808–1839) yazı hocası olmuş ve onun öğrencisi olan Sultan, hattat padişahlar arasında ün yapmıştır

Mustafa Rakım Efendi Molla unvanı ile İzmir (1809), Edirne (1814), Mekke (1816) ve İstanbul (1818) kadılıklarına getirilmiş ve 1823 yılında da Anadolu Kazaskeri olmuştur 26 Mart 1826 yılında İstanbulda ölmüştür

Mustafa Rakım Efendinin İstanbulun çeşitli camilerinde, mezar taşlarında kitabeleri bulunmaktadır Ayrıca çok sayıdaki levhaları, hilyeleri ve Kuranları bulunmaktadır Bugün bunların bir kısmı Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ile Topkapı Sarayı Müzesinde ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır

Hattat Mustafa Rakım Efendinin Türbesi kesme taştan yapılmış olup, avlu cephesindeki duvarlar bir sıra taş, iki sıra tuğladan örülmüştür Caddeye bakan duvarlar ise kesme taştandır Türbenin üzeri doğrudan doğruya duvarlar üzerine oturan kubbe ile örtülüdür Türbenin kuzeydoğu köşesine celi-sülüs yazı ile yazılmış mermer bir kitabe yerleştirilmiştir

Kitabe:
“Sabıka sadr-ı Anadolu ve hazin-i kelâmür-rabbâni Hattat Mustafa Rakım Efendi ruhiçün Fatihâ 1241 (1826) Ketebehu Mustafa Rakım

Bu kitabenin Hatat Rakım tarafından yazıldığı sanılıyorsa da bu konuda bazı iddialar bulunmaktadır Ölümünden sonra öğrencisi Haşim Efendi tarafından veya ölmeden önce kendisi tarafından yazıldığı konusu çelişkilidir Türbenin cadde üzerindeki üç penceresi üzerinde de bir başka kitabe daha bulunmaktadır

Türbenin içerisi son derece sade olup, Hattat Mustafa Rakım Efendi ile öğrencisi Haşim Efendinin (1845) sandukaları bulunmaktadır

Şehzadeler Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Çarşamba semtinde Yavuz Sultan Selim Camisi avlusunda bulunan bu türbe, Kanuni Sultan Süleymanın (1520–1566) emri üzerine Mimar Acem Ali tarafından 1522–1523 yılında yapılmıştır Türbede Kanuni Sultan Süleymanın şehzadeleri gömülüdür

Türbe Klasik Osmanlı türbe mimarisi üslubunda olup, kesme taştan sekizgen planlıdır Üzeri yuvarlak bir kasnak üzerine oturtulmuş kubbe ile örtülüdür Türbeye önünde revak bulunan batı yönündeki bir kapıdan girilmektedir Bu kapının iki yanına renkli sır tekniği ile yapılmış altıgen çiniler yerleştirilmiştir Bu çiniler lacivert zemin üzerine sarı, beyaz, yeşil ve firuze renklerden yapılmıştır Türbenin girişi dışındaki duvarları altlı üstlü ikişer pencere ile hareketlendirilmiştir Türbe içerisindeki bezemesi oldukça sadedir Yalnızca kubbe ve kubbeye geçişi sağlayan kasnak üzerinde kalem işi süslemeler görülmektedir Kubbenin dış kasnağında celi-sülüs yazı ile bir yazı kuşağına yer verilmiştir Burada Besmele, Ayetel Kürsi, Zümer suresinin 74 ayeti ile Yusuf suresinin 92 ayeti yazılıdır

Türbe içerisinde Kanuni Sultan Süleymanın oğulları Şehzade Murad (1521), Şehzade Mahmud (1521), Şehzade Abdullah (1526), Yavuz Sultan Selimin kızı, İskender Paşanın eşi Hafsa Sultan (1538), Vezir Makdul İbrahim Paşanın eşi Hatice Sultanın (1553) sandukaları bulunmaktadır

Sancaktar Hayreddin Paşa Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Kocamustafapaşa semtinde, Sancaktar Hayreddin Camisinin avlusunda yer alan bu türbenin yapım tarihi ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır Sancaktar Hayrettin Paşa kendi ismi ile tanınan medrese, cami ve türbesini yaptırmıştır Günümüze gelemeyen bu türbenin erken dönemde yapılmış bir Bizans yapısı olduğu da iddia edilmiştir Bu alan yanmış ve günümüze yalnızca Sancaktar Hayreddin Paşa ve dergâh şeyhlerine ait mezarlar gelebilmiştir

Sancaktar Hayreddinin Fatih Sultan Mehmed (1451–1481) devri alemdarlarından olduğu bilinmektedir

Nureddin Cerrahi Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Derviş Ali Mahallesinde bulunan bu türbenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Cerrahi dergâhının şeyhlerinden İbrahim Fahreddin Efendi 1921 yılında türbeyi onarmış, daha sonra ahşap olan duvarlar 1945te betonarmeye dönüştürülmüştür

Nureddin Cerrahi Halveti Tarikatının Ramazaniye bölümünden olan Cerrahiye koluna mensuptur Asıl ismi Muhammed Bin Abdullah olup, 1671 yılında İstanbulda Cerrahpaşada dünyaya gelmiştir Aile seceresi Ebu Ubeyde bin Cerraha ulaştığı için de Cerrahi ismi kendisine yakıştırılmıştır 1720 yılında ölmüş ve vasiyeti uyarınca da dergâhında annesinin ayakucuna gömülmüştür Nureddin Cerrahi ile ilgili birçok menkıbe ve öykü bulunmaktadır Ayrıca Mürşid-i Dervişanı Risalesi, Nutk-u Şerif, Nasihat-Ali isimli eserleri ile ilahileri bulunmaktadır

Nureddin Cerrahinin türbesi İstanbulun en büyük evliya türbelerinden olup, tevhidhane ile türbe aynı yapı içerisindedir Ortak bir çatı ile üzeri örtülmüştür Tevhidhane-türbe 1850x1400x1600 m ölçüsünde yamuk bir alanda yapılmıştır Daha sonra bu yapıya küçük türbe, cennet oda gibi bölümler eklenmiştir Yapının doğu kesimindeki 1600x750 mlik bölüm tevhidhaneye, batı kısmındaki 1850x650 mlik bölüm de türbeye ayrılmıştır Her iki bölüm birbirlerinden dikmelerle ayrılmıştır

Türbe içerisinde 44 kişi gömülüdür Bunların başında Nureddin Cerrahinin yanı sıra Şeyh Seyyid Süleyman Veliyüddin Efendi, Şeyh Muhammed Hüsameddin Efendi, Seyyid Abdüşşekür Efendi, Şeyh Seyyid Abdülaziz Zihni Efendi, Şeyh Galibin torunu Nemika Hanım ve diğer şeyhler ile müritler gelmektedir

Oğlanlar (Olanlar) Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Murat Paşa Mahallesinde, Murat Paşa Camisinin avlusunda bulunan bu türbe, Sultan Abdülaziz (1861–1876) tarafından 1871 yılında yaptırılmıştır Oğlanlar Dergâhının ilk banisi olan Yakub Ağanın ölümünden sonra Oğlanlar Tekkesi XIV yüzyılın başlarında yapılmıştır

Bu türbe ve yanındaki sebil Aksaray Çakır Ağa Mahallesinde bulunuyordu Millet Caddesi açılırken dergâh yıkılmış, türbe ve sebil kısmı da Murat Paşa Camisinin avlusuna getirilmiştir

Oğlanlar Şeyhi lakabı ile tanınan İbrahim Efendi İstanbulda Hakikizade Osman Efendiden Halveti hilafeti almış, daha sonra dönemin tanınmış mutasavvıflarından Aziz Mahmut Hüdai Efendi ve Abdülahad Nuri Efendiden ders görmüş 1656 yılında İstanbulda ölmüş ve dergâhının yanına gömülmüştür

Türbe ve ona bitişik olan sebil tek bir mekân içerisindedir Sebilin pencereleri aynı zamanda hacet (ziyaret) penceresi niteliğindedir Türbe ve sebilin caddeye yönelik ikisi dar, ikisi geniş olmak üzere dört penceresi vardır Bu pencerelerin aralarına yuvarlak madalyonlar içerisinde Kadiri sembolü olan Kadiri gülleri ve beş kollu yıldızlar yerleştirilmiştir

Türbe içerisinde Şeyh İbrahim Efendi, Yakub Ağa ve kim oldukları bilinmeyen dört kişiye ait altı adet sanduka bulunmaktadır

Ramazan Efendi Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Kocamustafapaşa Arabacı Beyazıt Mahallesi, Ramazan Efendi Sokağında, Ramazan Efendi Camisi içerisinde bulunan türbe, cami ile birlikte, Bezirgân Hacı Hüsrev Çelebi tarafından Mimar Sinana 1506da yaptırılmıştır

Ramazan Mahfi Efendi, Halveti Tarikatının kollarından Ramazaniye şubesinin kurucusudur Ramazan-uddin Mahfi ismi ile tanınmış, 1542 yılında Afyonda dünyaya gelmiştir Şeriat ve tarikat alanında devrinin ünlü ilim adamlarından ders almış ve sonra da onlara katılmıştır Şeyh Muhiddin Mehmed Çelebi Karahisarinin hizmetinde bulunmuş ve Onun tarafından tarikat hırkası giydirilmiştir 1585 yılında İstanbula gelerek Kocamustafapaşa semtinde Bezestani Hoca Hüsrev Çelebi tarafından kendisi için yaptırılan cami ile dergâhta ders vermiştir Birçok öğrenci yetiştirmiş, kerametleri ile tanınmıştır Özellikle rüya tabirlerinde bilgisi bulunuyordu 1616 yılında ölmüş ve dergâhının türbesine gömülmüştür

Türbe 900x850 m ölçüsünde yamuk dikdörtgen planlı olup, yarım altıgen bir çıkma ile genişletilmiştir Moloz taş ve tuğla duvarlı türbenin üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür Güneybatı ve kuzeydoğu köşesinde iki giriş kapısı, diğer yönlerinde de birer penceresi bulunmaktadır Ramazan Efendinin sandukasının bulunduğu çıkmanın yüzlerine de yuvarlak pencereler açılmıştır Sandukanın bulunduğu bölüm kubbe altına rastlamaktadır Sandukanın etrafı demir parmaklıklarla çevrilmiştir Türbe içerisinde herhangi bir bezeme bulunmamaktadır

Türbede Ramazan Efendi ile birlikte kim oldukları bilinmeyen biri kadın yedi erkek gömülüdür Türbe, İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetimindedir

Şeyh Velayet Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Karagümrük, Haydar Mahallesi, Şair Balcı Sokağında bulunan bu türbenin yapım tarihi bilinmemektedir Yapı üslubundan XVI yüzyılın sonlarına doğru yapıldığı sanılmaktadır Yanında Âşık Paşazade Türbesi bulunmaktadır

Şeyh Velayet Peygamberin soyundan gelmiş olup, gerçek ismi Seyyid Velayet bin Seyyid İshakdır Bursada dünyaya gelmiş devrin ünlü âlimlerinden aklî ve nakli ilimler öğrenmiş, Molla Güraniden de hadis dersleri almıştır Şeyh Ahmedden feyz almış ve tasavvuf yolunda ilerledikten sonra birçok öğrenci yetiştirmiş ve 1522 yılında İstanbulda ölmüştür

Türbe Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda, köfeki taşından kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür Türbe altlı ve üstlü iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır İç kısmında bezemeye rastlanmamaktadır

Türbe içerisinde Seyyid Velayet Efendiden başka eşi, oğlu, halefi Derviş Muhammed ve dergâh şeyhleri olan on bir kişi gömülüdür

Sümbül Efendi Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Kocamustafapaşada Kocamustafapaşa Camisinin avlusunda bulunan bu türbe 1529 yılında yaptırılmıştır

Sümbül Sinan Efendi Halveti tarikatının Cemali koluna bağlı Sümbüliye şubesinin kurucusudur Gerçek ismi Yusuf olup, Zeynüddin unvanı ile tanınmaktadır Halk Ona Sümbül Efendi ismini yakıştırmıştır Sümbül Efendi Merzifonda 1451 yılında doğmuş, İstanbula gelerek medrese eğitimi almıştır Daha sonra Halveti Tarikatına girmiş, Mısıra gitmiştir Dergâh şeyhi Mehmed Cemaleddin Efendinin ölümü üzerine ve Onun vasiyeti ile İstanbula gelerek 1494 yılında tekkenin başına geçmiştir Birçok mürit yetiştirmiştir Merkez Efendi de Onun yetiştirdiği halifelerden birisidir

Sümbül Efendi birçok camide vaaz vermiş, Yavuz Sultan Selimin yaptırdığı Yavuz Sultan Selim Camisinde 1523te ilk vaazı vermiştir Sümbül Efendi 78 yaşında, 1529 yılında ölmüş ve dergâhının haziresine gömülüp, üzerine türbesi yapılmıştır

Türbe bugünkü görünümünü Sultan II Mahmud (1808–1839) zamanında yapılan onarım ve Serasker Mehmed Rıza Paşanın 1920 yılından önce yaptırdığı restorasyon ile almıştır İlk yapıldığı zaman sekizgen planlı olan türbe, bugün yuvarlak planlı ve üzeri kubbelidir Türbenin güneyine yamuk planlı bir giriş bölümü eklenmiş, bu bölüme Sümbül Efendi ile Serasker Rıza Paşanın mezarlarının bulunduğu bölümün kapıları açılmıştır Ayrıca burada Hattat Ömer Efendinin mezarı ile bir de kuyu bulunmaktadır

Sümbül Efendi Türbesinin dört kenarında şadırvan avlusuna açılan demir şebekeli birer penceresi bulunmaktadır Bunların üzerine de oval tepe pencereleri yerleştirilmiştir Tepe pencereleri alçıdan sümbül demetleri ile çevrelenmiştir Türbenin üzeri ahşap bir kubbe ile örtülmüştür Kubbe eteğindeki kurşun kaplı saçak türbenin giriş bölümüne dalgalanarak hareket kazandırmıştır Türbenin içerisi oldukça sadedir Sümbül Efendi Türbesinin girişindeki Serasker Rıza Paşanın türbesini torunları yaptırmıştır

Sümbül Efendi Türbesi İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetiminde olup, ziyarete açıktır

Safiye Sultan (Rahime Hatun) Türbesi (Fatih)

İstanbul Fatih ilçesi, Kocamustafapaşa Semtinde, Sümbül Efendi Camisinin avlusunda bulunan türbenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Türbenin kitbaesi de olmadığından kime ait olduğu da kesinlik kazanamamıştır Bazılarına göre Koca Mustafa Paşanın kızı Safiye Sultanın, bazılarına göre de Sümbül Sinanın eşi Safiye Sultana aittir Ayvansarayi Hafız Hüseyin Efendinin Hadikatül Cevâmi isimli eserinde türbenin Koca Mustafa Paşanın kızı Safiye Sultana ait olduğu yazılıdır Halk arasındaki söylentiye göre de türbede Rahime Hatun isimli bir kişi gömülüdür

Türbe Sümbül Efendi Camisinin yanında önünde revak bulunan sekizgen planlı kubbeli bir yapıdır Klasik Osmanlı mimari üslubunda, kesme taştan yapılmıştır Her cephesine altlı üstlü ikişer pencere açılmıştır Alt sıra pencerelerin üzerlerinde Bursa kemeri şeklinde hafifletme kemerlerine yer verilmiştir Türbe son derece sade olup, herhangi bir bezemesi bulunmamaktadır

Şeyh Emir Ahmet Buhari Türbesi (Fatih)

İstanbul ili Fatih ilçesi, Hoca Üveys Mahallesi, Emir Buhari Sokakta, Emir Buhari Camisinin avlusunda bulunan bu türbe, yanındaki tekke ile birlikte Sultan II Bayazıd (1481–1512) tarafından yaptırılmıştır Türbenin yapım tarihi kesin değildir Darüssaade Ağası Cevher Ağa 1779da türbeyi onartmıştır Bunu belirten kitabe de türbe kapısı üzerine konulmuştur

Şeyh Emir Ahmed Buhari, Buharada dünyaya gelmiş, Fatih Sultan Mehmet (1444–1446/1451–1481) devrindeki ilk Nakşibendî şeyhi Simavlı Molla Abdullah İlahiden ders almıştır Fatih Külliyesi yakınında bir mescit ve dergâh yaptırmış ve burada ders vermiştir Ayvansaray ve Edirnekapıda Nakşibendî dergâhları açmıştır Sultan II Bayazıd ile zaman zaman dini sohbetler yapmıştır Onunla ilgili birçok menkıbe bulunmaktadır

Türbe kare planlı, kesme taştan yapılmıştır Üzeri tek kubbe ile örtülüdür Türbe içerisinde hiçbir bezeme unsuru bulunmamaktadır

Türbede Şeyh Ahmed Buharinin sandukası bulunmakta olup, avlusunda Nakşibendî şeyhlerine ait mezar taşları vardır

Ebu Eyyub El Ensari Türbesi (Eyüp)



İstanbul Eyüp ilçesinde Eyüp Camisinin avlusunda bulunan bu türbe Fatih Sultan Mehmet (1441–1446/1451–1481) döneminde Eyüp Sultan Külliyesi ile birlikte yaptırılmıştır Eyüp Sultan Türbesi kuruluşundan günümüze kadar Müslümanların en çok rağbet ettiği, doğum, sünnet, evlenme, ölüm nedeni ile ziyaret ettikleri, çeşitli adaklar adadıkları bir ziyaretgâh konumundadır Osmanlı hükümdarları da taklid-i seyf (kılıç kuşanma) törenlerini Eyüp Sultan Türbesinde yapmışlardır Bundan ötürü de türbe Osmanlı döneminde bir bakıma devlet protokolü içerisinde yer almıştır Bu nedenle de padişahların, hanedan ve saray mensuplarının, devlet ricalinin, ulemanın, tarikat mensuplarının ilgi odağı haline gelmiş, çevresinde Ona yakın olmak arzusu ile diğer türbeler ile mezarlıklar gelişmiştir

Eyüp Sultan Külliyesi ile birlikte türbe de çeşitli dönemlerde onarılmış ve onunla ilgili ek binalar ile vakıflar yapılmıştır

Ebu Eyyub El Ensari Osmanlı döneminde Hazreti Halid, günümüzde de Eyyup Sultan olarak tanınan sahabeden Halid bin Zeyd Ebu Eyüp El Ensari Hazreti Muhammedi Mekkeden Medineye hicret ettiği sırada evinde ağırlamış, bunun için de Mihmandar-ı Resulullah sıfatı ona verilmişti Emevilerin 668de İstanbulu kuşatması sırasında surların yakınında ölmüştür Mezarının İstanbulun fethinden sonra Bayrami tarikatının şeyhi Akşemseddin tarafından bulunduğu rivayet edilmektedir Bunun üzerine de Fatih Sultan Mehmed mezarın üzerine türbesini yaptırmıştır

Osmanlı mimarisinde özgün tasarımını günümüze kadar koruyan bu türbe şehrin en eski tarihli Osmanlı mezar anıtıdır Kesme köfeki taş duvarlı türbe, sekizgen planlı olup üzeri kubbe ile örtülmüştür İlk yapıldığı dönemde Kıble yönüne açılan kapısının önünde kubbeli küçük bir revak olduğu sanılmaktadır Türbenin güney, güneybatı ve güneydoğu kenarları Sultan IAhmedin (1603–1617) yaptırmış olduğu ziyaret bölümünün içerisinde kalmıştır Bu bölümle ilgili arka taraftaki hazireye yönelik diğer beş cephesinde ilk yapıya ait özgün tasarımlar görülmektedir Bu cephelerde birbirleri ile ahenkli mimari oranlar ve sadelikler dikkati çekmektedir Silmelerle çerçevelenmiş olan cephelerin düşey eksenlerine ikişer pencere yerleştirilmiştir Tuğla örgülü, dışarıdan kurşun kaplı olan türbe kasnaksız, doğrudan doğruya duvarlar üzerine oturtulmuştur Türbenin girişi basık kemerli mihrap biçiminde girintilerin bulunduğu sivri kemerli bir niş içerisine alınmıştır Fatih dönemine ait olan ahşap kapı kanatları sonradan, I Ahmed tarafından yaptırılmış olan çıkış koridorunun girişindeki kapıya yerleştirilmiştir Türbenin emniyetini sağlamak için de onların yerine madeni kapı kanatları takılmıştır Bunların önünde de Sultan II Abdülhamidin (1876–1909) kendi eliyle yaptığı ve türbeye hediye ettiği sedef kaplamalı bir parmaklık bulunmaktadır



Türbe girişinin solunda Sultan I Ahmed tarafından yaptırılmış sebile kadar devam eden ve iki levhadan meydana gelen sülüs bir kitabeye yer verilmiştir Bu kitabe Şeyhülislâm Hoca Sadeddinzade Mehmed Esad Efendi tarafından yazılmıştır Kitabe Arapça olup, Halid bin Zeyd için kaleme alınmış bir mersiyedir Türbenin hacet penceresi yanındaki giriş kapısı üzerinde Sultan I Ahmed zamanında konulmuş mermer bir kitabe bulunmaktadır

Kitabe:
“Müyesser eyledi bu meşed-i envar-ı pûr feyz ü vefa
Resullulah-ı mihman iden yâr-ı vefâkarı
Türab-ı merkad-pâk-ı mücellâ eyler ensari
Mücahid fi sebilillah Ebu Eyyub El-Ensâri

Ziyaret penceresinin üzerinde de sülüs yazı ile Halid bin Zeyde ithaf edilmiş bir dörtlüğe yer verilmiştir Pencerenin içerisinde de Sultan I Ahmedin yazdığı 1612 tarihli bir başka manzum kitabe daha bulunmaktadır Ziyaret penceresinin madeni parmaklıkları önünde Kelime-i Tevhid içeren pirinç şebekelerdeki Mühr-ü Süleyman motifleri de bulunmaktadır Ne yazık ki bu motifler 1970li yıllarda İsraille bağlantılı görülmüş ve kesilerek yok edilmiştir Ziyaret penceresinin iç tarafında Halid bin Zeyd ile ilgili bir hadis kitabesi bulunmaktadır Bu bölümler Sultan III Selim tarafından ziyaretçileri yağmurdan korumak amacıyla volütlü başlıkları olan mermer sütunların taşıdığı, ahşap saçaklı bir sundurma altına alınmıştır



Ziyaret bölümünde ziyaret penceresinin bulunduğu duvarın iç yüzüne Hazreti Muhammedin ayak izinin korunduğu bir dolap dikkat çekmektedir Bu dolabın üzerindeki talik yazılı manzum kitabede de Hazreti Muhammedin ayak izinin buraya Sultan I Mahmud tarafından konulduğu yazılıdır Bazı kaynaklarda da bu ayak izinin Sultan III Osman tarafından buraya konulduğu belirtilmektedir Ayak izinin bulunduğu dolabın üzerinde Sultan I Ahmedin, Sultan III Osmanın ve Sultan III Selimin kitabelerine yer verilmiştir Bu bölümlerin üzeri bağdadi tekne tonoz bir tavanla örtülüdür

Türbenin ziyaret bölümünü iç avludan ayıran duvarlar XVI-XVII yüzyıl İznik, Kütahya ve Tekfur Sarayı çinileri ile bezenmiştir Ayrıca Yıldız ve Avrupa çinileri de onları tamamlamıştır Bu çiniler ziyaret bölümünün basık kemerli girişi ile ziyaret penceresini (hacet penceresi) çevresini kaplamaktadır

Türbe duvarları iç yüzeylerde pencere sıralarının altına kadar beyaz zeminli XVIII yüzyıl Kütahya çinileri ile kaplanmıştır Bu çinilerin bitiminde çiniden lacivert zeminli, beyaz renkli bir ayet kuşağına yer verilmiştir İstifli sülüs ile yazılan bu yazı kuşağından sonra duvarların tüm yüzeyleri kubbe içlerine kadar büyük olasılıkla Sultan III Selim (1774–1789) zamanında yapılmış olan barok üslupta kalem işleri ile bezenmiştir Kubbe merkezindeki yuvarlak madalyon içerisinde istifli celi-sülüs yazı ile Fatih döneminden kalma bir ayet yazılıdır

Eyüp Sultanın sandukasını örten Sultan II Mahmudun (1808–1839) hediyesi olan siyah puşidenin üzerine simle sülüs yazılar işlenmiştir Bu yazıların büyük kısmını devrin ünlü hattatı Mustafa Rakım Efendi, bir kısmını da Sultan II Mahmud yazmıştır



Türbenin etrafı Sultan III Selimin yaptırdığı som gümüşten bir şebeke ile çevrilidir Bu şebeke Osmanlı maden sanatının barok üslupta yapılmış en güzel madeni eserlerinden birisidir Şebekenin uzun kenarları üçer, kısa kenarları da ikişer tane olmak üzere toplam on parçadan meydana gelmiştir Şebeke beyzi madalyonlar ve C şeklindeki kıvrımlar ile tüm yüzeyi kaplamış ve dikmelerle de birbirine bağlanmıştır Bütün bu parçalar S kıvrımlarından oluşan dalgalı bir alınlıkla sona ermiştir Dikmeler ve alınlıkların üzerinde istiridye biçiminde tepelikler bulunmaktadır Şebekenin uzun kenarının ortasında iç içe iki yuvarlak madalyon bulunmaktadır Bu madalyonlar sülüs yazılı Besmele ve Fatiha suresini içermektedir Şebekenin baş tarafına da kordonlu perde motifleri içerisinde kalan dikdörtgen çerçevelere aynalı bir yazı ile “Ya Hazret-i Halid” yazılmıştır Ayrıca bunun yanına da Halid Bin Zeydin sancaktar olduğunu simgeleyen sancak kabartmalarına da yer verilmiştir Şebekenin alınlıklarına da Bakara ve Al-i İmran suresinin bazı ayetleri yazılmıştır Şebekenin ayakucuna da dikdörtgen çerçeveler içerisinde Sultan III Selimin Şair Münip Efendiye 1792 yılında yazdırdığı talik yazılı bir dörtlüğe yer verilmiştir

“Meşhed-i pâk Alemdar Resul
Zahir-i bâtın gülzâr-ı Naim
Sarf-ı himmetle ana sabıkta
Kıldı Han Ahmed-i Evvel tazim
Şimdi Sultan Selim-i sâlis
Yapdı ol gevhere halka-i sim
Yazdı itmamına târih Münib
Pâk-i vâlâ eser-i Şah Selim



Eyüp Sultan Türbesinde sandukanın ayakucunda Kısmet Kuyusu denilen bir kuyu bulunmaktadır Bu kuyunun daha önce burada var olan bir Bizans manastırının ayazmasının devamı olduğu sanılmaktadır Bu kuyu ile ilgili İstanbul folklorunda bir takım efsaneler bulunmaktadır Kuyu sivri kemerli bir nişin içerisindedir Bu nişin üzerine de sülüs yazı ile manzum bir kitabe yazılmış ve Sultan I Ahmed tarafından yaptırıldığı belirtilmiştir

Kitabe:
“Bu kuyu kim ol nezir suyu âlem içre zemzemân
Alemdâr-ı Resul-ün ayağına yüz sürer zühreyân
Çün defn iddiler ashabın guzâtı bunda bu şâh
Bu cahi ayağı ucuna kazup eylediler inşâi
Şu dem kim türbenin içini dışını kıldı Ahmed Hân
Yapub mermerleri ile eyledi ihya ol şükur-güftâr
Nola ol pâdişâh-ı Hâfıza cümle umurunda
İlâhi emre eyle yâver ola bu Server-i Ensâr
1016 (1607)

Türbenin altında zemin suyunun türbeye zarar vermemesi için Sultan II Mahmud tarafından bazı dehlizlerin yapıldığı da söylenmektedir Türbede çeşitli dönemlerde buraya vakfedilmiş olan zengin eşyalar bulunmaktadır Bunların başında sandukanın üzerinde yuvarlak bir kandil gelmektedir Sultan III Ahmed (1703–1730) buraya altın ve gümüşten buhurdanlar, zemzem kapları hediye etmiştir Türbenin duvarlarında Sultan I Ahmed, Sultan III Mustafa, Sultan III Selim, Sultan II Mahmud ve Sultan Abdülazizin yazmış oldukları levhalar bulunmaktadır Buradaki Sancağı Şerif 1703 yılına kadar burada korunmuş, daha sonra Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesine götürülmüştür

Türbe içerisindeki Kuran, şamdan, el yazması gibi eserlerin bazıları Topkapı Sarayı Müzesinde, Türk ve İslâm Eserleri Müzesinde korunmaktadır

Türbe günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetiminde olup ziyarete açıktır

Sultan Mehmed Reşat Türbesi (Eyüp)

İstanbul ili Eyüp ilçesinde, Boyacı Sokağı ile Haliç arasında, bahçe içerisinde bulunan Sultan V Mehmed Reşat (1909–1918) Türbesi Mimar Kemalettin tarafından 1913–1914 yılında Neo-Klasik üslupta yapılmıştır

Sultan Mehmet Reşat 35 Osmanlı padişahı olup, Sultan Abdülmecidin oğlu, Sultan II Abdülhamidin kardeşidir İyi bir eğitim görmüş, Sultan II Abdülhamidin tahttan indirilmesi üzerine 1909 yılında padişah olmuştur Döneminde II Meşrutiyet ilan edilmiş ve 1912 yılında Balkan Savaşı, ardından da 1914 yılında I Dünya Savaşı başlamıştır Savaş sırasında 74 yaşında ölmüş ve Eyüpteki türbesine gömülmüştür

Sultan V Mehmed Reşat sağlığında türbesi Mimar Kemalettine yaptırmıştır Bu türbe Neo-Klasik üslupta, İstanbul surları dışında yapılmış olan ve aynı zamanda da en son Osmanlı padişah türbesidir Türbe, sekizgen planlı olup, kesme köfeki taşından ve mermerden yapılmış üzeri tek kubbe ile örtülmüştür Zeminden oldukça yüksek bir kaide üzerindeki türbeye on basamaklı mermer bir merdivenle çıkılmaktadır Türbenin giriş kapısı Haliçe yöneliktir Rıhtımda olmasından ötürü de büyük sandalların yanaşabilmesi için küçük demir iskele babaları ile rıhtım desteklenmiştir Ancak 1986 yılında önünden kazıklı bir yol geçirilince türbenin bu bölümleri toprak altında kalmıştır Günümüzde demir parmaklıklı, içerisinde iki küçük havuz bulunan bir bahçe içerisindedir

Türbenin her yüzünde üstte iki, altta da bir olmak üzere on dört penceresi vardır Sivri kemerli alt sıra pencereler birer atkı ile ikiye bölünmüştür Bu pencerelerin üzerine gösterişli birer başlıklar yerleştirilmiştir Köşelerdeki yarım silindir duvar payeleri ile cepheler hareketlendirilmiştir Ayrıca kubbe eteğinde mermer bir silme türbeyi çepeçevre dolaşmaktadır Türbenin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerine yarım kubbeli birer hücre eklenmiştir Giriş kapısının bulunduğu nişin içerisine Sad suresinin 50 ayeti yazılmıştır Bu nişin üzerine de Ömer Vasfi Efendinin yazmış olduğu Besmeleye yer verilmiştir Bunun altına da türbenin yapım tarihi olan 1913–1914 yazılıdır

Türbenin içerisi klasik Osmanlı mimarisi üslubunda bezenmiştir Zeminden üst sıra pencerelerin altına kadar çinilerle kaplanmıştır Bu çiniler XVI yüzyıl çinilerinin kopyaları olup, XX yüzyılın başlarında Kütahyada Hafız Emin Efendi tarafından yapılmıştır Çini panoların üzerine de Besmele ve Fecr suresini içeren lacivert zeminli, beyaz yazılı bir kuşak çepeçevre içerisini dolaşmaktadır Ayrıca türbe içerisinde altın zeminli, kırmızı, mavi parlak renklerin çok zengin biçimde kullanıldığı kalem işleri bulunmaktadır Pencereler de vazodan çıkan lalelere benzer vitraylarla süslenmiştir

Sultan Mehmed Reşadın sandukasının etrafı pirinç bir şebeke ile çevrilmiştir Buraya pirinç üzerine Esma-ül Hüsna yazılıdır Şebekenin baş tarafında Yal Latif ve Ya Hafız yazıları bulunmaktadır Baş tarafındaki 1919 tarihli levhada da:

“Cennet mekân El-Gâzi Sultan Mehmed Reşad Han
İbn-i Sultan El-Gazi Abdül-mecid Han Hazretleri” yazılıdır

Türbe içerisinde Sultan Mehmed Reşadın ahşap sandukasının yanı sıra baş kadını Kâm-res Kadın Sultan (1921) ile Sultan Mehmed Reşadın Dürriaden Kadından doğan oğlu Necmeddin Efendi (1913) gömülüdür

Türbenin haziresinde Sultan Mehmed Reşadın torunu, Şehzade Mehmed Ziyaeddinin oğlu Şehzade Mehmed, Nazım Efendi, Şehzade Mehmed Ziyaeddinin oğlu Şehzade Ömer Fevzi Efendi ve padişaha hizmet edenlerin mezarları bulunmaktadır

Türbe İstanbul Türbeler Müdürlüğünün yönetiminde olup, ziyarete kapalıdır

Alıntı Yaparak Cevapla